“Şimdi sıra bende,” dedim ona yaklaşırken. Pars başını hafifçe kaldırıp bana baktı. “Ne sırası?” “Pansuman sırası,”dedim çantamı sandalyeye bırakırken. Cevap vermedi, sadece bir süre gözlerimin içine baktı. Ardından dudak kenarıyla belli belirsiz bir kıpırtı oldu. “Hayır dersem, ısrar edecek misin?” Omuzlarımı silkerek hafifçe gülümsedim. “Sence?” O an iç çekip başını eğdi, kolunu usulca yukarı kaldırdı. Sessizce yanı başına geçtim, kollarını hafifçe sıvadı. Antiseptiği gazlı beze dökerken sessizlik ağırlaştı. Kolunu tutup hafifçe yana çevirdim. Parmak uçlarım, tenine değdiğinde irkildiğini hissettim. Ama geri çekilmedi. “Yanında pansuman malzemesiyle geziyorsun ha?” dedi alçak bir tonda. “Her zaman hazırlıklıyımdır. Seni ne zaman bıçaklayacağımı nereden bileyim? İşimizi garantiye

