24.Bölüm (Mesaj)

2725 Kelimeler
Medya :Öykü ÇETİN Keyifli okumalar.... Ceketinin cebinden bir kutu çıkardı. "Bu şekilde vermek istemezdim ama artık beklemek istemiyorum Öykü!" şaşkınca yüzüne baktım.  Yoksa bana evlenme teklifimi edecekti? Elimi kalbimin üzerine koydum. Kalbim sanki yerinden çıkacaktı. Yine nefesim kesilmişti ama bu sefer heyecandan.Kutunun kapağını yavaşça açtı ve yüzüğü bana doğru uzattı. (Kutudaki yüzük) Muhteşem bir yüzüktü bu, kafamı kaldırıp Uras'a baktım. Gülümsedi. Gülümsedim. Sonra konuşmaya başladı. "Önceden bu yüzük hayattaki en değerli varlığıma aitti." bu söylediğine şaşırdım ve kaşları çattım. Ne demekti şimdi bu? Gülümsedi ve devam etti. "Anneme aitti. Şimdi de hayatımda ki en değerli varlığımın parmağında olmasını istiyorum. Önce kalbini istedim, şimdi de geleceğini istiyorum. Geleceğini benimle paylaşır mısın Öykü?" Gözyaşlarımı tutamadım. Ağlamaya başladığım sırada Uras parmaklarıyla gözyaşlarımı sildi. Bu adam benim hayattaki en büyük şansımdı. Benim bir geleceğim olacaksa onunla olmalıydı. Dudaklarına yaklaştım ve dudaklarımı değdirdim. Gözlerini kapattı. Sonra gözlerini tekrar açtı ve gözlerime bakarak konuştu. "Sen benim bakışına hasret kaldığım sesine özlemle bağlandığımsın. Özlemim, hasretim, bakmaya doyamadığımsın. Bahtıma doğanımsın. Olmazsa olmazımsın. Nefretim, öfkem, kinim, sevincim, umudum, düşüm, rüyam, hayalim ama en çok ağlatan, en çok kanatanımsın... Sen tarifi imkânsızımsın.Ne olur Öykü! Kabul et benimle evlen ömrümün sonuna kadar benim ol benimle kal. "Bana olan aşkını o kadar güzel anlatmıştı ki gülümsedim ve konuşmaya başladım. " Benim bir geleceğim varsa bu sensiz olamaz Uras. Geleceğimi de kalbimide seninle ömrümün sonuna kadar paylaşırım."  rahatlamış gibi derin bir nefes alıp alnımdan öptü. " Seni çok seviyorum Öykü " " Seni çok seviyorum Uras " Gözlerine aşkla baktım. Kutunun içinden yüzüğü alıp kutuyu masaya bıraktı. Elimi nazikçe tuttu önce yüzük parmağımı öptü sonra yüzüğü parmağıma taktı. " Dudaklarımla mühürlediğim parmağından o yüzük hiç çıkmasın Öykü." Alnımdan öptükten sonra kollarının arasına aldı. "Dudaklarınla mühürlediğin parmağımdan o yüzük hiç çıkmayacak Uras" sımsıkı sarıldı. Sessizliği boza o sırada çalan şarkıydı. Uras'a baktığımda şaşırmış olduğunu gördüm. Sonra söylenmeye başladı. "Ulan Emir ben sana sorarım." gülümsedim. Sanırım müzik çalacağından haberi yoktu. Dans edip etmeyeceğimizi merak ettim ve yüzüne baktım. Ona baktığımı görünce gözlerini kıstı. "Bana yaptırmadığın bir  bu kalmıştı Öykü bunu da yapalım." mutlulukla ellerimi birbirine vurdum. Uras önce ellerimi tuttu sonra ikisinede öpücük kondurdu.Ardından belimden tuttu ve kendisine doğru çekti. Çalan şarkının sözlerini gözlerimin içine bakarak fısıldamaya başladı. Bugün dağların dumanı aralandı, hoş geldin (Ömrüme hoş geldin Öykü'm) Ah ışıklar içinde kaldım, yandım efendim Sen bana yangın ol efendim, ben sana rüzgar Tutuşsun gün, yansın geceler, zamanımız dar Sen bana geç geldin, ben sana erken Tutuşsun gün, yansın geceler, vaktimiz varken (Seni ilk gördüğümde mühürledim kalbime, önce  kendim bile kabul etmedim  ama sen bu gözlerle yavaş yavaş işledin içime. ) Bugün günlerden güzellik, sefa geldin, hoş geldin (Beni kabul edip geldiğin gün ve bugün benim hayatımın en güzel günü) Ah bu yağmur yalnızlığımmış, dindim efendim Sen bana yangın ol efendim, ben sana rüzgar Tutuşsun gün, yansın geceler, zamanımız dar Sen bana geç kaldın, ben sana erken Soyunsun gün, sarsın geceler, vaktimiz varken (Sen bana geç geldin Öykü ben sana erken.) Gözyaşlarım yanaklarımda yol çizmeye başlamıştı ki eliyle sildi sonra gözlerimi öptü. "Ağlamanı da yasaklıyorum." gülümsedim. "İşte böyle hep gül. Gül ki nefesim kesilmesin. Ömrüme ömür eklensin." elinin tersiyle yanağımı okşadı. Gülümsedikten sonra elimden tuttu ve çıkışa doğru götürmeye başladı. Nereye gittiğimizi bilmeden peşinden gittim. Dışarı çıktığımızda havanın kararmaya başladığını gördüm. "Uras nereye gidiyoruz?" "Az sabret küçük hanım hadi şimdi arabaya bin" gözlerimi devirdim. Az önce ki romantik Uras gitmiş yerine emir veren Uras gelmişti. Söylene söylene arabaya bindim. ******************* Sessiz geçen kısa bir yolculuğun ardından bir uçurumun kenarına geldik. "Uras burası?" cevap vermeden arabadan indi ve kapımı açtı. Yavaşça oturduğum yerden kalktım. Etrafıma baktım ve muhteşem bir masa gördüm. Zifiri karanlığı aydınlatan onlarca mum ışığı.. Gözlerimin içine baktı ve konuştu. "Umarım beğenirsin herşey senin için" gözlerinin içine sevgiyle baktım. Sonra elimi yüzüne götürdüm ve sakallarını okşadım.Yüzünde çocuksu bir gülümseme oluştu. Elimi tuttu ve avcumun içini öptü. "Bana hep böyle güzel bak olur mu LAVİNYA..." gözyaşlarım ısrarla yeniden akmaya başlayınca kaşlarını çattı. "Ben sana ne dedim güzelim" "Ama sen ağlatıyorsun. Bana bu kadar iyi davranma Uras eğer olur da gidersen ölü-"  işaret parmağını dudaklarıma koydu vekonuşmamı  yarıda kesti. "O dediğin asla olmayacak! Ne ben seni ne de sen beni bırakacaksın! Söz ise söz, yemin ise yemin senden asla vazgeçmeyeceğim. Olur da sen vazgeçersen asıl ben ölürüm. Benden gittiğin gün yemin olsun burada sıkarım kafama Öykü." Söyledikleri kalbime bir hançer gibi saplandı. Kollarımı beline doladım.Ben onu bu kadar severken nasıl olur da vazgeçerdim. "Asla senden vazgeçmeyeceğim Uras ama ne olur bir daha o kelimeyi kullanma." çenesini başımın üzerine koydu ve sırtımı sıvazladı. "Senin yokluğun benim için ölüm olur Öykü. Ha gitmişsin, ha ölmüşüm..." Kaç dakikadır huzur kokan kollar arasındaydım bilmiyordum. Esen rüzgarla dağılan saçlarımı geriye atıp tekrar tekrar Uras'a sokuluyordum. En son pes eden Uras oldu ve sessizliği bozdu. " Ömrümün sonuna kadar burada bu şekilde durabilirim. " ondan ayrılıp gülümsedim ve  konuşmaya başladım. " Bende" gülümsedi. Hızlıca parmaklarımın üstünde yükseldim ve dudağının kenarından öptüm. Geri çekileceğim sırada belimden yakaladı ve kendine çekti. "Bu küçük öpücükten sonra elimden kurtulabileceğini mi zannettin?"  söylediği kelime hoşuma gitti ve kahkaha attım. "Hayır öyle düşünmemiştim. Bana dayanamayacağını zaten biliyordum."belimde ki elini sırtıma doğru çıkardı. Kendimi geriye doğru yatırdım. " Hmm demek biliyordun. O zaman sonucuna katlanman gerekiyor. " başım gerideyken sağa sola hızlıca salladım. Üzerime doğru iyice eğildi. " Hiç kaçarın yok güzelim. Uğraştırma beni." kahkahalarla gülerken boynumdan öpmeye başladı. "Bu koku, bu ten benim ecelim olacak!" gözlerimi devirdim ve Uras'ın kollarından zorda olsa kurtuldum. Kaşlarımı çattım suratına baktım. "Ölümü hatırlatan bütün kelimeleri de ben sana yasaklıyorum." birkaç saniye düşündü ve ahenkli bir kahkaha attı.  Sonra beni tekrar kollarının arasına aldı ve sırıtmaya başladı. "Ölmemi istemiyorsan benimle hemen evlen. Daha fazla dayanabileceğimi sanmıyorum. " ağzım açık yüzüne baktım. " Uras ya sapık mısın sen? " sırıtması kahkaya döndü. "Evet hemde senin sapığın." elimi ağzıma kapattım. Hemen arkamı döndüm ve masanın olduğu tarafa doğru yürüdüm. Bu Uras kesinlikle sapıktı. Arkamda hala kahkaha atarken bende arkamı dönmeden gülümsedim. Bu kesinlikle asla  uslanmaz  bir adamdı. Masanın yanına gelince parmaklarımı masanın üzerinde gezdirmeye başladım. İki kadeh ve içki şişesi. O sırada Uras arkadan belime sarıldı ve boynuma minik bir öpücük kondurdu. "Beğendin mi?" önce masaya sonra Uras'a omzumun üzerinden baktım. "Hemde çok" dedikten sonra masanın üzerinde duran şişeyi Uras'a gösterdim. "İçecek miyiz?" tek kaşını kaldırdı ve beni kendine çevirdi. "İçmek istiyor musun?" düşünür gibi yaptım. Baş parmağımla işaret parmağımı birbirine yaklaştırdım ve arasında minik bir mesafe kaldığında Uras'a gösterdim. "Azıcık olabilir" gülümsedi ve başını salladı. Sandalye mi çektikten sonra oturmamı sağladı sonra karşımdaki sandalyeye oturdu. Şişeyi açtıktan sonra bardaklara koymaya başlamıştı ki durması için eline dokundum. "Dur" tepkime şaşırmış olacak ki kaşlarını kaldırıp yüzüme baktı. "Bunları Emir mi hazırladı." başını evet anlamında salladı. "Sanırım karıştırmış sen kırmızı şarap sevmezsin ki." bu dediğime gülümsedi. "Senden sonra onu da sevdim." bu dediğine gülümsedim. Aklımı başımdan alıyordu her söylediği sözle.Bugün Uras'ın en romantik olduğu gündü sanırım. Aklıma onu ilk gördüğüm yatta ki hali geldi. Bana kötü davranmıştı. Bu düşünce kaşlarımı çatmama neden oldu. Doldurduğu kadehi bana uzatırken yüzüme baktı. "Ne oldu yine?" kollarımı ğöğsümde birleştirdim ve başımı sola çevirdim. "Bana o gün neden o kadar kötü davrandın?"  bir süre düşündü sonra da güldü. "Sen neden benim kokumu içine çektin?" şaşkınca yüzüne baktım. Soruma soruyla cevap veriyordu. "Ne yani sen anlamış mıydın?" başını aşağı yukarı sallayınca utandım ve başımı eğdim.O muhteşem kokusunu nasıl içime çekmezdim. "Utanma benden Öykü.Hem o gün bende senin kokunu içime çektim." şaşkınlığıma bir yenisini daha ekledim. Uras'ın benim kokumu hissettiğini farketmemiştim. "Ciddi misin?" "Evet.Dikkatimi çekmeye çalıştığını zannettim. Seninde etrafımdaki zengin koca avcısı olan kadınlar gibi düşündüm." Derin bir iç çektikten sonra tekrar konuştu. "Ne bilirdim ki istemeyerek içime çektiğim kokunun benim nefesim ve sonum olacağını." Önümdeki kadehten bir yudum aldıktan sonra Uras'a bakıp gülümsedim. " Yani o gün aşık olmadın bana? "  parmağını hayır anlamında salladı. "Tam da o gün aşık oldum sana, seni ilk gördüğümde, ama bunu kabul etmem biraz zamanımı aldı." "Neden?" "Korktum" şaşırdım. Uras'ın neden korktuğunu merak ettim. "Neden korktun?"  kaşlarını çattı ve gözlerini kısarak uzaklara doğru baktı. "Seni kaybetmekten korktum." sonra elinde ki kadehi kafasına dikti ve bir yudumda bitirdi. Şişeden tekrar bardağına içki koyarken  konuşmaya devam etti. "Ben bu güne kadar kimseyi almadım hayatıma. Ama korktuğum için değil kimseyi sevmediğim için. Sen benim hayatıma girersen seni tehlikeye atmaktan korktum. Senin için senden vazgeçtim Öykü." tekrar bardaktaki içkisini kafasına dikti. Böyle giderse birazdan sarhoş olacaktı. "Kaçtım senden, kokunu unutmaya çalıştım ama başaramadım. Her defasında sen kendine çektin beni.Sensizlik bir zehir gibi kanıma karıştı ve günden güne beni öldürdü." içini çektikten sonra devam etti. "O gün seni gece kulübünde üstüne giydiğin o el kadar kıyafetle görünce delirdim. Lobiden dakikalarca seni izledim sonra da ne olacaksa olsun dedim ve seni dağ evine götürdüm."  gülümsedim. O zamanlar başlamış beni kıskanmaya. "Peki şimdi korkmuyor musun?" düşünmeye başladı. Öylece yüzüne baktım. Cevabını merak ediyordum. Bu sefer kadehi bıraktı ve direk şişeyi kafasına dikti. "Sana birşey olmasına asla izin vermeyeceğim Öykü. Sen bunları düşünme sadece benim yanımdan gitme artık." gülümsedim. "Unuttun mu Uras? Beni sen kovdun." "Sana zarar vermekten korktuğum için bir kere yaptım o hatayı ama birdaha hiçbir yere bırakmam seni. " "Ya ayrı kaldığım günlerde biri bana zarar vermek isteseydi? ."  bu söylediğime önce gülümsedi. "Peşine adam takmıştım."  o an gözümün önünden sokakta ki araba ve adam geçti. "Ne yani sokakta ki araba ve o iri yarı olan adam senin mi adamındı?" aniden ayağa kalktı. Sinirli bir şekilde yanıma gelip kolumu tuttu. "Ne dedin sen!"  ağzım açık bir şekilde Uras'a baktım. Ne demiştim şimdi ben? "Ne dedin sen Öykü!" kükremesiyle korktu. Bu anlamış olacak ki kendini sakinleştirmeye çalıştı ve dişleri arasından sakince konuşmaya başladı. "Bana ne olduysa hemen anlatıyorsun Öykü." cevap vermediğim için  tekrar kükredi. "Hemen" "Peşime adam taktılarsa bunda benim ne suçum var bana neden bağrıyorsun Uras?" ellerini saçlarının arasından geçirdi ve birkaç adımla yanımdan uzaklaştı. Sonra hızla tekrar yanıma geldi. Sakin sakin konuşmaya başladı. "Bak güzelim sinirimde öfkemde sana değil. Ben Emir'e takip etmesini söyledim ve dün takibi bıraktırdım. Şimdi bana ne olduysa eksiksiz anlatmanı istiyorum. Hadi güzelim." Masanın üzerindeki kadehten bir yudum aldım. Boğazım yanarken sakinleşmeye çalıştım. Ona şimdi herşeyi anlatmam gerekiyordu. O adam kesinlikle Mehmet Han SAYGIN 'ın adamıydı ve ben bunu Uras' a nasıl söyleyecektim. Yüzümde bir El hissettim. " Lütfen Öykü artık düşünme ve bana herşeyi anlat." başımı salladım. Artık herşeyi anlatmam gerekiyor dedim ve anlatmaya başladım. "Dün gece camdan dışarı bakıyordum. Sokakta lüks bir araba gördüm ve sen geldin sandım." anlaması için sustuğum sırada parmağını yüzüme doğru salladı. "Sakın bana aşağı indiğini söyleme!" başımı önüme eğdim. Öfkeyle bağırmaya başladı. "Öykü sen nasıl inersin? Ben sana nasıl bir tehlikede olduğunu anlatmadım mı? Neden beni aramadan aşağı iniyorsun?" "U-uras sen geldin sandım diyorum anlamıyor musun?" "Kafayı yiyeceğim ya! Öykü ben gelsem neden aşağıda bekleyeyim. Kaldı ki sen benim arabamı biliyorsun ne diye aşağı iniyorsun?" "Tamam haklısın ama farklı bir arabayla gelmiş olabileceğini düşündüm. Bizim mahalleye kaç tane öyle lüks araç girebilir ki? Senden başka biri olamaz diye düşündüm." sinirle yüzüme baktı. " Devam et" derin bir nefes alıp konuşmaya devam ettim. "Ben aşağı indiğimde arabanın içindeki adam  ışıkları kapattı. Bende" sustum. Uras öylece yüzüme baktı. "Allah kahretsin! Sende arabanın yanına gittin değil mi?" başımı tekrar önüme eğdim. "Yok aklımı kaybedeceğim ya. Öykü ya o adam sana birşey yapsaydı? O zaman ne olacaktı söylesene bana!" "B-ben özür dilerim Uras" elini susmam için kaldırınca sustum. Sonra Uras konuştu. "Devam et" "Sonra telefon ışığı gördüm arabanın içinde sanırım biriyle konuştu." "Sahibine haber verdi tabi it herif!" başımı kaldırdım yüzüne baktım o da bana baktı ve devam et der gibi el hareketi yaptı. "Sonra arabadan indi. Bende korktum ve koşarak eve döndüm. Hepsi bu kadar"  derin bir nefes verdi. Yüzünde hem öfke hemde rahatlama ifadesi vardı sanki. "Gel buraya" yanıma geldi ve kollarının arasına aldı. "Ne olur varsayımlarla hareket etme Öykü. Beni arasaydın o evden çıkmana asla izin vermezdim." "Uras be-ben çok korktum." "Şşşş geçti güzelim korkma." saçlarıma sakallarını sürttü. "Ben bugün onun için seni aramıştım ama açmadın bende Emir'i aradım." "Biliyorum güzelim.Peki geldiğimde neden anlatmadın? "  "Bugünü bozmak istemedim yarın anlatacaktım." nefes sesi duydum sonra ellerini yüzüme koydu. "Ne olursa olsun saklama benden ve söylemek için bekleme tamam mı?" gözlerimi kaçırdım. Mesaj olayınıda anlatmam gerekiyordu. Ama nasıl söyleyeceğimi bilmiyordum. Çenemden tuttu ve tek kaşını kaldırıp sorarcasına yüzüme baktı. O sormadan ben cevap verdim. "Uras birşey daha var." gözlerini kapattı ve birkaç saniye sonra geri açtı. "Söyle" "Ama sakin olacağına söz ver." "Sakin olamayacağımı düşündüğün kadar ne olmuş olabilir ki Öykü?" hemen elini  tuttum. "Hadi gel önce oturalım."  hızla elini çekti. "Oyun mu oynuyoruz Öykü? hemen söyle ne oldu?" "Uras hani o gece gördüğümüz adam vardı ya" "Hangi adam?" kaşlarını çattı. "Şu Mehmet Han SAYGIN" ellerini iki yanında yumruk yaptı ve gözlerini kapattı.Bu adamın ismini bile duymaya tahammül edemiyordu. Ne yamıştı ki Uras'a da bu kadar sinirlenmişti Uras? Dişlerinin arasından konuştu. "Ne olmuş o ite?" başımı önüme eğdim. Az sonra çıkacak krizden bihaber konuştum. "O adam bana mesaj attı." tek seferde hızlıca söyledim. Önce söylediklerimi hazmetti. Birden yüksek sesle bağırmaya başlayınca ondan uzaklaştım. "Sikerim lan böyle işi! Geberticem lan onu" önündeki masayı devirince elimle ağzımı kapattım. Delirmiş gibiydi. Bütün sinirini masadan ve sandalyeden çıkarıyordu. Az önce bizim aşkımıza şahit olan yer şimdi Uras'ın öfkesine şahitlik ediyordu. Bakışları beni bulduğun da  gözlerimi kaçırdım. Uras'ın yanında hiç birşeyden korkmayan ben  şuan ondan korkuyordum. Soluk soluğa kalmış bir şekilde bana doğru yürümeye başladı. Korktum ve arkama baktıktan sonra geriye doğru adım atmaya başladım. Hızla bileğimi tuttu ve kendine çekti. Uras'ın tepkilerini artık kestiremiyordum. "Şşş korkma artık sadece sakinleşmek için sana ve kokuna ihtiyacım var." başımı koyduğum göğüsü hızla yukarı kalkıp iniyordu. Kalbinin hızla çarpma sesini duyabiliyordum. "Uras ben-" "Hadi artık evimize gidelim." "Uras ben bu geceyi mahvetmek istemezdim." "Öykü lütfen senin bir suçun yok, hadi eve gidelim." elimi elinin içine aldıktan sonra arabaya doğru yürüdük. Uras'ın bir anda bu kadar sakin olması beni sevindirmeli miydi? Yoksa korkmalı mıydım? Uras TÜRKOĞLU Yan koltuğa oturmasıyla bende sürücü koltuğuna oturdum. Yirmi dakikalık sessiz geçen yolculuk boyunca bana baktığını birkaç kez  hissetmiştim. Kafamı ona çevirmemek için ekstra bir çaba göstermiyordum ama daha fazla benden korkmasını istemediğim için bakmıyordum. Yavaşça başımı çevirdim başını cama yaslamış dışarıyı izliyordu. Kendime engel olmadım ve onu izledim. Ara ara yola baktım ve tekrar tekrar Öykü'ye baktım. Benim ona baktığımı görünce mutlu oldu ve gülümsedi. Yola baktıktan sonra tekrar Öykü' ye döndüm ve gülümsedim. Evin önünde arabayı durduktan sonra Öykü döndüm. "Mesajlar duruyor mu?" kafasını aşağı yukarı salladı. "Sana göstermek için silmemiştim." kafamı aşağı yukarı salladım. "Bana telefonunu ver Öykü" önce şaşırdı sonra çantasının içinden telefonu çıkarttı ve bana uzattı. "Şimdi eve geç benim biraz işim var. Beni bekleme uyu tamam mı?" " Uras lütfen bugün güzel bitsin. Beraber uyuyalım ne olur? " gözlerimin içine yalvarırcasına baktınca  kıyamadım ve kabul ettim. Arabadan indikten sonra Emir'e  döndüm. "5 dakiyaya çalışma odasında ol"  şaşkın gözlerle bana baktı. Öfkeden gözlerim kesin kızarmıştı ve Emir buna şaşırmıştı. "Tamam abi" Öykü'nün yürümesi için elimi beline koydum ve ittirdim. Odaya girdikten sonra üzerimdeki ceketi çıkarttım ve koltuğun üzerine bıraktım. Çantasını yere bırakan Öykü' nün yanına gittim. Ellerimle saçlarını kulağının arkasına sıkıştırdım. "Bana on dakika ver Emir' le birşey konuşup geleceğim. Bu arada sende üstünü değiştirirsin olmadı duş alırsın olur mu?" başını salladı. "Duş almak istiyorum. Çok bekletme tamam mı?" baş parmağımla dudağının kenarını okşadım. Sonra alnından öptüm ve geri çekildim. "Tamam" ********************** Çalışma odasının kapısını hızla açıp içeri girdim. Emir 'in  oda da beni beklediğini gördüm. Hızlı adımlara koltuğuma oturdum. Kendimi Öykü' nün yanında  zor tutmuştum ve artık patlamak üzereydim. Emir bir sıkıntı olduğunu anladı. "Abi bir durum mu var?" başımı salladım. "O itin açılışı yarın değil mi?" kimden bahsettiğimi hemen anladı. "Evet abi" "Topla adamları yarın hayırlı olsuna gideceğiz. O açılış olmadan o kulübü onun başına yıkacağım"  Emir şaşkınca yüzüme baktı. "Abi hani gitmeyecektin? Bir durum mu var?" ayağa kalktım ve Emir'in önünde durdum. "O şerefsiz Öykü'ye mesaj atmış." "Abi ne diyorsun sen? Buna nasıl cesaret etmiş." "Bilmiyorum ama onu öldürmem için resmen bana yalvarıyor." Emir başını yere eğdi. "Abi öldürebilir misin ki?" öfkeyle Emir' in yakasını tuttum. "Sakın Emir! Aklından geçenleri sil. Gerekirse öldürürüm. Hele ki konu Öykü ise gözünün yaşına bakmadan alırım canını." yakasını bıraktıktan sonra parmağımı sallayarak konuştum. "Olur olmadık yerlerde açma o çeneni Emir! Olur da  biri duyarsa  önce seni öldürürüm.Haberin olsun. "  hemen başını önüne eğdi. " Abi hala araştırıyor SAYGIN" ellerimi belime koydum ve pencereye doğru yürüdüm. İstediği kadar araştırsın birşey bulmasına asla izin veremezdim. "Ne yapman gerektiğini biliyorsun Emir. Benim hakkımda ve o şerefsiz babasının neden öldüğü hakkında hiçbir şey bilmeyecek!" Bölüm Sonu Umarım beğenirsiniz ☺️ OYLAMAYI UNUTMAYALIM ☺️
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE