14

2135 Kelimeler
 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. ‘ Ne tuzağı ? Neyden bahsediyorsun . ? ’ Ona söylememeliyim bunu . ' Hatırlarsan sana bir lanetten bahsetmiştim . Büyücü soyundan gelen denizkızlarını ya da erkeklerini öldürürse birisi lanetlenir diye . ’ Düşünür gibi oldu , sonra ‘ Evet lanetleneceklerini söyledin ama lanetin ne olduğunu söylemedin . ’ Dedi . Haklı sadece ailelerine kadar lanetlendiklerini söylemiştim . ‘ O gördüğün yaratığa dönüşürler. Görünmez olurlar . Onlardan korunmak için büyü yaparız yaşadığımız yerlere . Çünkü onları göremeyiz . Bizleri yerler . Şimdi beni bekliyor olmalılar yemek için . ’ Beni kandırdı kaltak . . . Ölmem için denize girmemi istedi . Bunun hesabını vereceksin bana . Ester'le anlaşmış olmalılar , beni öldürmek için . Beni lanetlilere öldürtmek istediler . Sinirle taşın arkasından fırladım ve denize doğru yürüdüm . ‘ Nereye gidiyorsun . Yaklaşma oraya . ‘ deyip elimden tuttu . ‘ Büyü yapmam gerek . İnsanlara da zarar verirler . Onların denizin yüzeyine çıkması imkansızdı genelde . Birileri benim için buraya getirmiş olmalı . Kolumu bıraktığın da elimi gelen dalgaya bastırdım . Büyülü kelimeleri söylediğimde , ellerimden yayılan bir ışık onlara doğru gitmeye başladı . ‘ Gidiyorlar . Korkuyorlar sanırım . ’ dedi John . ‘ Işık onlara acı verir . Onları denizin dibine kadar takip edecek bu ışık . Bir daha yüzeye çıkmayacaklar . ’ Dedim ve elimi üstüme sildim . Demek insanlar onları göre biliyor , bizim aksimize . Bu harika bir yetenek . ‘ Sana neden tuzak kurdular ? Yani bunu insanlar yapamaz diye düşünüyorum . ’ dedi endişeyle . Evet insanların işi değildi bu . O iki kaltağın planıydı . Beni öldürememek batmış olmalı onlara ve böyle plan yapmışlar akıllarınca . Geri kafalılar . İçimden saydırmak istesem de , benden cevap bekleyen John vardı . Kendimi toplayıp , ona cevap verdim . ‘ Hayır bu denizdekilerin işi . Ben bir tehdittim Kraliçe için . Aynı zaman da kardeşlerim de . ’ Umarım onlar hala hayattalar . Demek beni kandırdılar . ‘ Ben odama döneyim . ’ Deyip hızlı adımlarla oradan uzaklaştım . Odaya girdiğim de kimse yoktu . Aynaya dokundum ve Matilda ile iletişime geçmeye başladım . Kabul ettiğinde sinirle ona baktım . O şaşırmış gibiydi . ‘ Ölmemi bekliyordun ama karşındayım . Pis kaltak seni . ’ Sinirle küfürler ediyordum ona . Büyük falan dinleyemezdim artık . Hepsi gözümden düşmüş durumdalar . Bana da üstlerine basmak kaldı . Hepsinin ölmesini istiyorum . ‘ Terbiyeli ol Prenses . Unutma ki kuyruğunu sadece biz vere biliriz . ’ dedi sinirle . ‘ Artık umurumda değil . Denize dönmek istemiyorum . Ama olur da bir şekilde dönersem , o lanetlileri de yanımda getiririm , senin için ! ’ . Bu da yeminim olsun . Sizler ölene kadar durmayacağım . Çıldırmış gibi sövmeye devam ederken , kapattı iletişimi . Tabi kaçarsın korkak . Kapım gürültü ile açılınca , yerimden korku ile zıpladım . Sandım ki lanetliler odama giriyordu ama John gelmişti . Ve çok sinirli gözüküyordu . ‘ Gidiyordun demek . Bana veda etmeyecek miydin ? Jean'ı mı gönderecektin sadece ? ’ dedi , burnundan soluyordu . Şuan konu bu mu yani ? Buna mı kızıyor ? Az daha ölecektim . . Sinirle yanıma yaklaşmıştı . Unutmuşum ben Jean'ı . Ona gider gitmez , git bul söyle demiştim . Keşke ben gittikten bir gün sonra söyle deseydim . Yutkundum ve ‘ Üzgünüm veda etmede iyi değilim . ’ dedim . Şuan üzgün değildim aslında . Çok öfkeliydim ama John’a karşı sakin olmalıyım . Sonuçta hayatımı kurtardı . Bir kez daha . . ‘ Jean kadar değerim yok mu sende ? ’ dedi , bir anda bağırarak . ‘ Ne söylemeye çalışıyorsun ? ’ dedim . O üstüme gelirken ben arkaya doğru gidiyordum . Sonunda duvarı , sırtımda hissetmiştim . Sanki odada kalbimin çarpıntısı yankılanıyordu . . Ruhum . . . Duygularım parçalanıyordu . Sanki kulağımda birisi bağırıyordu . Bir uğultu vardı . . Dibime gelip gözlerini kapattı ve ‘ Gecen gün cevabını vermedin . ’ Dedi . Beni sever misin diye sordu galiba , ona cevap istiyordu . O kadar şey yaşamıştım ki , unutmuştum . ‘ Bilmiyorum . ’ Dedim fısıldar tonda . Hayır desene , neden tereddüt ediyorum . ‘ Bir daha gidecek olursan ilk bana söyle . Kraliçe seçmeye erkenden başlamam gerek . ’ Dedi . Sinirim bozulmuştu . ‘ Hiç bir kraliçe benim gibi olamaz . ’ Dedim , o giderken . Durdu ve bana döndü . Bunu neden söyledim ki ? Tut dilini Zoey . ‘ Nasıl olamaz ? ’ Dedi . Bakışlarımı kaçırırken altınlar gözüme takıldı . ‘ Benden yer yüzünde başka yok . Ben bir denizkızıyım . Bulamazsın başka benim gibisini . ’ ‘ Öyle . ’ Dedi ve gülümseyerek odadan çıktı . İyi kurtuldum .  Jean seni öldüreceğim . Hayır onun bir suçu yok . Kalbim sakinleş lütfen . Kraliçe olunca bile böyle çarpmıyordun . ‘ Kraliçem gitmemişsiniz . Çok şükür . ‘ dedi Jean . Jean seni şuan o yaratıklara atasım var . Beni kralın önüne attın resmen . Hayır sakinleş onun bir suçu yok . Sinirini ondan çıkarmaya hakkin yok Vivi . Güvendiğin tek adamın o . Kabul etmek istemesem de tüm suç bende . Hayır ! John suçlu . Gün içinde görsem , öyle vedalaşırdım . ‘ Bana tuzak kurmuşlardı denizde . Öldürmek istiyorlardı beni . Artık yalvarsalar bile dönmem denize . Büyüklerle kavga ettim simdi gerçekten , çekinmeden öldürmek isteyecekler . ‘ dedim , yatağa doğru yürürken . ‘ O zaman sonsuza kadar yeryüzünde yaşayacaksınız . Bu harika bir haber . ’ Deyip gülümsedi . Jean’dan beklenmedik bir hareket . Kalmama bu kadar mutlu olacağını bilmezdim . ‘ Onu zaman gösterir . Sara ve Maya ‘ya söyle kaldıkları yerden devam etsinler görevlerine . ’ Dedim . Kapı çalınca , ‘ gel . ’ dedim . Alec içeri girip baş eğdi ve konuşmaya başladı . ‘ Kraliçem , Kralımızın misafiri geldi . Sizin de gelip tanışmanızı istiyor . ’ dedi , hafif gülümseyerek . Bir o misafir eksikti . Şuan hiç havamda değildim . Odamı kırıp , dağıtmak istiyordum . ‘ Tabi geliyorum . ’ Deyip Alec'i takip ettim . Kahvaltıdan dönerken bahsettiği kişi olmalı . O yüzden gidip bir bakayım . Sonuçta Kraliçesi olarak , görevim bu . İstemeyerek de olsa , derin bir nefes alarak ayağa kalktım ve kendimi sürükledim kapıya doğru . Boş koridordan geçerken , camdan dışarı baktım . Gitmedim , gidemedim yine . Kaldım dünyanın başına bela olarak . Az daha ölecektim ya ben . Ucuz kurtuldum . İyi ki sevap işler yaptım . Beni belki de yaptığım iyilikler kurtardı . Denizde böyle bir inancımız var . Denizden insan kurtarmak deniz kızlarına şans getirir . Düşüncelerden sıyrılıp salonun kapısına geldim . Bakalım bu misafir kimmiş . . Salonun kapıları açılınca içeride Aden , John ve arkasını dönük bir kız vardı . Bir anda bana döndü ve baş eğdi . ‘ Kraliçem sizinle tanışmak büyük bir onur . ’ Dedi eteklerini tutarak . Kızı incelemeye koyuldum . Harika gözüküyordu . Kızıl dalgalı saçları beline kadar uzanıyordu . Mavi gözleri , okyanus gibiydi . Çok güzeldi . Deniz kızı olmalıymış , kaç insanı denize çekip , yerdi , bilemiyorum . ‘ Viviana , Julia . ’ Dedi John bizi tanıştırıyordu sanırım . Erkek olsaydım Julia’nı karım yapardım . Hafif gülümsedim . ‘ Aden , Julia'ya annemin odasına kadar eşlik et . ’ Dedi John . Aklımı bu gün bir türlü toparlayamıyordum . ‘ Bahsettiğin misafir Julia olmalı . ’ Dedim , yorgun bir şekilde . ‘ Evet . Çok iyi biridir . Küçükken hep gelir burada kalırdı . Çocukluğumuzun büyük bir kısmı birlikte geçti . ’ ‘ Ne güzel . ’ Dedim ve oradan ayrılmaya karar verdim . ‘ Nereye ? ’ dedi ve kolumdan tutup durdurdu . ‘ Odama gidip dinleneceğim . 2 gündür çok yoruldum . Doğru düzgün uyuyamadım bile . . ' ‘ Tabi . İyi geceler . Bende annemin yanında olacağım . ’ dedi , sakin bir şekilde . Sanki yarım saat önce odama gelip , bana bağıran o değildi . ‘ İyi geceler . ’ Deyip ondan uzaklaştım ve odama doğru yürüdüm . Üşüyordum . . garip hissediyordum . Koridorlarda , bazı kısımlarda cam yoktu . Üşümem ondandı ama üstümde derin bir hayal kırıklığı da vardı . Yine kandırılmıştım , yine ihanete uğramıştım . Bunlar berbat hislerdi . Onların kişilikleri berbattı . Beni kandırmak kötülük değil mi ? Nasıl beyaz incilere sahipler onlar ? Bu işte bir terslik var . Beyaz ve siyah inciler , belki de bizi iyi ya da kötü yapan simgeler değildi belki de . Bize yalan söylediler . Hiç bir şey gözüktüğü gibi değil . Öğrenmeliyim ama nereden bilmiyorum . Odaya girince üstümü çıkardım ve kendimi yatağa attım . Uykuya dalmam uzun sürmemişti .  . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . ‘ Kraliçem . . . Kraliçem . . . ’ diyen su ruhları etrafımı sarmıştı . ‘ Neler oluyor ? ’ dedim . Kendimi okyanusun içinde görüyordum . Lakin kuyruğum yoktu . Ayaklarım vardı . ‘ Büyücü kanı döküldü Kraliçem . Lanetliler kardeşlerinizi öldürdüler . Kraliçe Ester tehditlerden kurtuldu . Siz de tehlikedesiniz . ’ dediler . Sesleri yankılanıyor , Korkuları büyüyordu sanki . Kalbim parçalanıyor , gözlerim doluyordu . Kardeşlerimin yansımalarını gösteriyorlardı bana . Nasıl öldüklerini . . . Çaresiz ve güçsüz şekilde izliyordum . ‘ Kraliçem denizden uzak durun . Sırada siz varsınız . . ’ Su ruhları kaybolurken , bende denizin yüzeyine doğru çekilmeye başladım .  . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .   ‘ Pislik Ester , onlar masumdu . ’ diye mırıldandım . O kardeşlerim hiç taht için sınava bile girmediler . Onlar daha çocuktu . Büyücü kanına babamdan dolayı sahiplerdi . Demek onları lanetlilere öldürdü . Onları nasıl idare ede bildi diye düşünürken , aklıma Matilda geldi . Tabi o kaltak sayesinde yapmıştır . Mumları yakıp aynanın karşısına geçtim . Esterle iletişim kuracaktım . Titreyen ellerle aynaya dokundum . Ve kabul etmişti . . O bana alaylı bir gülümseme ile bakıyordu . Bense sinirle . ‘ Onlar güçsüzdü . Öldürmek zorunda değildin . ’ Sinirle bağırmıştım . . ‘ Korktun mu kardeşim . Sıra sana da gelecek . Sen de onlar gibi yalvararak öleceksin . ’ Deyip kahkaha atıyordu . Sinirden dişlerimi sıkıyordum . ‘ Gücün buna mı yetiyor ? Lanetlilere mi öldüreceksin beni ? İşte kendin yapamayacak kadar korkaksın . Çünkü sen son derece güçsüz ve aşağılıksın . . ’ . Nefretle tıslıyordum resmen ona . Lafımı kesti . ‘ Korkak mı ? Beni aptal mı sanıyorsun ? Büyücü kanını kendi elimle dökmem . Ama sonuca bak sen . Kurtula biliyorum . Tüm kraliçelerden kurtuldum . Annen nasıl acı içinde ağlıyordu hatırlıyor musun kardeşim ? Öldürün beni diye yalvarıyordu . ’ ‘ NE ? !. ’ diye bağırdım . ‘ Tabi lanete inanacak kadar aptalsın sende . Annemle birlikte planladık . Güçlü olan hayatta kalır . Sen güçsüzün . Annen de güçsüzdü . Kardeşlerimiz de güçsüzdü . ' dedi sırıtarak . ‘ Sen kendini asil soydan mi sanıyorsun ? . Asıl Kraliçe benim . Bir gün o tahtı geri alacağım . Annen ve kendin için şimdiden sığınacak yer aramaya başla . Yemin ederim ki , o kardeşlerimi öldüren lanetliler senide öldürecek . Ama ondan önce o pis anneni , kendi ellerimle öldürürken , sen çaresizce izleyeceksin . BU sözümü unutma ! ’ Kahkaha atmaya başlamıştı . Ayni zaman da sinirlenmişti de . ‘ Orada hayal kurmaya devam et sen . Kuyruğun yok . Nefes bile alamazsın okyanusta . Artık kraliçe benim . Tüm denizler benim . Sen küçük kara parçasında Kraliçelik oynamaya devam et . .’ Bu sefer kahkahayı ben atıyordum . ‘ Unuttun mu? Ben safkanım . Asil soydan geliyorum . Çok güçlüyüm , senin aksine . Tabi bir safkan olmadığından gücümün neler yapacağını bilmiyorsun . Sana tavsiyem son günlerini iyi yaşamaya bak . ’ Ayna çatlayarak kırılmaya başlamıştı . Bir kaç saniyenin içinde , küçük parçalar halinde , yere dağılmıştı . Benim kalbimde öyle . . . Demek annemi de siz öldürdünüz ha ? Elimden kurtulamayacaksınız . Hepinizi öldürene kadar durmuycam . O denize dönmenin yolunu , hızlı bir şekilde bulucam . Sonra bittiniz siz . . . . . . . .
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE