6.Bölüm- Şehit

1309 Kelimeler
Hazel tam arkasını dönecekti ki, “Aksel oğlum çık hadi.” diye seslendi Gülsüm Hanım. Aksel teyzesine baktı. Hazel inanmak istiyordu. Bir an bu kadar büyük tepki verdiği için kendini kötü bile hissetti. “Tamam teyze.” diye mırıldandı. Aksel merdivenlerden bir bir indi ve açık kapıdan çıkıp arkasını bile dönmeden demir kapılara doğru yürümeye başladı. Teyzesi kapıyı ardından kapatırken Aksel yenilmiş hissediyordu ve hayatında hiç bu denli çaresiz hissetmemişti. Evet ilk karşılaşması hariç hiçbiri tesadüf değildi. Fakat Aksel onu hayatına alma isteğiyle öyle kavruluyordu ki hiçbir fırsatı kaçırmak istememişti. Hazel merdivenleri hızla çıktı. Gülsüm Hanım’a bu durumu nasıl açıklayacağını bilmiyordu. O yüzden kaçmak istemişti. Tam kapının önünde onu bekleyen Nurbanu’yu gördü. Nurbanu gözlerindeki suçluluk duygusuyla ona bakıyordu. “Aksel abim sandığın gibi biri değil.” derken buldu kendini. “Ona güvenebilirsin. Bu kadar kuşkucu yaklaşmana gerek yok Hazel. Ben en yakın arkadaşın olarak senin kötülüğünü istemem.” Hazel derin bir nefes aldı. “Nurbanu, kapatalım mı konuyu.” Nurbanu’nun yanından geçip odasına girdi. Cama doğru ilerledi ve Aksel hala orada mı diye bakmak istedi. Ama ön bahçenin sadece yarısı gözüküyordu ve Aksel yoktu. “Film falan izleyelim, unutalım bu konuyu lütfen.” dedi Hazel perdeyi çekerek. Nurbanu başını olumlu anlamda salladı ve masanın önündeki sandalyeye oturdu. Masanın üstündeki bilgisayarı açtı. O sırada düzenlenmiş videoların olduğu uygulama açıktı bilgisayarda. “Bu ne? Biz varız burada.” Hazel yatakta doğrulup bilgisayara baktı. “Dün günümüzü mahvetmeseydin anlatacaktım sana.” Nurbanu düzenlenen son videoyu açtı. Hazel birden kalkıp, “Bak bunun yüzünden anlatmadım başından beri.” dedi ve videoyu durdurdu. “Ben hayatımın her anını videoya almaya çalışıyorum. Kimseye izletmeyeceğim. Şu anlık bir yerde de paylaşmayacağım.” Nurbanu kaşlarını kaldırdı. “Ben de mi izlemeyeyim yani?” “Herkesle birlikte ileride paylaşmaya karar verirsem izlesen? Bu bir günlük diye düşün. Özel olduğunu düşün yani.” Nurbanu cebindeki telefonu çıkardı. “O zaman buna kızmazsın.” Telefonu aldı ve merdivende Aksel ve Hazel konuşurken çektiği videoyu ona izletmeye başladı. “Sen adamsın.” dedi Hazel heyecanla telefonu alıp. Video kaydı Aksel kapı zilini çaldığı andan başlıyordu. “Geleceğini biliyor muydun yani?” diye sordu Hazel. Nurbanu başını salladı. “Evet tepkini videoya çekmemi o istedi.” Merdivenlerde Aksel’in yaptığı konuşma Hazel’in yüz ifadesi… Her şey vardı videoda. “Çok iyi olmuş bu video. Bir sürü ne yaşadığımı anlatmakla uğraşacaktım.” Telefonu bilgisayara bağlayıp videoyu kendine attı.   “Sen bu videoyu ona yolladın mı?” diye sordu Hazel. Nurbanu alt dudağını ısırdı, “Yaniiii yollamış olabilirim.” “Mesajlarınıza bakabilir miyim?” Nurbanu güldü. “Genelde mesajlaşmıyoruz bir şey istediği zaman arar beni direk.” Hazel gözlerini devirdi. “Çok garip hissediyorum Nurbanu.” Nurbanu sonunda arasındaki bu gerginliğin bitmiş olmasıyla derin bir nefes verdi. “Hadi anlat.” “Anlatacak pek bir şey yok aslında sen de şahit oldun çoğu şeye.” Ona aşk vaadiyle gelmiş birine başka bir duygu hissetmek aklından geçemiyordu. Sanki ya aşk olacaktı ya da hiçbir şey olmayacaktı. Bunun bir ortası yoktu. “Ben anneme bir selam vereyim. Birkaç gündür doğru düzgün görmüyorum.” dedi elindeki telefonu ona uzatıp. Masanın üstündeki kamerayı aldı ve kaydı açtı. Odadan çıkıp alt kata indiğinde, “Annem mi geldi?” diye sordu Gülsüm ablasına. “Evet lavobada.” “Gülsüm abla aramızda kalabilir mi bugün yaşananlar.” Gülsüm ablanın bir şey söylemeyeceğini biliyordu ama yine de söylemek istemişti. “Aşk olsun.” dedi Gülsüm Hanım. “Tamam tamam. Yemek ne zaman hazır olur?” Kamerayı tabakların olduğu dolaba yerleştirdi. “Annen de aç geldi kurarım şimdi masayı.” Hazel bunu duyduğuna sevinmişti. Beraber yemek yiyeceklerdi. “Tamam o zaman ben yardım edeyim sana.” “Yok kuzum sen arkadaşının yanına git. Ben hazırlayınca çağırırım sizi.” O sırada lavobanın kapısı kapandı. Hazel mutfaktan çıkıp annesinin yanına doğru gitti. “Hoş geldin annecim.” Annesine sarılıp sağ yanağına bir öpücük kondurdu. “Yine yüzünü gören cennetlik.” “Çok yoğun şu sıralar güzelim. Ama şu an çok açım. Ne yapmış Gülsüm Sultan?” “Çorbayı biliyorum da daha ben de bakmadım yemekte ne olduğuna.” Birlikte mutfağa gittiler. “Nurbanu burada. Gece bizde kalacak.” dedi Hazel. “İyi olmuş ben yemek yedikten sonra üzerimi değiştirip adliyeye gideceğim.  Beraber üç bekar kadın kız gecesi yaparsınız artık.” Güldüler bu dediğine. “Ben üzerimi değişip geleyim siz sofrayı kurun o sırada olur mu biraz acelem var benim.” Hazel olumlu anlamda başını salladı. Şu sıralar çok çetrefilli bir dava üzerinde uğraşıyorlardı. Biliyordu. Medyaya kadar yansıyan büyük bir davaydı. Hazel çoğu zaman annesini anlasa bile onu özlüyordu. Annesi mutfaktan çıktı. Gülsüm Hanım da salondaki masayı kurmak için Hazel’in yanından ayrıldı. Hazel tabakların yanındaki kameraya baktı. Oradan dört tane tabak alırken, “Gördüğünüz gibi annem çok yoğun bir kadın. Aslında eğlenceli bir kişiliği vardır ama mesleği yüzünden bunu çok törpülemek zorunda kaldı. Ben onu epey özlüyorum. Ama çocukluğumdan beri bunu ona pek yansıtmam. Babama olan hislerimi de onun konuk olduğu bir videoda anlatırım.” Hazel konuşmasını bitirdiği an Gülsüm Hanım girmişti içeri. “Bir gün kıracaksın şu kamerayı olur olmadık yerlere koyarak.” diye söylendi. “Alıştı düşmeye o.” Hazel tabakları masaya götürürken merdivenlerden Nurbanu indi. “Of ben de çok acıkmıştım.” Üçü birlikte masayı kurdular. O sırada Hazel’in annesi de geldi ve hep birlikte masaya oturdular. “Hoş geldin Nurbanu.” “Hoş geldim Canan teyze. Nasılsın?” Canan hanım çorbasından ilk kaşığını aldı, “Fena yoğunum şu sıralar.” “Ne zaman olmadıysa.” diye mırıldandı Hazel. Canan Hanım bunu duymuştu. Hazel ile göz göze geldiklerinde, “Bir şey mi dedin canım?” diye sordu. Hazel başını olumsuz anlamda salladı. “Ee siz neler yapıyorsunuz? Var mı bir yaramazlık?” diye sordu Nurbanu ve Hazel’e bakarak. “Yok yani aynı. Benim hayatım da Hazel’in hayatı da. Monoton bildiğin gibi işte. Değişen bir şey yok.” Hazel alttan Nurbanu’nun ayağına vurdu. “Karşında savcı olduğunu unutuyorsun.” diye fısıldadı kulağına. “Anlaşıldı bir şeyler olmuş belli.” Gülsüm hanım kızlara gülerek baktı. “Bunu anlamak için savcı olmaya gerek yok kızlar.” dedi. Canan Hanım da Gülsüm Hanım’a katıldı. “Her neyse, hayatınızı etkileyecek kötü bir şey olsaydı bilmem için ilk bana gelirdiniz zaten. O yüzden kurcalamıyorum. Anlatmak istediğinizde anlatırsınız.” Hazel başını olumlu anlamda salladı. Hep birlikte tatlı bir sohbetle birlikte akşam yemeklerini bitirdiler. Canan Hanım yemekten hemen sonra evden çıktı. “Mutfağı birlikte toplayalım da film açalım salonda olur mu?” diye sordu Hazel. “Benim yapılacak ütülerim var kuzum siz izleyin.” Gülsüm Hanım tabakları mutfağa taşımaya başlamıştı. “Olmaz öyle şey. Yarın yaparsın ütülerini. Bu gece bekar kızlar gecesi.” Hep birlikte mutfağı toparladılar ve film açmadan önce mısır patlattılar. Sıra film seçmeye gelince, Gülsüm Hanım romantik, Hazel fantastik, Nurbanu ise polisiye istemişti. Nurbanu birden, “Oylama yapalım!” dedi. Hazel buna göz devirerek, “Hepimiz ayrı ayrı şeyler istiyoruz Nurbanu. Nasıl oylayacağız?” “Doğru.” “Ben size uyarım kızlar ya.” dedi Gülsüm Hanım. Nurbanu sinsi sinsi gülümseyerek, “O değil de Gülsüm abla sen neden romantik film seçtin? Yoksa içinde iflah olmaz bir romantik mi yatıyor?” Hazel de buna dudaklarını birbirine bastırarak güldü. “Bir zamanlar vardı iflah olmaz bir romantik içimde.” Hazel ilgiyle Gülsüm ablasına döndü. Kaşlarını kaldırdı. “Sahi hiç sormadım bunu sana ama neden hiç evlenmedin?” diye sordu. “Tabi özelse anlatmayabilirsin de.” Gülsüm Hanım hüzünle gülümsedi. “Evlenemedim.” Bunu öyle bir ses tonuyla söylemişti ki Hazel kendini yutkunurken buldu. “Benim bir nişanlım vardı. Aynı zamanda çocukluk aşkımdı da.” Hazel’in sırtından aşağı doğru bir ürperti geçti. Gülsüm ablanın sol gözünden bir damla yaş süzüldü. “Düğün dernek hazırdı, sadece onun askerden gelmesi kalmıştı.” Duraksadı. “Şehit oldu.” Nurbanu boşlukta kalan elini koltuğun başına koyma isteğiyle doldu. “Benim dayım.” diye fısıldadı. Gülsüm abla başını olumlu anlamda salladı. “Evet.” Hazel’in de gözleri dolmuştu. “Adı Aksel’di.” diye fısıldadı Gülsüm Hanım.    
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE