YSÇ 5

2967 Kelimeler
İyi okumalar canlar beğeni ve yorumlarınızı bekliyorum ? Nişandan sonra âdeta günler hızla ilerlemiş bahar iyice kendini hissettirmeye başlamıştı. Hatta dün hava o kadar güzeldi ki babamlar, bizim piknik mevsimi geldi diyerek dün akşam pikniğe gidelim diye plan yaptılar. İlkbahar ve yazları biz genelde her pazar Bahar'larla pikniğe gider, onlarla birlikte vakit geçirdik. Laf aramızda benim en sevdiğim mevsim yazdır, güneşi, denizi, kumu gerçekten çok severim ve bir an önce havaların denize girecek kadar ısınmasını sabırsızlıkla beklerim. Düşüncelerimden sıyrılıp ayaklarımı yataktan sarkıttım. Banyoya geçerek oradaki rutin işlerimi hallettim. Banyodan çıktığımda, ortalıkta kimse yoktu, demek ki bizimkiler hala uyanmamıştı. O zaman bugün kahvaltı benden, diyerek çayı ocağa koydum... Buzdolabından krep yapmak için yumurta, süt ve unu tezgahın üzerine çıkardım. Malzemeleri çırpma kabına koyup, çırpmaya başladım. Krep pişirirken aynı zamanda masayı hazırlamaya başladım. Kahvaltılıkları çıkardıktan sonra domatesle, salatalık çıkarıp söğüş şeklinde doğradım. Onların üzerine limon ve zeytinyağı da dökünce tamamdı. Herşey hazır olunca, bizimkilere neşeyle cıvıldadam "gü...nay...dın bugün pikniğe gidiyoruz millet hadi kalkın," diye avazım çıktığı kadar bağırırken, annem mutfağa geldi. Benim hazırladığım masayı görünce, hayretle kaşları yukarı kalktı. "Bugün hamaratsınız Ayşenur hanımcığım," deyince, ben de dayanayıp kıkırdadım ve tombul yanaklarından öptüm "günaydın sultanım, bugün hava çok güzel ve biz pikniğe gidiyoruz," diye sevinçle şakıdım. Biz konuşurken, babam da mutfağa yanımıza geldi, masayı hazır görünce bana sarılıp başımdan öperken "sen büyüdün de, masa mı hazırladın?" Diye küçük çocukla konuşur gibi konuşunca "ya baba," diye sitem ettim. Anneannemde mutfağa gelince masaya oturmak için hazırdık. "Hayırlı sabahlar. Sen mi hazırladın kızım sofrayı? Maşallah. Büyümüş artık bu kız Selma" dedi... Bu mevsimde Sapanca'nın havası çok güzel olur. Ah bir de geçtiğimiz tüm sokaklardan mis gibi hanımeli kokusu burnuma dolunca o kokuyu içime doyasıya çekmeden duramam. Bugün Sapanca'ya gelirken iki arabayla gelmiştik anneannem ve Yusuf abim de bizimleydi, hep birlikte güzel bir gün geçirecektik. Piknik alanına sabah erken geldiğimiz için fazla kimse yoktu. Hepimizi alması için iki masayı birleştirdik. Ayrı bir masaya da piknik malzemelerimizi koyduk. Özgür abi ile Yusuf abim iş bölümü yaptılar, biri semaver yakarken diğeri mangalı yakmaya başladı. Biz de Bahar'la birimiz masayı hazırlarken diğerimiz salata yapmaya başladık. Arada Yusuf abimle Bahar'ı birbirlerine kaçamak bakışlar atarken yakaladım. Onların bu hâllerine yüzümde gülümsemeyle bakarken düşündüğüm tek şey, olacaktı bu iş olcak. Az ileride top oynamak için gelen gençler biraz fazla ses çıkarınca o tarafa baktığımda bizim sınıftan Deniz'i gördüm, onunla göz göze geldik. Deniz başıyla selam verince, zoraki bir gülümseme gönderdim. Deniz arkadaşları