2019 Antalya
Vera
"Girmem o bunağın altına!"
Doğu abinin gözleri sinirden seğirse de umursamadım. Kararlıydım, o adamla yatmayacaktım!
"Kızım sen beni sinir hastası etmek için mi uğraşıyorsun lan?!"
Doğu abinin masaya şiddetle vurmasıyla yerimden sıçradım.
"Yatmayacağım ne demek oğlum?!"
Korksam da derin derin nefesler alarak sakin kalmaya çalıştım.
"Yatmam o adamla!"
Doğu abi, sağ kolu Mahmut'a baktı.
"Mahmut.. bunu götür Mahmut.. bunu götür ki ben ağzını yüzünü dağıtmayayım Mahmut!"
Söz dinlemediğimizde bizi dövmeyi severdi Doğu abi. Zaten çoğu isteğini de böyle yaptırırdı ama ben onun en çok kazandıran kadınıydım. Vücudumda bırakacağı her hasar onun binlerce dolarına mal olurdu.
Tabii o da bunun bilinciyle beni kolay kolay dövemiyordu. Şu an bunun için de ayrıca çıldırdığına emindim.
Mahmut beni oturduğum yerden kaldırıp dışarıya çıkardı. Karşı çıkmadım, sabaha kadar burada oturacak halim yoktu.
"Kızım neden kızdırıyorsun abiyi lan?!"
Ona ters ters baktım.
"Söyledim ya Mahmut, yatmayacağım o herifle!"
Mahmut sabır çekti.
"Senin işin bu gerizekalı! Adam kaç bin veriyor, haberin var mı?"
Hınçla karşılık verdim.
"Kaç veriyorsa veriyor, bana ne? İstemiyorum işte, yatmayacağım!"
Mahmut kolumdan tutup sinirli sinirli yüzüme baktı.
"Vera! Saçma sapan konuşma! Adam istemiş, Doğu abi anlaşmış; sen de denileni yapacaksın! Ne desin şimdi abi adama, o...pum seninle yatmak istemiyor mu desin?!"
Mahmut'un yüzüne kötü kötü bakıp kolumu tutuşundan kurtardım. Bir şey demeden arkamı dönüp aşağıya indim. Çok acil bir şeyler içip kafamı dağıtmam gerekiyordu.
Barın önündeki taburelerden birine oturup barmene doğru konuştum.
"Sert bir şeyler ver bana."
"Hay hay, Vera hanım."
Önüme konulan bardağı kafama dikip yenisini istedim. Hala düşündükçe sinirleniyordum.
Adam, benim düzenli müşterilerimden birinin babasıydı. Müşterimin bile benden en az on beş yaş büyük olduğunu düşünürsek babası atmış, yetmiş yaşında vardı.
Yaşlı müşterilere çıkmak midemi bulandırıyordu. Genelde hep kırk yaşın altındakilere çıkıyordum.
Elin bunaklarının altında ne işim vardı benim?!
Hem biliyordum ki o yatakta onların baba oğul olduğu da mutlaka aklıma gelecekti. Daha çok tiksinecektim. Baştan sona tam bir fiyaskoydu yani bu iş.
İstemiyordum!
Yeni kadehi de kafama diktim. Üçüncüyü isteyecektim ama barmenin vermeyeceğini biliyordum.
Bizim bu mekanın sınırları içerisinde sarhoş olmamız kesinlikle yasaktı. O yüzden iki kadehten fazlasını vermezlerdi.
Sinirle soluyarak sakinleşmeye çalıştım. Olay çıkarmanın bana bir faydası olmayacaktı.
Ben kendi kendime sinirimi törpülemeye çalışırken saatin epeyce bir geç olduğunu fark ettim. Kızlar yavaş yavaş müşterileriyle yukarıya çıkmaya başlamıştı bile.
Meraksız bir halde - sadece yukarıya çıkmayıp burada oturma süremi uzatmak için - etrafıma bakındım. Mekan hala doluydu.
Sonra tekrar önüme döndüm. Kısa, siyah elbisem vücudumu sıkıyordu; içinde hiç rahat değildim ama alışkındım da bir yandan, sonuçta hep böyle elbiseler giyiyordum. Eh o...puluğun şanındandı sonuçta.
Ne kadar daha zaman geçti bilmiyorum, oturduğum yerden kalktım çünkü Mahmut ileriden bana kaş göz yapıyordu.
Bunca saat olmasına rağmen hala beni çağırdığına göre demek ki adam için başka bir kız ayarlamamışlardı.
İçime derin bir nefes çekip kendimi telkin ettim.
İşim buydu.. ve ben işimi her zaman çok iyi yapardım.
Arslan
Bir saattir gözlerimi üzerinden bir an olsun çekmeden izlediğim kadın ayağa kalkıp merdivenlere yöneldi.
Yürüyüşü öyle dik ve kendinden emindi ki mekan onunmuş deseler şüphe duymadan inanırdım.
Gözden kaybolduğunda ayaklandım. Kadınları yukarıya göndermiştim, beni bekliyorlardı.
Merdivenlere ulaşıp tam ilk basamağa çıkmıştım ki beynimde bir şimşek çarptı.
Yukarıdaki odalar seks yapmak içindi. Burada çalışan o...pularla seks yapmak için..
Dondum kaldım. Yani o kadın.. eskort muydu?
Ayağım bir adım daha ileriye gitmezken kaşlarım çatıldı. İçimde nedenini bilmediğim bir öfke peydah oldu.
Sonra hızla çıktım merdivenleri odaların önünden geçerken o kadının hangi kapının arkasında olduğunu merak ettim. Ve kimle olduğunu da.
Bana ayrılan odanın önüne geldiğimde kapıyı açıp içeriye girdim.
Yukarıya gönderdiğim kadınlar elbiselerini çıkarmış, yerine birer gecelik giymişlerdi.
Ve gece saçlı kadın belki de şimdi yan odadaydı.
Derin birkaç nefes daha alarak kendimi içinde bulunduğum anda kalmaya zorladım.
"Soyunun!"
Kadınlar dediğimi ikiletmedi. Odadaki küçük bara ilerleyip kendime bir içki doldurdum. Sonra bu bardağın yetmeyeceğini anlayıp şişeyi kafama diktim.
İsmi neydi?
Önümdeki kadınlara bakıp aklımı buraya vermeye çalıştım.
Ne zamandır burada çalışıyordu?
Yatağın hemen yanında durup bana gülümseyen kadınlar.. tam olarak birer o...puydular.
O niye öyle gelmemişti?
Neden o kadının bir eskort olabilme ihtimali tek bir an aklımdan geçmemişti? Oysaki dakikalarca izlemiştim onu.
Kapalı mı giyinmişti?
Hayır, üzerinde bedeninin tüm güzelliğini itinayla gözler önüne seren minicik bir elbise vardı.
Yüzü mü çok masumdu?
Hayır, yüzü hiç de çocuksu değildi. Genç olduğu belliydi ama kadınsıydı da. Zaten simsiyah saçları da çehresini sertleştiriyor, onu masumiyetten uzaklaştırıyordu.
Bugüne kadar envaiçeşit o...pu görmüştüm. Genelde yabancı sarışınlar ten ve saç renklerinden dolayı daha masumane dururlardı, özellikle de işe yeni yeni başlamışlarsa. Ama kızıl ya da siyah gibi renkler bunun tam zıttı bir imaj yaratırdı.
Yani bence öyleydi.
Bütün gece bir kez bile gülümsememişti. Oysaki o...pular sürekli etrafa gülümser, erkekleri baştan çıkarmaya çalışırlardı.
Gece saçlı kadınsa beni bir kere bile görmemişti. Göz göze geldiğimiz o kısacık anın farkında bile olmadığına emindim.
Pencereye dönüp kendi yansımama baktım. Soyadım zaten kadınları bana çeken en büyük unsurdu ama ismimden arındığımda bile bence giderim vardı.
Yakışıklı bir adamdım, vücudum da sürekli yaptığım sporlardan dolayı oldukça iyiydi.
Sadece vücudumla bile hemen hemen her kadının arzulayacağı bir adamdım ama o.. o bir kez bile bakmamıştı.
Sinirle elimdeki şişeyi kafama diktim.
Beni nasıl görmezdi?
"Aşkım, gelmeyecek misin?"
Elini omzuma koyan kadına öyle kötü baktım ki korkarak bir adım geriye çekildi.
İşaret parmağımı yüzüne doğru sallayıp uyardım.
"Sakın, ben izin vermediğim sürece bana dokunayım deme!"
Kadın korkuyla kekeledi.
"Ta..tamam. Özür dilerim."
"Yatağa geç, beni bekle!"
Kadın dediğimi ikiletmeden yaparken şişenin dibini de mideme indirip tezgaha bıraktım.
Gözlerimi yatağa çevirdiğimde ikisinin de beni beklediğini gördüm. Şimdi gidip şu işi halletmeliydim.