28.Bölüm (Bir Çift Mavi Göz)

2142 Kelimeler
Medya:Uras TÜRKOĞLU KEYİFLİ OKUMALAR... Geçmiş'ten Şirketin önünde gelmiştim ki arabamın önüne yirmili yaşlarında bir kadın atladı.Ne olduğunu anlamaya çalışarak sakince arabadan ibdim. Kadın bana yardım et diye bağırıyordu. Kimdi bu kadın? Adamlar kadını arabadan uzaklaştırıyordu ki onlara seslendim. "Bırakın kadını" darp edildiği yüzündeki morluklardan anlaşılan kadına acıyarak baktım. Hangi şerefsiz bir kadına bunu yapabilirdi. Adamların elinden kurtulan kadın koşarak yanıma geldi ve ayaklarıma kapandı. "Yalvarırım beni kurtarın o adamdan. Nereye gidersem gideyim beni bulur, sadece burada sizin yanınızda aramaz. Siz onun düşmanısınız. Ama ben size sığınıyorum ne olur bana yardım edin. Beni bulmasına izin vermeyin."adamlara yerde ki kadını kaldırmalarını işaret ettim. Kadın ayağa kalkıp yüzüme baktı. " Odama getirin. " dedikten sonra hızla şirkete girdim ve odama çıktım. Bu kadın kimdi ve kimden kaçıyordu? Senin düşmanın dediği kişi kimdi? Aklımda bu düşüncelerle boğuşurken kapının vurulma sesiyle Emir ve o kadın içeri girdi. Kadın kafasını dik tutmaya çalışıyordu ama o kadar güçsüz ve bitkin gözüküyordu ki. Elimle oturmasını işaret ettim. Bende kendi yerime oturdum ve sordum. "İsmin ne? " gözyaşlarını elinin tersi ile sildi. Sonra yutkunarak cevap verdi. "Burcu" sesi kısık çıkmıştı. "Benden ne istiyorsun Burcu?" kendini o kadar çok sıkıyordu ki. "Beni saklamanızı ve o adama vermemenizi" tek kaşımı kaldırdım ve yüzüne bakarak sordum. "O adam dediğin kim?" vereceği cevabı bekliyordum. "Sizin en büyük düşmanınız Mehmet Han SAYGIN" hızla ve öfkeyle ayağa kalktım. Kadının tam önünde durdum ve öfkeyle bağırdım. "Sen kimsin? O adamın düşmanım olduğunu nerden biliyorsun?" o adamın isminide soyisminide duymaya tahammül bile edemiyordum.Kendimi kaybetmiş gibi kadının cevap vermesini bekledim. Emir'in bana seslenmesiyle kendime geldim. Kadından uzaklaştım ve birkaç adım geri çekildim. Karşımda korkudan titreyen kadına baktım. İçler acısı bir haldeydi. Sonra aklıma gelen teklifi kadına sundum. " Bana bildiğin ne varsa anlatırsan sana yardım ederim." kadın yüzüme bir umut baktıktan sonra konuştu. "Beni ondan kurtarırsan herşeyi anlatırım." başımı salladım ve yerime geçtim. "Güzel... Anlatmaya başla bakalım." başını salladıktan sonra başını eğdi. Dayanamadım ve sordum. "Sana bunları o adi herif mi yaptı?" kafasını olumlu anlamda salladı. "Neden?"umursamaz bir ifadeyle yüzüme baktı. "Sizin yüzünüzden" anlamsızca yüzüne baktım. Sonra devam etti. "Ben buraya üniversite okumak için geldim.Sonra arkadaş ortamında Mehmet Han ile tanıştım. Başlarda çok güzel giden bir ilişkimiz vardı. Ben onu sevdim. İnanıyorum ki o da beni çok sevdi. Herşey güzel giderken bana zarar vermeye başladı. Ama bana neden zarar verdiğini anlayamıyordum. Taa ki..." "Devam et." iç çektikten sonra devam etti. "Telefonda konuşmasını duyana kadar. Bizim üç yıllık bir ilişkimiz vardı ve üç yıl bana dokunmaya bile kıyamadı.O kadar güzel seviyordu ki beni Ne olduysa sizin şirketiniz kazanmaya başlayınca oldu. Hisselerini kaybettiği hergün içti ve bana zarar vermeye başladı. Sabah kalktığında ise yüzümü o şekilde görünce deliriyordu. Ama alkolün etkisiyle hiç birşey hatırlamıyordu.Bir süre ondan kaçtım ama nereye gidersem gideyim beni buldu. Başlarda özür diledi,birdaha yapmayacağını söyledi. Kaç kez affettim ama her defasında yine yaptı. Şuan iflasın eşiğinde, eğer şirketini kaybederse bu sefer beni öldürmesinden korkuyorum. Ne olur bana yardım edin. " başımı salladım.Bir insan sevdiğim dediği kadına bunları yaşatır mıydı? Karşımda çare arayan kadını görünce aklıma annem geldi... O da bu kadın gibi birilerinden medet ummuş muydu? Anneme uzatılmayan eller yüzünden ölmüştü. Bu kadını korumak zorundaydım. " Korkma sana yardım edeceğim ve o adamın sana ulaşmaması için herşeyi yapacağım. Ama bana önce o telefonda duyduğun şeyi anlatacaksın." yardım edeceğimi söylediğimde mutlulukla başını salladı ve anlatmaya başladı. "Sizden bahsetti birine zaten ondan sonra düşmanı olduğunuzu öğrendim." gözlerimi kıstım. "Benden nasıl bahsetti?" çekinerek konuşmaya başladı. "Biraz küfür etti. Sonra babasından bahsetti sonra konuyu size bağladı. Düşmanlığınızın sebebini araştıracakmış ve babasının ölümünün arkasında sizin parmağınızın olduğunu düşünüyormuş. Araştırma yapıyormuş ama birşey bulamamış." tam tahmin ettiğim gibiydi. " Birde araştırmaya devam etmelerini söyledi. Ne olursa olsun bırakmayın peşini dedi. " derin bir nefes aldım sonra konuşmaya başladım. " Şimdi senin için geçiçi biryer ayarlayacağım. Sonra devamlı kalacağın biryer düşüneceğim. Şimdilik Emir seni bizim otele götürsün. "Emir'e baktığım da başıyla beni onayladı. " Be-ben çok teşekkür ederim. Mehmet Han 'a ne yaptınız bilmiyorum ama kendinize dikkat edin. O sandığınız kadar güçsüz değil. Eğer bir şey bulursa peşini asla bırakmaz. O çok takıntılı. Eminim ki şu dakikadan başlamıştır beni aramaya." dalga geçer gibi sırıtmaya başladım. " Senide, benim hakkımda da birşey de bulamaz. Unutma Burcu bu dünya da kaybetmeyecek tek bir insan var o da TÜRKOĞLU... " *********************** Restorandan çıktıktan sonra hemen Emir'i aradım. Önemli birşey olmasaydı o kutuyu muhakkak Emir getirirdi. Arabama doğru ilerlerken Emir'in telefonu açmasını bekledim. "Abi kusura bakma biraz geç açtım ama müsait değildim." bu söylediğine tek kaşımı kaldırdım ve sordum. "Hayırdır?" boğaz temizleme sesinden sonra konuşmaya başladı. "Abi şu SAYGIN 'ın adamlarından birini kaldırdım. Şimdi depodayız." bu dediğine önce şaşırdım. Sonra keyifli ses tonumla cevap verdim. "Güzel bekle geliyorum." "Tamam abi" Emir' in cevabından sonra telefonu kapattım ve ceketimin cebine koydum. Arabanın hızını biraz arttırdım sonra depoya doğru sürmeye başladım. SAYGIN 'ın mesaj olayından sonra sessiz kalması hiç hoşuma gitmiyordu. Emir eğer onun adamlarından birini depoya götürdüyse bir bildiği vardır. Benim bildiklerimi SAYGIN' ın bilmemesi için ne gerekiyorsa yapacaktım.Ama bu kadar sessiz kalması aklıma yatmıyordu. SAYGIN' ın benim hakkımda da o kız hakkında birşey öğrenmemesi gerekiyordu. Deponun önünde arabayı durdum. Burcu'ya söz vermiştim ve onu o pislik herife teslim etmeyecektim. Deponun kapısını açıktan sonra içeri girdim. Emir geldiğimi gördü ve koşarak yanıma geldi. " Neler oluyor Emir" başıyla elleri bağlı olan adamı gösterdi. "Abi bu birşeyler biliyor ama konuşmuyor." tek kaşımı kaldırdım önce adama sonra Emir'e baktım. "Konuşturalım o zamam Emir" gülümsedi ve başını salladı. Öykü'den sonra bu işlerden biraz uzak kalmıştım ama şuan bunu yapmak gerekiyorsa severek yapardım. Adama doğru birkaç adım attım. "Emir bana sandalye getir. Önce bir konuşalım hem bakarsın işkenceye gerek kalmaz konuşur." korkuyla yüzüme bakan adam yutkundu. Korku bedenini sarmaya başlamıştı sanırım. "Ben birşey bilmiyorum abi yalvarırım bırakın." korkudan sesi kısık çıkmıştı.Emir'in getirdiği sandalye ile karşısına oturdum. "Benim kim olduğumu biliyor musun?" sakince yüzüne baktım. "Bilmez olur muyum abi? Ama gerçekten bildiğim birşey yok.Ne olur bırak beni. " . Karşımdaki adamın gözlerinden doğru söylemediği anlaşılıyordu. Gözlerine öfkeyle baktım. Emir haklıydı ve bu adam birşeyler biliyordu. Sessizce ayağa kalktım. Bildiği ne varsa öğrenmek zorundaydım. "Canın o it heriften değerli ha! Ben seni konuşturmasını bilirim ama sana son kez konuşman için fırsat veriyorum. Yoksa seni konuşturmadan öldürmem. Ha yok konuşacağım diyorsan, konuştuktan sonra elini kolunu sallaya sallaya buradan çıkarsın. Şimdi karar senin. " korkuyla karşımda titreyen adam yere bakarak konuştu. " Ya konuştuktan sonra beni bırakmazsan. " sinirle kahkaha attım. " Ben verdiğim her sözü tutarım. Beni sahibinle sakın karıştırma. " başını olumlu anlamda salladı. " Seni tanıyorum Uras TÜRKOĞLU ve sana güveniyorum. Madem gitmeme izin vereceksin bende bildiklerimi anlatırım. " keyifli bir şekilde karşısına oturdum. Ellerini çözmesi için Emir'e işaret verdim. Keyfim şimdi yerine gelmişti. " Başla" dedim. Bileklerini ovuşturmaya başlayan adam konuşmaya başladı. "Dediğim gibi ben pek fazla birşey bilmiyorum. Adamlarına güvenmez o adam.Ne öğrenmek istiyorsunuz bilmiyorum ama sadece biri var bilirse o bilir." tek kaşımı kaldırıp sordum. "Kim?" dedim. "Kız kardeşi var bir tane ondan başkasıyla konuşmaz. Bize iş yaptırır sadece." Sanırım Gülçin'den bahsediyordu. Emir'e baktım. Sonra tekrar konuşan adama. "İşine yarar mı bilmiyorum ama birşey daha var." sustu. Devam etmesi için suratına baktım. "Yeni bir depo tuttu." "Neden?" "Bilmiyorum ama o deponun önüne onlarca adam götürdük. Sanırım birşeye hazırlık yapıyor ama ne olduğunu sorma bilmiyorum. Kapısına diktiği adamlara yığınla para ödedi." tekrar Emir'e baktım. Cebinden kağıt kalem çıkarttı ve adama doğru uzattı. "Adresini yaz şuraya" kafasını sallayan adam kağıda adresi yazdı. Emir elinden kağıdı alıp cebine koydu. "Benim bildiğim bu kadar. Başka da bir bildiğim yok." gözlerine baktım. Sonra işaret parmağımı yüzüne doğru salladım. "Buraya getirildiğini de, bana anlattıklarını da kimseye söylemeyeceksin. Eğer olur da birinden duyarsam seni yakarım." başını aşağı yukarı salladı. "Şimdi defol git" hızla ayağa kalktı. "Abi son birşey daha var. Telefonda bugün birine 'az kaldı yanıma alacağım onu' dedi. Belki bu da işine yarar." başımı salladım. Elimle gitmesini işaret ettim. Sonra yüksek sesle bağırdım. "Herkes çıksın depodan Emir ile beni yalnız bırakın." bütün adamlarım depodan çıktıktan sonra Emir'e döndüm. Tam ağzımı açmıştım ki telefonum çaldı. Cebimden telefonu çıkarttığımda Öykü'nün aradığını gördüm. Emir' e uzaklaşması için elimi kaldırdım. Öykü arkadaşına gitmek istiyordu ama ben buna izin veremezdim. SAYGIN 'ın planını öğrenmeden Öykü' yü yalnız bırakamazdım. Bize gitmelerini söyledim. İkna olduktan sonra onları almaları için birini göndereceğimi söyledim ve telefonu kapattım. "Emir" dedim ve yanıma gelmesi için elimi salladım. Hızla yanıma geldi. "Akşam gece kulübüne gideceğiz. SAYGIN' la hesaplaşma işini sonraya bırakacağız. Önce ne öğrendiğini bulmamız lazım.Bir de şu depoya bir bak bakalım. " "Tamam abi. Bir de şu 'yanıma alacağım' dediği kişi sence Burcu olabilir mi?" Senin yanında olduğunu öğrenmiş olabilir abi " derin bir nefes aldım. " Bilmiyorum Emir ama benim yanımdan kimseyi almaya gücü yetmez. " başını olumlu anlamda salladıktan sonra konuştu. "Abi aslında benim bir planım var ama ne dersin bilmem." "Söyle Emir" yutkunduktan sonra konuştu. "Abi Gülçin'le görüşsen, sana olan duyguları malum bakarsın ağzından bir laf alırsın." Emir' e ters ters baktım. Aslında Emir haklıydı.Bunu yapmaktan başka çarem yoktu. Başımı iki yana salladıktan sonra Emir'e döndüm. "Söyle akşam gece kulübüne gelsin. Konuşacakları varmış dersin." "Tamam abi."dedikten sonra aklıma Öykü'nün isteği geldi. "Öykü arkadaşı Seçil' i senin almanı istiyor Emir" . Kafasını kaldırdı ve yüzüme baktı. Bu dediğime şaşırmış gibiydi. "Abi sen nasıl istersen. Git dersen giderim." dedikten sonra gözlerini kaçırdı. "Hadi git. Bıraktıktan sonra da kulübe geçersin. " Beni onayladıktan sonra depodan çıktı. Dayanamadım ve peşinden kahkaha attım. Öykü'nün ne yapmaya çalıştığını anlamıştım. Anlaşılan Emir de o kıza karşı boş değildi. "Demek sende bir çift göze aşık oldun ha Emir." başımı salladım ve oturduğum yerden kalktım. Deponun önüne çıktıktan sonra adamlara Öykü' yü almalarını söyledikten sonra arabaya bindim ve gece kulübüne doğru gitmeye başladım. *********************** Duşumu aldıktan sonra giyinmek için odaya geri döndüm.Kapı vurulma sesiyle başımı kaldırdım. "Gel" İçeri giren Emir başıyla önce selam verdi sonra konuştu. "Abi Gülçin geldi. Yukarı çıkmak istedi ama müsaade etmedim." "İyi yapmışsın Emir. Söyle lobide beklesin." "Tamam abi" dedikten sonra odadan çıktı. Giyinme odasından üstüme birşeyler giydikten sonra aşağı inmek için odadan çıktım. İçimde kötü bir his vardı. Anlam veremediğim bir sıkıntı vardı. Elimi ıslak saçlarımın arasına geçirdim. Öykü beni kendine öyle bir aşık etmişti ki ondan başka biriyle görüşmeyi bırak konuşmayı bile ona ihanet etmişim gibi sayıyordum.Eve gittiğim de ilk işim ona bu konuyu açmak olacaktı. Gülçin ile istemeye istemeye görüşmek için lobinin kapısının önüne geldim. Kapıyı açtığım sırada Gülçin ayağa kalktı. Beni görünce üstünü başını düzeltti. Yüzünde ki gülümsemenin sebebi sanırım onunla görüşmek istememdi. Oturması için elimle işaret verdim. Yanına oturduğum sırada boynuma sarıldı. "Benimle görüşmek istemene çok sevindim Uras" bana sarılmasına sinirlendim ve belinden tuttum. Geri iteceğim sırada kapı açıldı. Karşımda bana ıslak gözlerle bakan bir çift mavi göz gördüm. ÖYKÜ ÇETİN Onları karşımda o şekilde görünce gözyaşlarımı tutamadım. Uras bunu bana nasıl yapardı? İşte şimdi Emir'in  beni içeri neden sokmamaya çalıştığını anlıyordum.Yüzlerine iğrenerek baktım Acı bütün bedenimi sarmıştı ve ben buradan gitmek istiyordum. Kendimi toparlamaya çalıştım. Gözyaşlarımı sildikten sonra arkamı döndüm. "Öykü! " arkamda bırakmıştım onu hızlı adımlarla ilerlemeye devam ettim. Durmayacaktım. Ne olursa olsun bir daha onu görmeyecektim. Gerekirse şehir değiştirecektim. Eğer onu birdaha görürsem kalbimdeki sızı asla geçmezdi. Gözyaşlarım yağmur gibi akıyordu. Kolumda hissettiğim sıcaklıkla koluma baktım. O gelmişti işte! Yüzüne bakmayacaktım. Kafamı yerden kaldırıp o gözlere bakmayacaktım. "Ne olur dur Öykü. Benimle gel önce konuşalım." ne konuşacaktık ki? Herşey ortada değil miydi?Beni sevdiğini düşündüğüm adam bana ne açıklayacaktı? Tek taraflı hissettiğim duygularımla dalga mı geçecekti? Yoksa beni nasıl aldattığını, kandırdığını mı anlatacaktı. Durmayacaktım. Burdan bir an önce çıkmak istiyordum. Merdivenlerden inmek için kolumu ellerinin arasından kurtardım. Hala yüzüne bakmamıştım. Merdivenlerden indiğim sırada Uras'ın bağırdığını duydum. Onun sesini duyduktan sonra hıçkırarak ağlamaya başladım. Oysa ki onun beni sevdiğine ve mutlu olacağımıza o kadar çok inanmıştım ki. Kızların ön kapıda olduğunu bildiğim için, arka kapıdan çıktım. Zor da olsa kendimi kapıya atmayı başarmıştım. Kapıda ki adamların şaşkın bakışları arasında dizlerimin üzerine oturdum. Daha fazla dayanacak gücüm kalmamıştı. Ayaklarım beni taşıyamayacak kadar güçsüzdü. Elimi kalbimin üzerine koydum.Korumalardan biri beni kaldırmak istedi ama ben kendimi geri çektim sonra zor da olsa yerden destek alarak kalktım. Ayaklarım beni taşımaktan vazgeçmiş olacak ki yere düşecekken bir el beni tuttu. "Öykü hanım sizi evinize bırakmama izin verin." daha fazla gidemezdim. Emir'in gözlerinin içine baktım. Uras'ın o kadınla olduğunu biliyordu. "Bırak beni Emir!" öfkeyle bağırdıktan sonra devam ettim. "Bana güven demiştin Emir. Uras'ın o kadınla olacağını bildiğin halde bana güven dedin." kendimi kaybetmiştim. Uras'tan çıkaramadağım öfkemi Emir'den çıkarıyordum. "Söylesene bana Emir. Ben bu gece buraya gelmeseydim, beni daha ne kadar kandıracaktınız?" sorduğum soruya cevap vermiyordu. Nedenini biliyordum çünkü vereceği bir cevap yoktu. "Hiç birşey düşündüğünüz gibi değil Öykü Hanım." bu dediğine güldüm. "Öyle mi Emir peki o zaman Uras nerede? Neden peşimden gelmedi? Yoksa o kadına ayıp mı olur? Hangisi söylesene Emir. " "Öykü Hanım yapmayın. Uras Bey sizi çok seviyor." gözyaşlarımı elimin tersiyle sildim. " Kalsın öyle aşk istemem." sonra gelen ses ile arkamı döndüm. " Öykü" " Ali abi" Bölüm sonu Umarım beğenirsiniz Oylamayı unutmayalım
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE