Medya:Uras TÜRKOĞLU
"Aç kapıyı Öykü! İçeride olduğunu biliyorum."
Usulca kapının kilidini açtım.Elimle kulbu indirmemle birlikte kapı hızla üzerime itildi. Sendeledim ve birkaç adım geri gittim. Gözlerini biran olsun gözlerimden çekmedi.Sanki ifadesizdi bakışları. Birkaç adımda yanıma geldi ve kolumdan tuttuğu gibi kendine çekti. Sağ eli kolumdayken sol eliyle saçımı kulağımın arkasına ittirdi.Ne yapacağımı bilemedim ve ellerimi beline dolayıp kafamı huzur bulduğum göğsüne koydum.
"Uras" dedikten sonra hıçkırarak ağlamaya başladım.
"Şşşş ağlama güzelim bak geldim." ağlamam daha da şiddetlendi. Kollarını bana doladı ve saçlarımı kokladıktan sonra öpmeye başladı.Hıçkırıklarım arasında konuşmaya başladım.
"Ne olur bırakma beni Uras" yalvarırcasına yüzüne baktım.
"Birdaha ayrılmak yok seni asla yalnız bırakmayacağım Öykü!" ellerini yüzüme koydu ve alnımdan öptü. Gözlerimi kapattım ve dudaklarının sıcaklağını tenimde hissettim. Kulağıma gelen ses ile gözlerimi açtım. Etrafıma baktığımda Uras'ı göremedim. Seçil'in odasında olduğumu görünce rüya olduğunu anladım. Yatakta doğruldum ve ellerimi saçlarımın arasından geçirdim. Telefonum tekrar çalmaya başladı. Ayaklarımı yataktan sallandırdım ve soğuk olan yere bastım. Yerin soğukluğu içimi ürpertti. Telefonu aldım ve arayana bakmadan cevapladım. Hıçkırık sesleri arasında Seçil'in sesini duydum.
"Öykü! İyi misin canım. Nerdesin söyle bana?" Ne demek istediğini anlayamıyordum.
" Evdeyim Seçil. Hem sen neden ağlıyorsun. Asıl sen nerdesin? "
" N-ne demek evdeyim. Kapıdayım Öykü kaç saattir zile basıyorum." telefonumu kapattım ve yatağın üzerine attım. Hızla kapıyı açmak için koştum. Kapıyı açtığımda Seçil 'in ağlamaktan şişmiş gözlerini görünce içim cız etti.Aniden boynuma sarılınca bende ona sarıldım.
" Sana birşey oldu diye aklım çıktı. Anahtarımı da almamışım."
" B-ben uyuyakalmışım, özür dilerim Seçil" suratımı asınca elimi tuttu.
"Sana birşey olmadı ya gerisinin bir önemi yok Öykü." Tam cevap vermek için ağzımı açmıştım ki bağırma sesi duydum. Seçil ile göz göze geldik. Bu Uras mıydı? Şaşkınlığım yüzümdeyken konuşmaya başladı
"Ben Emir'e haber ver-" Seçil'in lafı geri çekilmesiyle birlikte yarıda kaldı. Uras beni çekiştirerek kolları arasına aldı. Bu sefer rüya değildi ve gerçekten Uras gelmişti. Öyle sıkı sarılıyordu ki ne yapacağımı ne tepki vereceğimi bilemedim. Sanki hiç bırakmak istemiyormuş gibi sarılıyordu . Canım yanmaya başlayınca söylenmeye başladım.
"Uras canımı yakıyorsun bırak!" tepkisiz bir şekilde beni sıkmaya devam etti. Sanki kulaklarını bana kapatmış duymuyordu. Ellerimle ittirmeye çalıştım ama yerinden bile kıpırdamadı. Nefesim kesilecek gibi oldu ve bağırdım. Yavaşça kollarını gevşettip yüzüme baktı.Bunu fırsat bildim ve kollarından kurtulduğum gibi söylenmeye başladım.
"Canımı yakıyorsun diyorum duymuyor musun Uras?" yüzümü inceledikten sonra kaşlarını çattı ve gözlerini kıstı.Tekrar bana yaklaştı ve elinin tersiyle yüzüme dokundu.Öyle güzel bakıyordu ki bana o an sanki içim eridi. Yaklaştı ve alnımdan öptü. Tekrar kollarının arasına aldı. Bu sefer canımı yakmadan sarılınca bende ona sarıldım. Uras'a sarılmayı o kadar çok özlemiştim ki. Derin bir nefes çektim. Hissedebileceğim en güzel kokuyu çektim içime. Çenesini kafamın üzerine yerleştirdi ve kendine doğru bastırdı. Varlığı sevgi yokluğu özlemdi. Uras'ı çok özlediğimi o an hissettim işte...
Saçlarıma sayısız öpücükler kondurdu. Hem konuştu hem öptü.
"Kokunu özledim, gözlerini özledim, gülüşünü özledim, dağınık saçlarını özledim, Çok ama çok özledim. En çokta sarıldığımda boynundaki kokun burnuma geldiği zaman ki o huzuru özledim.Sende ki huzur hiç birşey de yok Öykü!" hiç birşey demeden öylece sarıldım. Sevilmek kadar güzel birşey yoktu.Kaç dakikadır öylece sarıldığımızı bilmiyordum.
Boğaz temizleme sesiyle Uras'tan ayrıldım. Seçil bana kaş göz yapıyordu. Uras tek kaşını kaldırdı ve Seçil'e baktı.Birşey demek istiyordu ama anlayamamıştım. Gözlerini devirdi ve konuştu.
"Uras bey'i içeri davet etsene Öykü. Hani kolu komşu var ya! " şimdi anlamıştım işte Seçil'in söylemek istediği şeyi. Uras cevap vermem için yüzüme baktı.
"T-tabi tabi geç Uras" elimle içeri girmesini gösterdim. Başıyla onaydıktan sonra içeri girdi. Arkasından içeri gireceğim sırada Seçil kolumdan tuttu ve çekiştirdi.
"Seçil sen iyi misin? Neden beni çekiştiriyorsun?"
"Ben şimdi sizi yalnız bırakıyorum. Herşeyi anlatıyorsun Öykü tamam mı?" gözlerimi devirdim.
"Tamam Seçil anlatacağım dedim." yanağımı öptükten sonra merdivenlerden inmeye başlağı sırada ona seslendim.
"Seçil" olduğu yerde hemen durdu ve ağır hareketlerle bana döndü. Önce Uras'ın gittiğinden emin oldum. Sonra birkaç adımla ona yaklaştım. Sessiz bir şekilde konuştum.
"Sen Emir'in telefon numarasını nerden buldun?" gözlerini hemen kaçırdı.
"Ş-şey beni senin yanına getirdiği zaman istemiştim." sinsice güldüm.
"Neden istedin?" tekrar gözlerini kaçırarak konuştu.
"Sana ulaşamazsan diye şey etmiştim." güldüm. Ben gülünce gözlerini kaçırdı ve sitem etmeye başladı.
"Of Öykü şimdi sorun Emir'in numarasını istemem mi? Ne var yani senin için aldım." kafamı ardarda salladım.
"Tabi tabi bende yedim" kollarımı ğöğsümde birleştirdim. Ofladıktan sonra konuştu.
"Senin daha önemli işin yok mu Öykü? Git sevgilinle uğraş benimle uğraşma" kahkaha attım. Sonra elimi ağzıma kapattım. Bütün bina kahkahamı duymuştu sanırım. Seçil işaret parmağını dudağına koydu.
"Aferin Öykü at kahkahanı yukardaki Naime teyze aşağı iner şimdi." korkuluklara elimi koydum ve kafamı yukarı uzattım. Korkuyla baktım.
"Kimse yok işte." Seçil'e döndüğümde ağzı açık arkamda bir noktaya doğru bakıyordu. Nereye baktığını görmek için arkamı döndüm. Gördüğüm kişiyle benimde ağzım açık kaldı.Gördüğüm kişi Naime teyze olamazdı dimi?
"Bu ne gürültü kızlar. Hem içeri aldığınız oğlan kim?" hemen Seçil baktım. Hızla indiği birkaç merdivenden yukarı çıktı ve Naime teyzenin koluna girdi ve konuşmaya başladı.
"Naime teyzecim gel biz yukarı çıkalım. Ben bir ara sana herşeyi anlatırım söz." Seçil 'e sen ne diyorsun der gibi baktım. Bana herşey yolunda der gibi bakınca başımla onayladım.
"Senden hiç beklemezdim Seçil. Elalemin adamının numarası alınır mı hiç?" elimi alnıma koydum. Allah' ım herşeyi duymuştu.
"Öyle değil Naime teyze ben anlatacağım sana hadi şimdi evine git sen.Hem eve kimseyi almadık. Sen yanlış görmüşsündür. " Seçil sinirle bana baktı.
" Beni kandırmaya utanmıyor musun? Gördüm ay içeri girdi adam. O oğlanın kim olduğunu bana söylemeden şurdan şuraya gitmem! " O sırada Uras'ı kapının önünde görünce ellerimle yüzümü kapattım. Kesin rezil olacaktım. Uras tek tek hepimize baktı. Ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Hızla yanına gittim.
"Uras hadi sen evine git artık!" kaş göz yaptım ve Naime teyzeyi gösterdim. Tek kaşını kaldırdı. Kafasını olumsuzca salladı. Naime teyze konuşmaya başladı.
"Hah bide yanlış gördün diyordunuz."İşte şimdi ayvayı yemiştik. Naime teyzenin ağzına sakız olmuştuk. Seçil'in dediğine göre meraklı ve dedikoducu bir kadınmış. Seçil'i zor duruma sokmuştum. Annesine babasına kesin söylerdi. Şimdi ne yapacaktık. Elimle gözlerimi kapattım ve başımı eğdim. Sonra duyduğum sözle şoke oldum.
"Naime teyzecim Uras bey Öykü'nün nişanlısı! " Elimle ağzımı kapattım. Seçil ne dediğinin farkında mıydı? Utanarak Uras' a baktım. Tek kaşını kaldırmış Seçil'e bakıyordu. Sonra bana baktı. Başımı yere eğdim ve ellerimle oynamaya başladım. Yerin dibine girmiştim. İçimden Seçil'e saydırmaya başladım. Beni nasıl bir konuma düşürmüştü. Bundan sonra Uras'ın yüzüne nasıl bakacaktım. Uras tam anlamıyla barışmamıştık bile Seçil tuttu nişanlısı dedi
"Ee hani bunların yüzükleri yok. Yoksa beni kandırıyor musun kız? " Naime teyzenin söylediği söz ile Uras'a baktım. Tepkisiz bir şekilde bize bakıyordu.
"Yok Naime teyze neden seni kandıralım. Uras bey daha yeni evlenme teklifi etti. Bugün de yüzük almak için Öykü'yü almaya geldi." birden öksürük krizine girdim. Yok bugün kalpten gitmezsem daha da gitmezdim. Seçil koşarak yanıma geldi. Kolumdan tuttuktan sonra bana baktı. Kesinlikle öldürecektim Seçil' i. İki dakika da bunları nasıl uydururdu bir insan. Kaşlarımı çattığımda affet der gibi baktı. Uras hala konuşmamıştı. Yavaşça kafamı çevirdim. Yüzünde hafif bir tebessüm gördüm.Tekrar başımı eğdim. Hoşuna mı gitmişti? İstemsizce gülümsedim.
" Öyle mi? Bilmiyordum ee düğün ne zaman? " her an kalpten gidebilirdim. Hayatımda hiç bu kadar rezil olmamıştım.
"Naime teyzecim daha bir dur. Yüzüklerini bile almadılar. " Seçil bana baktığında öfkeyle yüzüne baktım. Onu bugün öldürmezsem daha da öldürmezdim.Naime teyzeye baktı, sonra mahçup bir şekilde Uras'a baktı.
"Uras Bey oğlum ne iş yapıyorsun?" bu kadın kesinlikle Seçil'in dediği gibi çok meraklıydı. Uras'a baktığımda kaşları çatık bir şekilde Naime teyzeye bakıyordu. İşte şimdi bitmiştik. Eğer Uras adamlarına davrandığı gibi davranırsa mahvolurduk. Seçil anlamış olacak ki hemen lafı değiştirdi.
"Neyse siz geç kalıyorsunuz. Uras bey siz isterseniz Öykü'yü aşağıda bekleyin. Öykü hazırlanıp aşağı insin." Uras Seçil' e döndü. Seçil anında başını önüne eğdi. Sonra bana baktı bende başımı eğdim. Kesin çok kızacaktı.
"İş adamıyım." Uras'ın sesiyle ona baktım. Bana baktı ve gülümsedi. O an da korkularımdan uzaklaştım ve bende gülümsedim. Naime teyze yeni bir soru yöneltecekti ki Seçil araya girdi.
"Öykü hadi canım geç kalıyorsun hadi hazırlan. Naime teyze hadi sende evine çık artık bak geç kalıyor millet senin yüzünden."
"Ama ben daha Uras oğluma soru soracaktım."
"Soru falan yok hadi Naime teyze" kolundan tuttuğu gibi merdivenlerden çıkardı Seçil. Arkalarından öylece baktım. Uras bana doğru yaklaştı ve ellerini belime koydu.
"Aşağıda bekliyorum."
"Ama ben burada kalı-" sözümü kesti.
"Herkes evine yakışır Öykü. Evimize gideceğiz hadi hazırlan." ne diyeceğimi bilmiyordum. Sessizce düşünmeye başladım. Evet Uras'ın yanında olmak istiyordum ama daha konuşmamıştık bile. Merdivenlerden gelen ayak sesleri ile Seçil'in geldiğini anladım. Uras kafasını kaldırdı ve Seçil'e baktı.
" U-uras bey ben ö-"susması için elini kaldırdı.
" Öykü'nün çantasını getir Seçil"
Yine başlamıştı emir vermeye. Kaşlarımı çattım Uras' a baktım sonra konuşmaya başladım.
"Çanta mı getirir misin Seçil"
"Hemen getiriyorum." arkasından baktıktan sonra Uras'a döndüm. Dudağının kenarı yukarı kalktı sonra başını sağa sola salladı. Sırıtmaya başlayınca gözlerimi devirdim. Seçil'in yanımıza gelmesiyle elindeki çantama baktım.
"Al canım telefonunda içinde. " gülümsedim. Uras beni beklemeden merdivenlerden inmeye başladı.Gözden kaybolana kadar arkasından baktım sonra Seçil'e döndüm.
"Teşekkür ederim herşey için. " sarıldığımda o da bana sarıldı.
"Kendine çok iyi bak Öykü. Seni çok seviyorum."
"Benim elimden kurtulmak için duygusala bağlıyorsan yanılıyorsun. Seninle sonra görüşeceğiz." kahkaha attı.
"Neden kızıyorsun ki? Dediklerim zaten olacak!" koluna vurdum.
"Sus Seçil" tekrar güldü.
"Hadi Uras'ı bekletme. Zaten adam sinirli iyice sinirlendirmeyelim. Bu arada konuşmayı unutma Uras'la " kafamı salladım ve gülümsedim.
"Görüşürüz"
"Görüşürüz." merdivenlerden inmeye başladım. Dışarı çıktığımda Uras'ın arabaya yaslanmış bir şekilde sigara içtiğini gördüm.Beni görünce elinde ki sigarasını attı. Küçük adımlarla yanına doğru yürüdüm. Kapımı açınca şaşırdım. Benim yanımda o kadar farklı oluyordu ki. Gülümsedikten sonra arabaya bindim. O da kendi tarafına bindikten sonra arabayı çalıştırdı.
Sessiz başlayan yolculuğumuzu benim sesim böldü.
"Uras" bana baktı sonra yola döndü.
"Efendim"
"Seçil adına özür dilerim. Yani Naime teyzeyi gördün biraz meraklı ve dedikoducu. Seçil'de ailesinden çekindiği için öyle söylemek zorunda kaldı. Kusura bakma." gülümsedi ve bana bakmadan konuşmaya başladı.
"Özür dilemene gerek yok. Çünkü duyduğum şeyler hoşuma gitti. " verdiği cevabı düşünmeye başladım. Anlayınca gözlerim büyüdü.
" N-nasıl yani? Ama senin bakışların?"
" Sana sinirlendim. Söylenemler hoşuna gitmemiş gibiydi. Ama buna alışsan iyi olur? "ağzım açık yüzüne baktım. Kısa süre bakışlarını yoldan çekti ve bana baktı.
" Yakında sende TÜRKOĞLU olacaksın! " duyduklarım doğru muydu? Uras benimle evlenmek mi istiyordu?
"Öykü TÜRKOĞLU " kahkaha sesini duyunca Uras'a baktım.
" Evet Öykü TÜRKOĞLU " elimle ağzımı kapattım. Sesli mi düşünmüştüm ben? Uras arabayı sağa çekti ve bana döndü.
" Sence de kulağa çok hoş gelmiyor mu? " gülümsedim. Ellerimle oynamaya başladım. Sanırım utanmıştım. Çenemi tuttu ve başımı kaldırdı ve gözlerimin içine baktı.
" Cevap vermeyecek misin?" elimi yanağıma koydum. Kesin kızarmıştım. Yüzümdeki elimi ellerinin arasına aldı. Gözlerini gözlerime kitledi çok güzel bakıyordu.
