13.Bölüm-Hayattaki amacım

1170 Kelimeler
“O gece zamanı dans ederek ve onun gözlerinin içine bakarak birçok kez durdurmuştum. O duran zamanların birinde de artık bu videoları sizlerle paylaşmaya karar vermiştim. Bu kararı alabileceğim günü beklerken bu kadar çabuk olacağını da düşünmemiştim. En azından bu videoları çekmeyi bitirdiğim zaman yayınlamaya karar verebilirim ya da hiç yayınlamam ve bana kalırlar diye düşünüyordum. Ama olmadı. En azından Aksel böyle olmasına izin vermedi ve kafamı karıştıracak o cümleleri kurdu. Hadi o zamana gidelim ve neler yaşamışız birlikte izleyelim.” Hazel halı sahada terli terli dans ederken hastalığının daha uzun sürecek olması umurunda değildi. Aksel de onu kameraya çekerken halinden gayet memnundu. En sonunda dansını bitirip selam verince etrafta onu izleyenler hayranlıkla alkışladılar. Aksel tam kamera kaydını durduracaktı ki Hazel, “Kaydı durdurma.” diye uyardı. Yanına gitti ve kamerayı elinden alıp ilerideki merdivene koydu. “Sana sarılayım mı?” diye sordu kamera hala kayıttayken. Aksel ise bu isteği asla geri çevirmedi. Birbirlerine sımsıkı sarılırlarken Hazel, “Çok teşekkür ederim, uzun zamandır bu kadar özgür hissetmemiştim.” dedi. Aksel yavaşça Hazel’den ayrılıp, “İyi hissettirmesine sevindim.” dedi. Sırtındaki kapüşonluyu çıkarıp Hazel’in omuzlarına attı. “Terledin.” diye fısıldadı. “İyi geldi, ruhum bir nebze iyileştiğine göre bedenim akıllı olsun ona göre.” Hazel gülümseyerek Aksel’e baktı. “Artık eve gitmem gerek.” dedi iç çekerek. “Hay hay. Hemen götürelim seni evine.” Aksel Hazel’in girmesi için kolunu uzattı. Hazel de Aksel’in koluna girdi. Merdivendeki kamerayı aldılar. Hazel kaydı durdurmadan yolu çekmeye başladı. Hazel, Aksel’e, “Hayatta bir amacın var mı?” diye sordu birlikte eve doğru yürürlerken. Aksel ise iç çekerek cevapladı bu soruyu. “Babasız büyüdüm ben. O yüzden hayattaki en büyük amacım babasız büyüyen çocukların ellerinden tutmak. Çok zordu Hazel. Annem çalışırdı bizim için. Biz okuyalım diye. Türlü zorluklar atlattık. O yüzden babasız büyüyen herkesi bulmak ve yalnız değilsiniz ben varım demek istiyorum. Maddi manevi her konuda… Çocukken her şey güzel olmalı çünkü, zor değil.” Hazel’in içi burkuldu. Aksel ona sorunları olmayan mükemmel birisi geliyordu dışarıdan bakılınca. “Demek ki hiç kimse dışarıdan görüldüğü gibi değilmiş.” dedi Hazel. “Benim gözümde sen mükemmel bir yerdeydin, hiç üzülmezmişsin gibi geliyordu. Hep mutlu olur, mutlu edersin gibi… Oysa içinde pıhtılaşmamış bir yara varmış. Yıllardır kanayan.” Aksel başını salladı. “Acıya alışır insan. Bazen unutur bile hatta. Unutmazsa ilk günkü gibi kalırsa yaşayamaz çünkü. Benimki de öyle.” Elini saçından geçirdi yavaşça ve gözlerine düşen bir perçemi kenara itti. “Eee senin hayattaki amacın nedir?” “Aslında çok amacım, hedefim ve hayalim var. Öncelikle herkes tarafından örnek alınan bir kadın olmak istiyorum, başarılarımla, duruşumla ve fikirlerimle… Sonra ilgili bir anne… Sonra Dünya’yı gezmek ve insanlara bilmediği şeyleri gezerek anlatmak… Bunu yazarak değil de videolarla anlatmak istiyorum.” Aksel kaşlarını kaldırdı. “İlgili bir anne olmak ha?” dedi muzip bir sesle. “Evet herkes kendi yarasından hayaller kuruyor.” dedi iç çekerek. Aksel ne demek istediğini anlayıp, “Savcı bir kadının kızı olmak diyorsun…” Hazel başını olumlu anlamda salladı. “Videolara karşı bir ilgin merakın var herhalde. Elindeki kameranın kaydı hiç durmuyor. Bizim konuşmalarımızı da kayda alıyor.” Hazel dudaklarını birbirine bastırıp gülümsedi. “Rahatsız oluyorsan kaydı durdurabilirim.” “Hayır rahatsız olmuyorum ama merak ediyorum. Bu sürekli video halinde olma durumu basit değil bence.” Hazel başını salladı, “Bu sırrı sadece sana veriyorum kıymetini bil.” dedi Nurbanu’ya da anlatmış olduğunu unutarak. “Dinliyorum kulaklarımı dört açtım.” “O gözleri dört açmak değil miydi?” “Ben kulaklarımı da dört açabiliyorum.” Hazel kahkaha attı buna. Bomboş sokakta sesi yankılanırken Aksel bu gülüşe tekrar aşık oldu. Yutkunmadan edemedi. “E hadi bekliyorum sırrını.” Hazel derin bir nefes aldı, “Ben hayatımın her anını videoya alıyorum ve her günün sonunda videoları düzenliyorum. Hiç kimseyle ve hiçbir yerde paylaşmıyorum henüz, ama ileride eğer karar verirsem paylaşacağım.” “Bu çok güzel bir alışkanlık olmuş bence ileriye yönelik. Ama bence paylaşmayı ertelememelisin. Bu bir noktadan sonra senin işin bile olabilir. Yapımcılar izlerse bir sürü teklif alıp yolunu o şekilde de çizebilirsin.” Hazel hiç bu boyutunu düşünmemişti ve açıkçası pek ilgilenmemişti de bu fikirle. “Yani böyle bir hayalim yok aslında sadece video çekmeyi, editlemeyi seviyorum. Amacım bir iş sahibi olmak değil aslında. Hayatımla diğer hayatlara dokunmak.” “Çok güzel bence bunu daha fazla erteleme. Düşünsene hayatınla diğer hayatlara dokunmayı erteleyip duruyorsun.” Yavaştan evlerine yaklaşmışlardı. “Doğru söylüyorsun. Hiç bu açıdan düşünmemiştim.” “Akıl akıldan üstündür. İşin içinden çıkamadığın zamanlar bana gel, çaresizlikleri çözebilmek konusunda tecrübeliyim. Biraz garantici olduğum için hayatta hep bir b, c ve d planım vardır. D’den sonrası yoktur çünkü ondan sonrası kontrol manyaklığına girer. Bunu da hiçbirimiz istemeyiz.” Aksel biraz olsun son kez Hazel’i gülerken görebilmek istemişti. Başardı da. “O zaman selam ver Aksel Karan, izleyicilerimize merhaba de ve biraz kendinden bahset.” Aksel’in kolundan çıkıp kamerayla yolun ortasında onu çekmeye başladı. Aksel boğazını temizleyip gülümsedi. Kameraya dikkatle bakıp, “Selam, anlayacağınız üzere bu videoları paylaşmaya ben ikna ettim ve bu kıza fena aşık oldum.” dedi. Hazel bir an bocaladı ve elindeki kamerayı düşüreceğini sandı. “Burayı kırpacağım. Pat diye niye şöyle şeyler yapıyorsun.” diye söylendi Hazel. “Çok tatlısın.” dedi ve yanağını sıktı Aksel Hazel’in. “Yılışma ya, ciddi ol seni izliyorlar. Ayrıca kendinden bahset dedim cıvıdın hemen. Anlat bakalım yaşın kaç nerelisin videomuza nereden katılıyorsun?” “He kendi merak ettiğin soruları bu şekilde sorup öğreneceksin.” Hazel omuz silkti. “Yirmi üç yaşındayım, Bolu’luyum. Videonuza alt mahalleden katılıyorum. Futbolcuyum. Bir kız kardeşim bir de annem var. İkisiyle yaşıyorum. Mahallemi seviyorum. Seni de seviyorum.” Hazel gözlerini devirdi. “Ey Allah’ım yaaa.” diye söylendi. “Al hadi kamerayı ben de kendimi anlatacağım.” Aksel’e uzattı kamerayı. Aksel Hazel’i çekmeye başladı. “Ben Hazel on dokuz yaşındayım. Annem ve babamla yaşıyorum. İzmit’liyim. İzmit’te buraya taşınalı beş yıl oluyor. Orayı seviyordum. Burayı da sevdim.” Aksel, “Beni de sevdin mi?” diye sordu. “Sevdim tabi.” dedi. Aksel onaylarcasına başını salladı. “Eee en yakın ne zaman görüşürüz bir daha. Eve geldik ayrılmak zorundayız. Yarın sabah seni almaya geleyim mi? Benim henüz bir arabam yok ama yürüyerek gelirim senin arabanı çalarım.” dedi. Hazel buna da kahkaha attı ama sonunda ağzını kapattı, “Annemler duyarsa beni öldürür, güldürme.” diye fısıldadı. “Tamam hadi haberleşiriz.” Kamerayı sahibine teslim ettikten sonra yanağına da ufacık bir buse kondurdu. Sonra arkasına bakmadan hızlıca uzaklaştı. Arkasına bakarsa gidemezdi… Hazel eve nasıl gireceğini düşünürken kapıya doğru ilerledi. Telefonunu çıkarıp Gülsüm ablasını aradı. Gülsüm ablası telefonu açınca, “Dış kapıyı açabilir misin abla.” diye fısıldadı. Gülsüm Hanım odasından çıkıp kapıya doğru yöneldi. Dış kapıyı açtığında, “Kız senin ne işin var dışarıda.” diye azar çekmeyi ihmal etmedi. “Anlatacağım Gülsüm Sultan, ama hep senin yeğenin yoldan çıkarıyor beni hiç suçum yok.” Gülerek üst katın merdivenlerine koştu. “Dayaklıksınız hep dayaklık.” Hazel odasına girdiğinde kamerayı açtı. “Selaaam. O şahit olamadığınız birkaç dakikayı anlatacağım ama şu an çooook yorgunum uyumak istiyorum. Artık onu da ayrın dinlersiniz hepinizi öptümmm.”
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE