Medya :Öykü ÇETİN
Ali abi kapıyı açmaya gittiğinde bende peşinden gittim. Kapı açıldığında karşımda ki kişiye şaşkınlıkla baktım. Önce Ali abi ye sonra bana baktı.
Uras TÜRKOĞLU....
Ali abinin omzuna vurup içeri girdi. Yanıma gelip kolumu tuttu.
"Ne oldu neden ağladın sen?" şaşkınlıkla önce kolumu tutan eline baktım sonra kafamı kaldırıp yüzüne baktım. Neden gelmişti ki buraya? Hızla kolumu çektim.
"S-senin burda ne işin var?" Ali abi yanıma geldi omuzlarımdan tutup kendine çekti. Hiçbirşey demeden bir adım Ali abiye yaklaştım.Uras'ın sert bakışları Ali abinin ellerini buldu. Sonra benim yüzüme baktı. Evimi nasıl bulmuştu ki? Cevap bekliyordum ama öylece duruyordu. Kafa mı kaldırıp Ali abiye baktım. Sorar gözlerle bana baktı. Uras'ın yüzüne bakıp konuştum.
"Neden geldin Uras" yanıma gelip kolumu tuttuğu gibi kendine çekti.
"KONUŞACAĞIZ!! " Ali abi üzerine doğru yürüyünce aralarına girdim. İkiside birbirini öldürecek gibi bakıyordu. Bu beni korkutmuştu. Ellerimi göğüslerini koyup ikisinide ittim. Ama ikiside yerinden bile kıpırdamadı.
"Konuş Uras sonrada git!!" kaşını kaldırıp yüzüme baktı.
"YALNIZ KONUŞACAĞIZ" Ali abi lafa girdi.
"Bizim gizlimiz saklımız yok Öykü yü ilgilendiren herşey benide ilgilendirir. Öyküyü duydun KONUŞ GİT!!" Uras'ın yüzünden okunan ifade pek hoşuma gitmemişti. Sert bakışları ve çatık kaşları korkutucu gözüküyordu hiç
birşey demeden Ali abi ye kafa attı. Ali abi yere düşerken çığlık attım. Ali abinin yanına gidip yere oturdum. Burnundan akan kan dudaklarına doğru yol almıştı. Elimi yanağına doğru uzatacaktım ki elimi itti.
" Ulan ben senin "diyip ayağa kalkan Ali abinin önüne geçtim.
"Ne olur Ali abi yapma!!!" Gözlerini gözlerime dikti.Tam elini yanağıma koyacaktı ki hemen geri çekti. Parmağını Uras'a sallayıp konuşmaya başladı.
"ŞU KIZA DUA ET" Uras'ın kahkası bütün evde yankılanmıştı. Neden gülmüştü şimdi bu?
"LAVİNYA.. Ali ABİ'ni yolcu ette konuşalım" yüzündeki gülümsemeyle keyfi yerinde gibi duruyordu. Bu adam bir dakika önce sinirli değil miydi? Kesinlikle manyaktı bu adam!! Benimle ne konuşacağını çok merak ediyordum.
Ali abi ye döndüğümde benden önce konuşmaya başladı.
"SAKIN ÖYKÜ SAKIN!! SENİ BU ADAMLA BURDA BIRAKMAM!!! " sinirli hali beni korkutmuştu.
"BAĞIRMA LAN KIZA!!! " Uras'ın sert sesiyle bir kez daha sıçradım. Ali abi parmağını Uras'a uzattı.
"Sen kim oluyorsun da Öykü ile KONUŞACAKSIN!!" Uras'ın gözlerine baktım. Sahi o benim neyimdi? Ona hissettiğim şey neydi? Yada birşey hissediyor muydum?
"Çok yakında öğreneceksin Ali... Öykü'nün neyi olduğumu?" alay eder gibi güldü. Ne demek istemişti Uras? Yüzüne baktığımda göz kırptı. İçimde anlayamadığım bir heyecan oldu. Bu adam bana ne yapıyordu böyle? Ali abi kolumu tutup kendine çevirdi.
"Ne demek istiyor bu adam ÖYKÜ!! ?" Ali abinin sorduğu soruyu bende kendime soruyordum. Ama cevabını bulamıyordum.
"B-ben de anlamadım" Uras beni kendine çevirecekti kibeni bırakmayan Ali abi Uras'ın omzuna yumruk attı. Bir adım geri giden Uras önce omzuna sonra Ali abiye baktı.
"BIRAK LAN ÖYKÜ'YÜ ONA DOKUNMAYACAK ELLERİN YOKSA??? "dedi Ali abi sırıtarak Uras'ın sözünü kesip konuşmaya başladı.
"NE OLUR DOKUNURSAM??HİÇBİR ZAMAN BIRAKMAM ÖYKÜYÜ HİÇ BİR ZAMAN!!! " Uras gözlerini kapattı. Ali abinin cevabına sinirlendiğini anladım. Ellerini yumruk yapıp bir adım attığında bağırdım. Eğer şimdi buna bir son verdirmezsem birbirlerini öldüreceklerdi.
"YETERRRRRRR İKİNİZİDE İSTEMİYORUM. ÇIKIN GİDİN EVİMDEN!! " ikisi de bana bakıyordu. Delirmiş gibiydim. Ne yapmaya çalışıyordu bunlar? Parmağımla kapıyı gösterdim.
"ÇIKINNNN!!" Uras önce bana baktı sonra hiç birşey söylemeden evden çıktı. Ali abi ye döndüm.
" Öykü.. "
" Lütfen abi çıkar mısın? Yalnız kalmak istiyorum." kafasını sallayıp evden çıktı. Peşlerinden sertçe kapıyı kapattım. Bu yaşadıklarım çok zordu. Önce Abi dediğim adam beni sevdiğini söylemişti sonra URAS... Neden gelmişti ki bu adam buraya? Ne konuşacaktı benimle? Ali abi gitseydi konuşacaktım Uras la.. Ellerimle yüzümü kapattım. Bugün nasıl bir gündü böyle iş aramaya çıkacaktım. Ama uğraştığım işlere bak!! Odama girip üstümü değiştirdim. Fazlasıyla oyalanmıştım evde. Dolaptan kot pantolon ve yeşil bir kazak alıp üzerime giyindim. Alışveriş merkezi gidecektim. Orada bir sürü mağaza vardı birinde mutlaka bir iş bulurum diye düşünüyordum. Hızla montumu giyip evden çıktım. Alışveriş merkezi Uras'ın restoranının yanındaydı. Gitmişken Mehmet bey ve Ülkü'yü görmeye karar verdim. Önce alışveriş merkezine girdim. Birkaç dükkana girdim ama kimse eleman aramadıklarını söyledi. Gözüme bir kitapçı çarptı. Camında elaman aranıyor yazısını görünce gülümsedim. İçeri girdiğimde 60 65 yaşlarında bir adamla karşılaştım. Adam bana baktı.
"Birşey mi istedin kızım?" gülümsedim. Çok tatlıydı.
"Evet amcacım" gülümsedi.
"Ne istiyorsun kızım?"
"İş.. Yani burda çalışmak istiyorum."gülümseyerek tezgahın arkasından yanıma geldi.
" İsmin ne? "
" Öykü"kafasını salladı.
" Bu kadar çabuk olacağını düşünmüyordum ÖYKÜ. İlanı daha 5 dakika önce astım." gülümsedim. Evet farkındaydım. Birkaç kez geçmiştim önünden ama camdaki yazıyı görmemiştim.
" Nasıl yani beni işe alacak mısınız? "heyecanla cevap vermesini bekledim.
" Deneme diyelim kızım bir hafta çalışmanı istiyorum. Bir hafta sonra işte kalıp kalmayacağını söylerim olur mu? "kafamı salladım. Çok mutlu olmuştum. Bu kadar kısa sürede iş bulabileceğimi bilmiyordum. Zaten kitaplarada aşıktım.Tam bana göre bir işti. Hem çok kalabalık olmazdı.Dükkan Sessiz,sakin çok huzurluydu. Sahibide çok tatlıydı.
" Tabi amcacım umarım işi alırım"diyip gülümsedim.
"Umarım kızım. Şimdi ne yapman gerektiğini söyleyeyim. Sabah senin açmanı istiyorum dükkanı malum iyice yaşlandım biraz rahat etmek istiyorum. Öğlene kadar yalnız durursun öğlen ben gelirim."gözlerinin içine baktım.
" Olur tabi açarım ben"
"Sabah geldikten sonra rafların tozunu alırsın birde akşam çıkmadan önce yerleri silersin olur mu?" kafamı olumlu anlamda salladım.
"Eğer işi alırsan maaşınıda konuşuruz"
"Peki ben ne zaman başlayacağım" kolundaki saate baktı.
"Bugün geç olmuş yarın gelip başla hanım kızım"
"Teşekkür ederim o zaman yarın görüşürüz amcacım" kafasını salladı. Mutlu bir şekilde dükkandan çıktım. Sonunda bir iş bulmuştum. Yürüyen merdivene bindim. Aşağı inince çıkışa doğru yürüdüm. Kitapçı ikinci kattaydı. Dışarı çıkıp yandaki restorana girdim. Mehmet bey beni görünce önce şaşırdı sonra gülümseyerek yanıma geldi.
"Hoşgeldin Öykü" elini uzatınca bende elimi bende ona uzattım.
"Hoşbulduk Mehmet Bey"
"Bu kadar erken geleceğini düşünmüyordum."diyip gülümsedi.Birşey demeden yüzüne baktım.
" Hadi gel Öykü biraz sohbet edelim." kafamı sallayıp onayladım. Masalardan birine oturup konuşmaya başladık.
"Ee nasılsın Öykü" ellerini masanın üstüne koyup birbirine kenetledi.
"İyiyim Mehmet bey siz nasılsınız? "
"Bende iyiyim gördüğün gibi çalışıp duruyoruz. Ne içmek istersin bu arada ya da açsan yemek hazırlatayım."bana karşı hep iyi olan Mehmet Bey bugün daha farklı davranıyordu sanki. Bu hali beni gülümsetti.
"Tokum Mehmet Bey çok saolun sizi ve Ülkü'yü görmek için geldim. " kafasını sallayıp gülümsedi.
"O zaman ne içmek istersin."
"Mümkünse sadece su içmek istiyorum. Kafasını sallayıp masadan kalktı. O sırada salona giren Gülşah'ı gördüm. Elindeki kahveyi servis yaptıktan sonra bana baktı. Demek ki ben işten çıkınca benim yerime salona geri alınmıştı. Bakışları beni rahatsız ettiğinde kafa mı çevirip dışarıya baktım. Kısa bir süre sonra Mehmet Bey yanıma geldi.
"Söyledim getirecekler suyunu Öykü birde kahve isredim içeriz dimi? Zamanın var mı?" kafamı sallayıp onayladım.
"Niye zahmet ettiniz Mehmet bey hiç gerek yoktu."
"Ne zahmeti Öykü bu arada işi ne yaptın?" sorduğu soruya gülümsedim.
"Az önce işe alındım. Daha doğrusu 1 hafta deneme sonra belli olacak." gülümsedi.
"Kesin alınırsın işi!! Öykü peki yakın mı evine? " gülümsedim.
"Evet eski işimle aynı mesafese" diyip güldüm.
"Nasıl yani?" ne demek istediğimi alamaya çalışıyordu.
"Alışveriş merkezindeki kitapçıda çalışıcam." güldüğümde Mehmet beyde gülümsedi.
"Hayırlı olsun Öykü"
"Saolun Mehmet Bey teşekkür ederim." o sırada Gülşah elindeki tepsiyle yanımıza gelip kahveyi önce Mehmet Bey'in önüne koyacaktı ki Mehmet bey beni işaret etti.
"Önce hanımlar" Gülşah bana döndü.Sert bir şekilde kahveyi önüme bıraktı. Mehmet bey ayağı kalkıp bağırdı.
"Gülşah ne yaptığını sanıyorsun sen??" şaşkınlıkla onlara baktım.
"Efendim özür dilerim elimden kaydı bilerek yapmadım." ağlamaklı çıkan Gülşah'ın sesi fazlasıyla yalan kokuyordu. Bilerek yaptığını hepimiz biliyorduk. O yüzden Mehmet Bey de farkındaydı yalan söylediğinin.
"Bana bak Gülşah!! Ya adam gibi işini yap yada DEFOL!!! Öykü hanım şuan misafirimiz sen ona nasıl davranıyorsun.?? Suyun ısınmaya başladı senin ayağını denk al. Şimdi ÇIK!!"üzülmüştüm Gülşah'a Mehmet Bey neden bu kadar sinirlenmişti ki.? Sert koyup koymaması umrumda bile değildi.Tabi ki kızmıştım ama bu kadar büyütülecek birşey değildi. Gülşah'la ilk sorunları değildi sanırım o yüzden.. Düşüncelerime devam ederken Mehmet bey konuşmaya başladı.
"Sen onun kusuruna bakma Öykü!!" kafamı salladım. Bana gülümseyince bende gülümsedim. Bir süre sessiz kalıp kahvelerimizi içtik. Lavaboya gitmek için izin alıp masadan kalktım.
Lavaboya girip kapıyı kapattım. İşlerimi hallettikten sonra elimi yüzümü yıkadım. Aynada yüzüme bakıp kendi kendime konuşmaya başladım.Kısa bir süre çalışmıştım burda ama burayı özlemiştim. Mehmet Bey Ülkü benim için çok değerlilerdi. Bana çok iyilikleri dokunmuştu. Özellikle Mehmet Bey'in hakkını ödeyemezdim. O gün maaşımı vermeseydi annemin yüzüğünü satacaktım. Bu düşünce bile içimi yakıyordu. Eğer Uras'ın olmasaydı burası burda çalışmayı isterdim. Ama Uras'a boyun eğmeyecektim. Aklıma sabah ki olanlar geldi. Ne söyleyeceğini çok merak ediyordum. Ama kimbilir ne zaman karşılacaktık!! O benim evi mi nerden biliyordu. Ama ben restoranından başka hiçbir yeri bilmiyordum.Tekrar evime gelir miydi acaba? Karşıma çıkmasını hem istiyor hem de istemiyordum. Ali abi'ye söylediği kelime aklıma geldi
"Çok yakında öğreneceksin Ali... Öykü'nün neyi olduğumu?"
Ne demekti bu!!! Ne demek istiyordu Uras?? Benim neyimdi ki? Neyim olabilirdi ki??Yoksa benden.... ???Aklıma gelen şeyle ağzım açıldı. Saçmalama Öykü dedikten sonra lavabodan çıktım. Salona ilerledikten sonra Mehmet bey' in karşısına oturdum.
" Mehmet bey izniniz olursa Ülkü'yü de görmek isterim." Biraz düşündükten sonra saatine baktı.
"Tamam Öykü. Ama çok uzun olmasın iş saatleri biliyorsun 15 dakika anlaştık mı?" kafamı salladım.
"Teşekkür ederim Mehmet Bey çok saolun" yüzümdeki kocaman gülümseme ile ona baktım. Oda gülümsedikten sonra ayağa kalktı.
"Sen burda otur ben Ülkü'yü göndereceğim." kafamı salladım. Ülkü' yü beklerken dışarda ki masmavi denize baktım. Zaman ne çabuk geçiyordu. Neredeyse 4 ay olmuştu ailemi kaybedeli. Havalar hala ısınmamıştı. Bir an önce yaz ayının gelmesini istiyordum.Soğuk havayı hiçbir zaman sevmemiştim. Bundan sonrada hiç sevmeyecektim. Soğuk bir günde kaybetmiştim AİLEMİ!! Yerde ki beyaz örtüye rağmen topağın altına koymuştum anne mi baba mı o soğuk yerde bıraktıktan sonra sıcak evime gitmiştim. Bu hiç adil değildi. Gelen ses ile kafamı çevirdim.
"Öykü.. Canım benim hoşgeldin" yüzünde ki samimi gülümsemeyle kollarını boynuma doladı.
"Hoşbulduk canım" bende ona sarıldım.içimdeki buruk acıyı bir kenara bıraktım.
"Seni çok özledim Öykü"
"Bende seni canım nasılsın nasıl gidiyor."
"Nasıl olsun işte çalışıyoruz. Mehmet Bey senin beni beklediğini söyledi. Nasıl izin aldın Öykü!! Mehmet bey iş saatinde kimseye izin vermez ki!!" gülümsedim. Ellerimi ellerinin üzerine koydum.
"Rica ettim Mehmet Bey de kabul etti. Ama 15 dakika" ikimizde güldük. . O sırada içeri giren Gülşah ikimize baktı. Ülkü bana döndü.
"Yılannn!! Ne yaptı etti çıktı mutfaktan yine.."
"Aman bırak şunu!! Az önce Mehmet Bey den fırça yedi zaten."
"Ayy anlatsana Öykü yaaa!! neden? Dedikodu var anlatmıyorsun!! Aşk olsun.!!" dudaklarını büzdükten sonra kollarını birleştirdi. Bu hareketine kahkaha attım. Kesinlikle Ülkü Seçil'in esmer versiyonuydu. Onlar kesinlikle çok iyi anlaşırdı. En yakın zamanda tanıştırmaya karar verdim.
"Tamam tamam büzme dudaklarını anlatacağım." yanağını sıktım. Gülşah bir kez olsun gözlerini ayırmıyordu bizden.
"Şimdi ben gelince Mehmet Bey le sohbet etmeye başladık. Kahve istemiş Mehmet bey Gülşah ta getirdi. İlk ona verecekti Mehmet bey bana vermesini söyledi. Oda kahveyi sertçe önüme koydu."
"Ayy gıcık şey!! ee sonra ne oldu"
"Mehmet bey de sinirlendi kızdı. Misafirimize nasıl davranıyorsun işini doğru yap yoksa kovarım dedi."
"Ohhh iyi olmuş Gülşah ne dedi peki!?" gülümsedim.
"Yanlışlıkla olmuş elinden kaymış falan filan"
"Ay bu kız çok tehlikeli korkulur bundan" söylediği şey ile kahkaha attık. Gülşah daha fazla dayanamadı. Yanımıza doğru yürümeye başladı.
"Senin işin yok mu Ülkü? Ne işin var burda gitsene işinin başına yoksa Mehmet Bey 'e söylerim.!!" ülkü bana baktıktan sonra tekrar kahkaha attı. Önce şaşırdım. Sonra dayanamadım bende güldüm. Gülşah' ın sinirlendiği yüzünden belli oluyordu. Ülkü kahkahasını kestikten sonra konuşmaya başladı.
" Gülşah beni zaten buraya Mehmet bey gönderdi. "
" N-nasıl yani Mehmet bey izin vermez ki böyle işlere" sırtını sandalyeye yaslayan Ülkü
"Valla bilemeyeceğim şekerim. Şimdi işine geri dön malum Mehmet bey'in misafiriyle konuşcaklarımız var!!"Duyduklarına şaşıran Gülşah bana döndü. İşaret parmağını sallayarak konuşmaya başladı.
"S-sen.. sen herşeyi anlattın dimi hemen. Bana bak kızım Mehmet bey'i nasıl etkiliyorsun bilmiyorum ama benimle uğraşma.!! Bu senin için hiç iyi olmaz anladın mı? " şakınlıkla yüzüne bakarken duyduğum bir ses ile yerimden sıçradım.Arkamı döndüğümde Uras 'la göz göze geldik. Hızlı adımlarla yanımıza geldi.
" SEN KİM OLUYORSUN DA BENİM MEKANIMDA BİRİNİ TEHDİT EDİYORSUN!!
"Uras bey be-ben özü-
" KES!!! MEHMETTTTTT?? " Ben hala şakınlıkla Uras' a bakıyordum. Bunun ne işi vardı burda? Doğru ya buranın sahibiydi!! Mehmet bey yanımıza gelince önce bana baktı. Sonra sinirli bakışlarla Gülşah'a baktı.
" Buyrun Uras Bey"
"BU KIZIN İŞİNE HEMEN SON VERİYORSUN!!" gözlerim büyüdüğünde Gülşah'a baktım. Kafasını yere eğmiş ağladığını görünce o an ona çok üzüldüm. Bana ne yaparsa yapsın bir insanın benim yüzümden işinden olmasına dayanamazdım. Şaşkınlığımı yüzümden sildikten sonra Uras 'a döndüm. Birşey söyleyeceğimi anlayınca yüzüme baktı.
"Uras Bey Gülşah' ı işten çıkarmayın Lütfen!!" dediğime şaşırmış olacak ki sert bakışlarını yüzünden sildi. Kafamı Gülşah'ın olduğu tarafa çevirdim. Gülşah ile göz göze geldik. Bu dediğime şaşırmış gözlerle baktı. Ne yani o kadar mı kötü tanımıştı beni. Benim yüzümden işinden olmasına izin veremezdim. Bu kez gözlerim Mehmet Bey'i buldu. Bana gülümsedikten sonra kafasını salladı. Doğru yolda olduğumu anlayıp Uras'a döndüm. Hala bana bakıyordu.
"Ne yani şimdi seni tehdit eden kızın işine son vermemi istemiyor musun?" anında kafamı aşağı yukarı hızlı hızlı salladım.
"Bu bizim aramızda ki bir mesele Uras bey!! Benim yüzünden birinin işinden olmasını istemem!!" kafamı eğdim birşey demesini bekliyordum. Ama cevap alamayacağımı anlayınca kafamı kaldırdım yüzüne baktım. İşten çıkarmaması lazımdı yoksa kendimi affedemezdim. Belki onunda benim gibi ihtiyacı vardı bunu bilemezdim.!! Gözlerinin içine baktığımda içimde tuhaf bir his oldu.. Sadece biz vardık sanki. Herşey o an için durmuştu. Derin derin gözlerime bakan gözlerine derin derin baktım. Bu adam ne yapıyordu bana. Bu heyecan niyeydi?
"Bir şartla" dedi.O an afalladım. Şart? Kendimi toparladıktan sonra Gülşah'a baktım. Ne olur der gibi baktı. Onu ilk defa böyle görmüştüm. Gerçekten üzgündü.
"Ne şartı Uras Bey?" önce Gülşah'a sonra bana baktı.
"Burada çalışmayı kabul edeceksin!! Bu kızda işten çıkarılmayacak!! ?" gözlerim büyürken ağzım kocaman açıldı. Neden burda çalışmamı istiyordu ki bu adam? Gülşah 'a baktığımda ağlamaktan kızaran gözleri ile ne cevap vereceğimi bekliyordu. Bu kabul edemezdim. Onun patronum olmasına izin veremezdim!! Birbirimizi her gördüğümüzde bir sorun çıkıyordu. Ben hayatımda sorun istemiyordum. Zor olan hayatımı sorunsuz yaşamak istemiyordum.
"Bunu kabul edemem!!" Gülşah'ın hıçkırık sesini duyunca ona baktım. Bu beni çok üzmüştü.
"MEHMET!! KIZI ÇIKARIYORSUN İŞTEN.." son kez bana baktı. Arkasını döndükten sonra kapıya doğru yürüdü. Mehmet Bey de peşinden gitti. Gülşah bana baktı. Ağlamaktan kısık çıkan sesi ile konuşmaya başladı.
"Ne olur Öykü!! Bu işe ihtiyacım var lütfen kabul et!!"
"Yapamam Gülşah çok üzgünüm." hıçkırıkları şiddetlenirken ağzından çıkan söz ile dünyam başıma yıkıldı.
"Öykü eğer bu işi kaybedersem Annem ÖLÜR."
"Ölür?"
"Öykü annem çok hasta bu paraya ihtiyacım var. Yalvarırım birşeyler yap. Kabul et ne olur!!" sesi yalvarırcasına çıkıyordu. Aklıma annem gelince gözümden bir damla yaş aktı. Onun yerinde olsaydım bende aynısını yapardım. Dışardan itici duran Gülşah içinde neler yaşıyormuş böyle? Şimdi anlamıştım. Gülşah'ın neden bu kadar ağladığını Kendimi toparladıktan sonra elimi omzuna koydum.
"Çıkmayacaksın işten Gülşah sana söz veriyorum.!!" yüzündeki mutluluk ifadesini görünce yüzümde tebessüm oluştu. Hızla salondan çıktım. Umarım Uras 'a yetişebilirdim. Arabasına binmek üzere olan Uras'ı görünce sevindim. Gitmemişti.. Yetişebilmiştim.
"Uras bey!!!" kafasını çevirdikten sonra yüzüme baktı.
"Kabul ediyorum.. Gülşah'ı işten çıkarmayın lütfen" kafasını salladı.Hiç birşey demeden arabasına bindi. Araba gözden kayboluncaya kadar arkasından baktım.
Umarım beğenirsiniz ☺️