Eş bağı mı ? 🔗

1201 Kelimeler
CELINA Adonis’e onunla eşleşmeyeceğimi söylediğimde öylece kaldı. Gözlerinden acı okunuyordu. Ama bu şekilde kırdığım için içimde bir sızı hissettim. Sanki yanlış bir şey yapıyordum. İçimdeki her hücrem bu söylediğimi geri almam için çırpınıyordu. Ama yapmadım. Onunla eş değildim. Kurt adam olmadığım için bu eş bağını hissetmiyordum. Bu benim suçum değildi. Üstelik yaşadığım onca şeyden sonra onu öylece kabul edecek değildim. O konuşmayınca devam ettim. ‘Beni asla burada tutamazsın. Beni aşka hapis edemezsin’ dedim Adonis üzüntüyle gözlerime bakmaya devam etti. Sonra ‘Celina seni hiç bir zaman burada hapsetmiyorum. İstediğin zaman istediğini yapabilirsin. Seni zindana atmayacağım yada sana asla zarar vermeyeceğim. Sana zarar vermek yerine ölmeyi tercih ederim’ dedi. Bakışlarından sözlerinde ciddi olduğunu anlıyordum. Sonra devam etti. ‘Ben senin düşündüğün gibi biri değilim. Asla seni zorlamam. Zindana atmam. Alfa olduğum için kötü olduğumu sanıyorsun. Yanılıyorsun’ dedi. Onu tanımıyordum. O yüzden nasıl biri olduğunu bilmiyordum. Belki sözlerinde haklıydı. Gözlerine baktım. ‘ Buradan istediğim zaman çekip gideceğim bana bunun garantisini verecek misin yoksa beni zindana mı kapatacaksın?’ diye sordum. Bir elini kaldırdı ve parmaklarıyla saçlarını taradı. O saçları dokunmak istediğimi fark ettim. Sonra kendime kızdım. Gerçekten Celina! Adonis çok sinirli öfkeli gözüküyordu. Bu öfkenin kime yönelik olduğunu bilmiyordum. Adonis ‘bak istediğin zaman gidebilirsin. Sana engel olmayacağım. Seni asla zindana kapatmayacağım. Bunu yapmaktansa kendimi kitlerim. Tamam mı?’ Dedi Onu acı içinde zindanda kitli bir şekilde düşündüğümde kalbim sızladı. Ona karşı bu kadar çabuk yelkenleri indirmem ve üzülmem olası değildi. Bana neler oluyor diye düşünmekten kafam patlayacaktı. Adonis konuşmaya devam etti. ‘Ama gitmemeni tercih ederim’ dedi. Omuzları çökmüştü. ‘Celina gitmemeni istiyorum. Benim için kalmanı istiyordum. Buradan gidersen neler olacağını bilmiyorum’ dedi. Gözlerine baktığımda Poseidon’un yüzeye çıktığını fark ettim. Adonis onu geri itmeye çalışıyordu. Bunu görebiliyordum. Fısıltıyla ‘Bunu düşüneceğim’ dedim. Kafamı biraz toparlamalıydım. Düşünmeye ihtiyacım vardı. Gerçekten çok boğucu hissediyordum. Zaten Adonis’in yanındayken hislerim çok arttığı için bir şeylere odaklanmak zor oluyordu. Ondan uzaklaşarak odama girdim. Adonis kapıya yaklaşıp kapısında durdu. Kapımı tutarak ona ‘Odana git’ dedim. O da ‘burada duracağım ve seni rahatsız etmeyeceğim’ dedi. Dün gece de öyle söylemişti ama sabah kalktığımda yanımdaydı. Bu yüzden ona inanmadım. Ona tekrar ‘odana git dedim’ dedim. O da bana gözlerini dikti ve ‘bu mümkün değil. Poseidon buradan uzaklaşmama izin vermiyor. Lütfen beni anlamaya çalış. Ben de zor zamanlar geçiriyorum‘ dedi. Onu anlamaya çalıştım. Muhtemelen hemen eşini bulup onunla eşleşme istiyordu ama şansına ben çıkmıştım. Ben de kolay lokma değildim. ‘Pekala. Sonra nişanlın sana kızmasın aşağıda bayağı olay çıkardı da’ dedim. Bakışlarımı bir yere bir ona çevirdim. Adonis’in dudağının kenarının kalktığını gördüm. Sırıtıyor muydu? Kıskandığımı düşünüyordu. Öfkeyle kollarımı göğsümün altında birleştirdim. Bir adım atarak bana doğru yaklaştı. Şimdi çok yakındık. Burnu neredeyse burnuma değiyordu. Bu eşsiz tatlı erkeksi kokusu burnuma geliyordu. Tanrım! Neyle sınanıyorum ben? Yunan tanrılarını bile kıskandıracak kadar heybetli ve yakışıklı bir adamla uğraşıyordum. Üstelik eşsiz kokusu da cabasıydı. Hiç çaba sarf etmeden tüm kadınları elde edebilecekken o benimle uğraşıyordu. Adonis ‘O benim nişanlım değil. Benim eşim sensin. Benimle eşleşmek istememen canımı acıtsa da sonsuza kadar böyle kalabiliriz’ dedi. Parmağıyla aramızı işaret etti. Nedense kızardım. Aramız da sanki bir şey varmış gibi hissettim. Mesela flört gibi.. Sakin ol kalbim. O bir Alfa ve bu çok tehlikeli dedim kendime. Ona karşılım ‘kendin bilirsin’ diyip kapıyı kapattım. Ardından kapıyı kitledim. Muhtemelen bu kilit ona karşı fayda etmeyecekti ama yaptıklarına tavrımı göstermiş oldum. Kırıldığımı bilmesi gerekiyordu. Bana doğruları söylememişti. Yatağıma uzandım. Gözümü kapatsam da hemen uyuyamacaktım. Tekrar düşüncelerimi Adonis istila etti. Kapıyı kilitlemiştim çünkü bir daha izin almadan odama girmesini istemiyordum. Ona karşı sinirim hala geçmemişti. Bana doğruları söylemediği için kendimi de suçluyordum. Onlara her şeyi bir anda anlatmıştım. Belki de bunu yapmamam gerekiyor. Belki de herkese çok çabuk güveniyordum. Bana zarar vermeyeceğini beni zindan atmayacağını hapset etmeyeceğini söylese de gene de ona güvenmeli miydim? İçimde bir yerde ona güvenmem gerektiğini söyleyen ufak bir kırıntı vardı. Ona koşup sarılmamı söylüyordu. Tüm acısını dindirmemi istiyordu. Adonis, Samantha’nın nişanlısı olmadığını söylemişti. Samantha ise benim yüzümden eşleşemediklerini söylemişti. Kurt adamlar her zaman kader eşleriyle eşleşir ve sonsuza kadar sadık kalırlardı. Tabi bazı sapkın ve haydut Kurt adamlar dışında bu geçerliydi. Peki ya Adonis neden kader eşiyle değil de seçilmiş bir eş Ike eşleşmek istemişti. Bu soru kafamı kurcalıyordu işte. Madem kader eşine bu kadar bağlıydı. Ne demeye hemen gidip o kadınla eşleşme töreni yapmıştı? Düğündükçe sinirlenmeye başlamıştım. Pardon ama neden sinirleniyordum. Sana. Ne. Celina diyerek içimde tek tek bastırarak söyledim. Adam sana ait değil. Hem onunla eşleşmeyeceğim diyorsun hemde başkasıyla eşleşmek istemesine kızıyorsun. Heh şimdi kendi kendime de konuştuğuma göre harika ! Sinirimden kurup durdum. Sonra bir ara uyuyakaldım. Saçma sapan rüyalar gördüm. Durmadan bir şeyden kaçıyordum. Rüya bitiyordu ve tekrar aynısı oluyordu. Uyandığımda hiç bir şey hatırlamıyordum ama çok huzursuz bir uykuydu. Camdan baktım ve hava hala karanlıktı. Daha uyuyamayacağım için bende ofise gitmeye karar verdim. İş kafamı dağıtmamı sağlardı. Üzerime Jenna’nın pembe bir elbisesini giymiştim. Kıyafetlerim hala pansiyondan gelmemişti. Yarına gelmiş olurdu. O zamana kadar bunları giyecektim. Jenna bunu giydiğinde dizinin altına geliyordu. Benim ise bileklerime kadar uzanıyordu. Toz pembesi elbisenin yakası v şeklinde hafif açıktı. Göğüslerim çok büyük değildi ama küçük de sayılmazdı. Önceden de dediğim gibi pek zayıf biri değildim. O yüzden elbise üzerime yapışınca her yerim ortaya çıkmıştı. Bedenimi seviyordum. Hafif göbeğimin ve kalçamın olması beni rahatsız etmiyordu. Sabah soğuğundan korunmak için üzerime ince bir hırka aldım. Saçlarımı topuz yaptım. Sonra da kapıyı açtım. Dışarı çıkıp kapımı geri kapattığım sırada yan tarafta yerde bir şey fark ettim. Sıçradım. Sabahın ilk ışıkları koridora vururken Adonis’in yerde oturarak uyuduğunu gördüm. Dizlerini kendine çekmiş, kollarını sarmış ve kafasını da dizlerine gömmüştü. Bu haliyle çok masum duruyordu. O sert halinden eser yoktu. Yüzü gözükmüyordu. Sakin nefesinden hala uyuduğu anlaşıyordu. Yakınlaşıp yanında diz çöktüm. Tüm gece burada uyumuş olmasına inanamıyordum. Gerçekten buradan ayrılmamıştı. Kapımda yatıyordu. İnanılacak gibi değildi. Bunu Poseidon mu ona yaptırıyordu yoksa kendisi mi yapmak istiyordu? Onu incelemeye devam ettim. Siyah saçları dağılmıştı. Saçlarına dokunmak istedim. Nasıl bir his merak ediyordum. İçimden bir ses sanki hadi yap dedi. Bende elimi uzattım ve parmaklarımı saçlarında gezdirdim. Yumuşacıktı. O böyle görünürken ona sarılmak istiyordum. Saçlarını okşamaya devam ettim. Kendimi çok doğal bir şey yapıyormuşum gibi hissediyordum. Sanki yıllardır böyleydik. Bu durum bana neden böyle geliyordu. Eş bağı mı? Yok canım değildir. Ne alaka! Adonis kafasını çevirip bana baktı. Kurdunu uyandırmıştım. Elimi hızla çekerken Adonis elimi havada yakaladı. Gözlerime baktı. Poseidon’un gözleri parlarken kalbim hızla atmaya başladı. ‘Eşim’ dedi. ‘Ben eşin değilim. Sen Samantha’yı seçtin’ dedim. Ayağa kalkarken tekrar kolumu çektim. Benimle birlikte ayağa kalktı. Kolumu bırakmadan anında beni duvara doğru döndürüp duvarla kendisi arasında sıkıştırdı. Kollarım başımın yanında duruyordu. Poseidon beni bu şekilde sıkmadan tutuyordu. ‘Bırak beni’ dedim. Canımı acıtmıyordu. Gözlerime bakıyordu. Bende ona dik dik bakıyordum. Boynuma burnunu gömerek koklamaya başladı. Derin nefesler alıyordu. Burnunu boynuma değdirdiğinde güçlü bir arzu hissettim. Kalbim hızla atıyordu. Ona karşı bu güçlü duyguların bazen nereden geldiğini bilmiyordum. Bir an önce kızıyordum. Bir an sonra aşık gibi kollarında olmak istiyordum. Boynumda nefes alışını hissederken nefesimi tutup gözlerimi kapattım. Poseidon, boynuma doğru ‘Eşleşmek istemedik. Bizi mecbur bıraktılar. Her şey sürü içindi’ dedi. Sonra alnını alnıma yasladı. Gözleri kapalıydı. Beni onun nefesiymişim gibi soludu. Sonra bir anda iki büyük adım atıp geri çekildi. Onun sıcaklığı benden uzaklaştığında ürperdi. Tuttuğum nefesimi bıraktım.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE