Medya:Öykü ÇETİN
İşe başlayalı 1 hafta olmuştu. Her şey o kadar güzel gidiyordu ki. İşimi çok seviyordum. Şuana kadar hiçbir sorun yaşamadım. .Ufak tefek sakarlıklarım oluyordu ama sağ olsun Mehmet bey sesini çıkarmıyordu. Hala büyük patronu görmemiştim.Aslında biraz merak ediyordum. Ülkü ye sormayı düşündüm ama yanlış anlayabileceği için sormadım. Giyinme odasına ilerleyip. Üstümü giyindim. Saate baktığımda mesaimin başlamasına 15 dakika vardı. Bugün biraz erken gelmiştim. Tüm gece gözüme uyku girmemişti.Montumu geri giyip terasa çıktım. Sabahın erken saati olduğu için hava çok soğuktu. Montumun fermuarını iyice çektim. Terastaki masaya ilerleyip sandalyeye oturdum.
Bugün işten sonra kuyumcuya gidecektim. Annemden kalma alyansı bozduracaktım. BUNU HİÇ İSTEMESEM DE YAPMAK ZORUNDAYDIM!! O kadar üzülüyordum ki. Yarın kira günü ve ben o adamla uğraşmak istemiyordum. Maaşımı almama 3 hafta vardı. Belki kuyumcuya 3 hafta sonra alyansı tekrar alabileceğimi söylerdim. İnşallah kabul ederde annemden bana kalan yüzüğü geri alırdım. Elimdeki yüzüğe baktım. Avucumun içine koyup öptüm.
"ANNEMMM! Bunu yapmak zorundayım. Ama üzülmüyorum. Bu yüzüğü geri alacağım. SÖZ!! gözyaşlarımı elimin tersiyle sildim. Derin bir nefes alıp geri bıraktım.
" Demek kaçak çalışanımız burdaymış."sesin geldiği yöne kafamı çevirdim. Ayağa kalkıp
" Kusura bakmayın Mehmet Bey!! ben şey mesai saatime daha var diye şey ettim yani hava almak için."
"Sakin ol Öykü sorun değil ama artık aşağıya in. İşine başla."
"Tamam hemen iniyorum." hızlaca merdivenlerden indim. Salona girip beklemeye başladım.
Salonda ki müşterilerle ilgilenirken içeri giren kişilere baktım. Mehmet Bey onları karşıladıktan sonra camın önündeki masaya yönlendirdi.Müşterinin kahvesini servis ettikten sonra yeni gelenlerin masalarına doğru yürüdüm.
"Hoşgeldiniz efendim ne arzu edersiniz?"
Orta yaşlı adam bana döndü
"Orta şekerli türk kahvesi lütfen." Kafa mı onaylarcasına salladım.
"Siz ne arzu edersiniz?" Yüzü boya küpü olan kıza baktım. Giydiği gömlekten nerdeyse göğüsü gözükecekti. Altındaki etekse var yok arasındaydı. Yüzüne tekrar bakıp cevap vermesini bekledim.
"Buranın sahibini" dediği şeyle ağzım açık kalmıştı. O ne demekti öyle yaa. Ağzım açık yüzüne baktım. Ne kadar terbiyesiz bir kızdı bu!! Pis Sürtük!! Diye içimden geçirdim.
"Üzgünüm o konuda yardımcı olamayacağım.Başka bir arzunuz yoksa beyefendinin kahvesini getireceğim " karşımda ki adam kahkaha atarken kadın bana döndü.
"Senin dilin çok uzun. Bana cevap vermeye utanmıyor musun? Hem sen benim kim olduğumu biliyor musun? Sinirlerime hakim olmaya çalışarak cevap verdim.
" Hayır efendim sizi tanımıyorum."Gözlerini açarak bana baktı. Bu kızın kesinlikle sorunları vardı!!
" Sen benimle dalga mı geçiyorsun? "diyerek ayağa kalktı.
Derin derin nefes aldım. Sakinleşme çalıştım. Bu kız kendini ne sanıyordu acaba. Senin kafanı kırmak vardı da dua et işe ihtiyacım var.
" Hayır efendim neden sizinle dalga geçeyim. "dişlerimi sıktım. O sırada yanımıza Mehmet Bey geldi.
" Bir sorun mu var??"
" Evet Mehmet sorun tam karşımda duruyor. Dili çok uzun bu kızın!!! Onu kovmanı istiyorumm!!"ağzım açık kaldı. Kovulmak mı? Mehmet Bey'in yüzüne baktım.
" Üzgünüm Hale Hanım isteğinizi gerçekleştirmem mümkün değil!! Öykü Hanım işini çok iyi yapıyor. " kız tam birşey söylecekti ki ağzını geri kapattı. Çantasını alıp çıkışa yürüdü. Orta yaşlı adamda peşinden gitti.
Mehmet bey in beni savunmasına çok şaşırmıştım.
" Öykü beni takip et"arkasını dönüp gitti. Usulca bende onu takip ettim. Sanırım kovacaktı beni. Ah be kızım az çeneni tutamadın ne vardı da cevap verdin diye kendi kendime kızdım. Odasına girdik kapıyı kapatıp bana döndü.
" Ne oldu Öykü hemen anlatmanı istiyorum!! Sana demedim mi? Kimseye saygısızlık yapmayacaksınız diye!! sesi yüksek çıkmıştı.
" E-efendim ben saygısızlık yapmadım. Yemin ederim yapmadım. "Sesim ağlamaklı çıkınca Mehmet Bey sesini tekrar kısıp bana baktı.
" Hale hanım öyle demedi ama" ciddi bir şekilde sorduğu soruyu cevapladım.
"Mehmet Bey yemin ediyorum. Ben kötü birşey yapmadım. Ne istersiniz diye önce beyfendiye sordum kahve istedi.Sonra Hale hanıma döndüm. Ne arzu edersiniz dedim." Sessizce yutkundum. Ben nasıl söyleyecektim şimdi. Ben söylemeye bile utanırken kız nasıl söylemişti o kelimeyi!!!
" Eeeee"kafamı kaldırıp Mehmet Bey'e baktım. Cevap bekliyordu farkındaydım. Utanarak kafamı yere eğdim.
"Efendim buranın sahibini." yutkunup devam ettim. "Hale Hanım buranın sahibini arzu ediyormuş. Bende yardımcı olamayacağımı söyledim. Sonrada sinirlendi. Bana cevap mı veriyosun falan dedi. Ama inanın saygısızlık yapmadım. Ne olur beni kovmayın!!"
Mehmet Bey kafasını salladı. Aklından birşeyler geçtiği belli oluyordu.
"İşine devam edebilirsin Öykü ama biraz daha dikkatli davran olur mu? "kafamı aşağı yukarı salladım. Odadan çıkıp salona girdim.
Bu nasıl bir kızdı yaa.. Onun yüzünden az daha işimden olacaktım. Ben ne yapardım işsiz...
Akşam olduğunda giyinme odasına gidip üstümü giydim. Kıyafetlerimi askıya asıp dolaba koydum. Dolabı kitledikten sonra anahtarı çantama attım. Yukarı çıktığımda Mehmet Bey ile göz göze geldik. Eliyle gel işareti yaptı. Hızlı adımlarla yanına gittim. Bana baktı ve konuşmaya başladı.
"Öykü biliyorsun bugün sen işe başlayalı bir hafta oldu. Ben düşündüm ki sadece bu ay maaşını haftalık olarak alabilirsin. ."elindeki zarfı bana uzattı. O kadar çok sevinmiştim ki. Gözlerim dolarken zarfa uzandım. O paraya o kadar çok ihtiyacım vardı ki!!
" B-ben B-ben çok teşekkür ederim. Sizin hakkınızı asla ödeyemem. Çok iyisiniz. " gözümde ki yaşlar bir bir akarken Mehmet Bey elini omzuma koydu.
" Hadi sil bakalım o gözyaşlarını!! Hem mavi gözlerine hiç yakışıyor mu ağlamak" kaşlarını çatıp bana kötü bir bakış attı.Ellerinin tersiyle gözyaşlarımı sildim. Burnuma çekip Mehmet Bey e baktım.
"Öykü bu sadece bu ay için geçerli. Birdaha ki ay diğer arkaşların gibi ay sonunu bekleyeceksin tamam mı?" kafamı onaylarcasına salladım.
"Tekrardan çok teşekkür ederim."
"Hadi artık evine!! Bu arada yarın izinlisin. Haftada birgün izniniz var sen belirlemeyince bende cumartesi gününü uygun gördüm. Olur dimi?"
"Olur tabi çok saolun Mehmet Bey Görüşmek üzere hoşçakalın" kafasını sallayıp yanımdan uzaklaştı.
Sanırım bugün terasta dediklerimi duymuştu Mehmet Bey... Duyması beni biraz üzsede yaptığı hareket beni çok mutlu etmişti.Üstelik hiç birşey sormamıştı. Burada çalıştığım için ve Mehmet Bey gibi birini tanıdığım için çok şanslı olduğumu düşündüm.
Sokağa girdiğimde açık olan bakkalı gördüm midem bulansada o adama gidip kirayı verecektim. Ayaklarım hiç gitmek istemesede bakkala doğru yürüdüm.
"Ooooo Öykü hanım hoşgeldiniz. Şeref verdiniz dükkanıma. Sizi burda görmek çok güzel" iğrenç sesi kulağıma gelince iğrenerek yüzüne baktım.
"Kes sesini ve al şu kiranı" parayı tezgahın üzerine bıraktım. Parayı eline alıp saymaya başladı.
"Kira işini halledik tamam da ya bakkala olan borç?"
"Ölmedik ya onuda bidahaki ay veririm!!" sesim biraz yüksek çıkmıştı.
"Sorun etme güzelim bağırmana gerek yokk!! İstersen bu borç işini farklı bir yolla kapatabiliriz ne dersin?" sırıtıyordu.
"ALLAH BELANI VERSİN DERİM ŞEREFSİZ!! bağırıp bakkaldan çıktım. Şerefsiz utanmaz pislik herif bana ne teklif ediyordu. Sinirden söylene söylene yürüyordum. Arkamdan biri omzuma dokunca korkup çığlık attım.
" Sakin ol Öykü benim Ali!! Baş parmağımı üst dişime koyup yukarı kaldırdım.
"Abi öyle sessizce gelinir mi insanın arkasından??" sorar gözlerle yüzüne baktım.
"Öykü bakkaldan çıktığından beri sana sesleniyorum ama beni bir türlü duymadın." şerefsiz adam beni o kadar sinirlendirmişti ki demekki ona saydırıken duymamıştım.
"Duymadım valla" gülümsedi.
"Telefonun nerede peki yüz kere seni aradım??" Ben onu tamamen unutmuştum. Elimi çantama atıp içinden telefonu çıkardım.
Seçil'm(7 cevapsız arama)
Ali abi (9 cevapsız arama)
"Telefonum sessizde kalmış" dudağımı büzdüm. Ali abi iki yanağımı da sıktı.
"Dudaklarını büzüp tatlı gözükmeye çalışma küçük hanım!! Seçil de bende çok merak ettik seni.."
"Haklısınız valla ne diyeyim. Cezamı çekmeye hazırım" ellerimi yukarı kaldırıp kahkaha attım.
"Bende öyle düşünmüştüm zaten" diyi sırıttı Ali abi.Sonra ciddi ciddi suratıma baktı.
"Na-nasıl yani?? Ben şaka yapmıştım."
"Hadi hazırlan Seçil sen ben dışarı çıkıyoruz. Sana haber vermek için aramıştık ama sen açmayınca biz kendimiz plan yaptık. Sende cezalı olduğun için bizi dinlemek zorundasın.Kesinlikle itiraz kabul etmiyorum. Hem bana sözünde vardı birde unuttuğun teşekkür ooooo hiç kurtuluşun yok Öykü"dediklerine kahkaha attım. Sonra sapık adamın dedikleri aklıma geldi. Sinirimi bir kenara bırakıp pis adamın moralimi bozmasına izin vermeyecektim. Aklımdan pis sapığı silip Ali abi ye döndüm.
" Abi bunları nasıl kafanda tuttun yaaa seri bir şekilde nasıl konuştun "tekrar gülmeye başladım.
" Hadi küçük hanım uzatmada yukarı çık. Üstünü giy aşağı in burda seni bekliyorum.Seçil de gelir birazdan."kafamı salladım.
"Peki nere gideceğiz ona göre giyineyim?"
"BAR a" Tamam anlamında kafamı salladım.
Yukarı çıktıktan sonra üstümdekileri çıkardım. Dolabın kapağını açıp içinde ki kıyaflerime baktım. Bugün elbise yada etek giymeye karar verdim. Elbiselere bakmaya başladım. Hiçbirini giymek istemiyorum. Dudağımı büzdüğüm an elime geçen siyah eteğe baktım. Kesinlikle harika diyip gülmeye başladım. Üstüne de krem rengi gömlek seçtim. Krem kabanımıda elime alıp yatağın üstüne bıraktım.
Düzleştirici mi fişe takıp makyajımı yapmaya başladım. Saçlarımı gelişi güzel düzleştirdikten sonra üstümü giydim. Aynaya baktığımda kendimi çok beğenmiştim. Çanta mı elime aldım içine telefonu mu cüzdanı mı ve rujumu koydum. Siyah dolgu topuk botlarımı da giyip aşağıya indim. Seçil ile Ali Abi kapıda beni bekliyorlardı. Beni görünce ikisininde ağzı açık kaldı. Seçil yanıma koştu.
"Kızım çok güzel olmuşsun" seçil'e bakıp gülümsedim.
"Teşekkür ederim" Ali abiye dönüp baktım.kaşlarını çatmış bana baktığını gördüm.Sinirlenmiş gibi bir hali vardı sanki. Biraz şaşırmıştım bu hareketine. Neden sinirlenmişti ki?
"Ali abi beğenmedin mi?" yüzüne baktım.
"Hayır" Şaşkın şaşkın ona bakarken yüzüme bakmadan cevap vermesi beni üzmüştü.
"Hadi arabaya binelim." Ali abinin söylemesiyle araba bindik.
Bar ın önüne geldiğimizde arabadan indik. Oldukça lüks görünüyordu.
"Hadi kızlar üşütmeyin!! Malum bazılarınız baya açık giyinmiş" Ali abiye döndüm. Bana o laf mı atmıştı? hem neden böyle davranıyordu ki? Fıstık gibi olmuştum valla. Gülerek içeriye doğru adım attım. İçeri çok kalabalıktı. İçki ve ter kokusu biraz midemi bulandırsada umursamadım. Ali abi kulağımıza doğru yaklaştı.
" Şöyle geçelim mi? Bağırarak söylemişti. Kafamızı sallayarak onayladık.
" Ben içki alıp geliyorum"Ali abi gidince Seçil e döndüm.
"Çok güzelmiş yaa burayı çok beğendim" onaylarcasına kafasını salladı.
Etrafa incelemeye başladım. Baya baya büyük bir bar mış. İçeriside oldukça kalabalıktı. Demekki iyi iş yapıyor diye içimden geçirdim.O sırada duran biri dikkatimi çekti.? Tam göremiyordum ama bakmaya devam ettim. Uras TÜRKOĞLU muydu?? Dikkatle bakıyordum ama önümdeki kalabalıktan birşey göremiyordum.Kafamı sağa sola eğdim ama göremiyordum.En iyisi yanına doğru gidip bakmaktı. Ancak o zaman emin olabilirdim.
"Seçil ben lavaboya gidip geliyorum."
"İstersen ben de gelebilirim canım?"
"Gerek yok canım hemen geleceğim." kafasını salladı.
Gördüğüm tarafa doğru yürümeye başladım.
"Allah kahretsin şimdi burdaydı nere gitti şimdi bu?? " acaba o muydu ki?? Tam görememiştim. Ama benzetmişte olabilirim.Etfafıma baktım ama hiçbir yerde yoktu. Hayal mi görmüştüm acaba? Hayal kırınklığıyla kaşlarımı çattım. Lavabo ya doğru ilerledim. O kadar kalabalıktı ki zorla lavabonun olduğu koridora girdim. Keşke o olsaydı diye içimden geçirmeye başladım. Bir kerede olsa onu görmek istiyordum.Keşke o olsaydı gördüğüm kişi.. İçimden eğer o olsaydı ne olacaktı diye kendi kendime sordum. Tam lavabonun kapısını açacaktım ki ensemde bir nefes hissettim.Burnuma gelen tanıdık kokuya önce şaşırdım. Tam arkamı dönecektim ki.
AĞZIMA KAPATILAN EL İLE GERİYE DOĞRU ÇEKİLDİM....
URAS TÜRKOĞLU
Zor geçen 1 haftadan sonra İstanbul'a dönmeye karar verdim. Burada ki işlerimin çoğunu halletmiştim birkaç dosya işi vardı ama onlar o kadar önemli değildi..Bir kaç saat sonra uçağa binecektim. Şirketten direk eve geldim. Odama çıkıp kısa bir duş aldım. Üzerimi giydikten sonra aşağı inip evden çıktım. Yemeğimi dışarda yemeğe karar verdim. Yeraltının eski mafyalarından birinin restoranına doğru arabayı sürdüm. Adam pis işlerini bırakıp evlendi. O zaman bir kıza aşık olduğu için işlerden elini kolunu çektiğini söylemişlerdi. Uzun bir konuşma yapmıştım ama ikna edememiştim.Ne dediysem 'VAZGEÇMEM' diyip durmuştu. En son herkes kabul etmek zorunda kaldı. ama Türkiye de ki bazı şerefsizler rahat bırakmadıkları için karısını da alıp Dubai'ye yerleşmişti. Her geldiğimde mutlaka yanına uğrardım. Zamanında bana çok iyiliği dokunmuştu. O yüzden benim içinde çok değerliydi. Gitmeden mutlaka görmek istemiştim.Arabayı büyük restoran ın önünde durdurdum. İçeriye girdiğimde beni güler yüzle karşıladı.
"Uras kardeşim hoş geldin"
"Hoşbulduk kardeşim nasılsın" elimi omzuna koyup sıktım.
"Sağ ol kardeşim iyiyim.Telefon da geliyorum dedin ya çok mutlu oldum.Valla yengen bile çok sevindi. Oğlum madem Bir hafta oldu buraya geleli insan son güne bırakır mı? " sitem etti.
"İşlerim çok yoğundu bir an önce halletmek istedim Egemen. Sizleri de gitmeden bir göreyim dedim "
" İyi yapmışsın kardeşim. " kafamı salladım. O sırada gelen sesle kafamı çevirdim. Karnı burnunda bir Hilal görmeyi düşünmüyordum. Şaşırmış gözlerle baktım.
" Oooo Uras hoşgeldin" gülerek yanımıza geldi.
"Hoşbulduk Hilal" diyip tokalaştık. Gözüm istemsizce göbeğine gidince kafamı hemen çevirdim. Hilal, Egemen'nin yanına gidip koluna girdi. İkisinide benim surat ifade mi görünce güldüler.
"Niye bana söylemedin Egemen?" diyip kaşlarımı çattım.
"Oğlum süpriz olsun dedik. Hem doğunca göreceğini düşünüyorduk. Ama bügüne kısmetmiş" diyip sırıttı.
"Hayırlı gelsin kardeşim!! Kız mı erkek mi??" gülümsedim. Hilal bana döndü.
"Amcası oğlumuz olacak."
"Hayırlı gelsin aslan parçası. Sizin adınıza çok sevindim." Egemen suratıma bakarak konuşmaya başladı.
"Biz ne zaman sevineceğiz senin adına kardeşim. Otuz yaşına geldin. Aç artık şu gönlünü birine. "
"Ben böyle iyiyim Egemen sen rahat ol kardeşim." elimi omzuna götürüp hafif sıktım.
Masaya yemeklerimiz geldi. Sohbet ederek yemeğimizi yedik. İkisi de çok iyi insanlardı. Birbirlerini çok sevdikleri gözlerinden belli oluyordu. Ne kadar zorluklar çekmişlerdi bu güne gelebilmek için.Yeraltına girmekte çıkmakta çok zordu. Egemen bir gün ortaya çıkıp ben bırakıyorum işi diyince herkes çok şaşırmıştı. Bir kaç kişi kavga çıkarınca araya ben girmiştim. Başta ki kişi olarak Egemen'in yanında olmam hoş karşılanmasa da kimseye söz hakkı vermedim. Gitmemesi için çok söylendim ama vazgeçiremeyeceğimi anlayınca bende pes ettim. Buraya geldikçe görüşüyorduk. Yemeklerimiz bitmiş tatlımızıda yedikten sonra kahvelerimiz geldi.
"Kardeşim uçağın kaçta? " kolumdaki saate baktım.
"Bir saat sonra" kafasını salladı.
"Ben kalksam iyi olacak. Herşey için teşekkür ederim.En kısa zaman da iyi haberlerinizi bekliyorum. " İkiside ayağa kalktı. Hilal'e kafa mı salladım. Egemen 'le sarılıp bir kaç kez sırtına vurdum.
"Allah' a emanet kardeşim" kafamı salladım. Kapıya kadar beni uğurladılar. Arabaya binip hava alanına doğru sürdüm. Kendimi biraz yorgun hissediyordum.Uçağa binince biraz uyku bana iyi gelecekti.
Üç buçuk saat sonra İstanbul'a iniş yapan uçaktan indim.Yol boyunca uyuduğum için nasıl geldiğimi bile anlamamıştım.Emir'i karşımda görünce koşarak yanıma geldi.
"Hoşgeldin abi!! Kafamı salladım arabaya bindim.
" Eve dimi abi"
"Bar a uğrayalım. Birde Emir yılbaşında yatta çalışan kızların bilgilerini istiyorum gözden kaçan kimse olmayacak!!! Bir tanesi bile eksik olmayacak!! Anladın dimi şaşırmış yüzüyle aynadan yüzüme baktı.
"Üstüme vazife değil biliyorum ama bir sıkıntı mı var abi?"
"Ne diyorsam onu yap soru sorma Emir!!!" sesim biraz yüksek çıkmıştı.
"Tamam abi kusuruma bakma birde abi birşey daha var"
"Şimdi değil Emir ne söyleyeceksen sonra söyle" elimi alnıma götürüp sıktım. Başım yine ağrayacaktı anlaşılan. Biraz içmekte fayda var diye söylendim.
Bar a geldiğimizde içeriye girdim. Tam yukarı çıkacakken yanıma gelen adama baktım.
"Abi hoşgeldin" kafa mı salladım. Yanından uzaklaşcaktım ki konuşmaya başladı.
"Abi yeni aldığımız korumalardan biri yaralandı. Barda küçük bir kavga çıkmıştı bizde adamları ayırıp kapıya attık. Sonra geri gelen adam korumalardan birinin bacağına sıktı."
"Siz ne yaptınız peki?"
"Abi depoya götürdük. İki gündür depo da seni bekledik.Haber verecektik ama Emir Bey izin vermedi.Siz gelene kadar depoya götürmemizi istedi bizde götürdük " kafamı sallayıp adamı yanımdan yolladım. Tam yukarı çıkacaktım ki gördüğüm şeyle olduğum yerde kaldım.
Garson kız yanındaki arkadaşının kulağına birşey söylüyordu. Hızlıca yukarı çıkıp lobiye girdim. Dışarıdan kimse içeriyi göremediği için camın önüne geçip garson kıza baktım. Daha demin benim ayrıldığım yere gidip etrafa bakıyordu. Birini arıyor gibi bir hali vardı. YOKSA BENİ Mİ?? Bu düşünceyle heycanlandım. İzlemeye devam ediyordum suratını asıp tuvaletlerin olduğu yere doğru ilerlemeye başladığını gördüğümde hemen lobiden çıkıp peşinden gittim. Hızlı adımla tam arkasında durdum. Kapıyı açacakken elimi ağzına kapatıp yangın çıkışına doğru bir kaç adım attım.Yangın çıkış kapısını itip içeriye girdim. O sırada ağzı hala kapalı olan kız çırpınmaya başladı. Onu bırakıp bir adım geri çekildim.
"Şşşşş sakin ol." Şaşkın gözlerle bana bakıyordu.
" s-senn "dedi. Kaşımı yukarı kaldırıp yüzüne baktım.
" Ne o yoksa beni aramıyor muydun? "ağzı açık yüzüme bakmaya devam etti. Çok tatlı gözüktüğünün farkında mıydı acaba? Geriye doğru bir adım attı duvara çarptığında durdu. Aramızda çok mesafe yoktu. Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım. Burnuma gelen kokusu çok güzeldi. Çiçeksi kokusu aklımı başımdan almıştı. Bir adım ona yaklaştım. Boynuna doğru eğilip burnumu saçlarına yaklaştırıp kokusunu bir kez daha içime çektim. Karşımda ki kızın titrediğini farkettiğimde geri çekildim.
"B-en ben gitmek istiyorum" korkusu yüzünden okunuyordu. Kaşlarımı çatıp suratına baktım. Ne yapmaya çalışıyordu o da benim kokumu içine çekmiyor muydu? Gözleri beni aramıyor muydu? Ne yapmaya çalışıyordu?
"İsmin ne senin LAVİNYA !!?" sesim istemsiz biraz yüksek çıkmıştı. Birden irkildi karşımda ki kız.
"Ö-öykü" gözlerine baktım. O kadar güzeldi ki. Kırmızı dudakları, masmavi gökyüzü gibi gözleri, minik burnu ve en önemlisi KOKUSU bu kız herşeyiyle insanı kendine bağlayacak kadar GÜZELDİ.
"Benden ne istiyorsun Öykü?? Neden beni arıyordun??"
"B-ben sizi aramıyordum."Gözlerinin içine baktım. Masmavi gözlerini benden kaçırıyordu. Yalan söylemeyi bile beceremeyen kız şimdi neden bana yalan söylüyor?? Yalan söylemesine sinirlenip çenesini tutup sıktım. En nefret ettiğim şey YALANN!!
"BİR DAHA BANA YALAN SÖYLEMEEE!!!erkeksi sert sesim oldukça yüksek çıkmıştı.Hala yüzüne bakıyordum. Mavi gözleri gözlerimi bulunca orada kaldı. Gözlerindeki korku kalbimi sızlatsada gözlerimi gözlerinden çekmedim. Ağlamaya başladığında çenesini ittirip bıraktım. O sırada alnını duvara çarptı. Elini alnına götürüp yüzüme baktığında çektiği acıyı ben çekmek istedim. İçimden kendime saydırırken elimi alnına doğru götürdüm.Hemen kafasını geri çekti. Sinirlenmiştim. Bu kadar mı nefret ediyordu benden. Kaşlarımı çatıp yüzüne baktım. Gözlerini gözlerimden çekip kafasını çevirdi. Tekrar kulağına doğru eğildim.
"YALAN SÖYLEYENLERİ SEVMEM LAVİNYA" fısıtıyla söylemiştim. Kafası bana doğru döndüğünde dudaklarımız arasında kısa mesafe kalmıştı. Ilık nefesi yüzüme çarparken gözlerimi kapattım. Bir süre öyle durduktan sonra gözlerimi açtım. Ona baktığımı fark edince hemen kafası çevirdi. Açıkta kalan boynuna burnumu yaklaştırdım. Kokusu ciğerlerime dolarken kendimi o kadar özel hissettim ki... İŞTE O ZAMAN DEDİM.
Bu kız benim olmalı...
Nasıl canını yakabilmiştim bu kızın.. İçim yanarken kendime kızdım
Yüzüne son kez bakıp oradan uzaklaştım.Aklımda kokusu ve mavi gözleri kalırken yanından ayrılmak istemedim.Ama önce kim olduğunu öğrenmem lazımdı. Sürekli karşıma çıkması aklımı kurcalaması beni huzursuz ediyordu. Ya benim düşmanlarımdan birinin ayarladığı kızsa? Ben o zaman ne yapardım!! Bu düşünce canımı çok yakmıştı. Umarım sade sıradan bir kızsındır ve tesadüf eseri karşılaşıyoruzdur. Aksi takdirde eğer beni kandırıyorsan seni kendi ellerimle ÖLDÜRÜRÜM...Hızlı adımlarla lobiye çıkıp onun arkadaşının yanına gitmesini bekledim..Biraz bekledikten sonra onu gördüm. Kızarmış gözlerini gördüğümde içimde bir sızı oluştu. Elimi kalbimin üstüne koyup gözlerimi kapattım.
"BANA NE YAPIYORSUN LAVİNYA!!!"
"NE OLUR BENİ HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATMA BUNA CAN DAYANMAZ LAVİNYA!!!"
UMARIM BEĞENİRSİNİZ☺️