"Bana kimse sen gibi baktı mı bilmem ama ben kimseye sana baktığım gibi bakmadım Öykü! Sadece sev istemiyorum. Kıskan, sahiplen istiyorum. Senin olduğumu, benim olduğumu belli et istiyorum. Bana inanmanı, güvenmeni istiyorum. Seni hissetmek istiyorum.Kimsenin dediklerine takılmanı istemiyorum. Senin üzülebileceğini tahmin ettiğim hiçbir şeyin olmasına asla izin vermeyeceğim söz veriyorum." gülümsedim.Nefes almadan konuşmuştu sanki. Beni kendine doğru çekti ve kucağına aldı. O kadar güçlüydü ki karşı koymam imkansızdı.
" Uras ne yapıyorsun biri görecek. "bu söylediğime kahkaha attı.
" Bizi kimse göremez Öykü arabanın içi görünmüyor." dudaklarını boynuma yaklaştırmaya başlamıştı ki kendimi geri çektim. Kaşlarını çattı ve suratıma baktı. Anlaşılan kendimi çekmem pek hoşuna gitmemişti ama tepkisi benim hoşuma gitmişti.
" Olsun yine de bırak beni hem daha affetmedim seni"o muhteşem kahkasını birkez daha attı. Kendimi naza çekmek istiyordum ama Uras 'a dayanamıyordum.
" Seviyorum lan seni hemde ölümüne seviyorum. " kolları arasında nefes almaya çalışıyordum. Zorla kendimi kolları arasından kurtardım.
" Biraz daha beni nefessiz bırakırsan gerçekten ölümüne sevmiş olacaksın! " ahenkli kahkahasına bu sefer bende eşlik ettim. Her ne kadar konuşmamış olsakta ben onun yanındayken mutluydum. Gülmemiz bittiğinde dudaklarıma baktı. Birbirimize fazla mı yakındık? Başımı ellerinin arasına aldı ve kendine doğru çekti. Dudaklarıma yapıştı ve öpmeye başladı. Karşılık vermeyince alt dudağımı dişledi. Çıkardığım iniltiyle bende karşılık verdim bu sefer daha sert öpmeye başladı.Dudaklarının sıcaklığı içimi titretiyordu. Nefessiz kalınca geri çekildim. Alnını alnıma dayadıktan sonra gözlerini kapattı. Sonra başını kaldırdı ve kendine çekti. Başım boynuna geliyordu. Sakallarını alnımda hissediyordum. O muhteşem kokusu sanki beni sakinleştiriyordu.
Onun da beni kokladığını fark ettim. Sakallarını saçlarıma yanağıma sürtüyordu. Uras'ı çok seviyordum ve sanki onsuz geçen günler de nefes alamıyordum. Saçlarımı öptükten sonra fısıltıyla konuşmaya başladı.
"Sensiz bir hiçim Öykü. Senin her zerrene müptelayım." boynunu sonkez kokladım ve geri çekildim. Başını geriye doğru yatırdı.Boynunu öpmemden memnun gibiydi. Bu sefer çenesinin altından öptüm. Gözlerini kıstı ve kasıldı. Kaşlarımı yukarı kaldırdım.
"Öykü koltuğuna geç" ne olmuştu şimdi?
"Yerine geç Öykü!" sesini yükseltmesiyle kaşlarımı çattım ve yerime geçtim. Kapıyı açtı ve dışarı çıktı. Ne olmuştu şimdi? Ne yapmıştım? Yine neden bağırmıştı? Olmuyordu işte yine bana kötü davranıyordu. Bir süre arabaya binmesini bekledim. Gelmeyince kafamı eğdim ve arabanın yanında sigara içen Uras'a baktım. Telefonla konuşuyordu. Arabanın kapısı açtım ve dışarı çıktım.
"Dediğim yere getir." dedi ve telefonu kapatıp cebine koydu. Kiminle konuşmuştu?
Ne getirilmesini istemişti? Sigarasını attı ve bana döndü. Kollarımı göğüsümde birleştirdim ve kafamı başka yöne çevirdim. Kesinlikle bana sesini yükselttiği için surat yapmam gerekiyordu. Yavaşça benim olduğum tarafa geldi.
"Bana surat yapma!" tek kaşımı kaldırdım ve suratına baktım.
"Az önce bana neden sesini yükselttin! Ben sana ne yaptım Uras" bu dediğim komikmiş gibi sırıtmaya başladı.
"Farkında değilsin ama beni bitiriyorsun Öykü! Her hareketinde beni bitiriyorsun. Seni ne kadar istediğimi ve sana dokunamadığım için ne kadar işkence çektiğimi bir bilsen.Sana verdiğim sözü tutmak için çabalıyorum Öykü." sonra devam etti.
"Bağırdığım için özür dilerim." o an çok utanmıştım. Ben neler düşünüyordum adam neler düşünüyordu? Dudaklarımı ısırmaya başladım. Çenemden tuttu ve yüzüne bakmamı sağladı. Sonra dudaklarıma bakıp konuştu.
" Sen benim sonum olacaksın LAVİNYA"
Bana her Lavinya dediğinde herşeyimle ona ait olduğumu hissediyordum.
"Uras" dedikten sonra beline sarıldım. Benim için çabalaması duygulanmama sebep olmuştu.
"Benim olduğun gün bunların hesabını sana soracağım. O zaman Öykü TÜRKOĞLU, Uras TÜRKOĞLU 'ndan korksun. " kafamı kaldırdım.
"Ya Uras terbiyesizleşme!" koluna vurdum. Önce elime sonra koluna baktı. Kaşlarını çatınca kafamı eğdim. İçimden 'Mafya kızım o mafya! Ne diye vuruyorsun adama!' dediğim sırada Uras'ın kahkaha sesini duydum. Bende güldüm.
"Senden başka kimsenin buna cesaret edeceğini düşünmüyordum zaten." bana kızmamış olmasına sevindim.
"Benden başka kimsenin senin koluna vurmasına izin verir miyim sence?" hoşuna gittiği ifadesinden belliydi.
"İşte TÜRKOĞLU' nun kadını" birbirimize sarıldık.
"Hadi şimdi seni biryere götüreceğim" suratına baktım.
"Nereye? "
"Yemek yiyeceğimiz bir yere" göz kırptı ve kapımı açtı.
"Bundan daha güzel bir haber olamazdı. Kurt gibi açım." eliyle koltuğu işaret etti. Gülümsedim ve arabaya bindim.
*******************
Oldukça şık bir restoranın önünde durduk. Kapıda ki korumaları görünce Uras'a baktım.
"Kaldığımız yerden devam ediyoruz Öykü! Herşey tedbir amaçlı merak etme." aklıma gördüğüm araba ve adam gelince korktum. Hala Uras'a bahsetmemiştim. Birde Mehmet Han SAYGIN vardı tabi. Vereceği tepkiyi az çok tahmin ediyordum ama bu güzel günü bozmak istemiyordum. Yarın anlatmaya karar verdim ve aklımdan bu düşünceleri silmeye karar verdim. Birden arabanın kapısı açılınca olduğum yerde sıçradım. Uras tek kaşını kaldırdı ve bana baktı.Hızla arabadan indi ve kapımı açan adamın yakasına yapıştı. Ne olduğunu anlamadan bende arabadan indim.
"Ulan it yavaş açsana kapıyı" adama yumruk attınca çığlık attım ve elimle ağzımı kapattım. Emir'in koşarak yanımıza geldiğini gördüm. Önce yerdeki adama sonra bize baktı.
"Abi bir sorun mu var?" Uras yanıma geldi ve elimi tuttu.
"Adam gibi kapı açmayı öğret şunlara" Emir bana baktı. Hemen Uras'a döndüm.
"Uras sen ne yaptığını sanıyorsun. Sadece dalmışım ondan korktum. Adamın ne suçu var? " Uras önce etrafına baktı sonra resmen kükredi.
"Dağılın lan! " adamlar korkuyla dağılmaya başladı. Sonra kulağıma doğru yaklaştı.
"Bir daha bana adamlarımın yanında sesini yükseltme Öykü" sakin bir şekilde söylemişti. Daha fazla uzatmadım ve elimi bırakmasını sağladım ve önden restorana doğru yürüdüm. Uras'ın peşimden gelip gelmediğini merak ettim ve arkamı döndüm. Emir ve Uras'ın aralarında konuştuğunu görünce onları izlemeye başladım. Ne konuşuyorlardı ki? Aklıma Telefonda dediği şey geldi. Onunla ilgisi olabilir miydi?
Dediğim yere getir demişti. Dikkatle izlemeye devam ettim. Emir'in Uras'a silah verdiğini görünce elimle ağzımı kapattım.Bu neydi şimdi? Bu kadar koruma ve silah? Yoksa tehlikeli bir durum mu vardı?Korkuyla Uras'ın yanına gittim.
"Uras" ikisi birden bana döndü. İstemsizce ağlamaya başladım. Sanırım korktuğum için ağlıyordum. Uras'ın tehlikede olduğunu düşünmek bile çok kötü bir duyguydu. O benim için korkarken ben onun için korkuyordum. Ne olduğunu anlamayan Uras yanıma geldi.
"Ne oldu Öykü? Neden ağlıyorsun? " Bana sarılınca belindeki silah aklıma geldi ve geri çekildim. Ne olduğunu anlamayan Uras kaşlarını çattı. İçimi çekerek konuşmaya başladım.
"Belinde o şey varken bana sarılma ve benimde sarılmamı bekleme Uras!" birkaç saniye düşündükten sonra yüzüme baktı.Gözlerini yüzümden çekmeden belindeki silahı çıkardı ve Emir'e uzattı.
"Bunun için mi ağlıyorsun?" başımı aşağı yukarı salladım. Kafasını iki yana salladı sonra yanıma geldi ve elimden tuttuğu gibi restorana doğru yürüdü. Kafamı çevirdim Emir'e ve elindeki silaha baktım. Silaha baktığımı görünce arkasına doğru sakladı.Tam önüme dönmüştüm ki sert birşeye çarptım.
"Ahh" Çarptığım şey Uras'ın sırtı mıydı?
"Önüne baksan durduğumu görürdün değil mi Öykü?" birşey demeden gözlerimi devirdim.
"Seninle ne yapacağım ben." omuz silktim.
"İstemiyorsan yine gide-" parmağını dudağımın üzerine koydu.
"O kelime artık yasak. Birdaha kullanmak yok tamam mı?" Başımı salladım.
"Hadi artık yemek yiyelim." onayladıktan sonra içeri girdik.
Kocaman olan restoran Uras'ın restoranı kadar şık olmasa da çok güzel görünüyordu.Ama kimsenin olmaması beni şaşırtmıştı.
"Uras burası çok güzel ama neden kimse yok!" gülümsedi.
"Başbaşa olmak istedim. Kötü mü düşünmüşüm."
"İyi düşünmüşsün." gülümsedim.
Cam kenarında bizim için hazırlanmış masaya oturduk.Oldukça şık bir masa hazırlanmıştı bizim için.
"Bu masa ne için Uras?"
"Barışmamızı kutlayalım olmaz mı?" sorarcasına yüzüne baktım.
"Ama ben seni affettiğimi daha söylemedim." tek kaşını kaldırdı. Uras'la uğraşmak gerçekten keyifliydi.
"Arabada beni öperken öyle demiyordunuz küçük hanım" işte bu hiç iyi olmamıştı. Hemen başımı önüme eğdim. Yine utandırmayı başarmıştı. Elimle yüzüme rüzgar yaptım. Gülmeye başlayınca ona baktım ve bende kendimi tutamadım güldüm. Sonra gözlerimi kıstım ve yüzüne baktım.
"Bir daha beni utandırırsan seni daha öpmem."
"İşte buna asla izin vermem. Çünkü o benim cansuyum." gülümsedim. Ne söylersem söyleyeyim Uras bildiğini okurdu.
Yemeklerimiz yavaş yavaş gelmeye başlamıştı. Muhteşem görünen masaya muhteşem yemekler geldi.
"Uras bunların hepsini getirmelerini sen mi istedin?" kafasını salladı.
"Hepsi senin için hadi başla" gülümsedikten sonra yemeğe başladım. Güzel ve keyifli geçen yemekten sonra sıra tatlıya gelmişti.Tatlımı yedikten sonra Uras'a baktım.
"Üç gün yemek yemeyeceğim sanırım. Herşey çok güzeldi teşekkür ederim Uras" önündeki beyaz peçeteyle ağzını sildi sonra bana baktı.
"O zaman şimdi benim için güzel olan da sıra." anlamsızca suratına baktım. Ayağa kalktı ve elimden tuttuğu gibi ayağa kaldırdı. Ne yaptığını anlayamıyordum. Elini ceketinin cebine soktu.
Bölüm sonu..
Umarım beğenirsiniz ☺️
OYLAMAYI UNUTMAYALIM ☺️