Medya :Mehmet Han SAYGIN
Keyifli okumalar...
Mehmet Han SAYGIN
Çok zor değildir aslında sadık kalmak. Hatta gerçekten seviyorsan en kolayıdır. Ben hep sadık kaldım,çünkü çok sevdim. Gerçekten sevdim. Yüz defada dünyaya gelsem yine Burcu'yu severdim.
Malımı, şanımı şöhretimi kaybettiğim o zor günlerde kendi benliğimide kaybetmiştim. Alkolün etkisiyle Burcu'ya istemeden de olsa zarar veriyordum.Ertesi gün ise onun o yüzünü gördüğüm zaman her defasında kendime lanet ediyordum. Her seferinde söz verip, her defasında tekrarlıyordum.
Bir gün önce Burcu'ya zarar verdiğim günlerden biriydi beni terkettiği gün. Bu sefer diğer gitmeleri gibi olmamıştı. Her yerde aramıştım ama onu bulamamıştım. Günlerce bulmayı istedim ama bulamadığımda bu sefer kendi gelmesini bekledim. Günler geçti ama Burcu gelmedi. O zamanda lanet ettim ve beklememeye başladım. Aklımdan tabi ki çıkmıyordu ama onca yılın üzerine beni terkmesini hazmedemiyordum. Hemde en zor günlerimde terketmişti beni. Bunu gururuma yedirememiştim.
Gitmeden önce söylediği sözler hala hafızamda canlılığını koruyordu. Ne demişti?
'Öyle bir gideceğim ki hayatından bir insan nasıl ona vurulmadan acı çekermiş işte o zaman anlayacaksın!'
Öyle de olmuştu. Burcu gitmişti ve benim canım yanmıştı. Vazgeçmişti benden. Geçti sanmıştım, unuttum sanmıştım ta ki bugün aldığım telefona kadar. Burcu'nun TÜRKOĞLU 'nun evinde olduğunu öğrendiğim an kan beynime sıçradı ve beynimden vurulmuşa döndüm.
Burcu bunu bana nasıl yapabilirdi. O adamın benim düşmanım olduğunu bilmiyor muydu? O adam beni bitirdiği için öfkemden içip ona zarar verdiğimi bilmiyor muydu? Bunların hepsini bildiği halde nasıl o adama sığınırdı? Gülçin'in beni sakinleştirme çabalarına rağmen sakinleşemiyordum.Elime geçen herşeyi kırıp döktükten sonra bir köşeye oturdum. Sakince oturup plan yapmam gerekiyordu. Burcu'yu TÜRKOĞLU 'ndan almam gerekiyordu. Başımı iki elimin arasına aldım ve aklıma ilk gelen planı uygulamaya karar verdim.
"Gülçin ben Öykü' yü kaçıracağım." korku ve şaşkınlıkla suratıma baktı.
"Sen ne dediğinin farkında mısın? Uras eğer Öykü'yü kaçırdığını duyarsa seni yaşatır mı sanıyorsun?" umarsızca güldüm.Bu planla TÜRKOĞLU' nu yakıp kül edecektim. O acı çektikçe ben mutlu olacaktım. Gülçin gülmeme sinirlendi ve ayağa kalktı.
"Mehmet Han sen görmüyorsun ama ben görüyorum. O kız Uras' ı büyülemiş gibi. Artık karşımda gördüğüm adamı ben bile tanıyamıyorum." sustu. Sonra tekrar devam etti.
"Hayır buna izin veremem Mehmet Han. Sana zarar vermesine dayanamam. Söz veriyorum ben bir yolunu bulur Burcu'yu sana getiririm.Ne olur Uras'a zarar verme ve ondan uzak dur. " öfkeyle ayağa kalktım.
"Anlamıyorum ya. Bu adam da ne bok bulduğunu anlamıyorum. Ulan adam Burcu'ya evini açmış. Sen kalkmış bana maval okuyorsun.Benim için mi yoksa o it herif için mi endişe ediyorsun? " Gülçin sinirli bir şekilde bana baktıktan sonra konuşmaya başladı.
"Sen sanıyor musun ki Uras'ı başkasıyla görmeye dayanabiliyorum. O kızı Uras'tan uzaklaştırmak en çok istediğim şey. Ama bu dediğin şeyi yapmana müsaade edersem, seni kaybederim. Göz göre göre o şırfıntı için seni kaybedemem."söylediği sözlere keyifle güldüm. Bu hayatta bana değer veren birini görmek o kadar güzeldi ki.
"Ne dersen de ben bu işi yapacağım Gülçin" beni en iyi tanıyan Gülçin'di. Bu konuda da kararlı olduğumu anladığında iç çekti. Tekrar ona döndüm.
"Eğer zarar görmemi istemiyorsan bana yardım et Gülçin." kararlı duruşumu hiç bozmadım. Başını eğdi ve yüzüme baktı.
"Ben sana nasıl yardım edebilirim acaba? Farkında mısın biliyorum ama o kız peşinde onlarca korumayla geziyor." onu ittirdim ve odamda ki siyah tekli koltuğa oturmasını sağladım. Bende sehpanın üzerindeki dergileri kenara ittikten sonra tam karşısına oturdum. Ellerini tuttum ve konuşmaya başladım.
" Bak şimdi Emir seni aradı Uras'ın seninle görüşmek istediğini söyledi değil mi?" başını olumlu anlamda salladı.
"Şimdi senden istediğim tek şey Uras'ı oyalayabildiğin kadar oyalaman. " dedim. Gülçin kaşlarını çattı ve suratıma baktı.
"Neden?"
"Bak Öykü'yü Uras' ın evinden alamam. Zaten almak istesem Öykü'yü değil Burcu' yu alırdım. Ama kapıda ki onlarca adamı buna izin vermez. O yüzden sen Uras'ı oyalarken ben bir şekilde Öykü'yü o evden çıkartacağım. Eğer çıkarsa peşinde üç beş adam olur ve Öykü' yü onlardan kolayca alabilirim. " bu söylediğime Gülçin dalga geçer gibi güldü.
" Mehmet Han sen iyi misin? Nasıl evden çıkarmayı düşünüyorsun? " ciddi bir şekilde suratına baktım.
" Sen orasını bana bırak. Benimde bir bildiğim var. Ben istersem dışarı çıkarabilirim. " ağzı açık bir şekilde suratıma baktı.
" Sen ne haltlar karıştırıyorsun Mehmet Han? " şaşırmasına keyifle güldüm.
"Sandığın kadar aptal değilim kızım. Benim için çalışanlarda var." önce şaşırdı sonra başını iki yana salladı.
"Bu işin sonu hiç iyi olmayacak. Ama kabul sana yardım edeceğim. " keyifle oturduğum yerden kalktım.
"Şimdi ben sana mesaj atana kadar sen Uras'ı oyalayacaksın."
"Ben nasıl oyalayacağım acaba Uras'ı?" sitemle suratıma bakınca cevap verdim.
"Bilmiyorum Gülçin orasını da sen düşün. " ofladıktan sonra kalktı ve çantasını eline aldı.
"Senin takıntılı aşkın yüzünden başıma bela alıyorum Mehmet Han." dedikten sonra odadan çıktı.
Arkasından baktıktan sonra keyifle güldüm. Eğer bu işin sonunda Burcu'ya kavuşacaksam ben başıma bela almaya razıydım. Mutlu bir şekilde koltuğuma oturdum.Bu iş zor olacaktı ama sonu güzel olacaktı.
Masanın üzerindeki telefonumu aldım. Birini aramam gerekiyordu ki o kişiden mesaj geldiğini gördüğümde şaşırdım.
Gelen:055********
Öykü Uras'a ulaşamıyormuş. Biz şimdi gece kulübüne gidiyoruz. Haberin olsun dedim.
Gördüğüm mesajla daha da keyiflendim. Birşey yapmama gerek kalmadan Öykü evden çıkmıştı. İşte şimdi planımı uygulayabilirdim. Hemen telefonumu cebime koydum ve odadan çıktım. Açılış bugündü ve kulüp tıka basa doluydu. Benim için herşey bugün tıkır tıkır işliyordu. Gece kulübünden çıktıktan sonra arabama bindim ve Uras'ın gece kulübüne doğru gittim. Kulüp buraya oldukça yakındı. Kısa bir yolculuktan sonra gece kulübünün önüne geldim ve hemen Gülçin'e mesaj attım.
Gönderilen :Gülçin
Müsaitsen ara.
Mesajı gönderdikten sonra beklemeye başladım. Birkaç saniye geçmişti ki beklediğim telefon geldi. Zaman kaybetmeden hemen açtım.
"Gülçin" dedikten sonra cevap vermesini bekledim.
"Ya Mehmet Han ne diye mesaj atıyorsun ya Uras yanımda olsaydı, o zaman ne olacaktı?" başımı iki yana salladım.
"Yanında olabileceğini düşündüğüm için mesaj attım zaten Gülçin." oflama sesinden sonra konuştu.
"Birazdan gelecekmiş. Emir şimdi söyledi."
Konuşacağım sırada peşpeşe gelen arabalar dikkatimi çekti. Sanırım Öykü gelmişti. Hemen Gülçin'e döndüm.
"Şimdi beni iyi dinle. Ben kulübün önündeyim ve Öykü gece kulübüne geldi." hemen sözümü kesti.
"Sen ne diyorsun Öykü burada mı?"
"Evet Benim evden çıkartmama gerek kalmadı. Bugün bu işi hallediyorum. Şimdi biraz Uras'a yakın davran. Öykü 'nün sizi görmesini sağla.Bunu yap ki Öykü içeride uzun kalmasın. "
"Sen ne diyorsun Mehmet Han?Bu dediğin imkansız. Ben yakın davransam bile Uras bana yakın davranmaz." Emir Öykü' yü
"Bir dakika dur. Kapıda birşeyler oluyor." merakla hemen sordu.
"Nasıl yani?"
"Bilmiyorum ama sanırım Emir, Öykü' nün içeri girmesini istemiyor."
"Neden?" diye sorduğunda bıkkınlıkla cevap verdim.
"Ne bileyim kızım ben. Uras seninle görüşecek diye heralde." birkaç saniye düşündükten sonra keyifle güldü.
"Sen o işi bana bırak." gülümsedim. Aklından ne geçtiyse artık.
"Öykü girdi içeri."
" Tamam" dedikten sonra telefonu kapattı. Umarım Gülçin dediğimi başarabilirdi ve ben istediğimi yapabilirdim. Gelen mesaj sesiyle telefonuma baktım.
Gelen:055********
Gelmişsiniz...
Başımı kaldırdım ve etrafıma baktım. Mesaj atan kişiyi gördüğümde başı ile selam verdi. Bende selam verdikten sonra mesajına cevap verdim.
Gönderilen:055********
Yardımlarının karşılığını alacaksın... Şimdi daha fazla dikkat çekme önüne dön. Birdaha da bakma bu tarafa.
Mesajı attıktan sonra telefonu yan koltuğa attım. Bir süre bekledim ama ses seda yoktu. Emir'de Öykü içeri girdikten sonra ortalıktan kaybolmuştu. Aklıma başka bir çıkış kapısı olabileceği geldiğinde arka sokağa gitmek için arabayı çalıştırdım.
Arka sokağa geldiğimde Öykü'nün başka birine sarıldığını gördüğüm. Hemen arabayı kör bir noktaya çektim ve ışıkları kapattım.
"Ne oluyor lan!" şaşkınlıkla TÜRKOĞLU' nun kadınını izlemeye başladım.
"Görmeyeli bayağı değişmişsin TÜRKOĞLU. Bu ne rahatlık." dedikten sonra kahkaha attım. Acaba Uras Öykü'yü bu şekilde görürse ne olurdu? Biran olsun gözümü ayırmadan olanları izledim. Öykü az önce sarıldığı adamın arabasına bindiğinde onları takip etmeye başladım. Yol boyunca takip mesafemi korudum ve gözden kaçırmamaya özen gösterdim. Bir ara araba durdu ve kısa süre sonra tekrar yola devam etti.
Büyük bir binanın önüne geldiklerinde durdular. Bende onların beni farketmeyeceği bir noktada durdum.Sanırım burası o adamın eviydi. Hemen adamlarımdan birini aradım ve üç beş kişiyle gönderdiğim konuma gelmesini söyledim. Yanlarında kapı açabilecek bir alette getirmelerini söyledikten sonra telefonu kapattım. Bu gece bu işi halledecektim. Ne de olsa işim şimdi daha kolaydı. Çünkü Öykü'yü koruyacak kimse yoktu.Arabadan indiklerini gördüğümde bende peşlerinden indim ve onları takip ettim. Asansöre bindiklerinde ise koşarak merdivenlerden çıktım. Daireyi öğrenmem gerekiyordu. Katlara bakarak çıkıyordum ki asansörün sesini duydum. Hemen bir üst kata çıktım. Öykü ile o adamın bir daireye girdikten gördükten sonra hızla arabama geri döndüm ve adamlarımın gelmesini beklemeye başladım.
Arkamda duran arabayı gördüğümde geldiklerini anladım ve arabadan indim. Tam o sırada binadan telaşla çıkan adamı farkettiğimde hemen arabanın yanına eğildim ve adamlarıma sessiz olmalarını işaret ettim. Bugün herşey benim lehime oluyordu, çünkü adam arabasına bindikten sonra uzaklaşmıştı. Keyifli bir şekilde saklandığım yerden çıktım.
"Şimdi hepiniz benimle gelin ufak bir işimiz var." beni onayladılar. Hızla binaya doğru yürüdüm ve Öykü'nün olduğu daireye çıktım.
"Açın şu kapıyı ve hızlı olun." adamlardan biri cebinden çıkarttığı aletle kapıyı açmaya çalıştı.
"Oldu abi" başımı salladım.
İçeri girdiğimde Öykü'nün uyuduğunu farkettim. Çok zamanımız olmadığını bildiğim için vakit kaybetmeden hemen yanına gittim. Öykü benim geldiğimi anlamış gibi gözlerini zorlukla açıp geri kapattı.Beni gördüğü halde gözlerini geri kapatmasına şaşırmıştım. Tek kaşımı kaldırdım. Çığlık falan atmasını bekliyordum ama Öykü' nün gözünü açacak hali bile yoktu. Hasta olduğunu o zaman anladım. Elimle alnına dokundum ateşi vardı. Adamlarıma bir kağıt kalem getirmelerini söyledikten sonra TÜRKOĞLU' na bir not yazdım. Bu notu mutlaka okuyacaktı. Ya kendisi Öykü'yü almaya gelecekti ya da Öykü' nün evinde kaldığı adam Uras'a bu notu ulaştıracaktı.
Adamlarıma Öykü'yü taşımalarını söyledikten sonra evden çıktım ve arabamın yanına gittim.Cebimdeki paketten bir sigara aldım. O sırada biri yanıma geldi.
"Abi şimdi ne yapalım." sigaramın dumanını dışarı üfledikten sonra adama döndüm.
"Aldığım depoya götürün. Bir de doktor getirin baksın şuna.Hastalıktan geberip başımıza kalmasın. Ben sonra geleceğim. Bu arada adamlara söyle gözlerini dört açsınlar. Bu kızın başına birşey gelirse hepinizi yakarım." başını sallayan adam hızla arabaya bindi ve yanımdan uzaklaştılar. Onlar gittikten sonra elimdeki sigaramı yere attım. Hemen arabaya bindim ve Gülçin'e haber vermek için telefonumu elime aldım.
4 cevapsız arama
Gülçin
4 kez beni aramasına şaşırdım ve hemen geri arama tuşuna bastım. İlk çalışta açtı.
" Mehmet Han" sesi boğuk gelmişti. Ağladığını anladığımda panikle sordum.
"Gülçin iyi misin canım? O şerefsiz sana birşey mi yaptı. Neden ağlıyorsun? Ne oldu?" hıçkırıklarının ardı arkası kesilmiyordu.
"Uras 'a Öykü' yü kaçırdığını söylemek zorunda kaldım. Uras öfkeden deliye döndü. Ne olur kendine dikkat korkuyorum Mehmet Han."
"Korkmana gerek yok çünkü Öykü artık benim elimde Gülçin" keyifle güldüm. O sırada Gülçin cevap vermeden telefon anında kapandı. Tekrar aradım ama ulaşılamıyordu. Sanırım şarjı bitmişti. Telefonu tekrar yan koltuğa bıraktım. Şimdi halletmem gerek tek birşey vardı ve onu hallettikten sonra depoya gidecektim.
ÖYKÜ ÇETİN
Kulağıma gelen boğuk seslerle uyandım. Gözlerim açılmakta pek ısrarcı değildi ve ben zorladıkça geri kapanıyordu. Bedenim yorgunlukla uyumamı istese de buna engel oldum ve zorlukla yattığım yerde doğrulmaya çalıştım. Susuz kalmış dudaklarımı oynattığımda, dudağımda ki sızlama ile elimi dudağıma götürdüm. Aklıma Mehmet Han'ın tokat attığı geldiğinde ağlamaya başladım. Ben bunları hakedecek ne yapmıştım ki? Hem Uras neredeydi? Neden beni kurtarmaya gelmiyordu. Dudağımda ki acıyla hıçkırarak ağlamaya başladım. Hem canım yanıyordu hem de korkuyordum. Bir süre ağladıktan sonra yerimde doğruldum ve sakince kendime gelmeye çalıştım. Ağlamakla elime birşey geçmiyordu. Hem Mehmet Han SAYGIN' ın istediğide bu değil miydi? İstediğini ona veremezdim. Güçlü olmak zorundaydım daha doğrusu öyle görünmek zorundaydım. Uras'ın söylediği sözleri düşünmeye başladım.
'Sen TÜRKOĞLU 'nun kadınısın.' demişti bana, evet ben TÜRKOĞLU 'nun kadınıydım ve pes etmeyecektim. Er ya da geç Uras beni bulacaktı ve ben buna inanıyordum. Sadece biraz sabır ve biraz da zaman gerekiyordu. Gözyaşlarımı elimin tersiyle sildim. Her ne kadar Uras'a kızgın ve kırgın olsamda beni sevdiği düşüncesini aklımdan çıkaramıyordum. Gerçekten beni seviyordu gözlerine her baktığımda bunu hissedebiliyordum. Gözlerimin önüne bakışları geldiğinde gülümsedim. Keşke onu dinleseydim o zaman bunların hiçbiri başıma gelmezdi. Etrafımızda bu kadar tehlike varken neden Uras'ın yanından ayrılmıştım ki. Şimdi pişman olmuştum işte.
Eğer beni bulursa onun yanından bir saniye bile ayrılmayacaktım.
"Ne olur Uras bul artık beni yalvarırım." dedikten sonra tekrar ağlamaya başladım.Sanırım Uras'ı çok özlemiştim. Uras'ı düşünmeye başlamıştım ki kapının kilit sesini duydum. Elimle hemen gözyaşlarımı sildim.Kimsenin beni ağlarken görmesini istemiyordum. İçeri Mehmet Han SAYGIN girdiğinde kendimi geriye doğru çektim. Benim suratıma sırıtarak baktı.
"Ooo uyanmışız." dediğinde iğrenerek yüzüne baktım. Sonra arkasından elinde bir tepsi ile gelen adamı gösterdi.
"Al şunları ye, sonrada şu ilaçları iç. Hastalıktan ölürsün falan beni TÜRKOĞLU ile uğraştırma. " yüzümü buruşturdum. Bu adamdan nefret ediyordum. Uras'ın bu adamla neden uğraştığını anlayabiliyordum. Bu adam insanı sinir etmek için dünyaya gelmiş olabilirdi.
"Senin yemeğinide yemem, ilacınıda içmem. Şimdi buradan defol git ve beni yalnız bırak." dediklerime şaşırmış gibi bir hali vardı. Biraz düşündükten sonra alkışlamaya başladı. Kafamı kalfırdım ve yüzüne baktım. Ne yapmaya çalıştığını anlayamamıştım.
"Yemin ediyorum TÜRKOĞLU 'nu tebrik etmek lazım. Nasıl da kendisi gibi birini bulmuş." dediğinde, birkaç saniye durdum sonra kahkaha attım. Sızlayan dudağımı umursamadan konuştum.
"Evet kendisi gibi birini buldu ve biz bu durumdan çok mutluyuz. Darısı sana diyeceğim ama" sustum. Yüzünde ki öfke hoşuma gitmişti. Devam etmem gerektiğini anladım. Tekrar konuşmaya başladım.
"Malum Burcu Uras'ın evinde o yüzden darısı senin başına diyemiyorum SAYGIN." bu dediğime sinirlendi ve öfkeyle yanında ki adamın elindeki tepsiyi duvara fırlattıktan sonra sinirle yanıma geldi ve çenemi sıktı.
"Senin o sesini kısmak vardı ama dua et bana lazımsın. Yoksa o dilini kopartırdım senin." çenemi ittirerek tekrar ayağa kalktı.Korkuyordum ama bunu belli etmemeye çalışıyordum.Elimi patlamış olan dudağımın üzerine koydum. Sızlamıştı o yüzden biraz sızlamasının geçmesini bekledim. Yüzüne baktığımda canımın yanması hoşuna gitmiş gibiydi. Derin bir nefes aldıktan sonra sinirle bağırmaya başladım.
"Bunun hesabını bana değil Uras'a vereceksin. Ve ben bunu büyük bir zevkle izleyeceğim Mehmet Han SAYGIN." dalga geçer gibi sırıttı. Konuşmasına müsaade etmeden tekrar konuştum.
"Ve şunu unutma, Uras senin gibi şeref yoksunu birine Burcu'yu asla vermez." yüzündeki sırıtma yavaşça yüzünden silindi. Ellerini iki yanında yumruk yaptı.
"Bu dediğine kendin bile inanmıyorsun. Şuan güçlü olan benim Öykü. Uras'ın bu hayattaki yegane varlığı benim elimde. Aciz olan Uras ve bana mecburen Burcu'yu getirecek." bu dediğinden sonra acıyarak yüzüne baktım.
"Sana acıyorum. Aciz olanda kötü olanda sensin. Ve bu dünyada kötüler kaybetmeye mahkum. Uras beni en kısa zamanda bulacak. İşte o zaman ne yapacaksın, otur da bunları düşün." birden kahkaha atmaya başladı.
"Malesef Öykü'cüğüm senin Uras' ından ses seda yok. Sanırım vazgeçti senden ne dersin olabilir mi?" bu sefer gülen taraf ben oldum.
"Uras benden asla vazgeçmez. Ve senin gibi adi bir adamın eline ne beni ne de Burcu'yu bırakır." sinirden deliye dönmüş gibi tıslamaya başladı. Sanırım başarmak istediğim şeyi başarmıştım. Öfkeyle parmağını yüzüme doğru salladı.
"Sana öyle birşey yaşatacağım ki Öykü. Bu dediklerini unutup kendi derdine düşeceksin. Ben değil, birazdan yanına göndereceğim kişi senin hakkından gelecek." yüzüne baktım ve sırıttım.
"Elinden geleni ardına koyma şimdi defol git." sert bir şekilde suratıma baktıktan sonra öfkeyle odadan çıktı ve sertçe kapıyı kapattı. O gider gitmez ayağa kalktım ve kulağımı kapıya dayadım. Gittiğinden emin olduktan sonra odada yürümeye başladım.Çok mu üstüne gitmiştim acaba? Hem o ne demek istemişti? Ne demek birini göndereceğim? Korkudan ölmek üzereydim.
"Hayır yani yapıyorsun madem neden sonunu düşünmüyorsun be kızım." kendi kendime söylenmeye başladım. Zaten açlıktan ölmek üzereydim birde üstüne artistlik yapmıştım. Ama ne olursa olsun o adamın getirdiği hiç birşeyi yemek istemiyordum. Hem Uras beni yakında bulurdu. Bulurdu değil mi?
Elimi karnımın üzerine koydum ve yatağın üzerine yattım. Bacaklarımı kendime çektikten sonra gözlerimi kapattım. Aklıma mutsuz olduğum zamanlarda annemin söylediği söz geldi. Ne derdi annem...
'kendini çaresiz ve kötü hissettiğinde, güzeli düşle, güzeli düşle ki gerçek olsun.'gözyaşlarım yüzümde ince bir yol çizmişti. Annemin dediği şeyi yapmaya karar verdim ve Uras' ı düşlemeye başladım. Tam o sırada sertçe açılan kapı ile yerimde sıçradım. Karşımda Gülşah'ı gördüğümde sevinçle çığlık attım. Bulmuşlardı işte beni. Kurtulmuştum.
" Buldunuz beni" hızla yataktan kalktım ve boynuna sarıldım.
"Bulamayacaksınız sandım Gülşah. Çok korktum. Hem Uras nerede?" tepki vermemesine ve bana sarılmamasına şaşırdım. Omzuna koyduğum başımı geri çektim ve suratına baktım. Boynunda ki kollarımı tuttu ve beni geriye doğru itti. Dengemi kaybettim ve yere düştüm. Neden böyle davranmıştı ki bana? Hemen yüzüne baktım. Bakışları farklıydı, benim tanıdığım Gülşah bu olamazdı.
"Gülşah ne oluyor?" bir süre öylece durdu sonra sırıtarak yüzüme baktı.
"Ne mi oluyor Öykü?Sanırım patronum seninle başa çıkamamış. Onun için beni gönderdi." şaşkınca yüzüne baktım. Dediklerini düşünmeye başladım. Aklıma gelen şey ile elimi ağzıma kapattım. SAYGIN 'ın göndereceğim dediği kişi Gülşah mıydı?
"Gülşah sen.." lafımı bitirmeden kahkaha attı.
"Evet ben Öykü senin dostun falan değilim. Senden nefret ediyorum ve şimdi seninle hesaplaşma vakti."
Bölüm Sonu.
Umarım beğenerek okursunuz
Oylamayı unutmayalım