CELINA
Poseidon benden uzaklaştığında hissettiğim boşlukla kollarımı kendime sardım. O beni izlerken oradan uzaklaştım.
Hızla çarpan kalbim, pembeleşmiş yanaklarımla ofis odasına girdim. Kapıyı kapatıp derin bir nefes aldım.
Sanırım, Adonis’ten hatta kurdu Poseidon’dan hoşlanmaya başladığımı fark ettim. Üstelik buraya geleli daha kaç gün olmuştu ki..
İkisinden de korkmuyordum. Aksine güvenmem gerektiğini hissediyordum.
Kapattığım kapıya yaslanırken içimde duygularımı sakinleştirmeye çalıştım. Buraya geldiğimden beri her şey karışmıştı.
Kafam çok karışıktı. Hislerim karman çormandı.
Tek bir günde Adonisten hoşlanmaya başlamam bile zaten başlı başına bir felaketti.
Buradan kaçıp gitmem gerekiyordu ama gitmek istemiyordum. Adonis’e bir şans vermek istiyordum.
Bana zarar vermeyecekti. Bu konuda ona güveniyordum. Dün onunla eşleşmeyeceğim iş söylememe rağmen çok üzülmüştü. Bana sadece kalmamı istediğini söylemişti.
Üstelik beni bir şeye zorlamıyordu. Bu bile başlı başına kalmam için yeterliydi.
Ofiste koltuğa oturup düşünmeye devam ettim. Burada kalmam sorun değildi. Hem Adonis beni koruyacağına söz vermişti.
Eski sürüm öldürdükleri kişinin ben olmadığımı anladığında ve bana saldırdıklarında beni koruyacaktı. Jenna beni koruyacaktı.
Buna ihtiyacım vardı.
Adonis ve Derek’in bulduğu parçalanmış bedene bunu yapanın Alfa Cannon olduğuna emin gibiydim. Eski sürüm peşimdeydi.
Muhtemelen montumun kokusundan öldürdükleri insanı ben sanmışlardı. Tahminim bu yöndeydi. Böyle değilse bile bu ihtimali gözden kaçıramazdım.
Kendimi onlardan korumanın en iyi yolu gene burada kalmaktı.
Başka çarem olmadığını düşündüm ve burada kalmaya karar verdim. Adonis beni burada zorla tutmadığını söylemişti.
Eğer bir şey olursa, baskı hissedersem kaçıp gidecektim. Buna karar verdikten sonra derin bir nefes alıp vererek rahatladım.
Ardından aklıma Adonis ve Poseidon’a duyduğum bu karşı konulmaz his geldi.
Üstelik Samantha’yla zorla eşleşme töreni yaptığını söylediğinden beri rahatladığımı hissetmiştim. Samantha’nın seçilmiş eş olduğunu zaten biliyordum. Kendisi dün akşam söylemişti.
Kapı çalındı. Düşüncelerimi bölen kişi Jenna oldu. Bir kaç saattir bu odada düşüncelere daldığımı fark ettim.
Jenna ‘Günaydın, erkenden uyanmışsın’ dedi. ‘Uyku tutmadı. Burada olduğumu nereden bildin’ dedim. Ona bakmadan konuşmuştum. Hala ona kızgındım.
Jenna yanıma geldi ve oturdu. ‘Chris buraya geldiğini söylemişti’ dedi. Sonra ‘Kendimi nasıl affettirebilirim söyle’ dedi.
Bende ona doğru döndüm ve ‘Jenna, bana doğruyu söylemeyerek güvenimi kırdın’ dedim.
Jenna ‘Özür dilerim. Tamam sana söylememekle hata yaptığımın farkındaydım ama seni kaybetmek istemedik’ dedi.
Sonra kolumdan tuttu ve ‘Gitmeyeceksin değil mi buradan’ diye sordu.
Onu süründürmekle doğruyu söylemek arasında gidip geldim. Sonra ben cevap veremeden Jenna ağlamaya başladı.
Onu bu kadar üzdüğümü farketmemiştim. Jenna iç çekerken ‘Jenna’ dedim.
O da bana ‘Celina sen benim gerçek dostumsun. Daha önce kimseyle olmadığım kadar seninle arkadaşlık kurdum. Bunu kaybetmek istemiyorum. Gitmeni istemiyorum. Abim, ben ve tüm sürü mahvoluruz’ dedi. Göz yaşlarını sildi.
