40. BÖLÜM Kızılcık’a sımsıkı sarıldım. Yüreğimdeki fırtınanın dinmesini bekler gibi... Gözyaşlarım yanaklarımı ıslatmayı çoktan bırakmıştı ama içimdeki sızı daha da derinleşmişti. Ayaklarım artık beni taşımıyordu. Dizlerimin bağı çözülmüş gibi, yavaşça duvarın dibine çöktüm. Sırtımı soğuk taş duvara yasladım. Gözlerim, başımı göğsüme düşürmemle birlikte karardı. Derin bir iç çekişle nefes aldım. Kızılcık usulca yanıma geldi. Başını dizime koydu. İçim bir nebze olsun ısındı onun varlığıyla. Yalnız değildim. Hiçbir şey söylemeden, sadece orada durarak, bana dünyadaki en büyük teselliyi veriyordu. Sessizlik… Ve sıcaklık… Beni ısıtmıştı. Varlığı titrememi durdurmuştu. Ağlamam dinmişti. Gözyaşlarım kurumuş, sadece gözlerimin kenarında tuzlu bir iz kalmıştı. Sakinleşmiştim. Derin bir boşluğun

