13.Bölüm

1244 Kelimeler
"Hım, demek Alaz. Hoşuma gitti." dediğinde gülümsemeden edemedim. Hala orada kalmıştı, hoşuna gitmişti besbelli. "Bakıyorum da çok sevdin, dilinden düşürmüyorsun da." Başını salladığında, "Senden gelen kötü olabilir mi hiç?" Gülümsedim. "İkinci ismin olsun o zaman?" "Senin için güzelim, yarın mahkemeye gidip ismimi değiştirebilirim." Müzik mekanda çalmaya devam ediyordu. Yine uğultu vardı ama rahatsız edici boyutta değildi. Bizim gibi dans eden iki çift daha vardı. Çoğu insan masalarında koyu bir sohbetin içindeydiler. Kimi de stant olarak açılan küçük barların, içkilerin yanındaydılar. "Cık. Kimlikteki adını herkes biliyor, bilecek. Alaz ismi de ikimize özel kalsın." Yüzünü yüzüme yaklaştırdı. Boynuma girdi. Gözlerimi hazla anın ateşiyle yumarken onun sesini duydum. "Kalsın, Ateş kızı." Müzik değişirken Erzen hareketi durdurdu. "Masaya geçelim." Başımla onayladım. Aradan geçen zamanda Erzen yanına gelen insanlarla konuşmuş, beni bir kez olsun yalnız bırakmamıştı. Herkese geçiştirme cevaplar verirken oldukça ciddiyetini ve otoritesini koruduğunu fark ettim. Ayrıca bayağı namlı bir iş adamı olduğundan gerek çevresi hayli kalabalıktı. Davettekilerin neredeyse tamamı onu tanıyor, onunla konuşabilmek için yanıma geliyorlardı. Aklım bir anda o adama takıldı, Erzen'e bahsetmeli miydim bilmiyordum adamın sadece simasını biliyordum ve ne diye bahsedecektim adama hiç bir şey yapmamıştı. Sadece... bana bakmış, gülümsemiştim. bunu Erzen'e söylersem olay çıkartabilirdi. Şimdilik söylememem daha iyi olabilirdi. Masadan duran içkimi yudumladım, aradan biraz zaman geçtikten sonra bu ortamdan sıkıldığımı söyleyecekken biri daha yanımıza geldi. Gözlerimi devirerek arkama yaslandım. "Hanımefendi?" Ne? Bana mı diyor o? Kafamı sağa çevirdim, ona uzaylı görmüş gibi bakarken, birden elimi kavradığında elimi aldı dudaklarına götürecekken elimi kurtarıp yanağına tokat aldım. "Haddini bil!" dedim sinirlerim tepeme çıkarken. Yabancıların temasından hiç hoşlanmazdım! Erzen tepki vermeden beni izlerken hayretle ona baktım, nasıl oluyordu da tepki göstermiyordu? Onun yerine ben sinirleniyordum. "Görmedin mi yaptığını? Sapık resmen!" Erzen'in dudakları kıvrıldı. "Mehmet Uluhan. Kendisi benim moda arkadaşımdır." Gözlerimi kıstım. Adama dönüp baktığımda bana sırıtarak baktı. "Sapık mı?! Ayol bu da beni tacizci belledi ahaha!" Ayol mu? Erzen'le göz göze geldiğimde neler olduğunu tak diye anlamıştım. Adam... Neyse. Ona sinirlenerek baktım. "Bana bak Mehmet misin her ne haltsın umrumda değilsin tamam mı? Şimdi yıkıl karşımdan." "Ay naptım ben sana?!" diyerek gözlerini irileştirdiğinde ona baktım. "Ay ne yapmadın ki?" diyerek onu taklit ettiğimde burun kıvırdı. Erzen'e döndü. "Gidiyorum ben Erzen'ciğim, istenmediğim yerde kalmam ben!" "Aynen kalma sen hatta git uzaya taşın." dediğimde bana ağzını kapatarak pis pis baktı. "Terbiyesiz!" Gözlerimi devirerek bakışlarımı çektiğimde Erzen'le biraz konuşmuşlar ardından Erzen yanıma gelerek kolunu oturduğum sandalyenin üstüne koymuş, bana doğru eğilmişti. Gülüyordu. "Çok mu sinirlendin sen?" Dişleri sıkarak öne döndüm. Gülmesine ayrı sinir olmuştum. "Ne biçim arkadaşların var senin?" Geriye çekilmedi aksine boynuma girerek kokladı beni, sonra öptü. İçimden sıcak bir şeyler akmaya başlarken gözlerimi yumacak gibi oldum. Konuştu. "Her yerden tanıdıklarım var. Bu normal. Hem Mehmet zararsızdır, emin olabilirsin." "Ya sorma!" dedim geri çekilerek. Güldü. "Üstünde onun imzasını taşıyorsun ama güzelim." "Bu elbise onun tasarımı mı?" Başını salladı. "Eve gidince yırtacağım bunu! Bir daha sakın o adamın elbiselerini alma! Sakın!" Öfkelenerek önüme dönerken o pişkin pişkin güldü. Kulağıma yaklaştı. "Üstünde yırtsam?" dediğinde ona bakmadım bu kez. Sürünsün. Eli birden masanın altından yırtmacıma giderken elbisenin altına kaydı. Ağzından küfür çıktı. "Siktir!" Avucu bacağımın içine doğru kaydı. Göz göze geldik. "Jartiyer mi giydin sen?"  Hımladım, dudaklarım kıvrılırken. "Evet," dedim dudaklarına doğru konuşurken. "Senin için..." Şehvet dolu sesimden etkilenirken, "Hemen eve gidiyoruz Dilayda!" Gülümsedim. "Hay hay!" Sonunda bu sıkıcı davetten sonra asıl eğlenceye gidiyorduk. & Erzen, davettekilere haber vermeden direkt beni kaçırırcasına oradan çıkardığında arabaya jet hızıyla binmiş, eve gidiyorduk. Karanlık gecedeki ıssız asfaltta yol alırken sarı dev ışıkların gölgeleri üzerimize düşüyor ardından bizi karanlığa bırakıyordu. Sinsice gülümsedim. Bir elim onun vitesteki eline giderken yavaşça elinden başlayarak koluna doğru okşaya okşaya ilerledim. Kendini kastığının farkındaydım. "Kes şunu!" Kesmedim tabii. Cüretkâr tavrım alevlenirken avucumu onun omzundan göğsüne, ilk iki düğmesi açık gömleğin içine kaydırdım. Teni sıcacıktı. Kavrulmuş fındıklı çikolata gibiydi. Bayılıyordum ve delicesine zevk alıyordum. Hırlamaları artarken bacak arama düşen ateş gitgide artıyordu. Bacaklarımı birbirine bastırma ihtiyacı duyuyordum. Bacağımı öne çıkardığımda yırtmacımdan çıktı ve kırarak Erzen'in kucağına çıkardım. Daha fazla dayanamamış olacak ki arabayı sağa kırıp ıssız asfaltın kenarında durdurmuştu. Her iki yanımız ormandı. Ve şehir dışındaki yollardan birindeydik. Bana döndü. Işık yandan vuruyordu ama ona rağmen yüzünü iyi seçemiyordum ancak gözleri ateş gibi parlıyordu. Ona doğru yaklaşıp kucağına çıktığımda daracık koltuktan üstüne bindim, tenlerimiz yapıştı birbirine. Ellerim direkt yüzüne sakallarına giderken okşadım. "Şimdi sana neden Alaz dediğimi anlıyor musun?" Gözleri yay gibiydi, yüzüme bedenime alevli oklar fırlatıyordu. "Neden?" "Ateş gibi bakıyorsun." dedim nefesimi dudaklarına vererek. Koyulaşmış kıpkırmızı dudaklarına baktım. Nefesi sıklaştı. "Yapma..." Parmağımı dudaklarında dolaştırdım. Ona yakıcı bakışlar atarken yüzüne doğru eğildim. "Niye..." Gözlerini yumdu sıkı sıkıya, dişlerini sıkıyordu, farketmiştim. "Burada sevişmek zorunda kalırız." Sırıtışım büyüdü. Parmağımı yüzünde dolaştırmaya devam ettim. Gözleri açıldı anlık. Alev gibiydi. "Dilayda..." "Erzen..." diye fısıldadığımda yüzüne yaklaştım. Önce çenesini, ordan kayarak dudağının kenarını, ardından burnuna çıkararak burnunu öpmeye başladım. Öpücüklerim yavaş ve derindi. Ellerinin baskısını belimde hissediyordum. Beni kendine bastırıyordu. Altımda onu hissediyordum. Karnımda sıcak lavlar kaynarken kendimi ona bastırdım. Elleri belimden kalçama doğru kaydı. Okşamaya başladığında hem baskısı hem sıcaklığı dayanmamı zorlaştırıyordu. Dudaklarımı dudaklarına yaklaştırdım. Aradaki mesafe yok denecek kadar azdı. Göz göze geldik. Onun gözlerine bakarken parmağımı kirpiklerine, kaşlarına götürdüm. "Hani sen demiştin ya bana, seni sevmelerim, sevişlerim bitmiyor diye..." Yurkundu, ademelması hareketlenmişti. Bu beni fena halde tahrik ederken gözlerine baktım. "...benim de seni sevesim geliyor. Asla bitmiyor." Dudaklarına indi bakışlarım. "Asla." Daha fazla dayanamamış olacak ki dudaklarıma yapıştı. Derin baskısını hissettiğim dudakları yanıyordu sanki. Delicesine beni öpmeye başladığında başını sağa sola yatırarak beni büyük tutkuyla öpmeye devam etti. Sırtım direksiyona çarparken elini koydu, eli sırtımla direksiyon arasındaydı. Diğer eli yanağımda beni kendine bastırarak öpüyordu. Öpüşleri daha alevli, tutkulu hal alırken altım fena halde ıslanıyordu. Aniden beni direksiyondan çekip cama yasladığında cama bütün olduğumun farkındaydım. Onun üzerindeydim. "Bacaklarını arala!" Üzerinde kayıyordum ancak ikazıyla durdum, bacaklarımı daracık yerde ne kadar açabildiysem açtım. Bir bacağımı çekip beni yatırdığında geriye düştüğünü görmüştüm. Belim artık camda değil koltuktaydı. Kafam yamuk şekilde kapıya yasılı duruyor, Erzen beni çekiştiriyordu. Bu canımı yakmadı aksine beni daha da alevlendirmişti. Bacaklarımı iki yana açarak elini kadınlığıma getirdiğinde okşamaya başladı. İnledim. "Ahhh.... Erzen..." Eli... Dayanamacaktım. Gözlerimi yumarak kafamı koltuğa bastırdığımda derinin kokusunu alabiliyordum. Elinin hareketleri hızlandı, dokunuşları derinleşti, büyüdü. Parmakları aniden içime girdi. Üç parmağını sokmuştu. İçime girip çıkarken hızlıydı, sertti ama tutkuluydu da. "Erzen ahhh, nolur nolur.... AH!" İnliyor, çığlık atıyordum ama duymuyordu sanki. Yeterince ıslanmış kadınlığım daha fazla dayanamarak eline boşaldığımda derin bir haz ve rahatlama beni almıştı. Gözlerimi aralayarak ona baktım. Kadınlığıma dokunduğu parmaklarını yaladı. Gözümün içine bakarak. Gülümsedim. "Nasıl? Güzel mi bari tadı?" Doğrularak yüzüne yaklaştığımda ellerini belime dayadı. Nefesi yüzüme vurdu. "Çok güzel... Hayatımda yediğim en leziz tat senin." diyerek yüzünü boynuma gömdü, koklayarak öpmeye başladığında gözlerimi yumdum, ellerimi onun ensesine ve saçlarına geçirdim. Bir eli elbisemin dekoltesinden göğüslerimin üzerinde dolaşmaya başlayınca göğüs ucum anında uyarıldı. Sırıtışını boynumda hissettim. "Vücudunun verdiği tepkileri seviyorum," Derin bir öpücük hissettim boynumda. "Karşımda kıvranışını... o istekli hallerini..." Pişkince sırıttım. "Halinden memnunsun demek?" "Hıhım." diyerek boynumu ısırarak vakumlamaya başladığımda inledim. "Ahh Erzen!" Boynumu öpmeye devam ederken parmağı göğüs ucumu sıkmaya başladığında yerimde kıvrandım. "Erzen... Yapma- Ah!" "Dilayda," dediğinde geri çekildi, gözlerime baktı. Dağılmış haldeydim/dik. Parmağı dudaklarımı okşadı sertçe. "Seni istiyorum." Sırıttım. "Hımm, ne tesadüf, ben de..." diyerek parmağını ağzıma aldığımda hafifçe sürtünerek emmeye başladım. "SİKEYİM!" Ağzı aralandı, parmağımı emdikçe ağzıma soktukça sokuyor, daha çok almam için yalvarıyordu. Hafifçe ısırarak daha çok emdiğimde küfretti. Devam ettim. "Siktir... Ah ağzın... Evet, böyle... Devam et. Devam- SİKEYİM!" Onun bu halini görmek bana büyük bir haz verirken parmağını ağzımdan kurtardım. Duraksadı bana baktı. "Neden durdun?" Sinsice gülümsedim. Ona aşağıyı işaret ettiğimde durdu, kahkaha attı. "Sıra onda."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE