24. ƁÖLÜM Ben hâlâ yüzümdeki sıcaklığı dindirmeye çalışırken, Kılıç yavaşça doğruldu yatakta. O da benim gibi tam uyanamamıştı ama gözlerinin içi gülüyordu. “Ne var öyle bakma,” dedim, battaniyeyi yarı yüzüme çekip göz ucuyla onu izlerken. “Bakmıyorum ki…” dedi, sesi alaycı ama yumuşaktı. “Sadece… sabahları böyle uyanmak da güzelmiş, onu fark ettim.” Yutkundum. Kalbim göğsümün içinde minik yumruklar atıyordu. Oysa ne çok üzülmüştüm dün gece, ne çok ağlamıştım. Ama şimdi… Sanki içimde minik bir filiz yeşermeye başlamıştı. Andan kurtulup kendimi hızla yataktan attım. Kılıç'la konuşmam gereken önemli bir konu vardı: çarşaf meselesi. Bu konu içimde büyüdükçe tüylerim diken diken oluyor, içim kararıyor, boğazımda kocaman bir yumru oturuyordu. Ama... bunu nasıl açacaktım? Nereden başlayacak

