Evlilik Oyunu

1203 Kelimeler
"Larin, uyan hadi." Diğer tarafa döndüm. "Beş dakika daha." "Olmaz, hadi uyan." Elimi kaldırıp iki parmağımı gösterdim. "İki dakika daha." yavaşça elimi indirdiğimde yatak dışında bir yere bıraktığımı hissedince neye dokunduğumu anlamak için elimi biraz daha gezdirdim. "Ellerin biraz daha orada gezinirse kıyafetlerin üzerinde olmayacak Larin." Ardıç'ın sözleriyle gözlerimi açtığımda elimin erkekliğinde olduğunu fark edip hızlıca çektim. "Pardon ya, uyku sersemi..." esnedim. "Niye uyandırıyorsun sen beni bu saatte?" "Uyanman gerektiği için olabilir mi? Saat dokuz ve bugün evlenmemiz gerekiyor ya hani." Başımı sallayıp doğruldum. "Doğru ya. Bizim bugün nikahımız vardı." Ardıç'a döndüm. "Ne giyeceğim ben? Dolabıma bıraktığın elbiseler arasında beyaz bir şey yok." "Beyaz sevmem de o yüzden." "Ya ne yapacağım? Gelinliğim siyah mı olacak?" "Gelinlik giymene gerek var mı?" Başımı olumsuzca salladım. "Aslında beyaz bir elbise de yeterli olabilirdi." "Tamam, ben ayarlayacağım. Sen de kalk, banyonu et ve aşağı gel." Ayağa kalkıp uzaklaşırken mırıldandım. "Emredersin patron." Arkasını döndü. "Doğru söyledin. Patronunum. Bir evlilik anlaşması mı yapsak?" "Anlaşma şartları ne?" "Aşık olmak yok." Güldüm. "Ben aşık değilim. Olmam da sana zaten. Sen kendini düşün." "Ben ölsem aşık olmam sana Larin." "O zaman anlaşmaya gerek yok." Nefesini bıraktı. "Aşağıda bekliyorum seni." Arkasını dönüp odadan çıktığında istemeye istemeye de olsa yataktan çıkıp banyoya ilerledim. Bugün evleniyorsun kızım. Kendine çeki düzen versen iyi olur. ~ ~ ~ ~ ~ ~ Banyo edip saçlarımı kuruladıktan sonra üstüme beyaz bir tişört ve kot pantolon giyip aşağı indim. Salonda Ardıç dışında tanımadığım bir adam daha vardı. Ardıç ile konuşurken ne konuştuklarını dinledim. "Nikah memuru tam vaktinde burada olacak Ardıç bey. Yarım saat içinde kuaför ve makyöz de gelecek. İstettiğiniz elbise de yola çıktı." Vay be, adam her şeyi halletmişti bile. Eli kolu baya uzundu. Salona geçtiğimde Ardıç'ın adamı baş selamı verip çıktığında koltuğa oturdum. "Hemen olacağını biliyordum da her şeyin bu kadar hızlı hallolması şaşırtıcı." "Ne bekliyordun ki? Ben buyum Larin. İstediğim her şey istediğim zaman olmalı." Başımı salladım. O gerçekten de böyle biriydi sanırım. O an aslında onun hakkında çok az şey bildiğimi fark ettim. Onu doğru dürüst tanımıyorken neden böyle bir işe kalkışmıştım ki? Ondan etkilendiğim için mi? Sevişirken beni nirvanaya ulaştırdığı için mi? Bence bu evlilik işine tamam diyen kesinlikle hormonlarımdı. Kim böyle bir şeye tamam derdi ki? "Ne düşünüyorsun?" "Hiç. Öyle, dalmışım." "Akşam için heyecanlı mısın?" "Hayır." ilk kez evlensem de heyecanlı değildim sonuçta. Sahte bir evlilikti bu. "Güzel. Yerinde olsam ben de heyecanlanmazdım." ayağa kalktı. "Birazdan kıyafetin ve saçını makyajını yapmak için çalışanlar gelecek. Ne istiyorsan söyle yapsınlar." "Kendim