21.Bölüm(Bekleyiş)

2739 Kelimeler
Medya :Uras TÜRKOĞLU Okumaya başladığınız saati buraya yazmanızı istiyorum.Şimdiden teşekkürler. ☺️ Benim için güzel bir bölüm oldu. Umarım sizde beğenirsiniz. KEYİFLİ OKUMALAR.... "ARTIK SENİNLE KALMAK İSTEMİYORUM URAS! BİTTİ ARTIK ANLIYOR MUSUN? BİTTİ...." duyduklarıma inanamıyordum. "Ne demek bitti lan! Sen ne dediğinin farkında mısın Öykü!!" kolundan tuttuğum gibi kendime çektim. Gözlerinin içine baktığımda kolunu sıktığım için acı çektiğini anladım ve onu yatağın üzerine doğru fırlattım. Ona zarar vermek istemiyordum. Ellerimi sıktım ve öfkeyle dolabın aynasına yumruğumu geçirdim. Ayna tuz buz olunca Öykü korkuyla çığlık attı. Sinirle ona baktım. Gözleri elime kayınca elimdeki kanı gördüm. Acıyı hissetmiyordum bile. Hiçbir şey Öykü'nün söylediği kelime kadar acıtmazdı canımı. Ayağa kalkıp yanıma doğru gelmeye çalışınca gözlerimi kapattım ve durması için elimi kaldırdım. "Sakın, sakın yaklaşma! Sana zarar vermek istemiyorum!" yerinde kaldı. Gözlerinden akan yaşları görünce gözlerimi kıstım. Bana neden böyle davrandığını bilmiyordum ama öğrenecektim. "Bu odadan dışarı çıkmayacaksın! Anladın mı beni?" hızlıca başını salladı. Korkmuştu, bir an olsun gözlerini elimden çekmedi. Daha fazla korkutmak istemedim ve dişlerimi sıktıktan sonra odadan çıktım. Merdivenler hızla indikten sonra bahçeye çıktım ve bağırmaya başladım. "Emir!!" koşarak yanıma geldi. Önce elimdeki kana baktı. "Buyur abi" öfkemi kontrol altına almaya çalıştım. "Hemen şirkete gidiyorsun! Bugün o şirkette ne olduysa bana bulup geliyorsun!" kafasını salladı. "Emrin olur abi hemen gidiyorum." koşarak yanımdan uzaklaşınca bende çalışma odasına doğru ilerledim. Kapıyı hızla açıp içeri girdim ve kapıyı sert bir şekilde kapattım. Aklımı kaybetmek üzereydim. Ben toplantıdayken ne olmuş olabilirdi?Öykü'nün dedikleri aklıma gelince deliyordum.Elimden akan kanı umursamadan duvara yumruk atmaya başladım. Öfkem beni esir almıştı sanki. "ALLAH KAHRETSİN!!" kendimi durduramıyordum. Elimdeki acıyı umursamadan yumruk atmaya devam ettim. "Kahretsin!" dedikten sonra dizlerimin üzerine duvarın dibine çöktüm. Güzel giden hayatım Öykü'nün bir lafıyla mahvolmuştu. Ne olduğunu öğrenmem lazımdı. Öykü' nün benden gitmesine nasıl izin verirdim. Ben ondan kaçmıştım ama o bana gelmişti. Şimdi nasıl benden gitmek isterdi? Hadi benden gitmek istedi ben onu nasıl bırakırdım? Kaç saattir soğuk olan duvarın dibinde oturduğumu bilmiyordum. Toplantıdan çıktıktan sonra hızla odama gittim. Öykü' yü odada göremeyince Pınar'a sordum. Öykü' nün bir ara şirkette gezdiğini sonrasında ağlamaklı bir şekilde tekrar odaya geldiğini ve kapıyı çarptıktan sonra şirketten gittiğini söylemişti. Bu duyduklarımla delirdim.Kapıda ki adamlarım nasıl izin verirdi gitmesine? Öfkeyle kapıda ki adamlarımın yanına gittim ve konuşmalarına izin vermeden yumruklamaya başladım. İçlerinden biri taksi çağırmamızı söyledi dediğinde o taksiyi bulmalarını istedim. Taksiciyi bulduktan sonrada Öykü'nün yerini buldum. Yol boyunca sakinleşmek için içmiştim. Ama sakinleşmek ne mümkündü. Gözlerimi kapattım. Ona bu kadar yakınken uzak durmak canımı yakıyordu. Ona zarar vermekten korktuğum için yanına gidemiyordum. Başımı arkaya doğru duvara yasladım. Sabah ki hali geldi gözümün önüne. Ne güzel bir güne uyanmıştık oysa ki.Kim derdi ki güzel uyandığımız sabah akşama zehir olacak diye. Elimi sıktım ve yavaşça dizime vurmaya başladım. İçimde hızla yayılan bir zehir vardı ve ne yazık ki o zehrin tek ilacı da Öyküydü. Ben şu saatten sonra onsuz olamazdım. Kapının vurulma sesiyle kafamı zorlukla kaldırdım ve seslendim. "Gel" Emir'i görünce yerden destek alarak ayağa kalktım. Elinde tuttuğu cd yi bana uzattı. "Abi bunu izlemen gerekiyor." şaşkınca yüzüne baktım. "Tak bilgisayara Emir!" hızla masaya doğru ilerledim. Sandalyeye oturduktan sonra masanın üstündeki bilgisayarı Emir'e çevirdim. Zarfın içindeki cd yi çıkardı ve bilgisayara taktı. "Abi Öykü hanım odadan çıkıyor." sonra toplantı salonunun olduğu kattaki kamera kayıtlarını açtı. "Abi toplantı salonun olduğu kata çıkıyor."Neden çıkmıştı o kata? Öykü'nün şaşırmış yüzünü görünce gülümsedim. Sanırım toplantı odasının o katta olduğunu bilmiyordu? "Anlat Emir" "Sonrasını izlesen daha iyi olur abi" tek kaşımı kaldırıp Emir'e baktım. Tekrar bilgisayara dönünce Emir görüntüyü oynatmaya başladı. Öykü geri dönmek için asansörün düğmesine basıyordu. Sonra ne olduysa lavaboya girdi. Görüntüyü dikkatlice izlemeye devam ettim. Görüntüye Gülçin ve Seda girince dikkatlice baktım. Bir süre aralarında konuştuktan sonra lavaboya girmişlerdi. Aklımda bazı şeyler şekillenmeye başlamıştı. Gözlerimi bilgisayardan ayırmadan olanları izlemeye devam ettim. Bir süre sonra çıktılar ama Öykü yoktu. Biraz daha bekledim. Öykü çıkınca yüzüne baktım. Parmağımla bilgisayarın ekranına dokundum. Asansörün önüne gelince omzunun üzerinden baktı. Yoksa bana mı bakmıştı? İçim acıdı o an. Ne konuştularsa Öykü benden uzaklaşmıştı. "Abi bir de bu var" kamera bu sefer toplantı salonunun kapısının önünü gösteriyordu. Gülçin ve Seda ellerini birbirlerine vurduktan sonra toplantı salonuna girmişlerdi. Emir'e döndüm. "Öykü'nün lavaboya girdiğini gördüler dimi Emir?" başıyla onaydı. "Evet abi bilerek lavaboya giriyorlar." o lavaboda ne olmuştu? Ne konuşmuşlardı da Öykü benden uzaklaşmıştı? Parmaklarımı saçlarımın arasına soktum ve çekiştirmeye başladım. "Abi Öykü Hanım' la konuşmalısın. Orada ne olduğunu bir tek ondan öğrenebilirsin." Emir'in yüzüne baktım. Haklıydı. "Emir Pınar 'la konuş yarın için toplantı ayarlasın.Özellikle Seda ve Gülçin olsun! Benim canımı yakanların yarın canını yakacağım." "Emrin olur abi" çıkması için işaret verdiğimde odadan çıktı. Öykü' nün yanına gitmek için ayağa kalktım ve odadan çıktım. Odanın kapısına gelince derin bir nefes aldım.Kapıyı vuduktan sonra içeri girdim. Öykü yatağın üzerinde kıvrılmış yatıyordu. Beni görünce doğruldu ve geri geri giderek yatak başlığına yaslandı. Bacaklarını kendine doğru çekti ve kollarını bacaklarına sardı.Bana baktıktan sonra başını dizlerinin üzerine koydu. Benden korkmasından nefret ediyordum. Sessizce yanına ilerledim ve yatağın ucuna oturdum. Öykü'yü kollarımın arasına almak istiyordum ama vereceği tepkiden çekiniyordum. "Konuşalım mı Öykü?" kafasını kaldırıp yüzüme baktı. Tek kaşını kaldırdı ve cevap verdi. "Ne konuşacağız Uras! Bence konuşulacak birşey yok!" dişlerimi sıktım. Neden bu kadar hırçın davranıyordu ki? "Neden böyle yapıyorsun Öykü! Neden o lanet lavaboda duyduklarını bana anlatmak yerine benden uzaklaşıyorsun?" şaşkınca suratıma baktıktan sonra konuşmaya başladı. "S-sen bunları nerden biliyorsun?" yavaşça ona doğru yaklaştım. "Ne olur yapma Öykü! Güzel giden hayatımızı cehenneme çevirme. Ne konuştuysanız bana anlat.Anlat ki ne olduğunu bileyim. " ağlamaya başlayınca ellerimi sıktım.Onun gözünden akıtılan her bir damla yaşın hesabını soracaktım. Dayanamadım ve kollarımın arasına aldıktan sonra kucağıma doğru çektim.Önce kendini geri çekti ama sonra hiçbir şey demeden başını göğsüme yasladı. Saçlarına sayısızca öpücük kondurdum. Hıçkırıkları artmaya başlayınca bir süre sessizce sakinleşmesini bekledim. Burnumu saçlarının arasına götürdüm derin bir nefesle kokusunu içime hapsettim. "Şimdi konuşmak ister misin?" başını kaldırdı ve yüzüme baktı. Sonra konuşmaya başladı. "B-biz hiç birşey konuşmadık." tek kaşımı kaldırıp yüzüne baktım. Sonra konuşmaya devam etti. "B-ben duydum. Onlar aralarında konuşuyorlardı. Beni görmediler bile." Saçlarından öptüm. "Sen öyle sanıyorsun güzelim. Görüntüleri izledim senin lavaboya girdiğini görüyorlar."biraz düşündükten sonra gözlerini kıstı. " Onlar bilerek mi öyle konuştular yani?" " Ne konuştular hadi anlat. "iç çektikten sonra anlatmaya başladı. " Benim ne kadar ucuz bir kız olduğumu" Ellerimi sıktım. Devam etmesi için bekledim. " Sonra günü birlik takıldığın kızlardan olduğumu söylediler. "gözlerimi kapattım. Benim onu ne kadar sevdiğimi bilmiyorlardı? Saçının üzerine tekrar öpücük kondurdum. " Başka? " başını kaldırdı yüzüme baktıktan sonra tekrar başını eğdi. " Birkaç güne beni kapıya koyacağını söylediler. Ve en önemlisi"sustu. "En önemlisi ne Öykü?" kucağımdan indi ve ayağa kalktı. Öfkeyle yüzüme baktıktan sonra konuştu. "Sen o kadınla yatmışsın Uras! Benden sıkılınca tekrar o kadına gidecekmişsin. Çünkü o iğrenç kadının tadını almışsın! İşte ben bugün bunları duydum. Öğrendin işte rahatladın mı?" gözlerimi kıstım ve içindeki zehri akıtmasını bekledim. "Sen bunu nasıl yaparsın Uras! Beni hiç düşünmedin mi? Yattığın biriyle beni nasıl yan yana getirirsin!" yavaşça ayağa kalktım. Öykü'ye yaklaştığım gibi ona sarıldım. Neden benden kaçtığı ortadaydı. "Bırak Uras dokunma bana!" kollarımın arasından kurtulmaya çalıştı ama buna izin vermedim. "Sen asla ucuz bir kız değilsin!" kollarım arasında hala kurtulmaya çalışıyordu. Tekrar konuşmaya devam ettim. "Senden önce kimseyi sevmedim. Ve evet günü birlik kızlar oldu. Onlar sadece ihtiyacımı görüp gittiler. Ama seni sevmeye başladığım günden beri hiçbir kadınla beraber olmadım. Ben hayatıma seni alacağımı bilseydim yemin ediyorum kimseye dokunmazdım. Bana bir yıl önce hayatına birini alacaksın, onu çok seveceksin deselerdi gülerdim. Benim kalbim yoktu seni görene kadar. Sen, hayalini kurup, sonunda bulduğum o hayallerimdeki kadın değilsin. Sen karşıma çıkıp, bana aşkı hayal ettiren ilk kadınsın." kollarımın arasında ki çırpınışları yok denecek kadar azdı. Saçlarından öptükten sonra konuşmaya devam ettim. " Seni kapıya koyacakmışım öyle mi? Ulan benim sende gördüğümü görecekler diye ödüm kopuyor. Sen benim hayatımda olduğun sürece, ne sen kimseye rakip ne de kimse sana rakiptir çünkü sen benim için daima teksin.Bunların farkında değil misin Öykü?" Kafasını kaldırdı ve yüzüme baktı. Gözlerimi gözlerinden kaçırmadan konuştum. " En önemlisi ben o kadınla hiçbir zaman birlikte olmadım. Eğer öyle birşey olsaydı senin karşına çıkmasına izin vermezdim." sesim yüksek çıkmıştı. Öykü benim bu kadar adi olabileceğimi nasıl düşünürdü? Bana sormadan nasıl giderdi? Birden kollarımın arasından kurtuldu ve tam karşımda durdu. " Sana inanmıyorum Uras! Nasıl ki bana zarar vermeyeceğine dair söz verip bu sözünü tutamadığın gibi bu da yalan! Bıktım artık zarar vermelerinden. Bitsin artık rahat bırak beni! " hırsla gözlerimi kıstım. Öykü'den uzaklaştıktan sonra kapıya yumruk attım. Gitmek mi istiyordu? Yanına doğru yaklaştım ve yüzüne bakıp tıslamaya başladım. Dayanamadım ve kolundan tuttuğum gibi kapıya doğru ittirdim.Dengesini sağlayamayınca dizlerinin üzerine yere düştü.O an içim sızladı. Bir adım attım ama kendime engel olup geri çekildim. "Öyle mi? Demek inanmıyorsun? O zaman kapı orada defol git! " içim acıya acıya kapıyı gösterdim. Benimde gururum vardı. Bana inanmıyorsa yapacak birşeyim yoktu. ÖYKÜ ÇETİN Bir an karnıma darbe almış gibi hissettim, artık bu evde beş dakika bile duramazdım. Hızla ayağa kalktım ve odadan çıktım. Artık Uras çok olmaya başlamıştı. Her seferinde canımı yakmasından yorulmuştum. Gözyaşlarım akmaya başlarken içimi çekmeye başladım. Birden kolumdan tutarak beni merdivenlerden indirmeye başladı. "Bırak kolumu!" soluk sesleri bütün evde yankılanıyordu. Öfkeyle kapıyı açıp dışarı çıkardı. Kapıda bekleyen adamlar benim o halime bakınca daha beter kudurarak resmen hırladı. "Dönün lan önünüze!" Beni çekiştirerek Emir'in yanına götürdü ve öfkeyle konuştu. "Al şunu, hangi cehenneme gitmek istiyorsa götür, yoksa bir zarar vereceğim." sonra da arkasını dönerek eve doğru yürüdü. Ağlıyordum. Kimse görmesin diye başımı bile yerden kaldırmıyordum. Emir çaresiz bir şekilde bana bakıyordu. Bakmasamda bunu hissedebiliyordum. " Buyrun Öykü Hanım gidelim! "başımı sallayıp onu takip ettim.Arabaya bindikten sonra Emir bana döndü. " Nereye gideceksiniz Öykü hanım?" endişeli ses tonuyla sormuştu. " Seçil'e götürür müsün beni? "kafasını salladıktan sonra arabayı çalıştırdı. Hıçkırıklarımın sesi arabada yankılanıyordu.Emir'in arada sırada aynadan bana baktığını görmüştüm.Evin önüne gelince arabadan indim. Konuşmaya bile halim yoktu. Emir'e kafamı salladıktan sonra binaya doğru yürüdüm.Arkamı döndüğümde Emir'in hala gitmediğini farkettim. Gözyaşlarımı sildikten sonra binaya girdim. Seçil kapıyı açınca elleriyle ağzını kapattı. "Öykü!" boynuna sarıldıktan sonra bağırarak ağlamaya başladım. O da benimle birlikte ağlamaya başladı. "Canım ne oldu sana? Uras ne yaptı? Bu gözlerinin hali ne?" ardarda sorduğu sorulara cevap bile veremiyordum. Seçil beni odasına götürdükten sonra yatağına yatırdı. Ruhum ve bedenim yıpranmıştı. Sonra Seçil saçlarıma dokununca gözlerimi kapattım.O an saçlarımı okşayan şefkatli ellerinin sakinliğine sığınmıştım. Biraz sakinleştikten sonra olan herşeyi anlattım. Bir sene öncesine kadar bana yabancı olan acı, şimdi bana uzak ve yabancı değildi. Benim sıradan olan hayatıma Uras girdikten sonra bütün duyguları onunla yaşamaya başlamıştım. Bana ucuz bir kız olmadığımı söylese bile beni kendi elleriyle kapıya atması kendimi ucuz hissetmeme sebep olmuştu ve gururumu incitmişti. "Öykü! Uras Bey sana suçsuz olduğunu söylemiş. Neden ona inanmayı seçmedin. Benim sana söylediğim sözleri unuttun mu? Neden böyle davrandın Uras bey'e? Tabi ki sana yaptıklarından dolayı çok kızgınım ama ona biraz haksızlık yaptığını düşünüyorum." ellerimle oynarken cevap verdim. " Ona tabi ki de inanıyorum Seçil! Ama artık canımı yakmasına dayanamıyorum. Beni çekiştirerek kendi istediği herşeyi yaptırıyor. Bu durumdan çok yoruldum. Bazen sevgisinden bile şüphe ediyorum. Seven insan sevdiğinin canını yakar mı? O yakıyor! Sinirlenince bambaşka bir insan oluyor. O zaman Uras'tan çok korkuyorum Seçil. " tekrar ağlamaya başlayınca Seçil de benimle birlikte ağlamaya başladı. " Ağlama ne olur Öykü. Gözlerin kan çanağına döndü. Bunları kendine yapma konuş Uras 'la bana anlattıklarını ona da anlat. Korkuyorum desen? "başımı sağa sola salladım. " O farkında değil mi sanıyorsun? Kendisi söz verdi' canını bir daha yakmayacağım' dedi ama yine canımı yaktı."hıçkırık sesinden sonra acıyan ve kızaran kolumu Seçil' e doğru uzattım. " Baksana şu kolumun haline! Bunu beni sevdiğini söyleyen adam yaptı." Seçil hıçkırarak ağlamaya başladı. Bir süre sustuktan sonra Seçil konuşmaya başladı. "Peki şimdi ne yapacaksın?Uras'ı hayatından mı çıkaracaksın? " "Bilmiyorum Seçil. Şu saatten sonra ben Uras'tan başkasıyla olamam ondan başkasını da sevemem. Onsuz yaşamak dahi istemiyorum ama hatasını anlaması lazım, benim canımı yakmaktan vazgeçmesi lazım." "Haklısın Öykü! Her neye karar verirsen ver ben hep yanındayım." zorlukla gülümsemeye çalıştığımda o da zorlukla gülümsedi. "Bir kaç gün burada kalabilir miyim?" kaşlarını çattı. "Ne demek bir kaç gün sen benim kardeşimsin istediğin kadar burada kalabilirsin." gülümsedim. "Teşekkür ederim ama uzun bir süre kalamam. Kendime yeni bir hayat kurmak istiyorum. Yeni bir iş, yeni bir ev ve yeni bir düzen."Seçil gözlerini kısarak yüzüme baktı. " Neden Uras tamamen hayatından çıkmış gibi yapıyorsun Öykü? " " Çünkü ne olacağını bilmiyorum Seçil. Benim değil onun hatasını anlayıp bana gelmesini istiyorum. Olur da eğe-"sustum. Bunu söylemek o kadar zordu ki. Kendimi zorladım ve lafımı bitirdim. " Olur da eğer gelmezse hayatıma devam etmek zorundayım. " " Haklısın.Umarım dediğin gibi olur. Uras hatasını anlayıp af diler. " başımı salladım. Gün aydınlanmak üzereydi. Bütün gece ağlamaktan içim çıkmıştı resmen. Gözlerimi açmakta zorlanıyordum. Seçil anlamış olacak ki bana baktı. " Hadi artık yatalım." onayladıktan sonra birbirimize sarılıp gözlerimizi kapattık. ********************** Acılar içerisinde açtım gözlerimi. Başımda ki zonklama hissi gözlerimi açmama sanki engel oluyordu.Başımı ellerimin arasına aldım ve sıktım. Seçil'in sesiyle ona doğru baktım. "Uyanmışşın Öykü. Hadi kalk kahvaltı hazırladım birşeyler yiyelim." elimi gözlerimin üzerine koydum. "Başım çok fena Seçil." "Bu normal değil mi? Dün ağlamaktan için çıktı kızım. Dua et kör olmadın." gözlerimi devirdim. "Dalga geçmesene Seçil. Keyfimden ağlamadım ya. Hem ağrı kesici var mı?" "Var ama veremem!" ofladım. Sabah sabah neden benimle uğraşıyordu bu? "Ne demek veremem. Ölüyorum Seçil burada." tek kaşını kaldırdı. "Kahvaltını yaparsan veririm. Bir an önce ağrın geçsin istiyorsan kahvaltını yap." ofladım ve yatakta zorlukla doğruldum. "Duş almak istiyorum önce Seçil" "Tamam sen duşunu al bende ekmek alıp geliyorum." onayladıktan sonra yanağımdan öptükten sonra odadan çıktı. Arkasından gülümsedikten sonra elimi başımın üstüne koyup banyoya doğru ilerledim. Sıcak su bütün bedenimi ıslatırken rahatladığımı hissediyordum. Suyun altında dakikalarca bekledim. Su o kadar iyi geliyordu ki bedenime.Kapının vurulma sesiyle yerimde sıçradım. "Öykü iyi misin?" bu Seçil'in sesiydi. "E-evet neden soruyorsun?" sesini duymak için suyu kapattım. "Kızım bir saattir banyodasın! Herşey soğudu ya ne yapıyorsun bir saattir banyoda." gözlerimi devirdim. "Çıkıyorum şimdi." banyo da bile rahat yoktu. Söylene söylene banyo dolabından havlu aldıktan sonra bedenime sardım sonra banyodan çıktım. Odaya döndüğümde yatağın üzerindeki kıyafetleri görünce gülümsedim. Odadan içeride olan Seçil'e bağırdım. "Kıyafetler için teşekkür ederim." 'ahh' sesiyle çığlık attım. Tekrar 'ahh' sesiyle Seçil'e baktım. "Ne bağrıyorsun ya! Kulağımı sağır ettin!" gözlerimi devirdim. "Neden sessizce arkamda bekliyorsun acaba?" elini kulağına götürdü. "Çıktın mı diye bakmaya gelmiştim." başımı sağa sola sallayıp gözlerimi devirdim. "Gözlerini devirme bana! Açlıktan öldüm ya!" ofladım. "Beni neden bekliyorsun ki Seçil! Sen başlasaydın." yanağımı sıktı. "Canım arkadaşım olmadan boğazımdan geçmezdi." gülümsedim. "Tamam hadi sen çayları koy iki dakikaya yanındayım." başını salladıktan sonra odadan çıktı. Hızla üstümü giymeye başladım.Kızarmış olan kolumu görünce aklıma Uras geldi.Uzun zamandır onsuz uyumamış, onsuz uyanmamıştım. Acaba şuan ne yapıyordu? Canımı yaktığı için pişman mıydı? Yatağın üzerine oturdum.Başımı eğdikten sonra ellerimle oynamaya başladım.Gözümden akan iki damla yaş elimin üzerine düştü. Seçil'in söylene söylene odaya girmesiyle ona baktım. Ağladığımı farkedince yavaşça yanıma geldi ve yatağa oturdu. "Yapma Öykü! Ağlama ne olur. Bana güven herşey düzelecek."Başımı Seçil'in omzuna koydum. " Ben ona çok alışmış Seçil! Ben ne yapacağım ya hatasını anlamazda bana geri dönmezse? o zaman ben ne yaparım? " eliyle omzumu sıvazladı. " Anlayacak Öykü! Eğer anlamazsa anlaması için herşeyi yaparız. Sen bana güven şimdi sil o gözyaşlarını." başımla onayladım. Birden hızla yataktan kalktı. " Valla bayılacağım. Ne olur yapalım artık şu kahvaltıyı. " gülümsedim. Benim moralimi düzeltmek için elinden gelen herşeyi yapıyordu Seçil. Elimin tersiyle gözyaşlarımı sildim ve ayağa kalktım. " Tamam hadi yapalım."hızla odadan çıktık ve mutfağa geçtik. *********************** Kahvaltımızı yaptıktan sonra Seçil mutfağı toplarken bende kahve yaptım. Kahvelerimizi aldıktan sonra salona gittik. Sohbet etmeye başlamıştık ki bildirim sesi ile birbirimize baktık. Seçil bana bakarak konuşmaya başladı. "Telefonun nerede Öykü?" omuz silktim. "Bilmiyorum ki. Çantamdaydı. Çantamı nereye koydun Seçil?" akşamdan beri telefonuma bakmamıştım. Bildirim sesi benim telefonuma aitti. Uras olabilir miydi? "İçeri koymuştum galiba." yerimden kalktıktan sonra çantamı almak için odaya gittim. Uras'ın olmasını çok istiyordum. Tekrar bildirim sesi gelince çanta mı buldum. Çantamın içinden telefonumu aldım ve tanımadığım numaradan gelen mesajı açtım. GÖNDEREN:05********* Kendi adıma o kadar mutluyum ki! Senin o adamdan ayrıldığını duymak beni çok mutlu etti. O gece gözlerini gördükten sonra benim olman için elimden geleni yapmaya karar vermiştim. Ne var ki, TÜRKOĞLU 'nun senden vazgeçeceğini düşünmemiştim. Aklı olan senden vazgeçer mi Öykü ÇETİN? Bu da neydi şimdi? Kimdi bu? Hemen ikinci mesajı açtım. GÖNDEREN:05********* Şunu söylemeyi unuttum. Teselliye ihtiyacın olursa ben bu numaradayım. Umarım teselliye ihtiyacın yoktur. Ama ihtiyacın varsa seni kollarımın arasında teselli etmeyi çok isterim Öykü... En kısa zamanda görüşmek üzere.... Kendine iyi bak. Mehmet Han Saygın Bölüm Sonu Yorumlarınızı ve önerilerinizi duymak isterim. Benim ilk kitabım yazım hatalarım illa ki oluyor Bunu görmezden gelmenizi umut ediyorum. Yeni bölümde görüşmek üzere.. Umarım beğenirsiniz ☺️ OYLAMAYI UNUTMAYALIM
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE