Sinan'dan Ali Asaf’ın yakarışları, deponun soğuk duvarlarına çarpıp yankılanıyordu. Her “Elif…” deyişinde sesinin bir parçası eksiliyordu sanki. Gözlerim dolu dolu yanına yaklaştım. Dizlerinin üzerine çökmüş, Elif'e sarılıyordu. Geldiğiğimi hissetmiş gibi yüzüme baktı. O gözlerde gördüğüm şey... ruhu paramparça olmuş bir adamın bakışlarıydı. “Olmuyor…” dedi, dudakları titreyerek. “Gözlerini açmıyor, Sinan.” Sesi öyle kısık, öyle yorgundu ki… kelimelerle değil, kalbiyle konuşuyordu sanki. “Bir de sen denesen…” dedi. Sesi neredeyse fısıltıdan ibaret çıkmıştı. “Belki ben yanılıyorumdur. Elif hala nefes alıyordur… Sonuçta melekler ölmez, değil mi? Onlar hep yaşamaya devam eder.” Sözleri içime saplanan bıçak gibi oturdu. Dudaklarımın titremesine mani olamadan sessizce başımı salladım. Pa

