Kapı kapandıktan sonra bir süre yerimden kıpırdamadım. Ardından esen havada bile bir başkaldırı kokusu vardı. Dağdaki o anı, gözümün önünden gitmiyordu. Sisli yamacın ardında bir gölge belirip üzerime atladığında refleksle savunmaya geçmiştim ama karşımda bir terörist değil, siyah saçlı bir fırtına vardı. Koluma bıçağı sapladığında gözlerinde ne korku ne tereddüt vardı. Sadece kararlılık vardı.Öldürmeye değil, hayatta kalmaya kararlı birinin bakışı. Benimle dövüşmeye başladığında, hareketlerini savuşturdum ama yeterli değildi. Göğsüme diz atmaya çalıştığında mecburdum. Onu durdurmak için elimdeki tek şey, sert bir darbeydi. Karnına yediği tekmeden sonra ancak kelepçeyi takabildim. Aksi hâlde, muhtemelen ya o ya ben orada kalacaktık. Masama geçtiğimde sandalyeme yaslandım. Sol kolum hâlâ sı