‘Jenna ağlama lütfen’ dedim. Jenna gibi güçlü birinin bir anda duygusal olmasını beklemiyordum.
Jenna ‘Anlamıyorsun. Chris senin öldüğünü sandığında geri gelmedi. Yok olmak üzereydi. Sürü onun acısını hissediyordu. Sürüyle ilgilenemiyordu. Kendini zar zor ayağa kaldırdığında konsey Chris’i eşleşmek zorunda bıraktı. Yoksa sürü yok olacaktı. Alfasız bir sürü başsız bir tavuk gibidir’ dedi.
Hararetle anlatmaya devam ederken onu dinliyordum. Adonis’in neler yaşadığını şimdi duyuyordum. Kalbim onun için parçalanmaya başlamıştı.
Onu teselli etmek için içimden koşmak ve kollarına atlamak geldi.
Jenna ‘Sakin kalması için Chris’e ilaç veriyorlardı. Her an intikam almaktan bahsediyordu. Sana zarar verenlerden intikam alacaktı ama bir türlü bulunamadılar. Poseidon, Chris’i o kadar bastırıyordu ki abimden geriye bir şey kalmayacak diye ödüm kopuyordu. Sonunda zehir vermeyi arttırdılar. Sakin kalması karşılığında çok acı çekti. Sonunda sen geldiğinde gördüğün manzara oldu’ dedi.
Bir nefes aldı. ‘Dün abim dedi ya hani Celina gelmeseydi ya ben ya da Poseidon ölecektik diye. Bu gerçekti. Sen o gün gelmeseydin felaket olacaktı. Chris ile tüm sürü yok olacaktı’ dedi.
‘Jenna bunun için gerçekten üzgünüm ama eşi ölen ve ya hiç bulamayan kurt adamlar gördüm’ dedim. Adonis’in neden bu kadar acı çektiğini anlamak için bunu sormam gerekiyordu.
‘Chris, dünyanın en güçlü kurduna sahip. Sana Derek gençken ondan daha iri olduğunu söylemişti. Tek gecede bu hale geldi. Kurduna dönüşmesi saatler sürdü. Çok acı çekti. Yıllardır onunla kontrol mücadelesi veriyor. Abim ilk defa huzurlu. Çünkü sen buradasın. Poseidon ile mücadele etmeden yaşıyor’ dedi.
‘Anladım’ dedim. Adonis’in neler yaşadığını bilmiyordum. Jenna anlatmasa bunları bilemeyecektim.
Jenna ardından devam etti. ‘Sen bize eski süründe yaşadıklarını anlattığında Alfa korkunu anladık ve bunu söylemedik. Bu konuda sadece abim değil. Hepimiz suçluyuz. Çünkü Alfamızı ve Lunamızı korumak istedik. O yüzden bizi anla’ dedi.
Dediklerini hazmetmeye çalıştım. ‘Pekala. Abini ve aynı zamanda liderini korumanı anlıyorum’ dedim.
‘Peki bizi affettin mi?’ diye sordu.
‘Sanırım, evet’ derken Jenna bana sarılmıştı bile. Kısa sürede bu konuda onlara kızgınlığım geçmişti. Sebebinin bu kadar derin olması da tabi sinirimin geçmesine fayda sağlamıştı.
‘Ama bir daha asla benden bir şey saklamayacaksın. Derek ve Adonis’te buna dahil’ dedim.
‘Tamam tabi ki. Bunu onlara söyleyeceğim’ diyerek uzaklara daldı. Zihin bağlantısıyla onlara söylemişti. Ardından ‘Hadi kahvaltıya gidelim’ dedi.
Bende ‘Tamam’ diyerek ayaklandım.
Sabah soğuğu geçmişti. Bende üzerimde ki hırkayı çıkarttım.
Jenna ‘Pamuk şeker gibi çok tatlı olmuşsun’ diyerek beni inceledi. ‘Sende durduğu kadar güzel durmadı’ dedim.
Onun gibi uzun boylu ve zayıf değildim. Kısa ve hafif kiloluydum.
Jenna ‘Bu rengin sana bu kadar yakışacağını hiç düşünmezdim. Bence başından beri senin olmalıymış. Ayrıca Chris bu elbiseyle seni çok beğenecek’ dedi.
Sanki onun beğenisine ihtiyacım varmış gibi..
‘Kimsenin beni beğenmesini beklemiyorum’ dedim. Jenna gözlerini devirdi. ‘Jenna’ dedim.
Ellerini teslim olurcasına kaldırıp ‘tamam. Pekala. Anladım. Baskı yok’ dedi.
Kıkırdayıp koluna girdikten sonra birlikte yemek salonuna gittik. Kahvaltı salonunda Adonis’i görememiştim.
Jenna ile kahvaltımızı yaparken yanımıza Derek geldi. Derek bana bakıp ‘üzgünüm Celina asla seni kandırmak istemedik’ dedi.
Önceki olaydan bahsediyordu.
Bende ‘Bu konuyu Jenna ile konuştuk. Sebeplerinizi anlıyorum ama bir daha asla böyle bir şey yaşanmayacak’ dedim.
Derek ‘Emredersiniz Lunam’ dediğinde ağzım açık kaldı. Derek, yüzümde ki ifadeyi gördüğümde güldü ve uzaklaşmaya başladı.
Arkasından ‘Bana öyle seslenme Derek’ dedim. Herkes bizi duymuştu. Bir an bana bakıp sonra işlerine döndüler.
Bende Jenna’ya doğru döndüm. Omzunu silkti. Tipik Jenna hareketi..
Kahvaltı sonrası Jenna ile ofis katına çıktık. Sanırım bu gün Adonis gelmeyecekti. Jenna’ya sormak ve sormamak arasında gidip geliyordum.
Ofiste Jenna yanımda oturuyordu. Ben iş yaparken bir süre beni izledi. Belgeleri düzenleyip dosyalamaya devam ettim. Adonis’in dün öğrettiği gibi yapmaya çalışıyordum,
Jenna telefonunu alıp karşı koltukta Niknok’ta gezinmeye başladı. Bir saat sonra belgelerin arasından ‘Bugün Adonis gelmeyecek mi?’ diye sordum.
Sonunda merakıma yenik düşmüştüm. Bugün sabah onu görmüştüm ama sanki uzun süredir görüşmemişiz gibi hissettim.
Jenna bana bakmadan sırttı. Onu izliyordum. Sonra telefonunu yana koyup sırttı. ‘Hissediyorsun değil mi?’ diye sordu.
‘Neyi?’ Dedim.
‘Eş bağından bahsediyorum’ dedi.
Bende ‘Ne olduğunu bilmeden nasıl bu soruyu yanıtlayabilirim ki’ dedim.
‘Nasıl olduğunu bilmiyorum ama yaşayanlardan öğrendiğim kadarıyla kader eşinin kokusunu aldığında dünya durur. Öyle güzel bir kokudur ki tüm arzularına hükmeder. Onun gözlerine baktığında kendini kaybedersin. Dokunduğunda tüm vücuduna kıvılcımlar yayılır. Sinirli olduğunda da tek dokunuşla sakinleştirebilir. Bunlar genel bilinenler eminim daha fazlası da vardı’ dedi.
Adonis için hissettiklerimi düşündüm. Şu anda birbirimize dokunduğumuz da kıvılcımlar çıkmıyordu. Bunun dışında diğeri de sanırım az da olsa vardı.
Ama gene de hepsi yoktu. Yani mümkün değildi. Bende ‘Jenna ben bi insanım. Bunu sadece kurt adamlar hissetmez mi?’ Dedim.
‘Aslında insanlarda hisseder. Sürümüzün içinde insanlar var. Eşleşmeler her zaman kurt adamlarla olmuyor. Bazen kader eşi insan çıkabiliyor’ dedi.
‘Ah bunu bilmiyordum’ dedim.
‘Ayrıca insanlarda eş bağını hissederler. Hemen değil, zamanla ama anlarlar. O olduğunu anlarlar Çünkü burada önemli olan ruhtur’ dedi.
‘Bunları nereden biliyorsun’ dedim. Jenna’nın asla ruhlar konusunda konuşacağı aklıma gelmezdi.
Jenna ‘bu evde kocaman bir kütüphane var. Ayrıca kader eşini bekleyenler arasında bende varım. Bu sene 18 yaşıma bastım. Bence bir yerde beni bekliyor olabilir. Belki insan bile olabilir ama gene de güçlü bir kurt adam olmasını tercih ederim. Yoksa benimle nasıl baş edebilir’ dedi. Sonra kıkırdadı.
Her zaman ki gibi neşeliydi.
Bende ona gülerken ‘Bu kadar romantik olduğunu bilmezdim, Jenna’ dedim.
Ardından hızla kapı açıldı. Bu haddini bilmez kimdi?
Tabi ki de Samantha..