MEDYA : Mehmet Han SAYGIN
Senelerdir bir mücadele içerisindeydik TÜRKOĞLU ile...
Babam Nihat SAYGIN yeraltının saygıdeğer adamlarından biriydi. Birgün bana telefonda 'artık dayanamadığını ve canına son vermek istediğini söyledi."onu ikna etmek için elimden geleni yaptım. Neden canına kıymak istediğini bilmiyordum.Ama engel olamadım ve duyduğum silah sesiyle dünyam karardı.
Babamı kaybettikten sonra intihar sebebini araştırmaya başladım.Aylar süren araştırmalarım sonucunda hiçbir şey öğrenemeden konuyu kapattım. Sır gibiydi ölümü. Kabus hala peşimi bırakmamıştı. Babamdan sonra annemin kanser hastası olduğunu öğrendim ve öğrendikten 6 ay sonra onu da toprağa verdim. Zor günler geçirmeye başlamıştım.Tek destekçim Gülçin olmuştu. Annemin ölmeden önce söylediği son sözler 'Gülçin'i bırakma oğlum' olmuştu.Bana annemin emanetiydi ve ona sahip çıkacaktım. Gülçin teyzemin kızıydı ve üç yaşında ailesini kaybedince annem yanına aldı ve bizi kardeş gibi büyüttü.
Gülçin üniversite okumak için İtalya'ya gitmek istedi.Onunda benim gibi İstanbul da okumasını istedim ama kabul etmedi. Başta izin vermesemde kıyamadım ve sonradan gitmesine izin verdim. Babamdan kalan şirkette işlerimi ayarladıktan sonra bulduğum her fırsatta yanına gidiyordum. Aradan 4 yıl geçmişti ve ben şirketimi düzene otutturmuştum.
Yeni bir ihaleyi kazanmak için bir ay boyunca gecemi gündüzüme kattım ve kazanmak için çalıştım. Sadece yeni kurulan bir şirketin ihaleye gireceğini duyduğumda sevindim. Kesinlikle kazanacağımı düşünüyordum. Babamdan kalan mal varlığım günden güne büyüyordu. İhale günü diğer şirketin kazanmasıyla TÜRKOĞLU soyadını duydum. Yeni kurulan şirkete ihaleyi kaybetmiştim. Ondan sonra girdiğim her ihaleyi kaybetmeye başladım.
Günden güne ben mallarımı kaybederken TÜRKOĞLU servetine bir yenisini ekliyordu. Benimle neden uğraştığını anlayamıyordum. Sadece dediği tek şey' Senin bittiğini görmeden ölmeyeceğim SAYGIN ' oluyordu. Benimle derdi neydi bu adamın bilmiyordum.
Gülçin Türkiye'ye geldiği zaman bana birinden hoşlandığını söyledi. Platonik aşkının Uras olduğunu duyduğumda öfkemden kudurdum.Hele ki onun otelinde çalıştığını duyduğum da tekrar İtalya'ya gitmemesi için pasaportunu elinden aldım. Günlerce, benimle konuşmadı ve yemek yemedi. Bende pes ettim ve çalışmasına izin verdim. Uras hakkında bildikleri işime yarayabilir diye düşündüm. Beni bitiremesin diye çok çabaladım ama beni iflasın eşiğine getirmeyi başardı. Benim şirketimle anlaşması olan bütün şirketleri bir şekilde kendi şirketi ile iş yapmalarını sağladı. Beni bitirmek için büyük paralar harcadığını ortadaydı. Peki neden? Bunu neden yaptığına dair birşey bulamamıştım. Son girdiğim ihaleyi de TÜRKOĞLU 'na kaybedince iflas bayrağını çektim.
Sinirlendim ve İtalya'ya Gülçin'in yanına gittim. 4 ayın sonunda Türkiye'ye kesin dönüş yaptım. Aile dostlarımızın destekleriyle Uras'ın gece kulübüne rakip olmak için bir gece kulübü satın aldım. Eğer bu işim tutarsa Uras'ı yavaş yavaş bitirecektim.
Uras'ın peşine iki adam taktım ve ne yapıyorsa bana söylemelerini istedim. Türkiye'ye geldikten birkaç gün sonra bir sevgilisi olduğunu öğrendim. Buna inanamadım ve Uras'ı takip ettim. İş adamları gecesine tek gelmişti. İçeri girmek için beklediğim sırada Uras'ın en yakın adamının arabasında bir kadın gördüm. Bu kadının Uras'ın sevgilisi olabileceğini düşündüm ve beklemeye başladım. Onlar otele giriş yaptıktan sonra biraz bekledim ardında bende otele giriş yaptım. İçeri girdiğimde Uras'ın kadına sarıldığını üstelik öptüğünü görünce işin gerçek olduğunu anladım. Yavaş adımlarla yanlarına doğru gittim. Gülçin'e sert bir bakış attıktan sonra dışarda gördüğüm kadına doğru elimi uzattım.Önce elime sonra Uras'a baktı. Uras bu duruma çok sinirlendi ve bana yumruk atmaya başladı. Ona karşılık verebilirdim ama yapmadım. Eğer ona zarar verirsem beni burdan sağ çıkarmazlardı. Oysa ki onu bitirmeden ölmeye niyetim yoktu. Yaka paça dışarı atıldıktan sonra arabama bindim ve aile yadigarı olan evime geldim.
Eve geldikten sonra Gülçin'in tüm aramalarını cevapsız bıraktım ve içmeye başladım. İşte şimdi Uras'ın biletini kesebilirdim. Elime hiç ummadığım bir zamanda büyük bir fırsat geçmişti. Kalbi olmayan Uras, şimdi kalbini birine kaptırmıştı. Ona söylediğim gibi kedinin fare ile oynadığı gibi oynayacaktım. Uzun zamandır hiç bu kadar keyifli değildim. Saatlerce içtikten sonra koltukta sızıp kaldım.
*************************
Yeni bir güne gözlerimi öğle saatlerinde açtım.Başımında ki ağrıyı umursamadan duş aldım ve evden çıktım. Dün gece eve Gülçin'in gelmemesi canımı sıkmıştı. Yol boyunca telefonunu aradım ama ulaşamayınca telaşlandım ve TÜRKOĞLU şirketine gittim. Arabayı şirketi uzaktan gören bir noktaya park ettim. Arabadan ineceğim sıra da dün gece Uras'ın yanında gördüğüm kızı gördüm. Uzaktan onu izlemeye başladım. Çok masum bir yüzü vardı. Başka bir şekilde onu tanısaydım sanırım ona aşık olabilirdim. Ama şuan o kadınla Uras için uğraşacaktım. Bir taksiye bindikten sonra şirketten ayrıldı. Uras 'ı biraz olsun tanıdıysam bu kıza değer veriyordu ve benim tanıdığım Uras değer verdiği birini taksiye bindirmezdi. Hemen arabayı çalıştırdım ve taksiyi takip etmeye başladım. İzbe bir mahalleye geldikten sonra taksiden indi. Evi demek ki burasıydı. Geri çıkıp çıkmayacağını merak ettim ve bir süre kapıda bekledim.
Saatlerdir kapıda bekliyordum. Hava kararmıştı. Artık çıkmayacağını anlamıştım. Arabayı çalıştıracağım sırada sokağa giren siyah bmw i8 i görünce Uras olduğunu anladım. Arabanın koltuğunda öne doğru kaydım ve kendimi saklamaya çalışıp izlemeye başladım. Uras öfkeyle arabadan indikten sonra binaya girdi. Her ne oluyorsa çok merak ediyordum. Gitmekten vazgeçtim ve beklemeye başladım. Kısa bir süre sonra kızı omzuna atmış bir şekilde binadan çıktı. Öfkeyle arabasına bindikten sonra gözden kayboldu.
