38. BÖLÜM Sinirle ayağa kalkıp telefonu elime aldım, Kılıç’ı aradım. Kapalıydı. Bu beni daha da öfkelendirdi. Hemen mesaj attım: Hani göreve çıkmayacaktın artık?! Sabah gidip akşam geleceğim demiştin! Şimdi telefonun bile kapalı, sana ulaşamıyorum… Bütün sinirimi Kılıç’tan çıkardım, sanki suçlu oymuş gibi. Mesajları silsem mi diye düşündüm bir an ama sonra vazgeçtim. “Gitmeseydi,” deyip omuz silktim. Üzerime sıkıca giyindim, pikeyi başıma kadar çektim. Sanki görünür haldeki bütün çıplaklığı, o kırılganlığı örtmeye çalışıyordum. Kendimi affedemiyordum. Nasıl çıkmıştım öyle kapıya? Aklım neredeydi acaba? “Off Kılıç, neden gelmedin sanki…” diye içimden geçirerek kendime kızıyordum. Bari parfüm sıkmasaydım ya… Bu düşüncelerle uyuyakalmışım. Sabah kapım, sanki alacaklılar gelmiş gibi şid

