37. BÖLÜM Günler tatlı tatlı geçiyordu. Kılıç’tan yalnızca at binmeyi değil, silah kullanmayı da öğrenmeye başlamıştım. Korkularımla yüzleşmem gerektiğini, kendimi savunmam gereken durumlarda ne yapmam gerektiğini tek tek anlatıyor, sonra da birlikte uyguluyorduk. O gün, ahırın arkasında, atların koşturduğu geniş alandaydık. Yakın dövüş çalışmaya başlamıştık ki, bir anda beni yere serdi. Ardından hızla üzerime kapaklandı. Burnumuzu birbirine sürterek gülmeye başladık. “Çok ağırmışsın,” dedim kıkırdayarak. “Biliyorum,” diye karşılık verdi. “Biliyorsan kalksana üstümden.” Onu itmeye çalıştım ama hala gülüyordum. “Kurtulamayacağını hâlâ öğrenememişsin demek,” dedi, vücudunu daha da yaklaştırarak kaçmamı iyice engelledi. Nefeslerimiz sıklaşmıştı. Gözlerimiz, dudaklarımızda gezinirken “B