Takibi bir an olsun bırakmadım ve Uras'ın evine uzak bir mesafede arabamı bıraktım ve yürüyerek evine yaklaştım. Bahçesindeki korumaların beni göremeyeceği bir nokta buldum ve beklemeye başladım. Gerekirse bu gece burada sabahlayacaktım ama ne olduğunu öğrenmeden gitmeyecektim. Üç saatin sonunda Uras'ın öfkeyle kızı dışarı çıkarmasına hayretle baktım. En yakın adamına bir şeyler söyledikten sonra evine girdi. Arabaya bindiklerinde saklandığım yerden çıktım ve arabama doğru koştum.
Takibe devam ederken nereye gittiklerini anladım. İzbe mahalleye girdiklerini gördükten sonra arabanın yönünü değiştirdim ve kendi evime doğru arabayı sürdüm. Telefonumu cebimden çıkarttıktan sonra adamlarımdan birini aradım. Telefon ilk çalışta açıldı.
"Bir saat içinde bana TÜRKOĞLU 'nun sevgilisinin adını ve telefonunu buluyorsun!" cevap vermesine fırsat vermeden telefonu kapattım ve yan koltuğa attım. Uras demek ki kadını hayatından çıkarmıştı.
"Madem gözdenden vazgeçtin TÜRKOĞLU, o halde ben gözdene talip olurum. "
Uras TÜRKOĞLU
3 gün sonra...
Odamda oturmuş elimdeki kalemi ritmik hareketlerle sallıyordum. Öykü'yü üç gündür görmememin üzüntüsü içerisindeydim. O farkında bile değildi belki ama onunla konuşurken bile mutlu oluyordum. Öykü' nün yokluğunda kimseye tahammül edemiyordum ve daha öfkeli, daha sinirli bir insan oluyordum.Kısa zamanda bana baharı yaşatan kadın şimdi kış yaşatıyordu.Koltuğuma yaslandım, gözlerimi de kapattıktan sonra derin bir nefes aldım ve geri bıraktım. İnsanoğlu en büyük ve en zor şavaşını kalbi ile veriyormuş. Kalbimin gitmesine izin vermiştim. Öykü herşeyi yanlış anlamıştı.Bana inanmaması kalbime bir hançer gibi saplanmıştı.
Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Onun yokluğunu unutmak için hergün sabahlara kadar içiyordum. Uyku nedir unutmuştum. Geceler çığlığımı duymuyordu ve her sabaha yorgun düşüyordum. Gözlerim gözlerini arıyordu. Esir oluyordum hasretine ve yine çaresizdim. Ama en önemlisi onsuzdum. Kapının vurulma sesi ile düşüncelerimden sıyrıldım.
"Gel" Emir başıyla selam verdikten sonra içeri girdi.
"Abi önemli bir mesele var." tek kaşımı kaldırdım.
"Söyle" arkama yaslandım ve anlatmasını bekledim.
"Abi bu SAYGIN bir mekan kurmuş." Masadan destek aldıktan sonra ayağa kalktım.
"Ne diyorsun lan! Ne demek mekan kurmuş?"
"Abi bizim mekanın aşağısında ki gece kulübünü devralmış." gözlerimi kapattım ve derin bir nefes aldım.
"Ulan bilmiyorlar mı ona bu şehirde ekmek yedirmeyeceğimi kim cesaret eder buna! Benim sözümün üstüne söz söylenmeyeceğini hala bilmiyorlar mı?" Emir başını önüne eğdi. Tam birşey söyleyecekti.Vurulan kapıyla sustu. Öfkeyle bağırdım.
"Gel" içeri giren Pınar korkuyla yüzüme baktı.Kafasını hemen yere eğdi ve elinde ki zarfı bana gösterdi.
"Efendim bu sizin için geldi."elimle getirmesini işaret ettim. Masanın üzerine bıraktıktan sonra başını sallayıp odadan çıktı.Emir'e sert bir şekilde baktıktan sonra zarfı aldım. Üzerinde isim yazmıyordu. Yavaşça açıp baktığımda bir davetiye ve bir kağıt olduğunu gördüm. Davetiyeyi kenara bıraktıktan sonra kağıdı açıp okumaya başladım.
Her ne kadar beni bitirmeye çalışsan da, ben küllerimden doğdum ve geri geldim. TÜRKOĞLU...
Mehmet Han SAYGIN...
Elimdeki kağıdı buruşturdum ve konuşmaya başladım.
"Ulan şerefsiz. O kulübü senin başına yıkmazsam bana da TÜRKOĞLU demesinler."
Parmağımı Emir'e doğru salladım.
"O şerefsizi kim mekan sahibi yaptıysa buluyorsun ve cezasını kesiyorsun. Benim sözümün üzerine mekanını o şerefsize sattıysa cezasını da çekecek!"
"Emrin olur abi!" arkasını döndü tam odadan çıkacağı sırada ona seslendim.
"Emir"
"Buyur abi"
"O nasıl?" gülümsedi.
"Abi dün arkadaşıyla dışarı çıktı. Takip ettim bir sorun çıkmadan eve döndüler." başımı salladım. Ellerimi arkamda birleştirdikten sonra odamda ki cama doğru yürüdüm. Huzura o kadar çok ihtiyacım vardı ki bu aralar. Bana biraz bahar gerekiyordu. Bana Öykü' nün kokusu gerekiyordu. Başımı iki yana salladım.
"Abi" Emir' e dönmeden cevap verdim.
"Söyle"
"Öykü Hanım 'la konuşmayacak mısın?" gözlerimi kıstım. Bu sorunun cevabını bende bilmiyordum.
"Bilmiyorum Emir" başını salladı. Benim için üzüldüğünü görebiliyordum. Gözlerimi kıstım ve Emir' e döndüm.
"Takibi bırak Emir." afallamış bir şekilde kafasını kaldırdı. Çekinerek konuşmaya başladı.
"Abi emin misin?" tepkisiz bir şekilde yüzüne baktım.
"Ne diyorsam onu yap!"
ÖYKÜ ÇETİN
Koskoca bir yeşilin yavaş yavaş sararmaya başladığı andır sonbahar. Birer birer yaprakların dökülmeye başladığı yazın o sıcak günlerini geride bıraktığımız, Eylül ayına girmiştik. Sonbahar hüzün, sevgi,ayrılık ve daha birçok duygunun birbirine karıştığı, biraz ağlamaklı biraz da kışın habercisi oluşunun getirdiği hislerle farklı tadlar bırakıyordu insanın yüreğinde. Artık yaz mevsimine veda etmiştik ne de olsa yazdan kalma günlerin son demlerinin tadı çıkarılmaya değerdi.Neyse ki o kasvetli hava daha yüzünü göstermemişti.
"Öykü al canım kahveni" Seçil'in sesiyle oturduğum yerde sıçradım. Elinde ki kahveyi alırken Seçil konuşmaya devam etti.
"Öykü ne düşünüyordun ?" gülümsedim.
"Geçen zamanı" gülümsedi.
"Günler gerçekten hızla geçiyor.Öykü bu arada dün dediklerimi düşündün mü? Okul kaydını bir kaç gün içinde yaptırman gerekiyor."
"Bilmiyorum Seçil, acaba bir sene daha-" eli ile ağzımı kapattı ve konuşmamı engelledi.
"Saçmalama Öykü. Yarın gidiyoruz ve okul işini hallediyoruz. " gülümsedim.Aslında biran önce bitirmeyi bende çok istiyordum. Olmadı part time bir iş bulurdum kendimi toparlayınca da ev aramaya başlardım.
"Tamam ama bir sorunumuz var." Seçil gözlerini devirdi ve konuşmam için yüzüme baktı.
"Ben part time bir iş arayacağım ve kendime bir ev bulana kadar beni idare edebilecek misin?" kaşlarını çattı.
"Sen ne diyosun Öykü? Tabiki de burada kalacaksın. Sormana bile gerek yok. Burası senin de evin ne olur yapma artık şöyle!" elini tuttum.
"Teşekkür ederim Seçil" sarıldığımda oda bana sarıldı. Kulağıma doğru fısıldadı.
"Hadi kahveler soğumadan içelim.O kadar emek verdim. " ayrılırken gülümsedim. Sehpaya koyduğum kahvemi elime aldım.Bir yudum aldıktan sonra kafamı sağa sola salladım.
"Imm ellerine sağlık canım çok güzel olmuş" dedim.
"Afiyet olsun Öykücüm de aydınlatmamız gereken bir konu daha var biliyorsun?" başımı önüme eğdim dediği şeyi anlamıştım.Yavaşça kahvemi sehpaya bıraktım ve arkama yaslandım. Kaç gündür içimi kemiriyordu bu konu. Seçil konuşmaya devam etti.
"Öykü inat etme işte. Uras'a anlat mesaj attığını, bak bu adam neyin nesi bilmiyoruz. Uras'ın hoşlanmadığını sen söylemiştin unuttun mu? Ya tehlikeli biri ise? İşimizi şansa bırakamayız."
"Benimde içim rahat değil Seçil. Ama hatasını anlayıp bana gelmeden söylemem. Ne ararım ne de ayağına giderim Uras'ın." oflamaya başladığında yüzüne baktım.
"Kızım gurur zamanı değil şuan farkında mısın? Adam diyorum? tehlikeli olabilir diyorum?" omuz silktim. Kararım kesindi.
"Umrumda bile değil. Evet Uras öğrensin istiyorum ama onunda vereceği tepkiden korkuyorum." sinirlenmeye başlamıştı. Bu konuda kaç gündür başımın etini yiyordu.
"Öykücüm Uras'tan saklaman daha mı iyi olur? Ya sonradan öğrenirse? o zaman ne yapacaksın? Neden bana zamanında haber vermedin diye kızarsa? " söylediği şeyler mantıklıydı. Ama yine bana zorla birşeyler yaptırsın istemiyordum.
"Uras bunu öğrenirse beni tekrar yanına alır. Gerekirse saklarım. Yanıma gelmediği sürece söylemeyeceğim." Seçil ofladıktan sonra yanımdan kalktı. Kararımın kesin olması onu delirtiyordu.
"Yarın kayıt işini yaptıralım. Ben şimdi duşa giriyorum. Sende bu arada dediklerimi bir daha düşün,sonradan pişman olacağın şeyler yapma Öykü!" başımı sallayıp onay verdim.
"Düşünecek birşey yok. Kararım kesin" yan yan bana baktıktan sonra odadan çıktı.
Ne kadar haklı da olsa benimde kendime göre haklı sebeplerim vardı. Uras'ın benden vazgeçeceği ihtimalini bile düşünmek istemiyordum ama mesaj olayından bahsedersem beni yine eve kendi yanına zorla alırdı.Ben beni zorlamasını değil anlamasını istiyordum. Ayağa kalktım ve camın önündeki koltuğa oturdum. Gece karanlık yüzünü birkez daha göstermişti. Uras'ı çok özlemiştim bu doğruydu. Aynı yıldızların altında, aynı gökyüzüne bakarken birbirimizden uzak olmamız canımı yakıyordu. Ama haklı olduğum bir konuda onun ayağına gidemezdim. Beni bırakmayacağını düşünüyordum.Sokakta ki ışık dikkatimi çekti ayağa kalktım ve aşağı doğru bakmaya başladım. Lüks bir araba görünce şaşırdım. Bu Uras'ın arabası değildi. Bu mahalleye öyle lüks bir araba da gelmezdi. Aklıma gelen düşünce ile gözlerim parladı. Uras olabilir miydi? Hızla kapıya doğru koştum. Gelmişti işte anlamıştı hatasını.İçim içime sığmıyordu.
Hızla üzerime bir hırka aldım ve aşağı indim. Araba beni görünce ışıklarını kapattı.Olduğum yerde bekledim.Arabadan kimse inmiyordu. Yavaşça arabaya yaklaştım içinde biri vardı ama neden inmediğini anlayamamıştım. Sonra arabanın içini aydınlatan telefonun ışığını gördüm. Arabanın içinde kim varsa sanırım telefonla konuşmuştu. Ağır adımlarla arabaya yaklaştım ve tam önünde durdum. İçinden iri yarı, takım elbiseli bir adam inince korktum ve birkaç adım geriye gittim. Bu Uras değildi. Korkmaya başlayınca geri geri gitmeye başladım. Neden inmiştim ki? Adam birkaç adım yaklaştığında arkamı döndüm ve binaya doğru arkama bakmadan koştum. Merdivenlerden hızla çıktım. Soluk soluğa kapıyı açtım ve içeri girdim. Elimi göğsümün üzerine koydum ve nefesimi düzene sokmaya çalıştım. O adamı daha önce hiç görmemiştim.Gözlerimi kapattım çok korkmuştum. Kulağıma gelen sesle çığlık attım.
"Öykü" ben çığlık atınca Seçil 'de attı. Karşımda bornozu ve saçındaki havlu ile Seçil' i görünce rahat bir nefes aldım.
"Ya neden sessiz sessiz geliyorsun Seçil?"baş parmağımı dişime koydum ve başımı yukarı kaldırdım.
"Kızım sen iyi misin? Sadece ismini söyledim. Bu kadar korkacak ne var? Hem neden suratın kireç gibi Öykü?" yanıma yaklaştı ve elini yüzüme koydu.
"Yoksa hasta mı olacaksın sen? Hem sen neden dışarı çıktın bu saatte?" ben simdi ne diyecektim? Hemen kendimi toparladım ve cevap verdim.
"H-hiç hava almak istedim,seni birden karşımda görünce korktum. İyiyim yani merak etme" Seçil pek inanmış gibi değildi. Gözlerini kıstı ve konuştu.
"Benden birşey saklamıyorsun değil mi?" kafamı sağa sola hızla salladım. Seçil'e gördüğüm arabadan ve adamdan bahsedersem kesin korkardı. Ve beni bir yere bırakmazdı. Sonra da başımın etini yerdi Uras'a söylemem konusunda.Gözlerimi kaçırdım.Hemen ayakkabıları çıkardım ve içeri girdim. Seçil arkamdan geldi ve odaya gitti. Salonda volta atmaya başladım. Neydi şimdi bu? İçimden kendime kızmaya başladım. Uras olsa yukarı çıkardı dimi? Susadığımı hissettim ve mutfağa gittim. Suyu mu içerken düşünmeye başladım. Acaba araba hala aşağıda mıydı? Elimdeki bardağı masaya bıraktım. Yavaşça pencerenin önüne doğru yürüdüm. Kendimi göstermemeye çalışarak dışarı baktım. Araba aşağıda yoktu. Kimdi o adam? Neden bekliyordu evin önünde? Uras beni takip mi ettiriyordu yoksa? Tabi ya ondan başka kim olabilirdi ki? Eskiden nasıl takip ettirdiyse şimdi de takip ettiriyordu. Peki neden Emir değilde bir başkasıydı? kafam iyice karışmıştı.Ayak sesleriyle arkamı döndüm.
"Öykü saat geç oldu hadi yatalım." onayladıktan sonra peşinden bende odaya gittim. Biraz daha kafamdaki sorulara cevap bulamazsam delirecektim. En iyisi uyumaktı.
***************************
Yağmurlu bir sabaha açtım gözlerimi.Uzun süredir yağmur sesiyle uyanmamıştım... ne de çok özlemişim yağmur sesini. Hızla ayağa kalktım ve camdan dışarı baktım. Yağmur suyu ile yıkanmıştı heryer. Cama vuran yağmur tanelerine elimle dokunuyor gibi yaptım.Yağmur ve yalnızlık... yağan yağmur bana yalnızlığımı hatırlattı. Dışardaki yağmura meydan okurcasına aktı gözyaşlarım. Şuan Uras'ın yanında olmak isterdim.Onu çok özlemiştim. İç çekmeye başlamıştım ki Seçil'in sesini duydum.
"Evet ağlama sesini duyduğumuza göre Öykü uyanmış." gözlerimi kıstım ve gözleri hala kapalı olan Seçil'e baktım.
"Sen nasıl arkadaşsın ya... Arkadaşının içi çıksın burada ağlamaktan sen dalga geçiyorsun." zorlukla gözlerini açtı ve yüzüne gelen saçlarını eli ile geriye doğru attı.
"Canım arkadaşım madem bu kadar seviyorsun inat etme. Tamam hatalı kabul ediyorum ama git konuş. "
Yaptığım gurur beni sonu görünmez derin girdaplara savurup duruyordu. Uras'ı çok seviyordum ama gururumu da çiğnemek istemiyordum. Ama artık dayanamıyordum da. Sadece Uras hatalı değildi.Bende hatalıydım. Beni bırakmasını ve onu istemedeğimi söylemem büyük bir hataydı. Pişman olmuştum işte. Onu bu kadar çok severken ayrı kalmayı istemek tam bir aptallıktı.
"Haklısın Seçil ben Uras ile konuşmaya gidiyorum. Herşeyi konuşacağım ona inandığımı söyleyeceğim." bir kaç saniye tepkisiz kaldıktan sonra hızla yataktan kalktı.
"Ne dedin sen? Konuşacağım mı dedin?" başımla onayladıktan sonra konuştum.
"Evet konuşacağım hem şu mesaj olayı ve dün akşam ki arabayı da söylemem gerekiyor." kafasını sallıyordu ki şaşkınca yüzüme baktı.
"Ne arabası?" elimle ağzımı kapattım. Araba konusunu korkmasın diye saklamıştım Seçil'den, kolumdan tuttu ve gözlerimin içine baktı.
"Ne arabası Öykü? Anlatır mısın şunu? !"
Dün akşam o duştayken olan herşeyi Seçil'e anlattım.
"Öykü sen iyi misin? Sen nasıl aşağı inersin tek başına. Ya sana zarar vermek isteyen biri olsaydı? Sen nasıl bunları düşünmezsin? En önemlisi nasıl benden saklarsın? " ellerimle oynamaya başladım. Haklıydı. Hiçbirşey demeden öylece durdum. Yataktan kalktı ve elinin birini beline koydu diğer eliyle saçlarını geriye attıktan sonra oda da yürümeye başladı. Birşeyler düşünüyor gibiydi. Sessizce onu izledim. Birden hızla yanıma geldi ve kolumdan tuttuğu gibi ayağa kaldırdı.
" Kalk polise gideceğiz." ağzım açık yüzüne baktım.
"S-saçlmalama Seçil adam hiçbir şey yapmadı ne diye gideceğiz?"
"Bu sokağa kaç tane dediğin model araba oluyor Öykü ya Uras değilse ve tehlikedeysen? Uras bu yüzden seni dağ evine götürmemiş miydi?" başımla onayladım. Seçil'in dediklerinden sonra korkum daha da artmıştı.
"Ne yani bana zarar vermek isteyen biri olabilir mi?" kafasını salladı.
"Eğer Uras takip ettirmiyorsa kesin seni takip ettiren biri var." elimle ağzımı kapattım. Seçil'in söylediği herşey mantıklıydı.
"Uras'ı hemen arıyorsun Öykü! " Korku tüm bedenimi ele geçirmişti. Uras bana tehlikenin tahmin ettiğimden daha büyük olduğunu söylemişti. Oturduğum yerde titremeye başladım. Ya dedikleri doğruysa? Seçil'in koluma dokunmasıyla ona baktım.
"T-telefonum nerede?" Seçil komodinin üzerindeki telefonumu bana uzattı. Günler sonra Uras'ın telefonunu aramıştım.Açmasını bekledim ama cevap vermedi.
"Cevap vermiyor Seçil." gözlerim dolmaya başlayınca Seçil yanıma oturdu ve elimi tuttu.
"Belki toplantısı vardır? Emir'i ara istersen?" telefonumdan Emir'in numarasını buldum ve arama tuşuna bastım. İkinci çalışta açtı.
"Emir"
"Öykü hanım iyi misiniz? "
"Emir Uras nerede? Aradım ama açmadı. Benim onunla konuşmam gereken konular var."
"Uras Bey'in toplantısı vardı Öykü Hanım."
"Anladım Emir teşekkür ederim."
"Rica ederim Öykü Hanım ben toplantıdan çıktıktan sonra sizi aramasını söylerim."
"Tamam çok sağol" telefonu kapattıktan sonra cevap bekleyen Seçil'e baktım.
"Toplantıdaymış"
"Ben demiştim sana." endişeli halimle düşünmeye başladım. Uras'a herşeyi anlatacaktım. Tepkisi beni korkutsa da ondan birşey gizlemek istemiyordum. Ya Seçil'in dediği gibi tehlikedeysem? Kafayı yemek üzereydim. Seçil'in kolumu dürtmesiyle ona baktım.
"Öykü şimdi ben ekmek almaya gidiyorum.Ben gelene kadar sen kahvaltıyı hazırla. Eğer Uras hala aramamış olursa kahvaltıdan sonra şirkete gidelim tamam mı?" başımla onayladıktan sonra ayağa kalktım.
"Beraber gidelim mi?" Üzerini giyinmeye başlayan Seçil'e masumca baktım. Bir süre bana baktı. Evde yanlız kalmaktan o an korkmuştum.
"Hayır sen evde bekle, ben hemen geleceğim." gözlerimi devirdim. Aklından neler geçiyorsa artık kabul etmedi. Bende pes ettim.
"İyi çabuk gel o zaman." yanağımı sıktıktan sonra odadan çıktı.
"Arkamdan kapıyı kitlemeyi unutma." başımla onayladım ve kapıyı kitlemek için peşinden gittim.
Bir kaç kez kapıyı kitlediğimden emin olduktan sonra odaya döndüm ve üzerimi değiştirdim.Yatağımızı da düzelttikten sonra odadan çıktım. Seçil hala gelmemişti. Mutfağa doğru gittim ve çayı koydum. Dolaptan kahvaltılıkları masanın üzerine çıkarmaya başladım.Seçil gelmeden kahvaltıyı hazırlamam gerekiyordu yoksa çenesinden kurtulamazdım.
Çayı demledikten sonra masaya baktım herşey hazırdı.Seçil nerede kalmıştı ki? O sırada vurulan kapı ile yerimde sıçradım. Seçil gelmişti sanırım ama bu kadar sert vurmazdı ki kapıya? Korkarak kapıya doğru yaklaştım. Birkez daha kapının vurulmasıyla sıçradım. Delikten baktıktan sonra gelen kişiyi görünce şaşırdım.
"Aç kapıyı Öykü! İçeride olduğunu biliyorum."
Bölüm Sonu
Umarım beğenirsiniz ☺️
Oylamayı unutmayalım ☺️