25.Bölüm (Düşmanlık Neden?)

2386 Kelimeler
Medya : Öykü ÇETİN Keyifli okumalar... Bazen insanları sadece izlersin ya, işte bende sabaha kadar Uras'ı izlemiştim. Garip bir sakinliği vardı. Aslında söyleceği çok şey varmışta, susuyormuş gibiydi. Bunun farkındaydım ve kızmasın, üzülmezsin, kırılmazsın diye birşey soramıyordum. Gece boyunca hissettiğim sadece sessizlikti. Bir ara üşüdüğümü hissetmiştim ki ona sokuldum. Nefes sesini duyduktan sonra birşey demeden  beni kendine doğru çekti. Sabaha karşı dalmıştım ki Uras'ın yataktan kalktığını hissedince gözlerimi açtım. "Uras" dediğim anda başını bana çevirdi. Bana baktıktan sonra geri yatağın üstüne oturdu. Ellerini saçlarımın üstünde gezdirirken konuşmaya başladı. "Uyandırdım mı? Saat çok erken güzelim hadi uyumana devam et."  üzerinde beni rahatsız edecek bir sakinliği vardı. Kaşlarımı yukarı kaldırdım. Uras'ta benim gibi gece boyu uyumamıştı ve erken kalkmasına şaşırmıştım. "Uyumak istemiyorum zaten uykumda kaçtı. Sen şirkete mi gideceksin?" yatakta doğruldum ve Uras'ın cevap vermesini bekledim. "Evet şirkete gideceğim.Bugün önemli bir görüşmem var. " gözlerimi kıstım ve yüzüne baktım. Uras'ın dün ki öfkeli halini gördüğüm için bu kadar sakin olması beni ciddi anlamda korkutuyordu. Bu görüşmenin Mehmet Han ile alakası olup olmadığını merak ediyordum. Ama sormaya bile cesaret edemiyordum. Bu yüzden  Uras'ı yanlız bırakmak istemiyordum. "Bende seninle gelebilir miyim Uras? " içimden kabul etmesi için dua ederken birkaç saniye düşündü ve cevap verdi. "Bugün bayağı yoğunum Öykü. Bugün olmaz yarın beraber gideriz olur mu?" başımı olumsuzca salladıktan sonra cevap verdim. "Ama ben bugün seninle gelmek istiyorum. Hem beraber vakit geçirmiş oluruz." dediğim an da bıkkınlıkla nefes alıp geri verdi. "Hayır dedim Öykü daha fazla uzatma!" kesin bir dille söylemesi ve beni terslemesi canımı sıkmıştı. Uras'a cevap vermeden arkamı döndüm. Elimi başımın altına koydum ve bacaklarımı kendime doğru çektim. Hani çok su verince ölürmüş ya çiçekler, Uras'ın da bazen beni çok severken üzmesi canımı acıyordu. Birkaç dakika yatakta oturan Uras'ın ayağa kalktığını hissettim. Sonra banyonun kapısının sesini duyduğumda banyoya girdiğini anladım.  Dün gece Emir ile ne konuştu ise morali bozuk bir şekilde yanıma gelmişti. Üzerinde ki kıyafetleri çıkarıp  birşey demeden yanıma uzanınca bende birşey sormamıştım. Ama Uras'ın da benim gibi uyuyamadığını biliyordum. Benim ne yapıp ne edip Uras 'ın yanında olmam gerekiyordu. Bugün kesinlikle o adamın yanına gidecekti buna emindim.Aklıma gelen düşünceyle kalbim sıkıştı. Ya o Mehmet Han denen adam Uras' a zarar verirse? Korkum bütün bedenimi esir almıştı. Kesinlikle Uras'ı ikna etmeliydim. O adama gitmemesi için elimden geleni yapmam gerekiyordu. Banyonun kapı açılma sesi ile yerimde doğruldum.Sevimli olmaya çalışıp Uras'a baktım ve gülümsedim.Onu bu şekilde kandırabilirdim. Ne de olsa bana dayanamadığını kendisi söylemişti değil mi? Yüzüne baktığım sırada tek kaşını kaldırdı ve yüzüme baktı. "Aklından ne geçiyor senin?" anında gözlerimi kaçırdım. Birşey düşündüğümü anlamasa zaten şaşardım. Hemen cevap verdim. "H-hiç birşey canım ne geçsin? İçimden geldi gülümsedim. Allah Allah hemen de altında birşey arıyorsun!" kollarımı göğsümün üzerinde birleştirdim ve başımı cama doğru çevirdim. Bir süre olduğu tarafa bakmadım. Ne yanıma geldi ne de birşey söyledi. Meraklandım ve o tarafa döndüm. Uras'ı göremeyince hızla üzerimdeki örtüyü kenara attım ve yataktan kalktım. Bana cevap bile vermeye tenezzül etmemişti beyefendi. Bunun hesabını ona sormaz mıydım? Giyinme odasına gittiğimde Uras'ın üzerini giyindiğini gördüm ve altında sadece boxer olduğunu görünce ellerimle yüzümü kapattım. Önce çığlık attım sonra konuştum. "Çabuk giy üstünü Uras" kaçarı yoktu bana cevap vermemek ne demekmiş sorcaktım ona. Kahkaha sesini duyunca parmaklarımın arasından yüzüne baktım. Sonra tekrar gözlerimi yumdum. Hemen arkamı döndüm.Sanırım odada beklesem daha iyi olacaktı. Hızla oradan uzaklaştım. Uras'ı beklerken odanın içinde yürümeye başladım. İşaret ve başparmağım arasına aldığım dudaklarımı ısırdığım sırada Uras üzerini giyinmiş bir şekilde yanıma geldiğini gördüm. Gözlerimi kıstım ve yüzüne baktım. Sonra birşey demeden giyinme odasına gideceğim sırada kolumdan yakaladı ve kendine çekti. "Nereye küçük hanım?" kolundan kurtuldum ve işaret parmağımı yüzüne doğru salladım. "Hazırlanmaya gidiyorum Uras. Bende şirkete geleceğim. Bana sakın engel olma yoksa sen gittikten sonra bir yolunu bulurum ve kaçar yine senin yanına gelirim. İnan bunu yaparım. Şimdi kararını  ver ya bekle yada git ben gelirim." kararlı bir şekilde yüzüne baktım. Yüzünden şaşırmış olduğunu anlayabiliyordum. Hızla beni kendine çekti sonra da dudağıma minik bir öpücük kondurdu. "Bana mı benzemeye başladın sen? " o an çok sevimli göründü gözüme  gülümsedim, gülümsedi. " Sanırım. Şimdi kararını söyler misin? " yine kollarımı göğsümde birleştirdim ve cevap vermesini bekledim.  Bir süre düşündü. "Hazırlanmak için beş dakikan var." olduğum yerde tepinmeye başladım. Kazanmanın verdiği gururla giyinme odasına doğru giderken Uras'a seslendim. "Hemen hazırlanıyorum."ardından  arkamdan seslendi. "Üstüne adam akıllı birşey giy! Yoksa şansını kaybedersin ve evde oturmak zorunda kalırsın!"giyinme odasının kapısının önünden yüzüne baktım ve gözlerimi devirdim.  Uras kıskançlıkta çığır açmış olabilirdi. Söylene söylene kıyafetlerimi seçtim. Hazırlandıktan sonra odaya geri döndüm.Simsiyah kombinimi üzerime giyindiğim gri kareli trençkotla tamamlamıştım. Uras baştan aşağı beni süzdükten sonra konuşmaya başladı. " Ben aşağıda bekliyorum. " bu kıyafetime onay verdiğini mi gösteriyordu? Arkasını döndü ve odadan çıktı. Peşinden hemen konuşmaya başladım. "Yok bu adam romantik falan olamaz. Dün gördüklerim tamamen rüyaydı." Derin bir nefes aldım sonra gözlerimi kıstım ve elimi havaya kaldırdım. Gözlerimi yavaşça açtım ve parmağımda ki yüzüğe baktım.Sonra yaptığım harekete güldüm. Bu adam bende akıl bırakmamıştı ki. Daha fazla oyalanmadan makyaj masasının önüne gittim. Hemen saçlarıma elimle şekil verdim. Kendinden  dalgalı  olması her zaman işimi kolaştırmış ve kurtarıcım olmuştu. Hafif bir göz makyajı yaptım ve hızlıca aşağı indim. **************************** Şirkete doğru gittiğimiz sırada karnımdan gelen gurultu sesi utanmama sebep oldu. Elimi hızla karnıma koydum. Sağolsun olur olmadık yerde beni utandırmayı başarıyordu.Utanarak Uras'a baktım. Acıkmıştım çünkü evden kahvaltı yapmadan çıkmıştık. Utandığımı anladığında gülümsedi ve konuşmaya başladı. "Sanırım bazıları acıkmış."  gülümseyince Uras'ta gülümsedi. "Önce restorana gidelim mi?" söylediği söz beni çok mutlu etmişti. Heyecanla Uras'a döndüm. "Gidelim hem kızları da görürüm." Gülşah'ı da Ülkü'yü de çok özlemiştim. Hayat onlara acımasız yüzünü gösteriyordu ve ikisininde çalışmak zorunda olduğu için hiç görüşemiyorduk. Sonra birden aklıma Gülşah' ın annesinin durumu geldi ve hüzünle başımı eğdim. Acaba Uras'a söylesem yardımcı olur muydu? Yavaşça başımı çevirdim. Uras'ın da bana baktığını gördüm. "Aklından geçen ve suratını asmana sebep olan şey ne Öykü?" Beni onun kadar kimse iyi tanıyamazdı heralde. Derin bir nefes aldım şimdi tam sırasıydı işte. Yavaşça Uras'a döndüm. "Uras senden birşey isteyebilir miyim?" kısa süreliğine bakışlarını bana çevirdi ve merakla yüzüme baktı. Sonra tekrar yola döndü. "Söyle bakalım" "Benim için birini tedavi ettirmeni istiyorum."  tek kaşını kaldırdı. Birkaç saniye sonra arabayı durdurdu. Etrafıma baktığımda restorana gelmiş olduğumuzu gördüm. Ardından Uras bana döndü. "Kim?" Bildiğim herşeyi Uras'a anlatmaya başladım. Gülşah'ın annesinin hastalığını ve babasını da bu hastalıktan vefat ettiğini söyledim. Uras'ın annesine nasıl bağlı olduğunu biliyordum. Annesinden bahsettiği gün gözlerindeki özlemi görmüştüm. Bu yüzden birini annesiz bırakmayacağına emindim. Herşeyi eksiksiz bir şekilde anlattırken sessizce beni dinledi. Konuşmamı bitirmiştim ki Uras konuşmaya başladı. "Neden bana ya da Mehmet'e söylememiş." "Aslında Mehmet Bey biliyor. Ama Gülşah söylemesine izin vermemiş. Hastane masrafları ve ilaçlar pahalı olunca hem burada hemde senin gece kulübünde çalışmaya başlamış." üzgün bir şekilde başını salladı. "Tamam tedavi için elimden ne geliyorsa yaparım olur mu?" heyecanla yüzüne baktım. "S-sen ciddi misin?"  başını olumlu anlamda salladı. Yurdışında tedavi edilirse bir şansı olabilirdi. Gülşah bunu duyduğunda çok sevinecekti. Mutlulukla boynuna sarıldım. "Çok çok çok teşekkür ederim Uras"açıkta kalan boynumdan öpmeye başlayınca huylandım ve geri çekildim. Hiçbir fırsatı da kaçırmıyordu beyfendi. Çekilmeme kızmış olacak ki kaşlarını çattı. Gülümsedikten sonra elimi hemen Uras'ın alnına götürdüm ve çatık kaşlarını elimle düzeltmeye çalıştım. O sırada elimi tuttu ve bir çırpıda beni kucağına çekti. O kadar güçlüydü ki ona engel olmak imkansızdı. "Ya Uras ne yapıyorsun?" arabanın camlarını gösterdi. "Kimse göremez, hadi şimdi teşekkür öpücüğümü ver bana."  "Ya adamlarından biri kapıyı açarsa?" "Ben kapımı açmadığım sürece kimse açmaz."gülümsedikten sonra yanağını öptüm ve geri çekildim. "Tamam mı? hadi bırak şimdi beni" hayal kırıklığı ile yüzüme baktı. Şaşkın bakışları arasında konuştu. "Ne şimdi bu?" daha fazla kendimi tutamadım ve kahkaha attım. Kahkahımın arasına cevap verdim. "Ne o beğenmedin mi sevgilim?" bu sefer o kahkaha attı. Uras'ın keyifli olması beni mutlu ediyordu. "Hmm sevgilim öyle mi? "  elimi sakallarına götürdüm ve oynamaya başladım. "Öyle" Uras'ın keyfi yerine gelmişti. Bu durum beni rahatlatmaya yetmişti. Sakalları ile oynamam hoşuna gitmiş gibi birkaç saniye gözlerini kapattı ve konuşmaya başladı. "Şu düğün işini halledelim bir an önce Öykü"  elimi sakallarından çektim ve gözlerimi kaçırdım. Uras ile tabi ki evlenmek istiyordum. Ama öncelikle okulumu bitirmem gerekiyordu. "Uras ben önce okulumu bitirmek istiyorum." başını salladı. "Bitireceksin tabi ki ama bu evlenmemize engel değil. Evliyken de okuyabilirsin değil mi Öykü?" sorarcasına yüzüme baktı. Sanırım haklıydı. Evliyken de okuyabilirdim. Hem bende Uras'ın eşi olmayı çok istiyordum. Beklemenin bir anlamı yoktu sanırım. "Haklısın. " gülümsedi ve ekledi. "O zaman yarın işlemleri başlatıyorum.Daha fazla beklemek istemiyorum. Bir kaç hafta içinde de evleniriz olur mu? "  ağzım açık bir şekilde yüzüne baktım. Herşeyi bu  kadar hızlımı halledecekti. "Bu kadar çabuk mu?" başıyla onayladı. Birden panik yaptım ve elimi kolumu nereye koyacağımı bilemedim. Hiç birşey  hazır değildi. Bu işler birkaç hafta içerisinde halledilecek işler değildi ki. Panikle Uras'a baktım. "Uras daha gelinliğim bile yok." sakin bir şekilde başımdan tuttu ve boynuna doğru çekti. "Şşş ben sana ne demiştim. TÜRKOĞLU 'nun kadını bunları düşünmemeli. Birkaç gün içinde en iyi tasarımcıları gönderirim. Sen bunları düşünme. Onlar herşeyi birkaç gün içinde hallederler. Gelinliğin biraz uzun sürebilir. Ama sorun değil bekleriz hazır olduğu zaman da düğünü yaparız. Sen şimdi sadece ne hayal ediyorsan onu düşün. " biraz olsada rahatlamıştım. En azından gelinliğim hazır olana kadar bekleyecektik. Zaten sade birşey istiyordum. Çok uzun süreceğini de düşünmüyordum. Kafamı Uras'ın boyun girintisinden kaldırdım. "Uras ben bu arada kalabalık bir düğün istemiyorum. "  olumsuzca başını salladı. "Malesef güzelim bu istediğin imkansız. Düğünümüz oldukça kalabalık olacak. Bütün iş adamları ve yeraltının saygıdeğer ailelerini çağırmam gerekiyor." bu dediğine suratımı astım. Çok kalabalık olacağı düşüncesi beni biraz heyecanlandırmıştı. "Peki kalabalık olması tehlikeli değil mi? " elini yüzüme koydu. " Güvenlik en üst düzeyde olacak. Sen şimdi bunları düşünme." içim rahatlamıştı. Uras eminimki önlemlerini alacaktı.  "Tamam sen nasıl istersen." gülümsedi. Alnıma dudaklarını değdirdikten sonra geri çekildi ve yüzüme baktı. "Hadi artık kahvaltımızı yapalım."Başımı salladıktan sonra kendi tarafıma geçtim. Saçımı başımı düzelttikten sonra araban beraber indik. Kapının önünde ki adam ceketini düğmelerken bize doğru koştu. Hemen Uras'ın elini tuttum. Sanırım çevremde ki korumalara hala alışamamıştım. " Hoşgeldiniz efendim. " Uras başını salladıktan sonra restorana doğru yürümeye başladık. İçeri girdiğimizde restoranın kalabalık olmasına şaşırmadım. Benim çalıştığım günlerde de restoran sabahları bayağı yoğun oluyordu. Mehmet bey müşteri ile ilgilenirken bizim geldiğimizi fark etti ve müşteriye selam verdikten sonra güler yüzüyle yanımıza doğru geldi. Önce ellerimize baktı sonra gülümsedi. "Hoşgeldiniz Uras Bey" başıyla selam verdikten sonra bana baktı. "Öykü Hanım sizde hoşgeldiniz." beni de başıyla selamladı. Mehmet Bey 'in hanım demesinden rahatsız olmuştum. Gülümseyerek konuştum. "Mehmet Bey bana eskisi gibi Öykü demenizi tercih ederim."  bu söylediğimden sonra önce Uras'a  sonra Mehmet Bey'e baktım. Uras tek kaşını kaldırdı ve Mehmet Bey e baktı. Kafasını aşağı yukarı salladıktan sonra Mehmet bey gülümsedi. "Tamam Öykü sende hoşgeldin." Uras'tan müsade istemesi bile Mehmet Bey'in ne kadar mükemmel bir insan olduğunu gösteriyordu. İçten gülümsemeyle cevap verdim. "Hoşbulduk Mehmet Bey"  Uras'ın konuşması ile ona baktım. "Mehmet bize bir masa hazırlamalarını söyle." "Hemen hallediyorum Uras Bey" Mehmet Bey hızlı adımlarla yanımızdan uzaklaşırken Uras eli ile yürümem için salonu gösterdi. Salona girdiğimizde bütün bakışlar bizi buldu. Biraz utandım ve elimi Uras'tan ayıracağım sırada elimi çekmemem için sıktı. Sakince kulağıma doğru eğildi. "Utanmanı istemiyorum Öykü. Bundan sonra hep benim yanımda olacaksın. Her seferinde elimimi bırakacaksın?"  derin bir nefes alıp rahatlamaya çalıştım. Haklıydı ve yakında eşi olacaktım. Başımı salladım ve gülümsedim. Uras'ta bana gülümsedikten sonra başını çevirdi. Kaşlarını tekrar çattı ve salondaki insanlara bakmadan masaya doğru yürümeye başladı. Bu adam benim yanımda çok farklı iken dışarı da bambaşka bir insan oluyordu. O sırada karşımda Gülşah'ı gördüm. Ağzı açık bir şekilde elimize bakıyordu. Bu haline gülümsedim. Evlenme teklifini daha hiç birine söylememiştim. Yanına gitmek için Uras'a baktım. Kulağıma doğru tekrar eğildi. "Şuan burası çok kalabalık ve sen benim nişanlımsın. Bırak işini yapsın kahvaltıdan sonra görüşürsünüz."  istemeye istemeye kabul ettim. Etrafta ki insanların ne düşüneceği umrumda bile değildi. Ne de olsa bende bir zamanlar  burada çalışıyordum. Uras'ı kırmadım ve masaya doğru ilerledim. Biz oturduktan sonra Gülşah şaşkınlığını üzerinden tam atamamış bir şekilde yanımıza geldi. " Hoşgeldiniz efendim. " başımı eğdim ve kaldırmadım. Arkadaşımın bu şekilde bana bir yabancı gibi davranması hoşuma gitmiyordu. Uras'a baktığımda gözlerini kısmış bir şekilde bana baktığını gördüm. Sanırım Gülşah'a vereceğim tepkiyi merak ediyordu. Güler yüzle Gülşah'a döndüm. "Hoşbulduk canım" gülümseyince Gülşah'ta bana gülümsedi. Masayı özenle hazırlamaya başladı. Herşey hazır olduktan sonra Uras'a baktı. "Efendim başka bir arzunuz var mı?" Uras'ın cevap vermeyeceğini bildiğim için ben cevap verdim. "Teşekkür ederiz canım çok sağol."  Uras anlamış olacak ki kafasını salladı ve güldü.  Gülşah başıyla selam verdikten sonra yanımızdan ayrıldı. Uras tabağına birşeyler almaya başlamıştı ki konuştum. "Neden kimseye teşekkür etmiyorsun?" çayından bir yudum aldı sonra cevap verdi. "Çünkü küçük hanım çalışanlarımla yüz göz olmak istemiyorum. Saygı görmek istiyorsan iyi yüzünü kimseye göstermemen gerekiyor." ağzım açık suratına baktım. Hemen çatalı ile tabağımı gösterdi. "Toplantıma geç kalmak istemiyorum Öykü bir an önce kahvaltını yap." bu söylediğine gözlerimi devirdim. "Bana emir vermenden nefret ediyorum." rica etse ne olurdu acaba? Bana baktı ve gülümsedi. "Emir vermemi istemiyorsan güzelim ben demeden bazı şeyleri kendin yap. " tekrar gözlerimi devirdim. O sırada yanımıza gelen adamla bakışlarımı Uras'a çevirdim. "Kusura bakmayın rahatsız ediyorum Uras bey bunu Emir Bey size vermemi istedi." elindeki kutuya baktım. Uras başıyla onayladıktan sonra adam kutuyu masanın üzerine bıraktı. "Emir neden kendisi getirmedi?" adam ellerini önünde birleştirdikten sonra cevap verdi. "Efendim Emir Bey sizin emrettiğiniz yerde. Çıkamadığı için de benimle gönderdi." başını salladıktan sonra eliyle çekilmesini işaret etti. Uras Emir'e ne emretmişti ki? Tam soracaktım ki kutuyu bana doğru uzattı. "Bu senin için Öykü" şaşkınca kutuya  baktım. "Bu ne?" "Aç bakalım"  onayladıktan sonra kutuyu açtım.Yeni bir telefon görünce şaşırdım ve Uras'a baktım. "Benim telefonum vardı neden aldın bunu?" "Bunu kullanmanı istiyorum çünkü. Bu arada yeni bir hatta aldırdım. Artık eski numaranı kullanmanı istemiyorum." neden böyle birşey yaptığını anlamıştım. "Ama Uras herke-" konuşmama fırsat vermeden araya girdi. "Bu numaranı herkesin bilmesini istemiyorum.Numaranı sadece en yakınında ki  güvendiğin insanlara verceksin. " cevap vermedim ve gözlerimi kırpmadan gözlerinin içine baktım. "Bakma bana öyle Öykü. O it herif senin numaranı biliyor. O hattı kullanmana nasıl müsade etmemi beklersin. Seni rahatsız etmesini istemiyorum. Onun için artık bu hattı kullanacaksın."  cevabım yoktu. Dediklerinin hepsi doğruydu. Tabi ki bende beni rahatsız etmesini istemiyordum. Ama Uras'ın beni o adamdan bu kadar korumasının sebebini anlayamıyordum. Uras'la Mehmet Han'ın arasında ne olduğunu ise çok merak ediyordum. Bu düşmanlığın bir sebebi olmalıydı değil mi? " Haklısın tamam dediğin gibi olsun. " Uras rahatlamış bir şekilde arkasına yaslandı. Dayanamadım ve kafamdaki soruyu Uras'a sormaya karar verdim. "Uras o adamla düşmanlığınızın sebebi ne?" Bölüm sonu Umarım beğenirsiniz ☺️ OYLAMAYI UNUTMAYALIM ☺️
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE