26.Bölüm(Ne Oldu?)

2649 Kelimeler
Medya:Öykü ÇETİN Keyifli okumalar... Dayanamadım ve kafamdaki soruyu Uras'a sormaya karar verdim. "Uras o adamla düşmanlığınızın sebebi ne?"bu söylediğime öfkelendiğini boynundaki damarın belirginleşmesinden anlayabiliyordum. Ellerini yumruk yaptı ve masanın üstüne koydu. Öne doğru eğildi ve gözlerimin içine bakarak konuşmaya başladı. "Bunun bir cevabı yok Öykü. O it herif ve babası benim can düşmanım.Bu kadarını bilmen yeter. " sakin görünmeye çalışıyordu ama gözlerinde ki öfke onu ele veriyordu. Bu öfkenin sebebini bilmek istiyordum. "Neden?" gözlerini birkaç saniye kapattı ve geri açtı. "Öykü ne olur sorma güzelim. Bak zaten gerginim bir de sen beni germe." neden her sorduğum soruyu cevaplamadan kapatmak istiyordu ki. Öfkeyle yüzüne baktım. "Neden hayatına dair bana birşey anlatmıyorsun Uras?" gerçekten bu sorunun cevabını çok merak ediyordum. Burnunu baş ve işaret parmağı arasına alıp sıktı. "Ya sabır... Öykü hadi güzelim kahvaltını yaptıysan gidelim." omuz silktim. Uras ondan birşey saklamamı istemiyordu ama kendisi hakkında ki herşeyi benden saklıyordu. Daha önce de babası hakkında sorduğum soruyu cevapsız bırakıp birdaha o konuda konuşmamamı istemişti. Şimdi de o adamla aralarında ki düşmanlığı anlatmıyordu. Bu beni çok kırmıştı. Ayağa kalktım ve başım dik bir şekilde yüzüne baktım. "Sen şirketine gidebilirsin Uras. Ben gelmiyorum, burada kızlarla kalmak istiyorum." elini saçlarının arasından geçirdi ve ayağa kalktı. Önce etrafına baktı sonra elimi tuttuğu gibi çekiştirdi. Etrafta ki insanlara rezil olmamak için birşey demeden yürümeye başladım. Beni daha önce Mehmet Bey ile görüşme yaptığımız oda ya getirdi. Kapıyı kapattıktan sonra parmağını yüzüme doğru salladı. " Birdaha benden önce masadan kalkma. Ve kalabalık ortamlarda beni rezil edecek bir eylemde bulunma Öykü." her seferinde emir vermesinden yorulmuştum. Yüzüne bakmadan cevap verdim. " Sizi utandırdığım için üzgünüm Uras Bey!" sinirle gülümsedi. " Sorunsuz bir günümüz olmayacak mı Öykü? Bu tavır neden Allah aşkına söylesene. " sanki kendisi anlamamış gibi bir de soruyordu. Bıkkınlıkla cevap verdim. " Uras lütfen işine git. Daha fazla tartışmayalım." ciddi bir şekilde yüzüme baktı sonra başını salladı. "Haklısın küçük hanım. Şimdi seni eve bırakıyorum ordan da şirkete geçiyorum." lafını bitirir bitirmez konuşmaya başladım. "Uras ben kızlarla sohbet etmek istiyorum. Sen şirketine gidebilirsin. Ben sonra eve taksi ile dönerim." bu dediğime kahkaha attı. Şaşkınca yüzüne baktım. Sonra ciddi bir şekilde konuşmaya başladı. "Taksi ile öyle mi?" başımı salladım sonra tekrar güldü. "Ben biri sana zarar veremesin diye peşimde onlarca adamla geziyorum. Sen kalkmış bana taksi ile eve dönebileceğini söylüyorsun Öykü! " başımı önüme eğdim. Her ne yaptıysam, ne söylediysem haksız çıkıyordum. Her seferinde dediklerinde haklı olan taraf Uras oluyordu. Taksi ile dönme fikrim gerçekten saçmaydı. Yavaşça yanına yaklaştım ve elini tuttum. "Bunda da haklısın kabul, ama beni de düşünmeni istiyorum. Ben senin gibi düşünemem ki. Benim de bir hayatım var, görüşmek istediğim insanlar var. Beni herkesten soyutlayamazsın Uras. Bu yaşadığım şeyi ilk defa yaşıyorum ben. Özür dilerim ama ben bu şekilde birilerinden saklanarak yaşayamam.Bana biraz güvenmeni istiyorum. Söz veriyorum sözünden çıkmam kızlarla vakit geçirmeyi çok özledim. Ne olur burada kalmama izin ver" başımı göğsüne koydum.Beni kollarının arasına alırken aynı zamanda da saçlarımı öptü. "Bir saat içinde burada olacağım. Eğer olur da gelemezsem seni alması için birini göndereceğim. Dışarı çıkmak yok tamam mı?" bana kıyamamıştı. Gülümsedim. "Tamam söz" alnımdan öptükten sonra geri çekildi. "O telefon hep açık olacak ve ben seni aramadan asla kapıya çıkmayacaksın anlaştık mı?" gülümsedim. "Anlaştık." ************************** Uras Mehmet Bey ile konuştuktan sonra toplantı için şirkete gitti. Uras'ın peşinden bende terasa çıktım. Mehmet bey kızları terasa yanıma göndereceğini söylemişti. "Öykü" sesin geldiği tarafa başımı çevirdiğim de Gülşah ve Ülkü'yü gördüm. Ayağa kalktığım sırada ikisi de koşarak yanıma geldiler ve bana sarıldılar. "Ya çok özledim kızlar sizi" ikisi de aynı an da cevap verdi. "Bizde" dedikleri an da birbirlerine baktılar.Aynı an da cevap verdikleri için gülmeye başladılar. Bende onların gülmelerine eşlik ettim. Ülkü gülmesini bitirdikten sonra elimden tuttu ve beni çekiştirerek otutturdu. "Hadi Öykü herşeyi anlat. Meraktan çatlıyorum. Mehmet Bey bir saatliğine izin verdi zaten fazla zamanımız yok hadi başla. Bu arada Gülşah birşeyler söyledi bana duyduklarım doğru mu? " anında Gülşah'a baktım. O da diğer yanıma oturdu ve cevap vermem için ikisi birden yüzüme baktı. Birşey demeden elimi havaya kaldırdım ve yüzüğümü gösterdim. "Kızlar Uras evlenme teklifi etti ve bende kabul ettim." ikisi birden çığlık atınca ellerimle kulaklarımı kapattım. Sanırım benim kadar onlarda mutlu olmuştu. "Öykü inanmıyorum ya sen ciddi misin?" Gülşah'ın sorusunu başımla onayladım. "Peki düğün ne zaman?" "Birkaç hafta içerisinde Ülkü." tekrar çığlık attılar. Sonra heyacanla sorulara başladılar. "Ya gelinliğin, salon, organizasyon?" Ülkü'nün söylediklerine suratımı astım. Uras her ne kadar hallederiz dese de hiç birşeyin hazır olmaması beni korkuyordu. "Hiçbiri hazır değil. Zaten daha dün teklif etti. Yarın işlemleri halledecek. Birkaç güne de tasarımcılarla görüşeceğim." ses tonum endişemi ele veriyordu. Birbirlerine umutsuzca baktılar. Sonra Gülşah lafa girdi. "Öykü istersen bizde sana yardımcı oluruz. Endişelenme hem Uras Bey herşeyi halleder bence değil mi Ülkü? " Ülkü'ye kaş göz yapınca Ülkü hemen lafa girdi. " Tabi canım koskoca Uras TÜRKOĞLU yani halleder." gülümsedim. Benim endişeli olduğumu anlamışlardı ve beni rahatlatmaya çalışıyorlardı. Sağ elimle Gülşah' ın sol elimle Ülkü'nün elini tuttum. " İyi ki varsınız kızlar." ikiside elimi sıktıktan sonra boşta kalan ellerini elimin üzerine koydular. Aynı an da tekrar konuştular. " Sende iyi ki varsın Öykü" birkaç saniye birbirimize baktıktan sonra tekrar kahkaha attık. Kızlarla bir arada olmaktan o kadar mutluydum ki. Bozuk olan moralimi bile hemen düzeltiyorlardı. Güzel geçen sohbetimiz de kızlara bir ara Seçil'de kaldığımı Uras'la tartıştığımı söylediğimde ikiside onlara haber vermediğim için önce biraz tavır yaptılar. Sonra da Mehmet Han SAYGIN 'ı anlatınca ikiside benim için endişelendiler. "Öykü bu adam senden ne istiyor ki?" Ülkü' nün sorusuna verecek cevabım yoktu. Çünkü bende bilmiyordum. "Bilmiyorum. Sanırım Uras'a olan düşmanlığı için beni kullanmaya çalışıyor." "Peki Öykü Uras Bey ile düşmanlığının sebebi ne?" Gülşah' a baktım. "Bilmiyorum Uras'a sordum ama cevap vermedi. Sadece Mehmet Han'ın da onun babasının da düşmanı olduğunu söyledi." ikisi de başını salladı. "Çok dikkatli ol Öykü bu adam tehlikeli olabilir." başımla onayladım. Saate baktığımda Uras'ın gelmek üzere olduğunu gördüm. Uras gelmeden Gülşah 'la annesi hakkında konuşmak istiyordum ama konuya nasıl gireceğimi bilmiyordum. Bütün cesaretimi topladım ve ona döndüm. " Gülşah" "Efendim canım" "Annen nasıl?" başını eğdi ve üstünde ki önlüğün ucuyla oynamaya başladı. Bir kaç dakika öylece durdu. Sonra ağlamaya başlayınca Ülkü de bende ayağa kalktık ve elimizi omzuna koyduk. "Gülşah" dedim. Sonra ayağa kalkıp bize sarıldı. "Kızlar annem iki gündür hiç iyi değil." hıçkırarak ağlamaya başlayınca içim acıdı. Onun annesinden başka kimsesi yoktu ve onu da kaybetmek üzereydi. Annenin yokluğu o kadar zordu ki. Bunu en iyi ben ve benim gibi annesi olmayan insanlar bilirdi. Bu dünyada bir annesi olmalıydı insanın Doyasıya sarılabileceği, birlikte gülebileceği Ama en önemlisi onunla birlikte, onun kadar ağlayan bir annesi olmalıydı. Uras elinden gelen herşeyi yapacağını söylemişti. Gülşah'ın annesinin maddiyat yüzünden ölmesine izin veremezdim. Gözyaşlarımı elimin tersiyle sildikten sonra Gilşah'ın oturması için elimle sandayeyi gösterdim. "Gülşah seninle konuşmak istediklerim var." burnunu çektikten sonra yüzüme baktı. "B-ben Uras'la konuştum Gülşah. Annen için elinden gelen herşeyi yapacak." şaşkınca yüzüme baktı. Sonra olumsuzca başını salladı. "Öykü sen ne yaptın? Annemin tedavisi çok pahalı ben bunu kabul edemem." gözlerimi devirdim. "Gülşah Uras senin tahmin ettiğinden daha fazla zengin. Tedavi parası bizler için evet çok, ama Uras için öyle değil. Ne olur gurur yapmayı bırak! Gururun annenin canından önemli mi?" sessizce gözünden akan bir damla yaşıda sildi. "Ama Öykü sonrasında ben bu parayı veremem. Ömrümün sonuna kadar çalışsamda o parayı toparlayamam." başımı iki yana salladım. "Uras istemez ki senden o parayı. Hem sen bunları düşünme." elini tuttum. Bana bakması için kafasını kaldırdım. "Anneye özlem, özlemlerin en ağırıymış Gülşah. Ben annem ölünce anladım bunu.Onun özlemiyle içim dolup taşarken ve çaresizce beklerken anladım annemi özlediğimi. Eğer şimdi Uras'ın yardımını kabul etmezsen sonra çok pişman olursun. Para falan beklemiyor kimse senden. Ne olur para meselesini düşünme. Tedavisi için yurdışına gönderelim anneni, olur mu? " gözyaşlarıyla boynuma sarıldı. " Öykü ben senin hakkını nasıl öderim. "ellerimle saçlarını okşarken konuştum. " Şşş hak falan ödemek yok. Sen benim arkadaşımsın ve senin annen benim de annem. " gözyaşlarımı tutamadım ve bende ağlamaya başladım. Bir süre öylece birbirimize sarılıp ağladık. Ülkü'nün sesiyle birbirimizden ayrıldık. " Ya tamam artık ağlamaktan içim çıktı burada. Şimdi ağlamanın zamanı değil, artık sevinmeliyiz. Gülşah' ın annesi artık sağlığına kavuşacak. Bu akşam bunu kutlamalıyız. " Gülşah'la birbirimize baktık. "Çok isterdim ama Uras izin vermez." Gülşah gözyaşlarını sildikten sonra konuşmaya başladı. " Öykü haklı hem onun için tehlikeli olabilir." başımı salladım. Ülkü hemen araya girdi. " Ya dışarı da kutlama yapmak zorunda değiliz ki. Annemler akşam amcamlara davetli isterseniz bende toplanalım.Hem Seçil 'le Ayşegül' ü de çağrırız.Zaten uzun zamandır bir araya da gelmedik. " ikisi de bana baktı. Bende çok istiyordum ama Uras'tan nasıl izin alacağımı bilmiyordum. " Kızlar gerçekten Uras iz-" Ülkü lafımı kesti. " Öykü bir arasan? Belki izin verir ya lütfen. "Uras'ın yeni aldığı telefonu bana uzattı.Uras'ın ne diyeceğini biliyordum ama onu da kırmak istemedim ve Uras'ı aramaya karar verdim. Başımı salladıktan sonra telefonu elime aldım. Telefon çalmaya başlamıştı ki hemen açtı. " Güzelim" dediğine gülümsedim. "Uras nasılsın?" "İyiyim Öykü. Şimdi toplantıdan çıktım. Birazdan seni almaya geleceğim. Sen nasılsın?" "Bende iyiyim." dedikten sonra kızlara baktım. "Uras ben sana birşey söylemek istiyorum." birkaç saniye bir sessizlik oldu. "Bir sorun mu var?" "Hayır hayır hiç bir sorun yok. Uras ben bugün senden Ülkü'ye gitmek için izin istiyorum." "Vereceğim cevabı biliyorsun Öykü." "Uras lütfen bütün kızlar toplanacağız ne olur izin ver." "Öykü hayır dedim. Eğer kızlar için uygunsa söyle bize gelsinler." gözlerimi devirdim. "Uras biz başbaşa olmak istiyoruz. " oflama sesini duydum. "Tamam Öykü zaten başbaşa olacaksınız. Akşam benim biraz işim var gece kulübüne gitmem gerekiyor. " kaşlarımı çattım. "Ne demek gece kulübüne gitmem gerekiyor?" nefes sesi duydum. Sanırım gülmüştü. "Güzelim orası benim biliyorsun. Ve birkaç işi benim halletmem gerekiyor. Yani gitmek zorundayım." ofladım. Yanlız gitmesini istemesem de haklıydı. Sonuçta oranın sahibiydi ve onunda kendine göre işleri tabi ki olacaktı. "Tamam o zaman. Bu arada beni almaya istersen gelme kızların çıkış saatine az kaldı. Onlarla beraber eve gidebiliriz. " kızlara baktığımda şaşkınca yüzüme baktılar. Bize gideceğimizden haberleri yoktu. Ama kabul edeceklerini biliyordum. "O zaman şöyle yapalım. Kızlara söyle çıkışı beklemesinler. Sizi eve bırakmaları için araba gönderiyorum." "Teşekkür ederim Uras birde bişey daha istesem senden." "Söyle" sanırım şansımı çok zorluyordum. "Şey Emir'e söylesen Seçil'i o alsa olur mu?" Seçil'in Emir'e olan ilgisini bildiğim için, onun almasını istiyordum. Seçil kesin bu habere çok sevinecekti. "Emir'in işi var. Söylerim birine alır tamam mı?" birden bağırdım. "Başkası olmaz. "birden sessizlik oldu. Uras'ın surat ifadesini tahmin edebiliyordum. "Sen ne karıştırıyorsun Öykü?" bu dediğine kahkaha attım. "Birşey karıştırmıyorum Uras. Lütfen Seçil'i alması için Emir'i gönderir misin?" ofladı. "Neyse güzelim kendine dikkat et ve telefonunu yanından ayırma olur mu? " gülümsedim. "Tamam görüşürüz." "Görüşürüz." telefonu kapattıktan sonra masanın üzerine bıraktım ve ayağa kalktım. Kızlar cevap vermemi bekliyordu. "Hazırlanın bana gidiyoruz." ağızları açık bir şekilde ikiside yüzüme baktı. Ülkü kekeleyerek konuşmaya başladı. "N-na-na-sıl yani patronumuz olan Uras Bey'in evine mi?" başımı salladım. "Öykü ya kızarsa?" Gülşah'a baktım. Gözlerimi devirdim. "Kızlar farkında mısınız?" ne demek istediğimi anlamadan yüzüme baktılar. Sonra elimdeki yüzüğü gösterdim ve devam ettim. "Orası benimde evim. Yani şuan resmen değil ama iki haftaya kadar o da olacak." bu söylediğime hep birlikte kahkaha attık. "Neyse Uras bizim için araba gönderiyor. Hadi üstünüzü değiştirin." Gülşah saatine baktı. "Bizim çıkmamıza daha bir saaten fazla var Öykü." yeniden kahkaha attım. İkiside şaşkınca önce bana sonra birbirlerine baktı. "Uras şimdi araba gönderiyor. Yani beklemeyeceğiz izinlisiniz. Hadi çabuk giyinme odasına gidelim." gülümsedim. Sonra giyinme odasına gitmek için terastan çıktık. "Gülşah Ayşegül'e haber verir misin? Malum telefon numaram değişti numarası bende yok. Giderken onu da alalım." beni onayladıktan sonra cebinden telefonunu çıkardı. "Seçil'e de haber verelim mi? Emir falan dedin ama anlamadım onu neden o alacak." gülümsedim. "O bize ters istikamette o yüzden Emir alsın istedim." Gülşah anlamış olacak ki gülümsedi. Sonra Ülkü yüzüme baktı ve konuştu. "Seçil üç sokak yukarıda oturmuyor mu? Nasıl ters istikamet oluyor? " Gülşah'la birbirimize baktıktan sonra Ülkü 'ye döndüm ve gözlerimi devirdim. "Canım arkadaşım sen bunları düşünme hadi hazırlanmaya git." Gülşah bu dediğime gülümsedi. Asansörü beklediğimiz sırada Ülkü' nün bağırmasıyla yerimizde sıçradık. "İnanmıyorum Seçil, Emir' den hoşlanıyor. O yüzden sen de onun almasını istedin." Gülşah alkışlamaya başlayınca bende alkışladım. " Aferin Ülkü sonunda anlayabildin." Gülşah'ın dediği şeyle Ülkü gözlerini devirdi. Tam ağzını açacaktı ki elimle ağzını kapattım. " Sen ona takılma Ülkü hadi canım artık hazırlanmalısınız. Uras'ın gönderdiği araba birazdan gelir." başıyla onayladıktan sonra Gülşah'a sinirli bir şekilde baktı. Açılan asansörün kapısıyla asansöre bindik. Aşağı indiğimizde Mehmet Bey 'i gördük. "Sanırım sohbetiniz bitti hanımlar." başımızı salladık. "O halde işleriniz başına dönebilirsiniz. " kızlara döndüğümde ikisinin de bana baktıklarını gördüm. Mehmet Bey' e baktım. "Mehmet Bey şey ben Uras' la konuştum. Kızlarla çıkmak için izin verdi. Eger sizin içinde uygunsa beraber çıkabilir miyiz?" bu dediğime gülümsedi. "Patron sensin Öykü" bende utanarak ona gülümsedim. "Estağfurullah Mehmet Bey. Buranın sorumlusu sizsiniz. Eğer istemezseniz ben kızları beklerim." başını iki yana salladı. "Sen varken benim birşey demeye yetkim yok Öykü. Ama teşekkür ediyorum bana sorman büyük incelik." başımı önüme eğdim. "Mehmet Bey asıl ben çok teşekkür ederim. Hemde herşey için." gülümsedi. "Hadi şimdi hazırlanın sonra görüşürüz." onayladıktan sonra kızlarla giyinme odasına indik. ************************* Sanırım yaklaşık yirmi dakikadır Ülkü 'nün hazırlanmasını bekliyorduk. Gülşah sonunda dayanamadı ve Ülkü' ye seslendi. "Ülkü Allah aşkına yarım saattir o kabinde ne yapıyorsun? Ağaç olduk burada" oflama sesleriyle sonunda Ülkü kabinden çıktı. "Of hazırım işte çok abartıyorsun Gülşah altüstü beş dakika bekledin." Gülşah güldü. "Beş dakika mı?" gülmemek için kendimi zor tuttum. "Birşey söyler misin Öykü? Beş dakikadır mı bekliyoruz?" kahkaha attım. "Gülşah haklı Ülkü üzgünüm." Ülkü gözlerini devirdi. "Hadi artık adamlar kaç saattir kapıda bekliyor." dedim ve hızla giyinme odasından çıktık. Kapıya çıktığımda peşpeşe üç araba olduğunu gördüm. Kızlar gibi bende şaşkındım. "Bunların hepsi bizim için mi Öykü?" Gülşah'a döndüm. "Sanırım" Uras biraz abartmıştı. "Vay anasını! Zenginlik böyle birşey demek ki. Şu arabalara bakın ya resmen milyon dolarlıklar." Gülşah ile Ülkü'nün dediğine güldük. Sonra ciddi bir şekilde kızlara döndüm. "Neyse hadi artık gidelim." beni onayladıktan sonra arabaya doğru yürüdük. Yaklaştığımızda bütün korumalar arabadan aşağı indi. Hızla önünü düğmeleyen adam kapımızı açtı. Kızlar her hareketlerinde bana bakıyorlardı. "Buyrun efendim." başımla onay verdikten sonra arabaya bindik. "Ben böyle bir arabaya ilk defa biniyorum. Çok heyecanlıyım.Allah'ım bu araba ise babamın ki ne? " Ülkü'nün dediğine kahkaha attık. "Sizin arabanız mı vardı Ülkü?" Gülşah' ın sorduğu soruyla hayranlıkla arabanın içine bakan Ülkü'ye döndüm. "Evet var" "İyi de madem var ne diye otobüse biniyorsun? Üstelik hep geç kalıyorsun." Gülşah' ın sorduğu soruyla tekrar Ülkü'ye döndüm. Gözlerini kıstı ve bize baktı. "Allah aşkına o külüstüre binsem bırak restorana gelmeyi yarı yolda kalırım. Zaten sürekli bozulup duruyor. Arabanın yaşı benden büyük ya" büyük bir ciddiyetle söylediği söze kahkaha attık. Önce bize ters ters baktı sonra dayanamadı o da güldü. Aklıma Ayşegül' ü alacağımız gelince şoföre seslendim. "Pardon bir arkadaşımı alacaktık ama ben size söylemeyi unuttum. Rica etsem onu alabilir miyiz?" "Tabi efendim." dedikten sonra bana tablet uzattı. Şaşkınca tableti elime aldım. "Efendim adresi buna yazabilirsiniz. " Ülkü ağzı açık bir şekilde baktıktan sonra tekrar konuşmaya başladı. "Vallahi pes ah baba ah sen cüzdanında ki market fişine yazdırırken adamlar tablete yazdırıyor." tekrar güldükten sonra tablete adresi yazdım ve öne uzattım. On beş dakika boyunca Ülkü'nün babasının arabasını konuştuktan sonra Ayşegül' ün evinin önüne geldik. Kapının önünde bekleyen Ayşegül gelen arabaya hayranlıkla baktıktan sonra kafasını geri çevirdi. Araban inmek istediğim sırada şoför hemen indi ve kapımı açtı. Arabadan indim ve Ayşegül'e seslendim. "Ayşegül" kafasını çevirip bana baktı. Ben arabadan indiğim an da peşimizdeki arabadan da korumalar indi ve etrafa bakmaya başladılar.Ayşegül şaşkınca yanımıza geldi. "Kızlar?" Ülkü Ayşegül'ün koluna girdi. "Gel anam gel başta bünyeye ağır geliyor ama zamanla alışıyorsun." Ayşegül hiç birşey anlamadan yüzümüze baktı. "Öykü biz sende toplanmayacak mıydık? Bu arabalar ne?" "Ay bunun haberi yok dimi."Ülkü'nün sorduğu soruya başımı olumsuzca salladım. "Öykü gelin olmuş gidiyor haberin yok Ayşegül" Ülkü' ye gülümsedim. "Ne? Ne demek gelin oluyor? " Ayşegül'ü, Ülkü'nün kollarından kurtardım sonra cevap verdim. "Eve gidelim anlatırım canım hadi artık gidelim." tek tek arabaya bindikten sonra Ülkü öne oturmak zorunda kaldı. Ayşegül yol boyunca neler olduğunu anlatmamı istedi ama birşey anlatmadım.Eve doğru ilerlediğimiz sırada araba ani frenle durdu. Ne olmuştu? Bölüm sonu Umarım beğenirsiniz ☺️ OYLAMAYI UNUTMAYALIM ☺️
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE