Medya: Uras TÜRKOĞLU
Keyifli okumalar ☺️
Öykü'nün peşimden lobiye geri döndüm. Ne yapıp ne edip Gülçin' in ağzından bilgi almak zorundaydım.
"Ne oluyor Uras? O kız neden geldi buraya? Hem sen beni neden çağırdın. Neler oluyor ya?" diye söylenen Gülçin'e ters ters baktım.
"Kes sesini Gülçin!" diye bağırdığımda korkuyla yerine oturdu. Odanın içinde deli gibi yürümeye başladım. Bir yanım Öykü'nün yanına gitmem gerektiğini, diğer yanım SAYGIN' ın bir planı olup olmadığını öğrenmem gerektiğini söylüyordu. Ama gözlerimin önünden Öykü'nün üzgün yüzü gitmiyordu.
Kadın siler... Ağlar, ağlar gözyaşlarını kendi siler. Yaşadıkları ağır gelir ve yaşatan herkesi siler. Sana güvenip kurduğu, boşa çıkan hayallerini siler! İşte bundan korkuyordum. Öykü' nün beni silmesinden korkuyordum. Ben artık onsuz olamazdım, onsuz yaşayamazdım. Planlarda, SAYGIN' da umrumda bile değildi. Şuan bana ihtiyacı olan Öykü'ydü ve benim yanına gitmem gerekiyordu.
"Böyle işin içine ederim lan" kapıdan çıkacağım sırada Gülçin 'in dediği sözle olduğum yerde kaldım.
"SAYGIN' ın planını öğrenmek istemiyor musun?" hemen Gülçin'e döndüm.
"Sen.." sustum. Gülçin benim amacımı anlamış mıydı? Tek kaşımı kaldırdım.
"Ben salak değilim Uras.O kıza nasıl baktığınıda, o kızı nasıl sevdiğinide görebiliyorum. Ama şuan ipler benim elimde.O yüzden Uras'cığım hiçbir yere gidemezsin. " gülümsedikten sonra kanepeye oturdu. Bacağını diğer bacağının üzerine attıktan sonra arkasına yaslandı.Bu rahatlığının sebebini anlayamamıştım. Öfkeyle yüzüne baktım.
"Sen kendini ne sanıyorsun lan? Bu rahatlık nereden geliyor?" diye bağırdığımda sinsice gülümsedi. Aklından kimbilir neler geçiyordu. Benim karşımda bu kadar rahat olması beni öfkelendirmişti.
"Çık git buradan defol." diye bağırdığım da yavaşça yerinde doğruldu. Ayağını indirdikten sonra sırıtarak tam karşımda durdu.
"Tahmin ettiğinden daha çok şey biliyorum Uras. Bence neleri bildiğimi bilsen beni kovmazsın." sinirden gülmeye başladım. Kendimi kontrol edememekten korkuyordum. Hiçbir kadına şu güne kadar el kaldırmamıştım. Ama bu kadın beni çileden çıkartmak üzereydi. Dalga geçer gibi sordum.
"Ne biliyorsun?" gerçekten bu sorunun cevabını merak ediyordum. Ciddi bir şekilde konuşmaya başladı.
"Senin bildiğin ama Mehmet Han'ın bilmediği herşeyi desem?" yüzümde ki ifadem değişti. Afallamış bir şekilde yüzüne baktım.
"Bana blöf yapmayı kes Gülçin. Söylediğin gibi hiç birşey yok." bu dediğime kahkaha attı.
"Uras beni hafife alıyorsun. Bugüne kadar seni sevdiğim için sustum.Olur da birgün bana gelirsin diye sustum. Ama o kadını hayatında tutmaya devam edersen.." gözüm döndü ve boğazını sıktım. Dişlerimin arasından konuşmaya başladım.
"Ne yaparsın lan söylesene" Kimse beni Öykü ile tehdit edemezdi.Ellerimin arasında çırpınmaya başlayınca bıraktım.Nefes nefese koltuğa oturdu. Öfkeyle yüzüne bakıp işaret parmağımı yüzüne doğru salladım.
"Kimse beni Öykü ile tehdit edemez. Bunu o bit kadar olan beynine sok." gözlerimin içine baktı. Nefesini düzene sokmaya çalışarak konuştu.
"Mehmet Han babasına yaptıklarını öğrenince o kızı hiç acımadan öldürür. Sen sanıyor musun ki babasının katiline acıyacak." duyduklarımla beynimden vurulmuşa döndüm. Ben kimseyi öldürmemiştim. Ama bu kadın herşeyi biliyordu.
"Ben kimseyi öldürmedim." diye bağırdım.
"Öyle mi? Kendi ellerinle yapmadın ama buna sebep oldun Uras. Senin yüzünden eniştem hayatına son verdi." başımı iki yana salladım. Bunları nereden, kimden öğrendiğini bilmiyordum ama herşeyi biliyordu. Parmağımı yüzüne doğru salladım.
"Eğer bildiklerini birine anlatırsan seni yaşatmam Gülçin." keyifle gülmeye başladı.
"Benim istediğimi yaparsan neden olmasın Uras." ellerimi saçlarımın arasından geçirdim. Bu kadın kendini öldürmem için resmen bana yalvarıyordu.
"Gülçin bence şansını zorluyorsun." başını iki yana salladı.
"Benim senden başka kaybedecek hiç birşeyim yok Uras. Gerekirse senin için herşeyi yaparım." gözlerimi kapattım. Gülçin'e zarar veremezdim ve sakinleşmek zorundaydım.
"Defol git Gülçin." dediğimde ayağa kalktı ve yavaşça yanıma geldi.Ellerini göğsüme koyduktan sonra gömleğimin düğmesiyle oynamaya başladı. Şu an bana o kadar itici geliyordu ki. İğrenerek yüzüne baktım.
"İnsan üveyde olsa kuzenini kovar-" lafının devamını anlayınca konuşmasına izin vermedim. Yakasından tuttuğum gibi sertçe duvara yasladım. Tehditkar bir şekilde konuşmaya başladım.
"Sakın...sakın bana bir daha bunu söyleme sende o it herifte benim hiç birşeyim değilsiniz." hemen yakasını tuttuğum ellerinin üstüne ellerini koydu ve kahkaha atmaya başladı.
"Sana demiştim Uras herşeyi biliyorum diye. Bunları Mehmet Han duyarsa ne olur biliyor musun?" yakasını bıraktım ve bağırarak duvarı yumruklamaya başladım. Öğrenmesine müsaade etmeyecektim. Gülçin bağırarak konuşmaya başladı.
"Benim istediklerimi yapmak zorundasın Uras. Başka çaren yok." öfkeyle bende bağırdım. Tekrar yakasından tuttuğum gibi bağırmaya başladım.
"Ulan peki benim annemin suçu neydi? O şerefsiz adamı sevmesi miydi? Benim annemin intihar etmesinin sebebi senin o şerefsiz enişten değil miydi? Benim suçum neydi lan söylesene!" madem herşeyi biliyordu, bunun cevabını da bana vermesi gerekiyordu.
"Uras bırak beni canımı yakıyorsun!" kendime gelmeye çalıştım ve Gülçin'i öfkeyle yere ittim.
"Aklını başına al Gülçin. Benden de Öykü 'den de uzak duracaksın! Eğer SAYGIN bunları öğrenirse seni yaşatmam. Yemin olsun yaşatmam." dizini tutarak ağlamaya başladı.
"Ya o kızdan ayrılacak benimle olacaksın. Ya da Mehmet Han herşeyi öğrenecek ve çok sevdiğin Öykü' nün canını alacak." yerdeki Gülçin' nin üzerine eğildim ve boğazını sıkmaya başladım.
"Geberirsin o zaman. Hiçbir güç Öykü'yü benden alamaz." acıyla yerde kıvranmaya başlayan Gülçin ağzının içinde birşeyler gevelemeye başladı. Onu öldürmeliydim başka çarem yoktu.
"Ö-ykü ka-ka-çırıl-lı-yo-r" duyduğum söz ile boğazında ki ellerimi çektim. Öfkeyle bağırmaya başladım.
"Ne dedin sen?" Gülçin öksürmeye başlayınca cevap vermesi için tekrar bağırdım.
"Sen ne dedin Gülçin" diye bağırdım hala cevap vermiyordu. Saçlarından tuttum ve çekmeye başladım.
"Ne dedin diyorum sana!" acıyla yerde kıvranmaya başladı.
"Bırak saçımı canımı yakıyorsun." saçlarını bıraktım ve kükredim.
"Ne biliyorsan anlatacaksın Gülçin." dediğim sırada yerden destek alarak geriye doğru gitti. Korkusunu yüzünden anlayabiliyordum. Ağlamaya başladığında, gözlerimi kapatıp açtım. Bu sefer çenesini tuttum ve sıktım.
"Ya anlatacaksın ya da o çeneni kırarım." inleyerek başını salladığında çenesini bıraktım.
"Mehmet Han Burcu'nun senin yanında olduğunu öğrenmiş.Öykü'yü takip ediyordu." tekrar ağlamaya başladı. Sonra devam etti.
"O yüzden Öykü'yü kaçıracak senden intikam almak için." duyduklarımla gözüm karardı. Öykü' nün başı beladaydı ve ben buradaydım. Yerden destek aldım ve koşarak lobiden çıktım. Merdivenleri üçer beşer indikten sonra kapının önüne çıktım. Gözlerim öfkeden dönmüştü. Kapıda ki adamın yakasından tuttum.
" Emir nerede lan Öykü nerede?" karşımda titreyen adam korkuyla cevap verdi.
"Abi Emir Bey diğer çıkışta" yakasını bıraktıktan sonra koşarak diğer çıkış kapısına doğru koştum. Umarım Öykü Emir'in yanındadır. Kapıya çıktığımda Emir'i gördüm.
"Emir" diye öfkeyle bağırdım. Ne olduğunu anlamayan Emir bana döndü ve koşarak yanıma geldi.
"Abi iyi misin?"der demez hemen yakasından tuttum.
"Öykü nerede?" başını önüne eğdi. Bu sefer Emir'i sarsmaya başladım.
"Öykü nerede Emir?"
"Abi gitti."duyduğum sözle gözlerim karardı. Emir'i tuttuğum gibi yere savurdum.
"Ne demek gitti lan. Nereye gitti? Kiminle gitti? Nasıl müsade edersin gitmesine Emir" öfkeyle bağırdım. Emir tekrar ayağa kalktı ve önüme dikildi.
"Abi yalvardım gitmemesi için ama beni dinlemedi. Ali diye biri ile gitti." nefesim kesildi ve dengemi kaybettim. Bu yaşadıklarım gerçek olamazdı.
"Ne demek Ali diye biri ile gitti lan" öfkeyle Emir'in yüzüne yumruk attım. Yere düşen Emir ağzında ki kanı sildikten sonra tekrar ayağa kalktı. Bu sefer yakasından tuttum.
"Emir, SAYGIN Öykü'yü kaçıracak. Öykü' nün canı tehlike de sen onu nasıl bırakırsın." Emir şaşırmış bir şekilde yüzüme baktı.
"Abi sen ne diyorsun." öfkeyle saçlarımı çekmeye başladım.
"Ali'nin evini bul hemen Emir."
"Hemen buluyorum Abi" dedikten sonra koşarak yanımdan uzaklaştı. Ben şimdi ne yapacaktım. Öykü'nün başına ya birşey geldi ise ya ben onu bulmadan Mehmet Han onu bulursa? Öfkeyle diğer adamlara bağırdım.
"Gelin lan buraya" koşarak yanıma gelen adamlara baktım.
"Lobide ki kadını elinizden kaçırırsanız hepinizi gebertirim. Anladınız mı lan beni" başlarını sallayan adamlar hızla kulübe girdi. Şuan ne yapacağımı nereye gideceğimi bilmiyordum. Aklıma birşey gelmiyordu. Olduğum yere oturdum. Öykü bunları hakedecek ne yapmıştı? Suçu beni sevmek miydi? İşte bu yüzden kaçmamış mıydım? Kaç dakikadır bu düşüncelerle boğuşuyordum bilmiyordum. Emir'in koşarak yanıma geldiğini görünce ayağa kalktım.
"Abi Öykü hanım'ın telefonuna taktığımız takip cihazından yerini tespit ettik." başımı salladım.
"Çabuk ol Emir" hızla arabaya bindim. İşte bulmuştum Öykü'yü. Benim isteğim üzerine Öykü'nün telefonuna ve parmağında ki yüzüğe takip cihazı koydurmuştum.
"Hızlı sür şu zıkkımı Emir." başını salladıktan sonra boş olan yolda Emir gaza bastı. Yollar sanki bitmiyordu.Eğer benden önce o şerefsiz Öykü' yü bulursa ona zarar verebilirdi. Ondan önce Öykü' ye ulaşmam gerekiyordu. .
"Allah beni kahresin." arabanın koltuğunu yumruklamaya başladım. Onsuz nefes bile alamıyordum. Yıllarca içimde büyüttüğüm intikamımın ateşi Öykü'yü yakacaktı.
"Emir daha ne kadar kaldı. "
"Abi on dakika" ellerimi saçlarımın arasından geçirdim. Onu bu hayatın içine sokmamalıydım. Benim sonum ölümdü ve ben onu bu cehennemin içine sokmuştum. Her seferinde SAYGIN 'ı öldürmek isteyen ben yapamıyordum. Şimdi SAYGIN benim canıma kastediyordu. Nefes alamadığımı hissedince camı açtım. Soğuk havanın yüzüme çarpmasına izin verdim. Dakikalar da benim içimdeki ateşte geçmiyordu.
"Geldik abi" etrafıma baktıktan sonra arabadan indim. Binaya doğru koştuğum sırada Ali' yi gördüm. Öfkeyle yakasından tuttum.
"Öykü nerede lan?" ne olduğunu anlayamayan Ali yakasındaki ellerimi tutup indirdi.
"Defol git buradan Uras" dişlerimi sıktım. Bu adam kim olduğunu sanıyordu. Yanına orta yaşlı bir adam geldiğinde adama döndü.
"Daire 8 siz çıkın ben geliyorum." dediğinde tekrar yakasından tuttum.
"Öykü'ye ne yaptın lan konuşsana" kafamla burnunun üzerine vurdum. Yere yığılınca koşarak dediği daireye doğru koştum. Asansörü beklemeden merdivenlerden çıktım. Daireyi aramaya başladığımda sekiz yazan daireyi gördüm ve koşarak oraya gittim. Dairenin kapısı açıktı.
"Öykü" diye bağırdım ve içeri girdim.Öykü evde yoktu. Arkamdan Ali 'nin geldiğini gördüğümde yakasına yapıştım.
"Nerede lan Öykü ne yaptın ona?" şaşkınca yatağa baktı. Birşey demeden öylece durdu.
"Konuşsana lan Öykü nerede?"
"Bilmiyorum" diye bağırdı.
"Ne demek bilmiyorum lan senin yanında değil miydi?"
"Öykü'nün ateşi vardı. Doktor getirmek için gittim." ellerimi saçlarımın arasından geçirdim. Benden önce o adam bulmuştu. Dizlerimin üstüne çöktüm ve elimi yumruk yapıp yere vurmaya başladım.
"Allah kahretsin yetişemedim." dediğimde Ali öfkeyle üzerime doğru geldi. Hemen Emir araya girdi.
"Asıl sen ne yaptın Öykü'ye ne demek yetişemedim. Eğer Öykü' nün başına birşey gelirse seni öldürürüm TÜRKOĞLU." diye bağırmaya başladı. Ali haklıydı,herşey benim suçumdu.
Emir, Ali denen adamı koltuğa ittirdikten sonra bana seslendi.
"Abi yatağın üzerinde bir not var." başımı çevirdim ve yatağa baktım. Notu gördüğümde hemen ayağa kalktım ve elime aldım.
Vay vay vay...
TÜRKOĞLU bu notu eğer okuyorsa kadınını almaya gelmiş demektir. Üzgünüm Uras TÜRKOĞLU... Öykü'yü bir süreliğine senden alıyorum. Bu arada çok üzgünüm... Sevgilinin biraz ateşi var. Demek ki ona iyi bakamamışsın ama korkma ben ona çok iyi bakarım. Senin kadar kadınları saklamakta profesyonel olmasam da Öykü' yü en iyi şekilde saklayacağım. Senin kadar da iyi bakacağım. Bunu sana borçluyum ne de olsa Burcu'ma oldukça iyi baktığından şüphem yok.Şimdi benden telefon bekle.
Mehmet Han SAYGIN
Notu okuduktan sonra elimde ki kağıdı buruşturup attım. Aklıma Öykü' nün parmağında ki yüzük geldi.
"Emir" diye bağırdım.
"Buyur abi"
"Öykü'nün parmağındaki yüzükten hemen yerini bul" başını salladı.
"Emrin olur abi" dedikten sonra evden çıktı. Ağır hareketlerle Ali' nin karşısında ki koltuğa oturdum. Başımı iki elimin arasına alıp önüme eğdim. Kendimi çaresiz hissediyordum.
"Mutlu musun?" Ali'nin sorduğu soruyla yüzüne baktım. Ellerimi iki yana açtım.
"Sence? Nasıl görünüyorum. Mutlu mu?" gözlerini kıstı.
"Öykü nerede?" başımı sağa sola salladım.
"Bilmiyorum."
"Onun başına bela oldun. Senden önce böyle birşey yaşamadı." başımı salladım.
"Farkındayım." dedikten sonra Ali'nin yüzüne baktım.
"Farkındaysan onun hayatından defol git Uras" sakin olmaya çalıştım.
"Bunu yapamam. Ben onsuz yaşayamam." bunu yapamazdım.
"Sen onu böyle tehlikelere atarsan. Birgün onsuz yaşamak zorunda kalırsın." öfkeyle yüzüne baktım.
"Öykü'ye birşey olmasına asla izin vermem" diye bağırdım.
"Görüyoruz işte. Buna engel olabildin mi?" dedikten sonra sinirle gülmeye başladı.
"Kes sesini. Sen sanıyor musun ki ben onu bıraksam, o beni bırakmaz."
"Sen bırak onu ben sararım onun yaralarını. Seni unutması için herşeyi yaparım." dişlerimi sıktım ve öfkeyle ayağa kalktım.
"Ne diyorsun lan sen ." diye öfkeyle bağırdım. Dizlerinden destek alarak o da ayağa kalktı.
"Duydun ne dediğimi eğer gerçekten Öykü'yü seviyorsan ona zarar gelmemesi için onu rahat bırak. Öykü' nün hayatından çık git." yakasından tuttum ve geri ittim.
"Seni gebertirim lan. Bu dediğin asla olmayacak. Ne Öykü' ye zarar gelecek ne de ondan ayrılacağım."
"Öykü'yü aldatırken aklın neredeydi TÜRKOĞLU ?" gözlerimi kıstım ve suratına baktım.
"Ben Öykü' yü aldatmadım. Burada oturup sana hesap vermeyeceğim Ali.Adam ol yoksa seni gözümü kırpmadan öldürürüm." sinirle yüzüne baktım. Sonra işaret parmağımla göğüsüne birkaç kez vurdum.
"Öykü'yü bulacağım ve sen onu birdaha göremeyeceksin." bu dediğime kahkaha attı.
"Onu görmeme sen mi engel olacaksın? " öfkeyle yüzüne baktım.
"Sevdiği adam olarak ben engel olacağım." öfkeyle suratıma baktı.Eğer Öykü' nün üzülmeyeceğini bilsem,bu adamı buradan sağ çıkarmazdım.
"Öykü senin gibi birinin değil benim gibi birinin sevgisini hakkediyor. Bunu er ya da geç anlayacak. İşte o zaman TÜRKOĞLU ben kalbimin kapılarını Öykü'ye açacağım." öfkeyle yakasını tuttum.
" Seni gebertirim lan! Sen kim oluyorsunda benim kadınımı benden almaya kalkıyorsun. " öfkeden gözüm döndü ve Ali' ye yumruk attım. Yere düştüğü sırada tam üzerine eğilmiştim ki Emir'in sesini duydum.
" Abi" hemen üzerinden kalktım.
"Buldun mu?" diye kükredim.
"Abi yüzük bu evde"
"Ne diyorsun lan sen? Ne demek bu evde" başını önüne eğdi. Hemen etrafta yüzüğü aramaya başladım. Küçük olan evde bakmadığım bir banyo kalmıştı ki oraya girdim. Lavabonun kenarındaki yüzüğü gördüm ve elime aldım.
"Bu yüzüğü parmağına mühürlemiştim Öykü" avcumun içine aldığım yüzüğü dudaklarıma götürdüm.
İşte bu hiç iyi olmamıştı şimdi Öykü'yü bulmam daha zordu. Parmağında ki yüzüğe güveniyordum ama onu da çıkarmıştı. Banyodan çıkacağım sırada kenarda katlatmış bir şekilde duran Öykü' nün kıyafetlerini gördüm. Yüzüğü cebime koyduktan sonra kıyafetlerine dokundum.
"Söz veriyorum, seni bulacağım Lavinya sakın korkma." elime aldığım kıyafetlerle banyodan çıktım. Karşımda duran Ali' ye ters ters baktıktan sonra evden çıktım.
Aşağı indikten sonra Emir'e döndüm.
"Herkesi ara, yeraltında toplantı var. " kolunda ki saate baktı.
"Şimdi mi abi?" ters bir şekilde yüzüne baktım.
"Öykü bulunana kadar kimse uyumayacak Emir" başını hızlıca salladıktan sonra telefonundan birkaç numarayı aradı.
"Abi biz oraya gidene kadar herkes orada olacak. " başımı tamam anlamında salladıktan sonra arabaya bindim.
*************************
Toplantının yapılacağı yere geldiğimizde araban indim. Soğukkanlı bir şekilde hızla odama gittim. Önce üzerime çeki düzen vermem gerekiyordu. Üzerimi değiştirdiğim sırada kapıya vuruldu.
"Gel" dedikten sonra Emir içeri girdi.
"Abi herşey hazır. Herkes seni bekliyor." başımı salladım. Üzerime ceketimi giydikten sonra Emir'e elimi uzattım. Hemen anladı ve belindeki silahı elime uzattı.
"Abi bu ne için?" ters ters yüzüne baktım. Başını önüne eğdikten sonra yana doğru çekildi. Toplantının yapılacağı yere gitmek için odadan çıktım. Derin bir nefes aldım ve salona girdim. Beni gören herkes hemen ayağa kalktı. Başlarını eğen adamlara sertçe baktıktan sonra belimdeki silahı çıkardım ve sertçe masaya bıraktım.
"Şimdi herkes kulağını açsın ve beni dinlesin. İlk ve sonkez konuşacağım. Benim kadınıma her kim gözünü, dilini, elini uzatırsa onun eceli olurum. Ne var ki SAYGIN denen adam benim kadınımı kaçırdı." adamlar önce birbirlerine baktılar. Uğultular yükselmeye başlayınca elimle masaya vurdım.
" Kesin sesinizi. " diye kükredim. Herkes sustuktan sonra konuşmaya devam ettim.
" Şimdi SAYGIN 'ı bulana kadar kimseye uyku yok. Herkes elinin kolunun uzandığı heryerde bu adamı arayacak. Size yarına kadar mühlet. Olur da yarına kadar benim kadınımı bulamazsanız saat başı tek tek canınızı alacağım." herkes panikle birbirlerine baktı. Bu alemde beni en iyi tanıyan bütün adamlar buradaydı. İçlerinde ki en yaşlı olan adam konuşmaya başladı.
" Uras bey SAYGIN 'ın yaptığına emin miyiz?" gözlerimi kıstım ve yüzüne sert bir şekilde baktım. Kısa bir sessizlikten sonra tekrar konuştum.
" Şimdi herkes bağlantılarını kursun. Yarım saatte bir Emir' e rapor vereceksiniz. Onu bulmadan kimse buradan çıkmayacak. Eğer çıkmaya çalışan olursa" sustum ve Emir 'e baktım.
"Vurun gitsin." herkes korkuyla yüzüme baktı. Sert bir şekilde suratlarına baktıktan sonra salondan çıktım. Emir hemen peşimden geldi. Ona dönmeden konuşmaya başladım.
"Şu bana soru soran adam Nihat SAYGIN' ın yakın arkadaşıydı değil mi?" Emir başını salladı. Tam cevap verecektim ki adamlar ellerinde benim telefonumla yanımıza geldi. Gece kulübünden getirmelerini istemiştim. Çalan telefonu hemen aldım ve açtım.
"Uras" duyduğum sesle olduğum yerde kaldım. Sonra kendime geldim ve hızla odaya gittim.
"Öykü iyi misin güzelim? Nerdesin söyle bana." hıçkırarak ağlamaya başladı.
"Uras beni kurtar." bu söz resmen içimi kanatmıştı. Onun gözünden akıtılan her bir damla için dünyayı yakacaktım.
"Korkma bitanem bulacağım seni.Ne olur ağlama. " cevap vermesini beklediğim sırada SAYGIN 'ın sesini duydum.
"Yeter bu kadar TÜRKOĞLU" öfkeyle bağırmaya başladım.
"Ne istiyorsun lan şerefsiz. Nerdesin gücün kadınlara mı yetiyor. Adamsan çıksana karşıma, Öykü' den ne istiyorsun?" diye bağırmaya başladım.
"Nasıl oluyormuş TÜRKOĞLU? Kadınları bu işe sen karıştırdın. Benim kadınımı alırsan, bende senin kadınını alırım." bu dediğiyle gözüm döndü.
"Eğer Öykü'yü birdaha görmek istiyorsan Burcu' yu bana getireceksin." tam ağzımı açmıştım ki Öykü'nün sesini duydum.
"Uras sakın dediğini yapma. Burcu'yu bu adama veremezsin." dediğinde gözlerimi kapattım.
"Kes sesini" diye Öykü' ye bağırdıktan sonra Öykü'nün çığlığını duydum. O an gözüm döndü ve karşımdaki televizyona sehpadaki bardağı attım.
"Allah kahretsin." diye bağırdım. Öykü' ye zarar veriyordu ve ben hiç birşey yapamıyordum.
"Ölümün benim elimden olacak bunu unutma Şerefsiz.Öykü'ye vurduğun o ellerini kıracağım." diye kükrediğimde Emir odaya girdi.
"Korkma TÜRKOĞLU sadece attığım tokatla bayıldı. Ha birde biraz dudağı patlamış olabilir."
"O akıttığın kanı misliyle senden alacağım SAYGIN bunu unutma"
Bölüm sonu ☺️
Umarım beğenirsiniz
Oylamayı unutmayalım