Pijamamı giyip uyumayı planlıyordum ki, gözüm dolabın üstünde duran eski, dikdörtgen bir kutuya takıldı. Tozlu kapağı ve köşelerindeki hafif aşınma, uzun zamandır orada olduğunu belli ediyordu. Merak, ayaklarımı kendi kendine hareket ettirdi. Parmak uçlarımda yükselerek uzandım ama kutuya dokunduğum an dengemi kaybettim. Sertçe yere düştü. Kapı anında açıldı. Pars’ın iri gövdesi eşiği doldurdu. Bakışları doğrudan yerdeki kutuya kaydı. “Yerinde olsam eşyalarımı kurcalamazdım, Büge,” dedi. Kızgın gibi değildi ama yüzünde kutuyu açmamış olmamın da rahatlığı vardı. Kaşlarımı kaldırdım. “Ne kurcalayacağım be? Kendiliğinden düştü.” Pars ağır adımlarla içeri girdi, kutuyu yerden alıp avuçlarının arasında tarttı. Bakışlarını benden ayırmadan, dudaklarının kenarı belli belirsiz kıvrıldı. “Em