ile oyununa dönerken, ben de sesizce Bahar'ın koluna vurdum. Bahar ne var dercesine bakınca kaş göz işareti ile Denizi gösterdim. Gözleri şaşkınlıktan kocaman oldu ve anında yanıma geldi "inşallah o salak gelip benimle konuşmaz. Yoksa abim parçalar onu," Özgür abinin mangal yaktığı tarafa baktığımızda onun keskin bakışlarının bizim üzerimizde olduğunu gördük. Bahar'la birbirimize bakış atıp aynı anda geri Özgür abiye döndük ve zoraki gülümseme gönderdik. Bizim bu garip hal ve hareketimiz Özgür abinin kaşlarının daha çok çatılmasına neden oldu, bizi kuşkulu gözlerle süzdü. Sonra yanındaki Yusuf abime dönerek birşeyler fısıldadı. Yusuf abimin bakışları bizi bulunca yanımdaki Bahar'dan bir iç çekme sesi geldi, oha yani artık Bahar! Bahar'a dönüp baktığımda onun baygın baygın ağabeyime baktığını gördüm; ya sabır. Masanın altından bacağına vurduğumda yüzünü buruşturup bana şaşkınlık içinde baktı. Ona yaklaştım ve kulağına sessizce, "kızım sen ne yapıyorsun bizimkiler burada!" O da beni taklit ederek sessizce "ay ne yapayım kızım ya, gördün mü bana ne güzel bakıyor boncuk boncuk" Onun söylediklerine daha fazla dayanamadım ve kahkahayı bastım. Kocaman adama boncuk boncuk denir mi ya, ben ona gülmeye başlayınca o da benim koluma çimdiği bastı orası ayrı tâbi. Yeminle bu kız gerizekalı, kolum acımıştı ama ya. Kolumu ovuştururken Bahar'a kötü bakışlar attım ve onun gibi sessizce "ama bu acıttı gerizekalı," bir de bana otuz iki diş sırıttı manyak, insan hakaret yeyince sırıtır mı ayol? "Sen de ota boka gülme kanka," deyince, ona dil çıkardıığımda bu sefer o gülmeye başladı. Bizimkilere kaçamak bir bakış attım, annemler koyu bir muhabbetin içindeydiler. Annem ile aynı olan gözlerimiz kesişince, annemin yüzünde garip bir ifade oluştu. Ne olmuştu ki şimdi? İşlerimiz bitince annemlerden izin isteyerek az ilerdeki gölün oraya gitmek istediğimizi söyledik. Annemle Seher teyzeden izin aldık, tam gideceğimiz sırada Özgür abi. "Oturun oturduğunuz yerde. Etraf it kopuk dolu," diye kükreyince, bizde suratımızı asarak yerimize geri oturduk, annemler bizim halimize kıkırdayınca daha çok surat astık... "Bu ne biçim piknik abi ya. Biz hiç gezmeyecek miyiz?" "Yemekten sonra birlikte gezeriz güzelim ben istediğin yere götürürüm seni" Bahar oflayarak yerine oturdu. Onun surat ifadesi beni güldürmüştü. Bahar bana ters ters bakınca gülümsememi yutarak etrafa bakındım, ilerideki parkta çocuklar koşturarak oyun oynuyordu. Salıncaklar boşalınca, Bahar kolumu dürttü "hadi gel salıncak boşaldı, sallanalım" salıncakların olduğu tarafa baktım, gerçekten çocuklar sonunda salıncakları bırakmış ve diğer oyuncakların yanına gitmişti. Hangimiz daha önce salıncağı gittik, kim daha hızlı salıncağı kaptı inanın bilmiyorum, galiba ikimizde ışınlanmıştık. Bahar'la gülerek salıncakta sallanmaya başladık, salıncakta sallanmak bizim için paha biçilmez bir eğlenceydi. Eğer boş vaktimiz varsa park gördüğümüzde Bahar'la salıncakta mutlaka sallanıyorduk. Bahar'la konuşup, gülüşürek sallanıyorduk ki, yan tarafımızda bir hareketlilik oldu. "Merhaba, nasılsınız?" Diyen Deniz yanımızda dikilince ona koro halinde "merhaba," dedik. Açıkcası ikimizde oturduğumuz salıncakta gerilmiştik, bizimkiler görürse olay olurdu. "Burada karşılaşmamız ne büyük tesadüf," diyen Deniz'e Bahar cevap verdi. "Hım öyle ailemizle geldik. Sen tek mi geldin?" Diye soru yöneltince, "yok arkadaşlarla kafa dağıtmak için geldik," derken Deniz hayran hayran Bahar'a bakıyordu. "Okul nasıl gidiyor Deniz? Çalışıyor musun sınava?" Diye Deniz'in dikkatini dağıtmaya çalıştım. Zira bu bakıştan Bahar rahatsız olmuş gibi bizimkilerin olduğu tarafa kaçamak bakışlar atıyordu. "Çalışıyorum Ayşenur. Bugün arkadaşlarla bir stres atalım dedik. Bu son hafta kafam iyice şişti. Bir haftadır matematik çalışıyorum" "Sen yine iyi çalışmışsın Deniz. Ben bu hafta kitap yüzü dahi açmadım," derken, bir gerçekle de yüzleşmiş oldum böylece, cidden ben bu hafta hiç soru çözmemiştim. "Sen nasılsın, ne yapıyorsun Bahar? Uzun zamandır konuşamadık. Benim teklifimi düşündün mü?" "Deniz sana o zamanda söylemiştim, biz seninle olamayız!" "Neden peki Bahar bunun nedenini bana hiç söylemedin kızım. Okulda konuştuğun biri olsa duyardım onu da duymadım, sebep ne o zaman?" Bahar sıkıntılı bir nefes alıp "bak Deniz benim bir..."diye devam edeceği sırada bir adet sinir küpüne dönüşmüş Yusuf abim kükreyerek "ne yapıyorsun lan burada? Çek o gözlerini belanı siktirme," diye Deniz'in üzerine yürüyordu ki salıncaktan indim ve abimin koluna yapıştım. Abimi kolundan çekerek Deniz'den uzaklaştırmıştım "hadi abi lütfen gidelim," dediğimde, abim hışımla bana öyle bir döndü ki, korkmadım desem yalan olur. "Kim lan bu zibidi? Sizin yanınızda ne işi var lan? Nereden tanıyorsunuz siz kızım böyle tipleri?" Diye kükreyince yardımı olur mu diye Bahar'a baktım ama Bahar başını eğmiş stresten elleri ile oynuyordu. Mecburen iş başa düştü. "Abi az sakin olur musun lütfen, Deniz bizim okuldan arkadaşımız. Onunla dersler hakkında konuşuyorduk. Sınav yaklaşıyor ya nasıl çalıştığımızı günde kaç soru çözdüğümüzü filan sordu," diye azıcık beyaz yalan konuşmuş olabilirim, yedi mi peki? Tabi ki de hayır. Ben onu sakinleştirmeye çalıştıkça abim kükremeye devam etti. "Bana bakın böyle tiplerle konuşup benim asabımı bozmayın! Geçin yerinize adam gibi oturun! Yok oturmuyoruz derseniz ben sizi oturtmasını bilirim!" Bahar bu sözü duyunca hışımla Yusuf abime döndü. "Abi şimdi biz ne yaptık da bizi azarlıyorsun? Bir yanlışımızı mı gördün? Sanki ben gel konuş demişim gibi davranmayı bırakır mısın artık!! Bu nedir arkadaş ya! Bir abim bir sen, biz büyüdük farkındaysanız!! Bırakın artık bu maço halleri canım, farkındaysan biz kendimizi koruyabiliyoruz," diye saydırırken ben ağzım açık, hayretler içinde ona baka kaldım. Ay ben şok, Bahar Yusuf abime ilk kez kafa tutuyordu. Yanımdaki Yusuf abim ağzının içinde "büyüdüğünün farkındayım," diye mırıldandı. Abimin söylediklerini duyunca yüzümde sinsi bir gülümseme belirdi. Bahar ayaklarını yere vurarak sinirli bir şekilde annemlerin yanına gidip oturdu, ben de sessizce Bahar'ın yanına geçtim. Bahar'ın koluna hafif bir çimdik attım ve kulağına sessizce fısıldadım "büyüdüğünü fark etmiş," dedim. "Ne diyorsun kızım sen?" Diye çemkirdi Bahar Hanım "abim diyorum, senin büyüdüğünü fark etmiş diyorum!" Bahar kocaman olmuş maviş gözleriyle bana bakarken, benim de dudaklarımdan ufak bir kıkırtı kaçtı. Bahar'ın yanakları kızarmaya başlayınca onun haline gülerek başımı kaldırdığımda sinirli bir çift siyah gözle karşılaştım, abim bize kadar kızgın bakışlar atarken Özgür abiyse birşeyden şüphelenmiş gibi beni inceliyordu. Onlar bana böyle kızgın ve şüpheyle bakınca yüzümdeki gülümseme soldu ve olduğum yerde sindim... Yemeklerimizi yedikten sonra annemler çay içerken mahalledeki olaylar hakkında konuşmaya başladılar. Mevzu yine aynıydı Melahat teyze ve onun dedikoduları. Laf aramızda bizimkilerin arasında onun ismi meraklı Melahat. Şimdi dediklerinizi duyar gibiyim sanki siz dedikodu yapmıyorsunuz diye, aaa teessüf ederim bizimkiler dedikodu değil durum değerlendirmesi yapıyorlar şekerim. Özgür abi konuşmak istediğini belli etmek için boğazını temizledi ve hepimizin kendisine bakmamızı sağladı. Sanırım önemli bir konuşma yapacaktı. "Baba Recep amca dükkanını satıyormuş," babamlar başını sallayıp onu onayladı, babam, "duydum oğlanlar okullarını bitirmiş. Recep'de geçen gün artık emekli olayım diyordu, e haklı adam yaşlandı. Çocuklarını büyüttü, duyduğuma göre ikisi de devlet memuru olmuş. O sebepten baba mesleğini yapmayacaklarmış." Ali amcada fırsattan istifade Özgür abiye "sen konuşmak isteyince, ben de bize gelin buldun sandım," diye laf soktu. Ali amcanın sözleri ile Özgür abinin keskin bakışları beni buldu. Onun bana bakışı ile benim yanaklarıma kan hücum ederken. Bir an heyecanlanmıştım. Seher teyze, "ah nerede Bey, ben de artık torun sevmek istiyorum diyorum ama beni dinleyen kim," onlar konuşurken, Özgür abinin gözleri benim üzerimdeydi. Onun bakışlarının derinliğinden yutkunup gözlerimi kaçırdım. "Benim size söylemek istediğim şey eğer izniniz olursa biz o dükkanı almak istiyoruz baba." Ali amca Özgür abiye "o dükkanı mı almak istiyorsun oğlum? İyi de orası tamirhane, sen ne anlarsın oğlum tamircilikten?" Diye sorunca Özgür abi "baba aslında orayı Yusuf almak istiyor. Recep amcanın istediği fiyat yüksek olduğu için ben de ona ortak olmak istiyorum. Yusuf dükkânı çalıştıracak, ben de kâra ortak olacağım." Yusuf abim "Ali amca biliyorsun benim mesleğim tamircilik ben Özgür abiden borç istedim. Abimde ortak olalım deyince size danışmak istedik. Eğer siz onay vermezseniz bankadan kredi filan çekerim hallederim bir şekilde" Babam "olur mu öyle şey oğlum! Biz ne güne duruyoruz. Elimizden ne gelirse yardım ederiz. Eğer siz Özgür'lenkarar verdiyseniz biz Recep'le konuşuruz" Ali amca "hafız onlar çoktan kararını vermiş. Biz yarın en iyisi gidip Recep'le konuşalım. Ayrıca bu işi olmuşbilin" değince ikisi de rahat bir nefes aldılar. Galiba ikisi de bu konuşmayı kendilerine sorun etmişlerdi. Bahar'la yemeği çok kaçırdığımız için voleybol oynayalım dedik. Abimler de bize katılınca ikili takımlar olduk. Biz Yusuf abimle ikili olurken. Bahar'da Özgür abiyle takım olmuştu. Oyuna başladıktan sonra Yusuf abim sert vuruşları Özgür abinin olduğu tarafa yaparken, Bahar'ın olduğu tarafa pek atmıyor hatta bazen bilerek onun attığı toplara vurmuyordu, bu nedenle biz maçı kaybediyorduk o sebepten sonunda isyan ettim. "Ya abi neden vurmuyorsun şu toplara ya?" "Yetişemiyorum kızım görmüyor musun Allah Allah" "Of ağabey ya, az önceki topa pekâlâ yetişe bilirdin!" "Yaşlandın mı lan? Ne o öyle yetişemiyorumlar!!" Yusuf abim Bahar'a kaçamak bir bakış atarak Özgür abiye cevap verdi. "Ayıp oluyor ama abi, ben senden iki yaş küçüğüm unuttun mu?" "Lan Yusuf, geç lan karşıma" Özgür abi bunları söylerken arada bana kaçamak bakış atıyordu. Oyunun ikinci devresinde Yusuf abimle Özgür abi daha sert oynamaya başladılar. Biz de Bahar'la onlara ayak uydurmak için daha çok toplara zıplamaya başladık. Bu yarışın tek iyi tarafı vardı yediklerimizi eritmiştik. Ara babamların olduğu tarafa bakıtığımda onlar koyu bir muhabbete dalmışlardı.. Bahar'ın attığı topa karşılık vermek için Yusuf abimle aynı anda hamle yapınca kafalarımız çarpıştı. Ben "ahhh," diye acıyan başımı tuttum, Özgür abi de yanıma geldi, "dikkat etsene oğlum! Kırdın kızın kafasını. İyi misin?" Derken Yusuf abime öfkeli bir bakış attı. Başımı sallayarak iyi olduğu mu belirttim. Özgür abi kolumdan tutup beni kaldırırken, "bugünlük bu kadar oyun yeter. Bir yerinizi sakatlamadan bırakalım artık," diye homurdanarak beni annemlerin yanına doğru çekiştirdi. "Ben iyiyim abi yürüye bilirim," diye kolumu onun tutşundan kurtarmaya çalıştım. Özgür abi de sanki kolumu tuttuğunu yeni farketmiş gibi elini kolumdan çekti. Masaya oturduğumuz da babamlar yeni çay yapmışlardı, sohbetler eşliğinde çaylarımızı içtik. Hava yavaş yavaş kararmaya başlayınca, biz de ortalığı toparladık. Bugün iyi eğlenmiştik biraz yorgunduk ama streste atmıştık... O günden sonra günler hızla geçti ve sonunda sınav zamanımız geldi. Sınavım istediğim gibi olmasa da fena geçmemişti. Bu arada Yusuf abim de dükkanı almıştı. Dükkanı aldıktan sonra annemle konuşmuş ve bana bir ev tutalım demişti. "Her gün git gel zor oluyor teyze. Bana bir ev bakalım ama size yakın olsun annemin böylece içi rahat eder," deyince annemden ensesine bir şamar yemişti. "Sen ne diyorsun sıpa? Burada biz ne güne duruyoruz. Al sana ev!" Diyerek son noktayı koymuş oldu. Böylelikle abim bize taşınmış oldu. Onun bize taşınmasından en çok kim mutlu olduğunu demeye gerek duymuyorum. Bugün bir değişiklik olsun diye Bahar'la çarşıya çıktık. Biraz vitrinlere baktıktan sonra çarkmesireye geçerek oradaki kafeye oturduk. Bizim yan tarafımızda kızlı erkekli bir gurup genç vardı. Biraz yüksek sesli konuşdukları için diğer müşterilerden rahatsız olanlar onları uyardılar ama az sonra yine sesli konuşmaya geri döndüler. Yani anlayacağınız bir değişiklik olmadı. Bahar telefona gömülmüş sosyal medya hesabına bakarken gözleri birden kocaman oldu ve "hiiih," deyince, ona doğru eğildim, "ne oldu?" Bir bana bir telefona baktı, sonra gözleri dolarak telefonu elime tutuşturdu. Ekrana bakınca her zamanki gibi sosyal medyada Yusuf abinin sayfasını incelediğini gördüm. Yusuf Öztürk, Hande Süer'le birlikte yazıyordu, şaşkınca Bahar'a döndüm. "Benim haberim yok. Ne zaman olmuş bu? Kim bu kız?" Diye sorduğumda, Bahar, "ben nereden bileyim kızım! Siz aynı evde değil misiniz? Sen bilmiyorsan ben nereden bileceğim!" Bizim gereksiz haklı bir noktaya parmak bastığı için sustum. "Ya...bu...kızla şimdi ciddiler mi Ayşenur? Daha önce Yusuf hiç böyle birşey yapmamıştı? İlk defa sosyal medya hesabına bir kız koyuyor! Yani ciddi ki koymuş dimi ama!" Nefessiz konuşan Bahar'a, gözlerimi devirdim, "bu sen misin Bahar? Hani nerede kendine çok güvenen kız! Nerede benden güzeli yok diyen kız? Kendine gel kızım, sen bu kıza on basarsın!!" Deyince, benimkinin omuzları çöktü, "sevdiğin adam senin güzelliğini görmüyorsa güzel olsam ne yazar." Ay bu kız cidden bu kadar karamsarmıydı ya, yoksa ben mi daha önce fark etmemiştim. Onun omzuna sert bir şekilde vurdum ve "kendine gel kendine!! Bu sen değilsin? Ona bunun hesabını soracağız. Kalk hadi tamirhaneye gidiyoruz," diye ayaklandım, Bahar sanki iki kafam varmış gibi bana baktı "kızım sen iyi misin? Ne diyeceğiz? Benim hesap sormaya hakkım mı var?" "Sen değil şaşkın ben ona hesap soracağım yürü," Bahar başını sen delisin dercesine salladı. Biz ayaklanınca yan tarafta ki guruptan bir genç "hayırdır güzelim, daha erken nereye böyle. Daha seninle tanışacaktık" "Bak işine," diye tersledim, "ooo en sevdiğimden. Ben sert kızları severim, bu arada ben Sertaç, tanışalım mı güzelim?" Konuşurken iyice yanıma yaklaştı, onu yok saydım ve Bahar'a "hadi kalk gidelim buranın tadı kaçtı," dedim. Bahar'ın kolundan tuttum, onu kaldırdığım sırada bir elde benim kolumu tuttu "ama olmaz ki güzelim! Daha tanışmadık sen daha bana ismini söylemedin! Olmaz böyle," diye konuşunca, hızla konlumu ondan kurtardım. "Bana bak! Çek o elini uza! Seni tanımak ve tanışmak istemiyorum anladın mı?" Diye resmen bağırdım arkadaki arkadaşlarından ooo sesleri gelince o da etrafına bakındı etraftan kınayan bakışları görünce daha fazla uzatmadan kolumu bırakıp yerine oturdu. Bahar'la biz de kasaya geçip hesabı ödedik. Sanayiye geldiğimizde bizim lokantanın önünden geçerken tedirgin olduk, abimin dükkanının olduğu köşeyi dönünce rahat bir nefes aldık. Abim dükkanın önünde bir arabayla uğraşıyordu, yanındaki çırak bizi görünce "usta misafirin var," dedi. Yusuf abim tamir ettiği arabadan kafasını kaldırdı. Bizi görünce, yüzü yavaş yavaş sertleşirken etrafa bakındı, "ne işiniz var lan burada!!" Diye bağırarak yanımıza geldi. Bize bağırırken bir yandan da etrafa bakıyordu. Bahar onun bu halinden korkmuş olmalı ki arkama saklandı. Bahar'a kızgın bir bakış attım, Bahar'da bana özür dilerim dercesine yavru köpek bakışı attı, zaten sen ancak saklan, dedim içimden ve derin bir nefes aldım. Abime sevimli bir şekilde gülümsedim "ne haber abicim nasılsın, inan biz de seni gördüğümüze çok sevindik," resmen zeytinyağı gibi üste çıktım, ne yapsaydım en iyi savunma saldırıdır demiş atalarımız. "Bana bak çok bilmiş eniştem biliyor mu buraya geldiğinizi? Bu kadar erkeğin içinde ne işiniz var kızım!" Saldır Ayşenur dedim içimden "ne işimiz var güzel soru abicim!! Biz çarşıda gezerken senin yanına da bir uğrayalım dedik. Seni ziyarete gelen misafirlere hep böyle kötü mü davranıyorsun? Yakışıyor mu hiç sana? İnsan gelin kızlar bir çayımı için der," dimi ama hep azar hep azar olmaz ki canım aaa. Abim kolumdan tutarken homurdandı. "Yürü yürü başımın belası, burada ki adamların gözlerini oydurmadan yürü," diyerek resmen kolumu koparmak ister gibi kolumu tutarken bir yandan da çırağına, "ben birazdan gelirim göz kulak olun dükkana," diye söylendi. Abim beni kolumdan tutarak sürüklemeye başlayınca ben de Bahar'ın koluna yapıştım, anca beraber kanca beraber dimi ama. Yusuf abim bizim lokantaya girince bizi direk Özgür abinin ofisine götürdü. Özgür abi bizim birbirimize yapışmış halimize hayırdır dercesine baktı. "Abi bizimkiler bana çay içmeye gelmişler. Sen ısmarlasana benim elimden bir kaza çıkmadan," amanın o kaşlar daha mı çok çatıldı ne? Aha şimdi boku yedik, " bir defa sorucağım ve sizde düzgün bir şekilde yanıt vereceksiniz. Ne işiniz var lan sizin sanayide? Araba aldınız da benim mi haberim yok?" Bahar anında "şimdi abicim biz Ayşenur'la çarşı da geziyorduk, yorunlunca kafeye oturup kahvelermizi içerken Ayşenur sosyal medyada Yusuf abinin paylaşımını gördü. Bana baktı ve aa Bahar görüyor musun abim sevgili yapmış! Haberimiz bile yok, bu kız kimmiş neymiş? Ne iş yaparmış bir soralım dedi? Şimdi abicim ben de ona dedim ki kızım akşam olduğunda aynı evdesiniz sorarsın ne bu acele dedim ama kabul etmedi! Kolamdan tuttuğu gibi beni de buraya getirdi! Yani ben gelmek istemedim!" E yuh yani be kızım, bir insan bu kadar da gömülmezdi ki! Bahar bunları nefes bile almadan konuşunca ağzım açık ona baka kaldım. Bir dakika bir dakika biraz önce tüm suçu benim üzerime mi attı o? Yoksa bana mı öyle geliyor? Ben bunları düşünürken Özgür abi oturduğu yerden resmen Bahar'ı öldürecek gibi baktı "ben size yalnız dışarı çıkmayın demiyor muyum kızım? Dışarda iti var uğursuzu var benim elimi belaya sokmayın! Lan oturun oturduğunuz yerde!" Oh iyi oldu sen tüm suçu benim üzerime atar mısın? Azıcık ta sen ye fırçayı dedim içimden. "Şimdi abcim olay şu ki bizim evde canımız sıkıldı. Bir hava alalım dedik, hata mı ettik yani anlamadım ki! Sıkılıyorum evde ne yapayım!" "Ben seni şimdi bir sıkıcam Bahar göreceksin o zaman sıkılmayı!! Canın çok sıkılıyorsa gel çalış yanımda!" Bu öneriye iki kişi birden "HAYIR" dedi...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE