Kafam da filler tepişiyor. Evet tam terim bu fillerin tepişmesi sanki beynim yerinden çıkacak yarabbim bu nasıl bir baş ağrısıdır. Biraz daha yatmaya devam edersem eğer kafamı yatak başlığına yapıştıracaktım. Sinirle kalktığımda ayaklarımı sürüyerek aşağıya indim dolapları tek tek karıştırıp bir ağrı kesici buldum ve su ile birlikte içtim.
Tencerede duran çorbadan bir kase aldığımda salona ilerledim koltuğa yayılıp çorbayı içmeye başladım. Başımın ağrısı geçtiğinde televizyonu açmıştım ki telefonum çaldı şarjda duran telefonumu kalkıp açtığımda kulağıma yasladım. “Efendim İlyas.”
“Akın abi çıkmış şuan evde sen hastaneye gelirsin sanıyordum ama uğramamışsın bile.”dediğinde zorla yutkundum.
“Biraz hastayım çocuğu da kötü ederim dinleniyorum.”
“Niye evde değilsin.”dediğinde sırıttım.
“Ben evimdeyim zaten İlyas benim olduğum her yer benim evimdir.”
“Tamam ablacım sen yine beni terslemeden ben telefonu kapatayım iyi günler.”hafifçe kıkırdadım telefonu kapattığımda sehpaya bıraktım ve çorbamı içmeye devam ettim. Çorba bittiğinde boş kaseyi de sehpaya bırakmıştım koltuğa uzandığımda televizyonda takılı kalan filmi izlemeye başladım. Saatler geçmişti yavaştan hava kararmaya başlamıştı araba sesi duymuştum ama umursamadım Uraz gelmiş olmalıydı.
“Uraz ben geldim!”kapının açılmasıyla birlikte duyduğum kadın sesiyle kaşlarımı çattım ve bakışlarımı salon girişine çevirdim sarışın kadınla göz göze geldiğimizde beni hafifçe süzdü ve dudağını ısırdı. “Sen kimsin tatlım?”dediğinde kaşlarımı çattım.
“Ben Uraz’ın karısıyım asıl sen kimsin?”dediğimde gözleri şokla açıldı.
“Bende Uraz’ın sevgilisim.”dediğinde gülmeye başladım hatta kahkaha attım.
“Orospu çocuğu!”diye ayaklandığımda bir araba sesi daha gelmişti bu kez kapıyı ben açmıştım ama karşımdaki Uraz’a tokadı yapıştırdığımda ne olduğunu anlamadığı için afallamıştı. Arkamdaki sarışın kadını gördüğünde yüzünde koca bir şaşkınlık belirdi. Omzuna çarpıp hızlıca yanından ayrıldığımda direk peşime takılmıştı kolumu tuttuğunda beni kendine çevirdi.
“Bak anlatmama izin ver.”dediğinde kollarımı göğsümde bağlayıp anlat hadi dercesine baktım. “Esra evlenmemiz o kadar ani oldu ki ona ayrıldığımızı söyleyemedim bile zaten şehir dışındaydı nereden bileyim gelir gelmez eve geleceğini.”göz devirdim.
“Gerizekalı git konuş şu kızla.”elinde araba anahtarını sertçe aldığımda arabasına ilerledim arabanın kapılarını açtığımda arka koltuğa kuruldum ve bacaklarımı uzattım. Acaba bütün işleri Akın’a devredip evimin insanı mı olsam? Bak bunca koşturmanın ardında pek bir cazip geldi bunu bir ara Akınla konuşayım ben.
Akının buna balıklama atlayacağından emindim zaten büyük olarak onun hakkıydı. Telefonumla oynarken kafamı koltuğa yasladım yaklaşık on dakika kadar beklediğimde Uraz arabaya gelmişti kapıyı açtığında beni kolumdan tutup indirdi.
“Napıyorsun hasta hasta burada?”dediğinde kolumu elinden kurtardım.
“Kafa dinliyorum Uraz arabayı da sevgilin basmaz herhalde.”
“Hay allahım iyi ki geldi ha üç dakika karşı karşıya kaldık artık otuz üç gün konuşursun.”eve ilerlediğinde göz devirip peşinden ilerledim başımın ağrısı geçmiş ama boynuma vurmuştu boynumu ayakta tutamıyordum. “Bu arada sen fosur fosur uyurken ben Necminin arkasındaki gücün kim olduğunu öğrendim.”dediğinde eve girmiştik kapıyı kapatırken kaşlarımı çattım.
“Kimmiş?”
“Uyuşturucu baronu Sabri Karaman.”dediğinde ufak bir ıslık öttürdüm.
“O adam baya iyi ya resmen tüm Türkiye’nin uyuşturucuları o heriften geçiyor.”acaba dün gece aldığımız tırlar onlara mı aitti? Eğer öyleyse sağlam sıçtık şimdi temizle temizleye bilirsen. Hafifçe yutkundum ve alayla güldüm. “İşimiz zor ha?”
“Biraz zahmetli görünüyor gibi ama hallederiz sorun yok bu akşama bir toplantı ayarlayacağım diğer mafyalarla bunu görüşeceğim sen gelecek misin?”dediğinde omuz silktim.
“Kendimi toparlamak istiyorum kolay kolay ayağa kalka bilecek gibi değilim boğazlarım başım hala fena.”diye sızlandım.
“Tamam.”saçlarımın üzerine bir öpücük kondurduğunda kaşlarım çatılmıştı. “Senden hoşlanmaya başladım.”deyip yarım ağız sırıttığında göz devirdim.
“Siktir şuradan.”dediğimde gür bir kahkaha atmıştı. Mutfağa girdiğimde yemek yapmaya karar vermiştim yat yat gına gelmişti dışarıya çıkıp kimseyi de vurmayacağıma göre her ev kadını gibi yemek yapabilirdim. Elime birkaç malzeme aldığımda güzel bir tatlı yapmaya karar vermiştim tatlı hamurlarını yoğurup fırına vermiştim.
Tatlının içine koyacağım krema ve çikolatalı sosu hazırladım. Pişirdiklerimi alıp içini doldurduğumda üzerine çikolata sosu döktüm ve tek tek dizdim. Yaptığım profiterölle bakışırken kocaman gülümsedim oldukça güzel görünüyordu umarım tadı da görünüşü kadar kusursuz olurdu çatalımı alıp bir tanesini ağzıma attığımda çiğnedim.
Tadı hoşuma gitmişti ve ilk denemeye rağmen oldukça güzel yaptığımı karar verip tatlıyı yemek masasının ortasına bırakmıştım. Evet bu boğaz ağrısında güzel gitmişti gerçekten bir de yutarken taş yutar gibi hissetmeseydim daha iyi olabilirdi. En iyisi güzel bir yemek yapmak sadece Urazın hazırladığı çorbayla olmaz diyecektim ki çorba zaten çok az kalmış neredeyse bitmişti.
İki çeşit yemek yapmaya karar vermiştim. Tavuklu pilavı çok severdim o yüzden dolaptan tavuk çıkarmıştım pilavı yaparken bir yandan da tavukları haşlamıştım haşlanan tavukları tek tek ayıkladığımda pilavla karıştırmıştım yemeği dinlenmeye bırakırken ne çorbası yapabileceğimle ilgili mutfak dolaplarını karıştırmaya başlamıştım. Dolapları tek tek karıştırdıktan sonra tarhana yapmaya karar vermiştim hem boğazlarıma da iyi gelirdi. Tarhana dedim de aklıma babaannem geldi mis gibi pamuk elleriyle ne güzel yapardı o çorbayı.
Yüzümde manidar bir gülümseme oluştuğunda hazır tarhanayı alıp suda erittim ve tencereye yağını vs koyup tarhanayı eklemiştim. Güzelce çorbayı kaynatıp hazır hale getirdiğimde işi bitirmiştim sıra da sofrayı kurmak kalmıştı. İllegal işlerden o kadar sıkılmıştım bir süre ayakaltından çekilip sadece evin kadını olmak istiyordum.
Tabi Uraz bunun için iyi bir seçenek miydi orası bilinemez? Onunla sadece çocuk yapmak için evlendiğimi varsayarsak şuanlık onu kocam olarak görmeyi düşünmüyordum. Ev arkadaşı belki sanırım tamamen güvenip alışana kadar bu daha uygun olacaktı. Sofrayı Amerikan servisi şeklinde ayarlayıp tabakları ve çatal kaşıkları eklemiştim su bardaklarını da koyduğumda su doldurdum ve yemekleri porselen tencereye ekleyip sofranın ortasına bıraktım.
“Uraz.”merdivenlerden yukarıya çıktığımda odaya girdim banyodan çıkmış belinde havluyla duruyordu dolaptan kendine kıyafet alırken söylendim. “Yemek hazır hadi.”dediğimde kaşlarını çattı.
“Sen yemek yapar mıydın?”omuz silktim.
“İçimden geldi.”diye mırıldandım. “Hadi soğuyacak.”
“Tamam geliyorum.”
Merdivenlerden indiğimde kurduğum kusursuz sayılacak sofraya ilerledim. Tamam doğruyu söylemek gerekirse hayatımda ilk defa sofra kuruyordum ve klasik bir sofraydı hiç de kusursuz değildi. Kendi düşünceme güldüm ve oturdum kendi kaseme çorba koydum önce Uraz da geldiğinde onun kasesine de koydum. Çorbalarımızı bitirdiğimizde ikimizin tabaklarına da tavuklu pilav eklerken konuştum.
“Tamamen buraya taşınmayı düşünüyorum ama sana sormadan bir şey yapmak istemedim sonuçta ev senin.”diye mırıldandığımda omuz silkti.
“Sıkıntı değil taşın bende artık tamamen burada kalacağım annemlerin yanına dönmeyeceğim.”dediğinde kafamı sallayıp pilavımı kaşıkladım. Tavuklu pilava o kadar aşıktım ki kaşıklayarak yanaklarımın içini doldurarak yemeğe bayılıyordum. Bütün yemekleri bitirdiğimizde masayı toparlamama yardım etmişti kalan yemekleri dolaba koyduğumuzda mutfağı toparlayıp tatlılarımızı alıp salona geçmiştik.
“Seninle karı kocalık oynamak da baya iyimiş.”dediğinde ağzına bir tane profiterol attı ve devam etti. “Harbi bebek işi ne oldu hiç test mest bir şey yaptın mı?”dediğinde omuz silktim.
“Daha bismillah üzerinden biraz zaman geçsin yapacağım.”kafasını salladı.
“Tamam canım kızma.”
“Bu arada işlerimi falan liderliğimi Akın’a vermeyi düşünüyorum bu işlerle kafamı ve psikolojimi daha fazla zorlayamam benim üstün zekam burada daha fazla heba edemem.”dediğimde göz devirdi.
“Dalga geçme benimle.”omuz silktim.
“Dalga geçmiyorum ki çok ciddiyim çocuğumun annesi olmayı falan düşünüyorum daha doğrusu rahat durmayı düşünüyorum yani ne bileyim yorgunum ben üzerimde eşi benzeri olmayan bir yorgunluk var. Belki tek sadece ben olsaydım devam ederdim ama gerçekten ailemin yükünü sırtlanacak kadar gücüm olduğunu düşünmüyorum bundan sonra müdahale edersem ancak dışarıdan ederim diye düşünüyorum sende Akınla uzlaşır onunla yürütürsün işleri.”
“Sen baya baya ciddisin yani.”
“Aynen.”koltuğa yayılırken tabağımdaki tatlıyla oynadım. “Yarın Akınla konuşurum muhtemelen ve buraya taşınırım.”
“Tamam.”kestirip atmıştı tatlısını bitirdiğinde tabağını sehpaya bıraktı bende tatlımı yiyip bitirdiğimde tabağımı sehpaya bıraktım ve sırtımı yasladım. Ne garip bir ilişkimiz vardı öyle tanıştığımızdan bir gün sonra bu arkadaşı vurdum sonra onunla anlaşıp bebek yapmak için evlendim şimdi evimin hanımı olacağımı söyleyip evine tamamen taşınıyorum.
Yaptıklarımdaki tutarsızlıkları düşündüğümde kısa bir kahkaha attım bana deliye bakarmış gibi baktığında umursamazca omuz silktim ve sehpada duran peçeteyi alıp akan burnumu sildim. Hala hastaydım ve grip yüzünden burnum tıkanmıştı sesim acayip komik çıkıyordu koltuğa uzanırken Uraz ayaklandı.
“Kış çayı yapacağım sana içersin değil mi?”dediğinde kafamı sallamakla yetindim. Mutfağa gittiğinde birkaç tıkırtı gelmişti dolapları açıp kapatma sesleriyle birlikte ketıl çalışmıştı. Kısa sürede çayı yapıp getirdiğinde hafifçe burnumu çekip aldım ve içmeye başladım.
“Mutfakta bulduğun her şeyi karıştırıp bana kış çayı diye yutturmaya çalışmıyorsun öyle değil mi? Gerçekten rezil bir tadı var çünkü.”göz devirdiğinde söylenerek kalktı.
“Sana da iyilik yaramıyor.”elimdeki peçetenin içine hapşurduğumda yüzünü buruşturmuştu. “Fena şifayı kapmışsın hala konuşuyorsun.”
“İnsan karısına böyle muamele yapar mı? Hastayım ben istediğimi yaparım lütfen hastaya saygı yani birazcık kaprisimi nazımı çekeceksin rica ediyorum.”yanıma oturduğunda yanaklarımı okşadı.
“Yüzün şişmiş harbiden şifayı kapmışın doktora mı gitsek?”omuz silktim.
“Gece de kötü olursam gideriz tamam.”
“Tamam istersen uyu biraz ben örtü getireyim.”
“Olur.”diye mırıldandım. Kafamı yastığa yasladım ve bacaklarımı kendime çekip bitirdiğim bardağı sehpaya bıraktım. Uraz elinde ince battaniye ile gelip üzerimi örtmüştü sonra vazgeçip beni örtüyle birlikte kaldırdığında kaşlarımı çattım koltuğa benim yerime uzandığında beni de örtüyle birlikte üzerine çekmişti ikimizin de rahat olduğuna kanaat getirip eline kumandayı aldı ve televizyondan netflixe girdi.
Kafamı göğsüne yasladığımda konuştu. “Yarın eşyaları değiştirmek için mağazaya gidelim madem buraya taşınıyorsun taşındığında belli olsun bir kadın eli değsin.”kafamı sallamakla yetindim.
“Olur ama bu haldeysem gidemem.”diye mırıldandım.
“Sıkıntı değil sonra yaparız.”kafamı göğsüne gömüp yarım yamalak izlediğim filme odaklandım filmin yarısında uyuya kalmıştım. Onun kokusuyla harmanlanmış gibiydi her yer kucağında uyuyordum ama bu kez farklı şeyler hissediyordum.
“Güzelim Ruhsar aloo? Kime diyorum?”diye sızlanan Uraz’ın sesiyle gözlerimi araladım.
“Ne var ya?”
“Kalk kalk öğlen olacak nasıl hissediyorsun?”kalktığımda hafifçe yutkundum.
“İyiyim daha iyiyim en azından boğaz ağrım geçmiş sadece burun akıntım kaldı oda geçer.”diye sızlandım.
“O zaman ben çıkacağım sende mobilya bakmaya gidecek misin?”dediğinde kafamı salladım.
“Önce mobilya işini halledeyim sonra Arasla görüşür Akınla konuşurum akşam eve geç gelebilirim eşyalarımı toparlamam gerek.”dediğimde kafasını sallamakla yetindi.
“Hazırlan seni ben bırakayım.”
“Sebep benim arabam yok mu?”dediğimde göz devirdi.
“İyi be iyilik yaramıyor.”odadan çıktığında göz devirdim ve yataktan kalktım. Hızlı adımlarla banyoya girip kısa bir duş aldım duştan çıktığımda dolaptan siyah bir elbise alıp üzerime giydim. İnce uzun kollu fırfırlı bir elbiseydi ve oldukça hoş durmuştu. Ayağıma kısa topuklu bilekten bağlanan bir ayakkabı giydiğimde saçlarımı kurutup taradım ve balık sırtı ördüm.
Çantamı alıp aşağıya indim ve evden çıktım kendi arabamın anahtarlarını çantamdan çıkartıp arabayı açtım ve bindim. Arabayı çalıştırdığımda mağazaya sürdüm kısa sürede vardığımda arabayı otoparka bırakıp mağaza çıkmıştım bir sürü mobilya vardı. Bütün evi baştan yaratacağımı düşünürsek bu Uraz efendiye feci girecekti.
Onun kartını kullanacaktım çıkmadan önce çantama bırakmıştı muhtemelen oda kendi paramı kullanmamı istememişti. Tek tek mağazaları gezerken ilk başa bir salon takımı satın almakla başladım sonra güzel siyah gri tonlarında hoş bir yatak odası takımı almıştım artık kahve tonları görmekten baymıştım. Mutfağı da düzenleyecek bir sürü şey almış ve diğer boş odaları da dolduracak şeyler almıştım.
Evde baya bir oda vardı bir odayı çocuk odası olarak ayıracaktım bir diğeri Uraz’ın çalışma odasıydı orayı ellemeyi düşünmüyordum. Boş odalardan ikisini misafir odası yapacaktım oraya da güzel takım mobilyalar sipariş etmiştim. Diğer odalara ne yapacağımı bilmediğim için boş bırakmıştım kütüphane odasını yenilemek oldukça zahmetli olacağını düşündüğümden oraya dokunmak istememiştim.
Normal olarak yüksek meblalar çıkmıştı karttan ve bunun Urazın pek umurunda olacağını sanmıyordum gerçi benim de pek umurumda olmayacaktı. Şimdi gidip Arasımı görmek istiyordum kaç gündür hastayım diye yanına gitmiyordum benim gribim de ona bulaşırsa daha kötü hale gelebilirdi çünkü. Alışveriş merkezinden çıktığımda otoparka inip arabama ilerledim arabama bindiğimde çalıştırıp hastaneye sürmeye başladım.
Hastaneyle aramda uzun bir mesafe yoktu yaklaşık on dakikalık bir arada vardığımda arabadan indim ve içeriye ilerledim. Hızlı adımlarla yukarıya çıktığımda babaannemlerle kısaca selamlaşıp Aras’ın odasına girmiştim. “Kuzum.”diye seslendiğimde bakışlarını odasının kapısına çevirmişti.
“Hala!”saçlarını kestiklerini gördüğümde içim cız etmişti çok güzel saçları vardı şimdi ise kafasında bir bandana vardı. “Bak amcam saçlarımı kesti böyle daha havalıymışım.”
“Evet bir tanem çok yakışmış.”
“Hadi gel bak bana gelen hediyelere bak hepsini aile dostlarımız ve arkadaşlarım göndermiş babaannem öyle dedi.”hafifçe gülümseyip yatağın kenarına oturdum.
“Vay cidden çok güzellermiş peki bunu neden açmadın.”dediğimde hediye paketini bana uzattı.
“Senin bebeğin olacak ya bunu ona ayırdım.”kocaman gülümserken Arasa kollarımı sardım.
“Teşekkür ederim bir tanem benim.”saçlarını öptüm.
“İyi ki varsın hala ama kaç gündür ziyaretime gelmedin?”
“Bebeğim ben hasta oldum benim hastalığım da sana bulaşmasın diye gelmedim.”
“Yaa Hala bir şey soracağım.”
“Sor bir tanem.”
“Herkes çok endişeli ben ölecek miyim?”