yapabilirdim. Ne gerek vardı ki buna?" Derin bir nefes alıp ellerini ceplerine yerleştirdi. "İçinde bir şey kalsın istemem. Nasıl olmak istiyorsan öyle ol. Sahte bir evlilik de olsa bugün ne istiyorsan yapabilirsin." başını çevirdi. "Odamda işlerim var. Beni rahatsız etme." Merdivenlere yöneldiğinde kafa sallamakla yetindim. Gerçekten bazen kibar biri olabiliyordu ama hemen ardından öküz gibi davranıyordu. Sanki onu rahatsız etmek isteyen vardı. Bir süre koltukta öylece oturduktan sonra kapı çaldı. Gidip baktığımda bir kadın elinde bir elbise tutuyordu. "Ardıç beyin özel elbisesini getirdim efendim." "Ben alayım." açıkçası ne seçtiğini çok merak ediyordum. "Güzel günlerde kullanın." Kadın gittiğinde gelmekte olan başka iki kadın daha gördüğüm için kapıyı kapatmadım. "Buyrun?" "Merhaba efendim. Ardıç beyin ayarladığı kuaför ve makyöz biziz." "Tabi, buyurun. Geçin şöyle." yer verdiğimde içeri girdiler. "Siz salonda bekleyin. Ben hemen geliyorum." "Tabi." İkisini salonda bırakıp merdivenleri çıkıp odama geçtim. Çünkü elbiseyi gerçekten çok merak ediyordum. Fermuarı açıp elbiseyi kılıfından çıkarıp elbiseyi görmemle ufak bir şaşkınlık yaşadım. Yalan yok zevkli adamdı. Yani en azından seçtiği elbiseyi beğenmiştim. Saten, ince askılı ve yırtmaçlı bir elbiseydi. Göğüs kısmında ince dantel işlemeleri vardı. Hoş elbiseydi. Üzerimde görmek için üzerimdeki kıyafetleri hızlıca çıkarıp elbiseyi giydim. Aynanın karşısına geçip üzerimdeki elbiseye bakarken saçlarımı arkaya attım. Oldukça yakışmıştı. Kapım açıldığında başımı çevirip o tarafa baktım. Ardıç odamdaydı ve baştan aşağı süzdü beni. "Güzel seçim." diye mırıldandığımda yanıma yaklaştı. "Çok güzel." elbiseyi mi beğenmişti beni mi anlamamıştım ama yutkundu. "Neden bu kadar güzelsin Larin?" Ben mi? Ortalama bir güzellikte olduğuma emindim ama Ardıç gibi birinin beni beğenebileceğini de düşünmüyordum hiç. Omuzlarıma dökülen siyah saçlarım vardı. Herkes gibi. Kalın kaşlar, orta boyda kemersiz bir burun, belirgin yanaklar, koyu pembe tonlarında dudaklarım vardı. Dışarıda benden bir çok insan vardı. Sıradan. Beni güzel bulması şaşırtıcıydı. Belki de ela gözlerim yüzündendir. Hayır o bile özel değildi. Çekici değildi. "Teşekkür ederim Ardıç bey." "Ardıç bey?" "Patronumsun ya hani?" Başını sallayıp aramızdaki mesafeyi kapatıp elini karnımın üzerine getirdi. "Seni bu elbisenin içindeyken de sikmek istiyorum." "Yapma, kirlenir. Vaktimiz yok." "Kirlenmesi umrumda mı sence?" Kollarından kurtulup aynaya döndüm tekrar. Hayır bu elbiseyi mahvetmesine izin vermeyecektim. "Evlendikten sonra da bu elbisenin içinde olacağım. O zaman istediğini yaparsın. Şimdi aşağı ineceğim. Kuaför ve makyöz aşağıda." Nefesini bıraktı. "Ben çağırırım." Başımı salladım. "Peki o zaman." Ardıç arkasını dönüp odadan çıktığında nefesimi bırakıp yatağa oturdum. "Vay be, Ardıç bey beni güzel görüyormuş demek ki..." ~ ~ ~ ~ ~ ~ Saçlarıma hafif dalgalar yaptırmıştım sadece. Zaten şekilliydi, daha fazlasına da gerek yoktu. Sade bir makyajla da işi bitirdiğimizde koskoca evde iki şahit bir nikah memuru ve Ardıç ile ben vardık. Gerçekten başka kimseyi çağırmamış olması tuhaftı. Ben de Alican'ı çağırmak istemiştim ama misafir istememişti. Merdivenleri inip salona geçtiğimde şahitlere baş selamı verip Ardıç'ın yanına geçtim. Telefonuyla uğraşıyordu. "Hazırım ben." Başını kaldırmadan elini uzattı. "Hadi gidelim." Elini tutup nikah masasına geçtik. Nikah memuru bana döndü. "Gelin hanım, adınız ve soyadınız?" "Larin Koçava." Ardıç'a döndüğünde yüzüne baktım. Sanki bilerek hiç dönmüyordu bizim olduğumuz yere. "Damat bey adınız ve soyadınız?" "Ardıç Atahan." "Şahitleri de tanıyalım lütfen." Nikah memuru şahitlere de ismini sormuştu. İkisi de Ardıç'ın adamlarıydı. Hiç arkadaşı yok muydu bu adamın ya? Nikah memuru tekrar bana döndü. "Larin hanım, hiç kimsenin baskısı altında kalmadan, hastalıkta ve sağlıkta, bir ömür boyu eş olarak kabul ediyor musunuz?" Bir ömür boyu... Sadece bir süre sürecekti bu evlilik. "Evet, kabul ediyorum." Nikah memuru bu kez Ardıç'a döndü. "Ardıç bey, hiç kimsenin..." Nikah memurunun sözlerini bitirmesini beklemeden konuştu. "Evet, kabul ediyorum." Ya fazla sabırsızdı ya da canı sıkılmıştı. "O halde ben de sizleri karı koca ilan ediyorum." Çok basit olmuştu. Fazla basit. Deftere imzalarımızı attıktan sonra nikah memuru evlilik cüzdanını bana uzattı. Bir süre ona baktıktan sonra nikah memuru da bu düzmece evlilik oyunundan sıkılıp kalkmış olmalıydı. Şahitlere kabul edip etmediklerini sormamıştı bile. Ya da gelini öpebilirsiniz dememişti. "Yusuf, nikah memurunu geçirin." "Tamam abi." Korumaları ve nikah memuru evden çıktığında ayağa kalktım. "Bu da bittiğine göre..." "Artık kendimi mutlu edebilirim." O da ayağa kalktığında bahsettiği şeyi anlamıştım. "O zaman ben odaya geçiyorum." "Kendi odana geç." Kaşlarımı çattım. "Neden?" Kapı zili çaldığında Ardıç kapıya doğru adımladı. Bir dakika kadar sonra içeriye taş gibi bir kadın girdi ki çok ciddiyim taş gibiydi. Kafam kadar göğüsleri vardı. "Bu kim Ardıç?" "Seni ilgilendirmez. Sen odana çık." "Ben odama mı çıkayım?" karşısına geçtim. "Ne saçmalıyorsun sen Ardıç? Kim bu kadın dedim sana?" "Evlendik diye gerçekten karım olabileceğini mi düşünüyorsun? Bu kadın bugün benim yatağıma girecek kadın. Ne yapacaksın?" "Ardıç saçmalama. Bu aşk evliliği değil ama sana söylemiştim. Beni kırma yeter demiştim. Benimle evliyken başkasını yatağına alamazsın." "Öyle de bir alırım ki..." kıza döndü. "Odama geç." "Tabi Ardıç'cım." "Ardıç, kes şunu. Hiç komik değil." "Farkındayım. Çünkü bu bir şaka değil." gömleğinin ilk iki düğmesini açıp yanımdan ayrılıp merdivenlere yöneldiğinde öylece kalakaldım. Evlendiğimiz ilk gün adam yatağına başkasını alıyordu. Bu gerçekten sinir bozucuydu. ~ ~ ~ ~ ~
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE