Medya:Ali DEMİRALP
Keyifli okumalar...
Ali DEMİRALP
Aylardır bir gölge gibi Öykü'yü takip ediyordum. O benim gittiğimi düşünürken ben onun peşindeydim. Onu seviyordum. Beni görmese de, anlamasada Öykü' yü çok seviyordum.
Bugün ilk defa arabanın yanında rahatsızlandığın da yanına gitmek istedim ama vereceği tepkiyi bilemediğim için uzaktan izlemeye karar verdim. O adamla bir ilişkileri vardı ve Öykü o adamın evinde kalıyordu. Bu canımı yaksada sesimi çıkaramıyordum Öykü'nün mutluluğu benim için herşeyden önemliydi. Eğer o adamla mutluysa onunla olmasını isterdim.Gerekirse bir ömür onu bu şekilde uzaktan izleyecektim. Gece kulübünün önünde ki adamlara bağırdığını gördüğümde ters giden birşeyler olduğunu anladım ve saklandığım yerden çıktım.
Öykü'yü karşımda dağılmış bir şekilde gördüğümde gözüm döndü. Ben onun mutlu olması için ondan uzak dururken elin adamı onun canını nasıl yakabilirdi. Hiç vakit kaybetmedim.
"Öykü" diye seslendiğimde arkasını dönüp bana baktı. Şaşkın bir şekilde cevap verdi.
"Ali abi" dedikten sonra koşarak yanıma geldi.Ağlamaktan şişmiş gözlerle yüzüme baktı. Gözlerinde gördüğüm yaş, kor olmuştu sanki yüreğime. Ellerimle o yaşları silmek istedim. Ona doğru yaklaştığım sırada kapıda ki korumalarla birlikte Öykü'nün bağırdığı adam hemen önüme geçip bana silah doğrulttu. Tek kaşımı kaldırıp yüzüne baktım. Benim yüzüme öfkeyle bakan adam konuştu.
"Öykü hanım lütfen kulübe girin." Öykü adamın arkasından çıktı ve önüme geçti. Silahın ucunda Öykü olunca panikledim ve Öykü geriye çekmeye çalıştım.
"Sen ne yaptığını sanıyorsun Emir? Hemen indir o elindeki silahı." adam önce ona sonra bana baktı.
"Öykü hanım yapmayın. Uras abi-"
"Kes Emir.Onun ismini bile duymak istemiyorum." adam öfkeyle bana bakarken silahını yavaşça indirdi. Öykü hemen diğer adamlara baktığında onlarda elinde ki silahları indirdiler.
"Şimdi gidin burdan Emir." Emir denilen adam olumsuzca başını salladı.
"Öykü hanım kusura bakmayın ama buna izin veremem. Bu adamla burada sizi yalnız bırakmam. " dedi. Adamın dediğini umursamayan Öykü bana döndü. Ağlayarak yüzüme baktı sonra boynuma sarıldı. Bunu hiç beklemiyordum. Karşımda ki adam gözlerini kocaman açtı ve bize baktı. Elimi nereye koyacağımı bilemiyordum.Saçlarına dokunmak için elimi kaldırdım ama yapamadım. Benden uzaklaşması için iki kolunu tuttum ve geriye doğru ittim. Sonra gözlerinin içine bakarak konuştum.
"Öykü iyi misin?" başını sağa sola salladı.Ağlamaktan şişmiş olan gözlerinin içine baktım.
"Ali abi ne olur beni buradan götür." yalvararak yüzüme baktı. Ne yapacağımı bilmiyordum ama onu burada bu şekilde bırakamazdım.
"Arabam ileride, hemen arabamı alıp geliyorum. Seni buradan götüreceğim bekle tamam mı?" beni onayladıktan sonra koşarak arabanın yanına gittim.
Arabayı alıp geri döndüğümde Öykü hızla arabaya bindi.
"Öykü hanım yapmayın." diyen adam bana baktı.
"Abi sürer misin? Biran önce buradan gitmek istiyorum." başımı olumlu anlamda salladıktan sonra arabayı çalıştırdım. Gece kulübünün önünden uzaklaştığımıza emin olduktan sonra arabayı yolun kenarında durdurdum.
İçin için ağlayan Öykü arabanın durmasıyla birlikte bana baktı. Onu ağlarken görmek bana ağır geliyordu.Yutkundum sonra konuştum.
" Öykü orada ne oldu? Neden ağlıyorsun?" hıçkırık sesini bastırmaya çalıştı. Konuşması için onu beklemeye başladım.
"Bir gece de herşeyimi kaybettim. Ben bir gecede sevdiğim adamı kaybettim Abi." söylediği sözden sonra ağlaması şiddetlendi. Onu bu şekilde görünce kendimi sorgulamaya başladım. Aşk neydi tam olarak? Sevdiğine dokunamamak mı? Yoksa görüp sarılamamak mı? Ona şuan sarılmayı herşeyden çok istiyordum. Başımı tam çevirmeden yandan Öykü'ye baktım.
"Şimdi ne yapmak istiyorsun? Seni nereye götürmemi istersin? Eski evine götür-" lafımı kesti.
"Hayır oraya gidemem." gözlerimi kıstım.
"Peki nereye gideceksin?" başını eğdi.
"Abi sen nereye götürürsen." şaşkınca yüzüne baktım. Çaresiz bir şekilde söylemişti. Nereye götürmem gerekiyordu Öykü'yü? Benim evime gelmek ister miydi acaba? Bunun cevabını sormadan bilemezdim.
"Bana gitmek ister misin Öykü?" dedim. Sonra sessizce başını önüne eğdi. Bir süre düşündükten sonra başını salladı.
"Gidelim abi" tamam anlamında başımı salladım ve gülümsedim. Arabayı çalıştırdığım sırada ekledi.
"Ben biraz uyuyabilir miyim?"
"Tabi" dedim. Öykü hemen başını cama yasladı.
İstanbul'a döndükten sonra kendime küçük bir stüdyo daire almıştım. Öykü'yü oraya götürecektim. Uras denen o adamın Öykü' ye ne yaptığını bilmiyordum ama Öykü'nün bu durumu kolay atlatamayacağı ortadaydı. Bu kötü günlerinde asla onu yalnız bırakmayacaktım. Başımı kısa süreliğine çevirip Öykü' ye baktım. Masum bir şekilde uyuduğunu gördüğümde gülümsedim. Acaba Uras şanşlı olduğunu biliyor muydu? Öykü onu seviyordu. Artık imkansız olduğuna emin olsam da Öykü'yü sevmek çok güzel bir duyguydu.
Evin önüne geldiğimde arabayı park ettim. Öykü' ye seslenip seslenmemek arasında kaldım. Derin bir nefes aldıktan sonra arabadan indim ve Öykü'nün oturduğu tarafa gidip kapısını açtım. Uyanmamasına özen göstererek yüzündeki saçını geriye doğru attım. Sonra boynuna doğru yaklaştım. Kokusunu içime çektikten sonra sessizce fısıldadım.
"Keşke yalnızlığım kadar yanımda olsaydın.
Keşke yalnızlığımı benimle paylaşsaydın.
Keşke senin adın yalnızlık olsaydı da
ben hep' YALNlZ' kalsaydım Öykü." sonra yüzüne doğru yüzümü yaklaştırdım.Gözlerimi kapattım ve nefesinin yüzüme çarpmasına izin verdim.Bu duygunun bir tarifi yoktu. Dayanamadım ve dudaklarımı yanağına sürttüm. Huylanınca kıpırdadı. Hemen kendimi geri çektim. Derin bir nefes aldıktan sonra ona seslendim.
" Öykü geldik hadi uyan. " eliyle gözlerini ovuşturduktan sonra yerinde doğruldu ve gözlerini birkaç kez açıp kapattı. Sonra nerede olduğunu anlamak için etrafına bakmaya başladı.
"Burası neresi?" gülümsedikten sonra cevapladım.
"Benim evim." şaşırdı sonra bir süre düşündü.
"B-ben rahatsız etmek istemem seni." tek kaşımı kaldırdım.
"Öykü saçmalama da in şu arabadan hadi." bu dediğime zorlukla gülümsedi. Arabadan indikten sonra beraber binaya doğru yürüdük. Binanın içini incelemeye başladıktan sonra asansörün önünde beklemeye başladık.
" İstanbul'a döndükten sonra burayı aldım."
"Artık hep burada mısın?" başımı salladım.Asansörün gelmesiyle birlikte dairenin olduğu kata çıktık.
Cebimdeki anahtarla kapıyı açtıktan sonra Öykü'nün içeri geçmesi için elimi kaldırdım. Başını salladı, içeri girdi bende peşinden girdim ve kapıyı kapattım.
Evi incelemeye başladıktan sonra paravanın arkasında kalan yatağı gösterdi.
"A-ama burada oda yok." Gülümsedim.
"Sen yatakta yatarsın ben koltukta yatarım olur mu?" biraz düşündükten sonra cevap verdi.
"Sen yatağında yat abi, ben koltukta yatarım."
"İtiraz istemiyorum küçük hanım ben koltukta yatarım. " ağzını açacağı sırada elimi kaldırdım.
"Hadi ama Öykü lütfen" bu dediğimden sonra pes etti ve başını salladı. Bana gülümsedikten sonra üzerindeki trençkotu çıkartıp kanepenin üzerine koydu.
"Biraz konuşalım mı?" dediğimde yüzüme baktı.
"Olur" dedi. Elimle kanepeye oturmasını işaret ettim. Neler olduğunu ve o adamın Öykü'ye ne yaptığını merak ediyordum.
"Neden bu haldesin Öykü?" başını eğdi ve parmağındaki yüzükle oynamaya başladı. Yüzüğü gördüğümde gözlerimi birkaç saniyeliğine kapatıp geri açtım. Sanırım teklif etmişti. Öykü' nün bana gelmeyeceğini bile bile beklemek... Bu saflık değil bu aşktı.
Masum yüzünü incelerken konuşması için ona zaman verdim.
"Uras beni aldattı. Gece kulübünde sarılmaması gereken birine sarıldığını gördüm." sonra yüzüme baktıp devam etti.
"Şu hayatta bana asla yapmaz dediğim şeyi yaptı. Beni aldattı Abi." dudaklarını birbirine bastırdı ve gözyaşlarını serbest bıraktı. Benim bakmaya doyamadığım güzel gözler başkası için yaşını akıtıyordu. Öykü'yü teselli etmek istiyordum ama ne diyeceğimi bilmiyordum.
" Ya gördüklerin doğru değilse? Yanlış anlamış olamaz mısın?" bu söylediğime kendim bile inanamıyordum. Yüzüme bakıp dalga geçer gibi güldü.
" Ben yanlış anlayabilecek birşey duymadım Abi. Ben sarılırken gördüm. Bunun farklı bir açıklaması olamaz. Yanlış anlaşılacak bir tarafı yok bunun." başımı salladım. Söylediklerinde haklıydı. Elimi zor da olsa elinin üstüne getirdim. Dokunup dokunmamak arasında kaldım.Öykü elime baktığında hızla geri çektim. Elimden onun için yapabileceğim birşey gelmiyordu. İçini çektikten sonra devam etti.
" Çok canım acıyor Ali abi dayanamıyorum. Kalbim acıyor nefes alamıyorum. Gerçekten çok başka birşeymiş bu." gözlerimi kapattım. Bunu benden iyi kimse bilemezdi.
"Biliyorum" dedim. hüzünle gözlerimin içine bakıp başını eğdi. Demek istediğimi anlamıştı ama amacım onu üzmek değildi. Hemen cevap verdim.
"Ben senin her zaman yanındayım Öykü. Ne istersen yaparım. Senin için herşeyi yaparım. Yeter ki benden gitme, benden vazgeçme.Yanımda kal yaralarını benim sarmama izin ver." düşünceli bir şekilde bana baktı.
"Abi lütfen öyle deme ne olursun? Ben Uras'tan başkasını sevemem." sustu. Sonra devam etti.
"Ya sen benim bu hayatta üzmek istediğim en son insan bile değilsin. Evet şuan yanındayım. Sende benim yanımdasın, destek oluyorsun ama bundan öteye gidemez Ali abi.Ne olur bir de sen beni üzme." gözlerimi kıstım ve yüzüne baktım.
"Öykü bunlar çok özel şeyler ama içinde aşk barındırmıyor. Ben beni sevmeni istiyorum. Benim için üzülmeni değil. " başını eğdi.
" A-abi ben" sustu. Sonra devam etti.
"Abi ben özür dilerim ama bu dediğin olmaz." güldüm.
"Biliyorum Öykü." dedikten sonra sustum. Bir süre ikimizde sessiz kaldık. Bu sessizlik canımı sıkınca konuştum.
"Saat çok geç oldu. Artık yatmalısın." başını yerden kaldırıp yüzüme baktı.
"Senin üstüne birşeyler ayarlayayım." hemeb paravanın yanındaki dolaptan bir tişört ve eşofman çıkardım ve Öykü'ye uzattım.
"Biraz büyük gelecek ama bu gece idare et. Olmadı yarın birşeyler alırız olur mu?" gülümsedi.
"Eğer duş almak istersen de banyoyu kullanabilirsin." başını olumlu anlamda salladı. Tekrar gülümsedim.
"Herşey için teşekkür ederim Ali abi." sözünü bitirir bitirmez konuştum.
"Senden birşey isteyebilir miyim Öykü."
"Tabi ki" dedi.
"Bana Ali demeni istiyorum." bu dediğimden sonra şaşkınca yüzüme baktı.
"A-ama" sözünü kestim.
"Lütfen Öykü. En azından bu isteğimi yap. Bunu bana çok görme." üzgünce başını eğdi.
"Tamam Ali" işte şimdi mutlu olmuştum. Gülümsedim ve omzuna dokundum.
"Teşekkür ederim Öykü." dedikten sonra dolabın kapağını açtım. En azından artık abi demeyecekti. Dolaptan bir yastık ve battaniye alıp kanepenin üzerine bıraktım.
"Ben yatıyorum sen rahatına bak Öykü?"
"Herşey için teşekkür ederim." önüme döndükten sonra gülümsedim. Kanepenin üzerindeki kırlentleri yere koyduktan sonra yastığı koyup kanepeye uzandım. Öykü banyoya girmişti. Ellerimi başımın altına koydum ve düşünmeye başladım.
Öykü kesin bir süre sonra yanımdan gitmek isteyecekti. Onu burada, yanımda çok fazla tutamazdım. Eski evine de dönmek istememişti. Nereye gidecekti ya da ben onu nasıl yalnız bırakacaktım.Hep burada kalmasını teklif etsem kabul etmezdi ki. Ya da olmadı ben başka bir eve giderdim o burada kalırdı. Sanırım en mantıklısı buydu. Yarın ilk iş bu konuyu açmak olacaktı. Banyonun kapı açılma sesiyle düşüncelerimi kenara ittim ve arkamı döndüm. Öykü'nün üstünün uygun olup olmadığını bilmiyordum. Beni görüp utanmasın diye dönmüştüm. Arkamdan seslendi.
"İyi geceler Ali" bu dediğine içtenlikle güldüm sonra ona döndüm.
"İyi gecelerde saçlarını kurutmamışsın. Hasta olursun kurut bence" omuz silkti.
"Birşey olmaz. Hem çok uykum var. Artık uyumak istiyorum." gülümsedim.
"Peki sen bilirsin." dedikten sonra Öykü'nün ışığı kapatıp yatağa yatmasıyla birlikte önüme döndüm ve gözlerimi kapattım.
**************************
Gece saat kaçtı bilmiyorum ama inilti sesiyle gözlerimi açtım. Elimi saçlarıma götürdüm bu seste neydi? Aklıma Öykü geldiğinde hızla yattığım yerden kalktım ve Öykü'nün yattığı yere gittim.
"Öykü iyi misin?" Dokunmadan korku ve endişeyle sordum. Uyanması için seslendim ama uyanmıyordu.Bu biraz paniklememe sebep oldu. Alnında ki su taneciklerini görünce terlediğini anladım. Yavaşça elimi alnına götürdüm ve değdirdim.
"Öykü sen yanıyorsun." ateşi çok yüksekti. Hemen üzerindeki örtüyü çektim. Elim ayağım birbirine dolanmıştı. Ne yapacağımı bilmiyordum. Hemen mutfağa koştum. Bir kabın içine su koydum ve bir bez aldım. Yanına gittiğimde örtüyü üzerine çektiğini gördüm. Elimdeki su dolu kabı komodinin üzerine bıraktım. Öykü'ye engel olmak için örtüyü üzerinden komple aldım.
"Ne olur üstümü ört çok üşüyorum." dediğinde içim parçalandı.
"Üzgünüm Öykü ateşin var. Üzerini örtemem biraz sabret olur mu? Şimdi ateşini düşüreceğim." elimdeki bezi ıslattıktan sonra alnına koydum. Titremekten çenesi oynuyordu. Sonra diğer bez ile vücudunu silmeye başladım. Ateşini düşürmem gerekiyordu. Vücuduna ıslak bezi sürdüğüm sırada elimi tuttu ve zorlanarak konuşmaya başladı.
" Ne olur yapma çok soğuk. " acıyla yüzünü buruşturdu. Kıyamıyordum, dediğini yaptım ve bezi vücudundan çektim. Başka bir yol düşünmeye başladım. Kendimi çok çaresiz hissediyordum.Aklıma gelen fikirle hemen dolaba koştum. Üzerime rasgele birşeyler giydikten sonra geri Öykü'nün yanına gittim ve yanına diz çöktüm. Yüzünü inceledikten sonra elimi alnına koydum.
"Ben doktor getirmeye gidiyorum Öykü. Sen uyu ben hemen geri döneceğim. " gözlerini araladı ve geri kapattı. Kuruyan dudaklarını araladıktan sonra konuşmaya başladı.
"Tamam ama çabuk gel." alnını öptüm.
"Çabuk geleceğim söz." hızla kalktım ve evden çıktım.
ÖYKÜ ÇETİN
Vücudumda ki ağrıyla gözlerimi açtım.Ali başucumdaydı ve üzgün bir şekilde bana bakıyordu. Sanırım hasta olmuştum ve ateşim vardı. Bitkin bir halde üzerimde ki örtüyü boğazıma kadar çektim. Çok üşüyordum. Üzerimde ki örtü çekilince zorlukla konuştum.
"Ne olur üstümü ört çok üşüyorum" dedim. Kısık çıkan sesimle zor da olsa söyleyebilmiştim. Birşeyler diyordu ama anlayamıyordum. Bir süre sonra önce alnımda sonra vücudum da soğuk birşey hissettim. Bu bedenime çok acı veriyordu. Yapmaması için yalvardım sonra gözlerim tekrar kapandı. Saat ve dakika kavramını yitirmiştim. Kulağıma gelen sesi duydum.
"Ben doktor getirmeye gidiyorum Öykü.Sen uyu ben hemen geri döneceğim." bu Ali 'nin sesiydi. Zorlukla gözlerimi araladım. Çabuk geleceğini söyledikten sonra gitti.
Bunun üzerinden ne kadar zaman geçmişti bilmiyorum. Kulağıma gelen adam sesleri ile gözlerimi araladım. Başımda bekleyen birkaç adamı gördüm. Gözlerim dayanamadı ve tekrar kapandı. Kim olduklarını bilmiyordum. Gözlerimi açmak için zorladım ama yapamıyordum. Sonra kulağıma önceden duyduğum tanıdık bir ses geldi.
"İşte burdasın Öykü ÇETİN" gözlerimi zor da olsa aralamayı başardım. Bu gördüğüm Mehmet Han SAYGIN olamazdı değil mi?
Kesin aklım bana oyun oynuyordu. Sıkıca gözlerimi yumdum.
"Alın kadını, bana da kağıt kalem getirin." bedenimde hissettiğim ellerle havaya kaldırıldım. Tepki veremiyordum. Ali o neredeydi? Zorlukla konuştum.
"B-bırak beni."
***********************
Sabah gözlerimi büyük zorlukla açtım. Etrafa baygın baygın bakarken, kendimi simsiyah bir odada buldum. Hızla yataktan kalktım ve etrafıma baktım. Burası neresiydi? Ben nerdeydim? Kapıya doğru koştum ve açmaya çalıştım. Kilitli olduğunu görünce panikle odayı aydınlatan küçük cama koştum. Hiç birşey gözükmüyordu.Buraya nasıl gelmiştim. Elimi göğsümün üzerine koydum. Küçücük oda da nefesim kesilmeye başlayınca tekrar kapıya vurmaya başladım.
"Kimse yok mu? Açın şu kapıyı." ellerimin içi acıyıncaya kadar vurdum. Benim sesimi duyanda kapıyı açanda yoktu. Kapının açılmayacağını anladığımda dizlerimin üzerine çöktüm. Yorgun bedenimi zorladım ve dün geceyi düşünmeye başladım. Gözümün önüne dün gece hayal meyal hatırladığım görüntü geldi.
"Mehmet Han Saygın!" inanamıyordum. Beni kaçırmıştı. Kapıya bütün gücümle vurmaya başladım. Burdan çıkmak istiyordum.
"Açın kapıyı" dedikten sonra bütün gücüm tükendi ve bağırarak ağlamaya başladım. Sonra gelen tıkırtı sesleriyle kapının arkasından çekildim. Birkaç adım geri çekilmiştim ki kapı açıldı ve içeri Mehmet Han girdi. İğrenç bakışlarıyla beni süzdükten sonra konuştu.
"Ooo hanımefendimiz uyanmış. Nasılsınız küçük hanım iyileşebildiniz mi?" gözlerine öfkeyle baktım.
"Benden ne istiyorsun seni adi pislik" yüzüme baktıktan sonra parmağını hayır anlamında salladı. Üzerime doğru gelmeye başlayınca geri geri gittim.
"Senden değil sevgilinden istiyorum Öykü" gözlerimi kıstım. Bu adam ne diyordu?
"Ne istiyorsun SAYGIN. Benden de Uras'tan uzak dur."öfkeyle kolumdan tuttup kendine çekti. Sonra dişlerinin arasından bağırarak konuşmaya başladı.
"O sevgilin olacak aşağılık herif asıl benim yakamı bırakmıyor.Kendi başıma kurduğum her işe çomak soktu.Onun yüzünden iflas ettim.Herşeyimi elimden aldı." acıyla kolumu elinden kurtarmaya çalıştım. Canımı yakıyordu yüzümü acıyla buruşturdum.
"Benim ne suçum var. Bırak kolumu." öfkeyle beni yatağın üzerine fırlattı.
"Bu zamana kadar yaptığı herşeye sustum. Ama bu yaptığı son şey bardağı taşırdı." bağırınca korktum. Öfkeden gözleri dönmüş gibiydi. Uras bu adama ne yapmıştı? Korkuyla yüzüne baktım. Gözlerinin kancanağına dönmüştü. Hemen bakışlarımı gözlerinden çektim.
"Şimdi beni iyi dinle. Eğer canını yakmamı istemiyorsan sözümden çıkmayacaksın. Dediklerimi harfiyen yapacaksın. Eğer uslu bir kız olursan buradan çabuk çıkarsın Öykü" buradan çıkma ihtimalini duyunca başımı öne doğru salladım. Allah'ım ben neyin içine düşmüştüm. Eğer Uras beni bu adamın kaçırdığını duyarsa bu adamı kesin öldürürdü. Bütn cesaretimi topladım ve yüzüne çemkirdim.
" Ölmekten korkmuyor musun? Eğer Uras beni kaçırdığını duyarsa seni öldürür. " bir süre sustu sonra dalga geçer gibi kahkaha attı.
" Elimde sen varken ondan korkmuyorum. Şuan onun benden korktuğuna eminim." dalga geçmesine öfkeyle baktım. Sanırım ayrıldığımızdan haberi yoktu.
"Onun için sandığın kadar önemli değilim ben." başını sağa sola salladı.
"Şuan deli gibi heryerde seni arıyor." ağzım açık yüzüne baktım. Ne yani kaçırıldığımı öğrenmiş miydi? Benim için endişeleniyor mu acaba?
"O eve seni almaya geleceğini biliyordum. Onun için oraya bir not bıraktım." hayretler içerisinde yüzüne baktım. Bu adam nasıl bir adamdı böyle. Beni nasıl bulmuştu.
"Şimdi Öykü ÇETİN ya da" bana döndü ve yüzüme baktı.
"TÜRKOĞLU mu desem." dedi ve kahkaha attı. İğrenerek yüzüne baktım.
"Düğün ne zaman?" tekrar güldü.
"Şimdi Uras'ı aracağım ve onunla konuşacaksın. Burcu'yu bana getirirse seni bırakacağımı söyleyeceksin." hızla başımı kaldırıp suratına baktım. Burcu ne alakaydı.
"Burcu 'nun bu işle ne ilgisi var." kaşlarımı çattım.
"Benim kadınıma karşı onun kadını." Mehmet Han' ın söylediklerini anlamaya çalışıyordum. Bir tane Burcu tanıyordum o da... Kadınım mı demişti? Ne yani Burcu Mehmet Han'ın sevgilisi miydi?
"Kes düşünmeyi de al şu telefonu." korkudan titreyen ellerimle telefona uzandım. Kulağıma dayadığım telefonu Uras'ın açmasını bekledim. Telefonu açtığında gözyaşlarımı tutamadım.
"Uras" dediğimde Uras korkuyla cevap verdi.
"Öykü iyi misin güzelim? Nerdesin söyle bana." hıçkırarak ağlamaya başladım.
"Uras beni kurtar."
"Korkma bitanem bulacağım seni.Ne olur ağlama. " cevap vereceğim sırada telefonu elimden çekti.
"Yeter bu kadar TÜRKOĞLU" Uras'ın bağırtı sesini oturduğum yerden duyabiliyordum. Karşımda ki adam telefonu kulağından uzaklaştırdı. Uras'ın bağırtısı bittikten sonra tekrar kulağına götürdü ve konuşmaya devam etti.
"Nasıl oluyormuş TÜRKOĞLU? Kadınları bu işe sen karıştırdın. Benim kadınımı alırsan, bende senin kadınını alırım." sonra bana baktı. Korkuyla yüzüne baktım.
"Eğer Öykü'yü birdaha görmek istiyorsan Burcu' yu bana getireceksin." Burcu'nun bu adamın yanında olmaması gerekiyordu. Başımı hızla salladım ve bağırdım.
"Uras sakın dediğini yapma. Burcu'yu bu adama veremezsin." öfkeyle bana baktı.
" Kes sesini" dedikten sonra Mehmet Han hızla suratıma tokat attı. Dengemi kaybettim ve yere düştüm. Gözlerim kararmaya başladığı sırada Uras'ın telefonda bağırma sesini duydum. Sonra kendimi karanlığa teslim ettim.
Bölüm sonu ☺️
Umarım beğenirsiniz ☺️
Oylamayı unutmayalım