16.Bölüm Orman

1079 Kelimeler
“Evet biliyorum Aksel’i tanıyalı henüz çok az bir zaman oldu, bu itirafı yapmak konusunda aceleci davrandığımı düşünenleriniz de vardır. Ama sürece siz şahit oldunuz. Aşık olmamak elde değildi. Çok garip hissediyorum. Çok garip evet ama her insan bir şansı hak eder bence. O da hak etti. Ben de ona itiraf ederek bir şans vermiş bulundum. Her gün kazı kazanda bir şeyler yapmaya karar verdik. O iki hafta sonra kampa girene kadar 15 gün boyunca her gün bir maddeyi eksilteceğiz anlayacağınız. Az önce görüntülü konuştuk. Yarın benim dersim yok, onun da antrenmanı öğleden önce bitiyormuş. Öğleden sonra bize gelecek ve ikinci maddeyi kazıyacağız posterden. Şimdiden heyecanla ne çıkacağını merak ediyorum. Mutfakta şahit olduğunuz o garip anları size özet geçmek istiyorum. Yani o anlar neler hissettiğimi. Neler olduğuna şahit oldunuz ama neler hissettiğimi bilmiyorsunuz. O yüzden anlatmak istiyorum. Of yanaklarım kızardı yine dimi?” Hazel yanaklarını tutup gülümsedi. Kamera karşısında bile heyecanlanmıştı. “Annesiyle tanıştım ve çok garip hissediyorum. Yani onu dünyaya getiren kadını gördüm. Garip oldu biraz. Beni beğenmesini istedim içten içe. Neden böyle hissettim bilmiyorum. Ama neden beni beğenmesini istedim bilmiyorum. Aksel’de bile böyle yoğun bir beğenilme arzusu hissetmemiştim.” Kameranın kaydını durdurdu. Sanki günlük gibi neler yaşadığını, neler hissettiğini yazıyormuş gibi hissetmişti. Onu izleyecek insanlara bu kadar şeffaf davranması ne kadar doğruydu bilmiyordu ama ilk defa bu kadar özgür bir şekilde içinden geldiği gibi davranıyordu. Yatağına geçti ve ışığını kapattı. O sırada telefonuna bir mesaj geldi. Aksel, “İyi geceler.” yazmıştı. Gülümsedi. “Sana da iyi geceler.” Telefonu kenara koydu ve arkasını dönüp uyumaya çalıştı. İçi içine sığmıyordu. Onuna yaşadıkları anları düşündükçe kendisini gülümserken buluyordu. Bir sağa bir sola döndü ve uyuyamadı. Bir saate yakın dönüp durunca artık pes edip yataktan kalktı. Duvarındaki ledleri açtı. Kulaklığı da kulağına takıp telefonu cebine koydu. Biraz dans edip bedenini yormak istedi. Belki o zaman daha çabuk uykuya dalabilirdi. Yorulup perti çıkana kadar dans etti. Dans ederken gülümsüyordu. Yorulmak bilmeyecek gibi geliyordu ama en sonunda ledleri bile zor kapatıp kendini yatağa attı. Ön gördüğü gibi de olmuştu. O yorgunlukla uyuyakalmıştı. Sabah bedeninde hafif sızılarla uyandı. O kadar uzun dans etmesi bir noktada bedenine isyan bayrağı çektirmişti. Normal birisi o kadar dans etse üç gün yataktan çıkamayabilirdi. Ama bedeni normal insanlara göre daha esnek ve alışıktı. Sadece yorgun hissediyordu. Ama başka çaresi kalmamıştı. Kendini yormasaydı düşünmekten uyuyamayacaktı. Güzelce kahvaltısını yaptı ve odasına çıkıp düzenlenmemiş videolarını düzenlemeye başladı. Öğlene az kalmıştı. Aksel’in idmanının bitmesine de az kalmıştı. O gelene kadar videoları düzenlemeye devam etti. Aksel geldiğinde Gülsüm Hanım artık isyan bayraklarını çekmek üzereydi. “Oğlum geliyorsun bari haber ver. Haber vermiyorsun bari her gün her gün kızın odasına çıkma.” diye söylendi. “Teyze iki dakika ineceğiz zaten.” Aksel merdivenlerden çıkarken Hazel konuşmaları duymuştu. Gülsüm ablası bu konulara biraz dikkat ediyordu. Hazel’e bu tarz durumlar normal gelse de ona normal gelmemesini anlayışla karşılıyordu. Herkesin geleneği ve yetiştirilme tarzı farklıydı sonuçta. Aksel kapıyı tıklatıp içeri girdiğinde Hazel gülümseyerek ona baktı. “Hoş geldin.” dedi. Dün akşam ona sarılarak itiraf ettiği şeyi hiç yüzüne vurup utandırmamıştı ve Hazel de buna minnettardı. “Bu seferkini sen kazı.” dedi Hazel posteri gösterip. Aksel başıyla onaylayıp bozuk bir para çıkardı cebinden. Ortalarda bir yeri seçip kazımaya başladı. “Yine ağaç gözüktü ucundan.” dedi gülerek. “Yüz maddenin hepsi de ağaç dikmek olabilir mi acaba?” diye sordu Aksel. Hazel ayağa kalktı ve posterin yanına gitti. “Aa sahiden ağaç. Kazı hepsini bakalım neymiş.” Aksel tümünü kazıdıktan sonra, “Bir orman temizle.” yazısı çıktı ortaya. “Bu liste Ölmeden Önce Yapılacaklar değil de, Doğaya Yararlı Olacak Faaliyetler olmalıymış.” “Ya o kadar madde arasından peş peşe bunu seçmek de.” Güldüler. Bu fikir Hazel’in hoşuna gitmişti. Hem beraber vakit geçireceklerdi hem eğleneceklerdi hem de doğaya yarar sağlayacaklardı. “Hadi kap eldivenleri ve çöp poşetlerini.” dedi Aksel. “Tamam, ben Gülsüm abladan isteyeyim sonra vakit kaybetmeden çıkalım.” Hazel aşağı kata inerken Aksel de peşinden geliyordu. “Gülsüm abla, bahçe eldivenleri oluyor ya bir de büyük çöp poşetleri. Alabilir miyim onlardan neredeler?” “Bahçe eldivenlerini dün garaja bıraktım sizden sonra. Çöp poşeti de burada çekmecede.” Çekmeceyi açıp rulo halindeki çöp poşetini uzattı Hazel’e. “Hayırdır yine ağaç mı dikeceksiniz?” diye sordu. “Yok, bu sefer orman temizleyeceğiz.” Hazel dışarı çıkıp garajdan eldivenleri aldı. Arka cebine koyduğu arabanın anahtarını ileride onu bekleyen Aksel’e doğru attı. Aksel anahtarı havada kaparken Hazel çöp poşeti ve eldivenleri poşete koyuyordu. Aksel arabaya geçti ve arabayı çalıştırıp Hazel’i bekledi. Hazel de ayakkabılarını tam giyip arabaya doğru gitti. Ön koltuğa yerleştiğinde, “Kameraları aldın mı?” diye sordu. Aksel başını olumlu anlamda salladı. Arka koltuğa koymuştu çoktan. “Hadi bakalım, en yakın orman nerede?” diye sordu Aksel. “Hiç bilmiyorum. Navigasyona yazayım.” Navigasyona yazıp en yakın ormanın konumunu açtı. Yaklaşık yarım saat yolculukları vardı. “Bir gün uzun yolculuk da yapsak seninle. Var mı o listede böyle bir şey?” diye sordu Aksel. “Bilmiyorum ki, birkaç maddesi kalmış aklımda sadece. Paraşüt atlamak gibi. Diğerlerini unuttum.” Yolculuk boyunca şarkı dinlediler, bildiklerini birlikte söylediler. “Bu kadar ince ruhlu olup kitap okumayı sevmemen garip.” dedi Hazel. Burada takılı kalmıştı. O kadar severdi ki kitap okumayı. Kitap okumayı sevmeyen insanlar ona garip gelirdi. “Yani, çok uzun süre odaklanamıyorum. Sıkılıyorum. Ama film izlemeyi severim. Kitap okurken uykum geliyor.” Herkes kitap okumayı sevecek diye bir durum yoktu tabi. Hazel bunun farkına varınca kendine kızdı. “Olur biz de film izleriz o halde. Listede film izlemekle ilgili bir şey vardır mutlaka. Şimdilik kolay şeylere denk geliyoruz ama bizi epey zorlayacak maddeler vardı diye hatırlıyorum.” “Olsun birlikte olunca her şeyi hallederiz.” Hazel gülümsedi. O sırada ormanın girişine gelmişlerdi. Arabayı müsait bir yere park ettiler. Geri kalan yolu yaya yürüyeceklerdi. Hazel poşeti ve kameraları alıp arabadan indi. Bir kamerayı Aksel’e bir kamerayı kendine almıştı. İkisi de birbirlerini çekeceklerdi. “Evet başlayabiliriz.” Bir elinde kamera bir elinde çöp poşeti epey zorlanacaktı ama denemeye değerdi. Daha yolun kenarından başlıyordu pet su şişeleri, bardaklar… Hazel iç çekip çöpleri toplamaya başladı. Aksel de ona eşlik ediyordu. “Sensiz buraya gelmeye tırsabilirdim. Baksana şu an çok ıssız. Normalde piknik falan yapmışlar buralarda herhalde her yer çöp dolmuş. Tam da yerine geldik.” Aksel, Hazel’i onayladı. “İnsanlara ne kadar doğruları anlatırsan anlat baksana. Bir poşet fazladan yanlarına alıp çöplerini toplamaktan acizler. Yolun üstünde bir çöp konteynırı vardır mutlaka ama yok ellerine yapışır…” İkisi de topluma ait yaralarını birbirleriyle paylaştıklarına göre iyi bir çift olmuşlardı...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE