21.Bölüm- Kaos

1247 Kelimeler
“Hani bazı anlar hiç beklemediğiniz şeyler başınıza gelir ya. O an o olayı yaşayabileceğinizi hiç düşünmezsiniz. Bana da ondan oldu. Hiç ama hiç beklemiyordum. Ne Gülce’yi görmeyi ne de tüm mahallelinin önünde beni Aksel’in sevgilisi ilan etmesini… Çok garipti sevgili izleyenlerim… Sadece o da değil, sonrası daha garipti. Hadi birlikte izleyelim.” Hazel ve Nurbanu şaşkınlıkla Gülce’ye bakarken Gülkız Hanım, “Gülce!” diye uyardı. “Efendim annem.” dedi Gülce annesine öpücük atarak. “Hazel ablayı kuru kuru mu tanıştıracaksın, niye gelinim demiyorsun herkese. Bak ne güzel hediye de getirmiş gelirken sana.” Hazel o an ne hissedeceğini bilmiyordu. Gülce’nin amacı neydi bilmiyordu. O an bir kırılma sesi geldi. Nurbanu’nun Elif diye tanıttığı kız elindeki tabağı düşürmüştü. “Ha Elif de kudurabilir artık.” dedi Gülce. “Abim Hazel’i seçti canım. Onu çok ama çok seviyor. Hatta annem de Hazel’i çok sevdi. Abimle Hazel birbirlerine de bayaaaa yakışıyorlar.” Gülce bunu Elif’e dönerek sırıta sırıta söylemişti. O an Hazel ne yapmaya çalıştığını anlamıştı. Kendisini sevmediğine emindi ama Elif’i daha çok sevmediği kesindi. “Ne saçmalıyorsun sen?” dedi Elif yutkunarak. “O elindeki tabağı diyorum abim ter akıta akıta kazandığı paralarla alıyor senin bomboş tepkilerine kurban edemeyiz emeklerini.” Annesi Gülce’yi tekrardan, “Gülce kes sesini ne biçim konuşuyorsun?” diye uyardı. “Anne Allah aşkına susturma beni ya. Yıllardır gözleriyle yiyor abimi görmüyor muyum ben. Ağzına düşecek. Hadi lan oradan. Abimi sana bırakır mıyım ben. Gül gibi Hazel varken burada.” Hazel o an o kadar sus pus olmuştu ki şaşkınlıktan. Ne diyebilirdi bilmiyordu… Nurbanu Hazel’i dürttü. “Ama nasıl içimin yağları eriyor. Ben sevmeye başlıyorum bu Gülce’yi.” diye fısıldadı. “Kız konuşsana sen de. Abimle nasıl seviştiğinizi anlat mesela.” Bunun üzerine Hazel olmayan tükürüğüyle boğuluyordu. “Gülce yeter artık!” dedi Gülsüm Hanım. “Yahu sevişmek çok masum bir şey neden cinsel anlıyorsunuz ki hemen? İki insan birbirini sevince sevişmiş olmuyor mu? O anlamda dedim ben.” Gülkız Hanım kızının kolundan tuttu, “Senin dilinin kemiği yok. Arsızlaştın iyice geç içeri.” Kızını içeri doğru sürüklerken, “Yahu ayıp bir şey söylemedim ki, onlar gayet masum bir şekilde takılıyorlar. Ha şimdilik annemin gelini olabilir ama benim yengem falan değil. Böyle söylüyorum diye yanlış anlamayın.” İçeri girerken son sözleri bu oldu. Hazel yutkunurken etraftaki tepkilere bakıyordu. Olağan sütü bir tepki vermiyordu kimse. Hatta aralarında gülüşerek fısıldayanlar bile vardı. Gülce’nin diline hepsi alışmıştı demek ki… “Giderayak bunun da bir tarafını kaldırdı.” dedi Elif yanındaki arkadaşına. Nurbanu kaşlarını kaldırdı, “Pardon?” dedi. “Kim için dedin sen onu?” diye sordu Hazel. “Kendini Aksel’in sevgilisi sanan sana dedim canım. Kaç kişi geldi geçti önümden böyle senin gibi. Merak etme Gülce iki güne kalmadan senin de defterini dürer.” Hazel Nurbanu’ya baktı. “Ne diyor bu?” diye sordu kendini frenlemeye çalışarak. “Benden öncesi umurumda olmaz geçmişi köpekler eşeler.” dedi Hazel sakince. Elif buna bozulmuştu. Hazel de Elif’in söylediklerine bozulmuştu ama yansıtmamaya çalışıyordu. “Kendini böyle kandırmaya devam et. O altındaki arabaya güveniyorsan Aksel birkaç aya altına araba çeker seni de şutlar merak etme.” Tüm bu konuşmalara Gülsüm Hanım şahit oluyordu. Diğer herkes kendi haline öyle bir dönmüştü ki kimse onları duymuyordu. Hazel bu polemiğe daha fazla devam ettiği takdirde bu seviyesizliğe dahil olacağından ötürü susmayı tercih etti. Son cümleleri kurmasaydı belki hala onunla polemiğe girmeye devam edebilirdi fakat o yıllardır bu mahallede oturup Aksel’i tanıyamamıştı. Hazel ise birkaç günde tanıtmıştı sadece onu. Güvenmesi de uzun sürmemişti. Çünkü inanmıştı. O kadar inanıyordu ki bu inancı Aksel’den başkası bozamazdı. O yüzden Elif’in söylediği şeylerin içi o kadar boş hissettiriyordu ki bunu kafasına takma ihtiyacı hissetmedi bile. Güldü sadece. İçinde bir nebze şüphe oluşmadı. Aksine az önce oluşan tüm olumsuz hisleri birden yok oldu. Nurbanu Elif’e her an dalacak gibi duruyordu. Hazel usulca kolunu okşadı. “Pişen pidelerden yesek mi aşırı acıktım ben.” dedi usulca. Nurbanu Hazel’in gözlerine baktığında gördüğü his kümesi ile anında ikna oldu. Arkalarını dönüp fırının ön üne gittiklerinde taştan yapılmış kubbe gibi olan fırının içinden çıkarılan pidelerden aldılar birer tane. “İnanmadın ona dimi? Aksel abim öyle biri değil. Hele de senden öncesiyle ilgili dedikleri deli saçması. Aksel abimin yanında annesi ve kız kardeşi haricinde hiçbir kız görmedim ben.” Nurbanu Aksel ve Hazel’in arasının bozulmasından o kadar korkuyordu ki… “Nurbanu sakin olur musun? Elbette inanmadım. Hem benden öncesi gerçekten beni ilgilendirmez. Beni ilgilendiren bir durum olsa Aksel bana söylerdi bence. Hem biz resmi olarak sevgili bile sayılmayız. Yani kanka kanka takıyor gibiyiz de ama sevgili gibi birbirimize aşkla bakıyor gibiyiz de… Anlamıyorum biraz garip aramızdaki şey. Ama huzur verici.” Nurbanu derin bir nefes verdi. “Elif’in Aksel abime takık olduğunu anlamamıştım biliyor musun? Gülce de ne cingözmüş. Şak diye anlamış her şeyi. Ama aferin tuttum bu kez onu. Son cümleleri olmasaydı daha iyi olurdu ama. Sana yamuk yapmadığı sürece bin yaşayabilir.” Hazel ile ikisi gülüştü. “Çok garip değil miydi az önce yaşadığımız şey. Hayatım boyunca bir daha bötle gairp bir şey yaşar mıyım bilmiyorum.” dedi Hazel. “Ah benim elit kuzum. Mahalle ruhu kaostan beslenir. Alış buna gelin olacaksın bu mahalleye.” Hazel pideden bir ısırık alıp, “Of gelin kelimesini önümüzdeki on yıl duymak istemiyorum yaa.” Nurbanu kahkaha attı. O sırada Gülkız Hanım çıktı dışarı. Hazel’in yanına gelip, “Kusura bakma kızım. Bizim kız biraz patavatsızdır. Ne dediğini kulağı duymaz pek. Ama o da büyüyecek inşallah.” dedi. “Yok sıkıntı değil, beni bozmadı o kızı daha çok bozdu.” “O alışkın boşver sen onu. Sen misafirsin.” Hazel ilk başta söylediklerine mutlu olsa bile son dediği kalbini epey kırmıştı. O kızı kendilerinden sayıyordu ama Hazel’i misafir olarak görmüştü. Hazel anlayışla başını sallayıp gülümsedi ama yutkunmak zorunda kalmıştı. “Gülkız bir baksana.” diye seslenen bir kadın ile yanlarından ayrıldı. Hazel’in düzelen modu birden yine düşmüştü. “Gülkız Sultan bir tanedir ya. Seni de sevdi gerçekten.” dedi Nurbanu. “Ne güzel işte.” dedi Hazel. “Ama hayatın ne getireceği belli olmaz sonuçta. Aksel ile evlilik hayalleri falan kurmuyorum. Sadece onu sevdim ve iyi anlaşıyoruz. Henüz hala onsuz bir hayat düşünemiyorum kıvamına gelmedim. O yüzden bazı şeylerin bu denli çabuk gelişmesi hoş olmaz. Gerek yok yani.” Nurbanu iç çekti. “Sen bir şeye kırıldın yine. Böyle konuştuğuna göre.” “Mantıklı değil mi? Hemen gelin muhabbetleri. Yaşım daha on dokuz benim. Aksel yirmi üç olabilir. Bu benim umurumda değil.” Hazel bir yudum su içti önündeki bardaktan. “Ne zaman bitecek Gülsüm ablaya sorayım. Olmadı ben gideyim onu almaya gelirim.” “Gerçekten bir şey olmuş.” dedi Nurbanu. “Gülkız ablaya mı darıldın. Sen misafirsin dediği için darıldın dimi ona, tanıyorum ben seni.” Hazel omuz silkti. “Boşver bebeğim. Başım ağrıdı zaten. Ben kaostan pek hoşlanmıyorum biliyorsun gideyim en iyisi yetti bu kadarı.” “Böyle bırakmam ama ben seni. Hem daha ancak pideleri yapıyorlar bunun daha akşamı da var. Mahallenin hoparlörünü getirteceğiz oyun oynayacağız.” Hazel’in hiç canı çekmiyordu. Bu ortam onu çok germişti. “Lavaboya gireyim o zaman.” dedi Nurbanu’ya. “Tamam sen geç içeri. Hem ilik soldaki kapı.” Hazel başıyla onayladı ve içeri girmek için kapıya yöneldi. Kapının yanında bekleyen Elif ve arkadaşıyla göz göze gelince içindeki anlamsız his tekrar kabardı. Kıskançlık mıydı bu kestiremiyordu. İçeri girdiği zaman ilk soldaki kapıyı açtı. Ama burası lavabo değildi. Arkasını döndüğünde kapı aralığından Nurbanu’yu gördü. Nurbanu, “Gir gir.” diyerek içeriyi işaret etti. Hazel bunu duymamıştı ama dudaklarının hareketinden anlamıştı. Odaya girdiği an buranın Aksel’in odası olduğunu anlamıştı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE