Alfa Christopher Adonis Theo Bariloche
Celina
Celina..
Neredesin?
Aklımda tek bir soru vardı. Neredeydi?
Onu bulmaya öyle çok odaklanmıştım ki çok hızlı hareket ediyordum. Betam Derek Black ben otobüs terminaline girmek için arabamdan indiğimde yanıma gelmişti.
Normalde buraya form değiştirip Poseidon ile koşarak gelirdim ama eşim insan olduğu için onu korkutmak istediğim son şeydi.
Daha ona bu durumu açıklamam gerekecekti. Umarım normal karşılardı. Ya da çok korkmazdı. Umarım..
Poseidon’u bu konuda zar zor ikna etmiştim. Zaten eşinin kokusunu aldığı için aşk sarhoşuydu.
Celina buralarda olmalıydı. Onun yavaşça kaybolan kokusunu alabiliyordum. Terminalin içine girdik.
İçeride hiç yolcu yoktu.
Onun kokusu havada asılıydı.
Gişe memuruna otobüsün ne zaman kalktığını sordum. ‘On beş dakika önce’ dedi.
Gene onu kaçırmıştım. Otobüsün Hilltown ve Downtown’a gittiğini öğrendim. İlk durağımız bu yüzden Hilltown olacaktı.
Umarım onu bulabilirdim.
Ümitsizliğin beni içine çekmesine izin vermedim.
Derek ve ben birlikte tekrar arabaya atladık. Hilltown’a doğru sürüyorduk.
Bariloche sınırlarından çıktığımız anda ormanlık bölgede bir gariplik sezdim. Camım açıktı. Arabayı yavaşlattım.
Ormandan hiç ses gelmiyordu. Sonra durdum. Derek ‘Sanki kan kokusu alıyorum’ dedi. ‘Bende’ dedim. Demir kokusu burnuma dolmuştu.
Ama bir şey daha vardı. Tatlı bir kokuydu. Ben arabadan indim. Derek hemen yanıma geldi. ‘İleriye doğru bakıp rapor vereceğim’ dedi.
Bende etrafa bakmaya başladım. Bu kan kokusuna sebep olan neyse onu bulmak için ileriye doğru gittim.
Başka bir sürüden gelenlerin kokusunu aldım. Benim sınırlarım içinde ne arıyorlardı. Üstelik habersiz gelmişlerdi.
Sınırlarımız aşırı genişti. Bu yüzden sınırlarımı n geçilmemisi için büyük önlemler almıştım. Tüm güneyi kuzeyden ayıran büyük bir gümüş çit vardı.
Bunu büyük büyük dedem bir büyücü sayesinde yaptırmıştı. Otoyolun bağlandığı noktada ise denetim merkezim vardı.
Her gelen buradan geçerdi. Sürü evinin ormanında ki sınırlarda da devriye gezen adamlarım vardı.
Yani gelen kişiler insan değilse buradan kolaylıkla geçemezdi.
Onun dışında belli ararlıklarla devriye noktaları vardı.
Her zaman bu büyük sürümü doğru şekilde koruyordum.
Derek zihnimden ‘Alfa Chris birini buldum’ dedi. Sesi endişeli geliyordu. Bu tuhaftı.
Hemen olduğu tarafa doğru yürümeye başladım. Kan kokusu burnuma doldu. O kadar fazla kan kokusu vardı ki başka koku alamıyordum.
Yerde yatan birinin vücudunun altını görene kadar Derek’e doğru yürümeye devam ettim. Derek arkasını döndü ve bana baktı.
Biraz daha yaklaşırken elinde parçalanmış siyah bir montla bana doğru yürüğünü gördüm.
Olduğum yerde kaldım. Kalbim hızlanmaya başladı. Derek ‘Bunu görmemelisin’ dedi.
Bacaklarım boşalır gibi oldu. Elime monttan geriye kalanı verdi. Üzerinde kan, başka kokular ve kavuşmayı heyecanla beklediğim koku vardı.
Derek ‘Onu öldürmüşler’ dedi. Kulaklarıma sağır ezici bir ses doldu.
Derek’i geçip onu görmek istedim. Derek beni tuttu.
‘Chris onu parçalamışlar. Tanınmaz halde’ dedi.
Beynimden vurulmuşa döndüm. Kımıldayamıyordum.
Kurdum içimde acı içinde uludu. Bu gerçek olamazdı. Ona kavuşmadan kaybetmiş olamazdım. Onu görmem gerekiyordu.
‘Onu görmem lazım’ diyerek fısladım. Derek, başını hayır anlamında salladı. ‘ çok kötü bir halde onu görmemelisin’ dedi.
‘Çekil’ dedim. Derek, önümde durmaya devam etti. Kendimi adım atmaya güçsüz hissediyordum. Onun öldüğüne inanmak için görmem lazımdı.
Daha ona kavuşamamıştım. Bu nasıl gerçek olabilirdi.
Ciğerlerimde oksijen çekilmişti. Nefes almakta güçlük çekiyordum. Bu olanlar gerçek olamazdı.
Celina..
Daha benim Celinam olmamıştı. Daha biz tanışmamıştık.
Hayır bu gerçek olamazdı. Kalbim yerinden sökülmüş gibiydi.
Kafamın içi patlayacak gibi hissediyordum. Kurdum ve ben acı çekiyorduk. Nefesim hızlanmaya başladı. Poseidon tüm kontrolü ele geçirmek istiyordu. Herkesi parçalayacaktı. Onu zapt etmeye çalışıyordum.
Bu acı ikimizi de aşıyordu.
Gözlerim siyahlaşırken Poseidon ile savaş vermeye devam ediyordum. Önüne çıkan herkesi her şeyi öldürecektik.
Derek’e baktım. Söylediğim son söz ‘kaç’ oldu. Derek, benim en yakın arkadaşımdı. Ona zarar vermek istemiyordum. o benim Betamdı.
O bana ‘Alfa, kedini kontrol etmelisin’ dese de onu duymuyordum. Tüylerim bedenimden çıkarken Derek bağırmaya devam ediyordu.
Onu kaç demiştim ama beni dinlememişti. Kurt formuma girdiğimde Poseidon acı şekilde uludu. Derek’te tam karşımda form değiştirdi.
Benimle savaşacaktı. Benim için olduğunu bilsem de gözüm dönmüştü. Üstelik daha onun bedenini görmemiştim. Bunu görmem lazımdı.
Bunu engelleyen her kimse onu geçecektim. Poseidon durmayacaktı.
Poseidon, Derek’in kurdu Apollo’ya dönüştüğünde onu geçmek için ileriye adım attı. Ama Apollo bunun önüne geçerek durdurmaya çalıştı.
Poseidon, durmayacaktı. Normalde bir bütün olarak hareket etsek de şu an işler biraz değişmişti. Eşimize kavuşamadan ayrılmak tamamen gözümüzü kör etmişti.
Bu noktada Poseidon’u ben bile durduramazdım. Poseidon’u kontrol etmek için eşime ihtiyacım vardı.
Derek, beni durdurmak için benimle savaşmayı göze almıştı. Derek’i geçmek için bu sefer üzerine atladım. Ona zarar vermeden geçmek istesemde bu mümkün olmayacaktı.
Ben de pes edene kadar onunla boğuşmaya başladım. Dişlerimi gösterip hırladım. Önümden çekilmesini istiyordum.
Yerde yuvarlanıyorduk. Onu yerde sabit tutmak için ön patilerimi omzuna dayadım. Dişleri ile ayaklarımı ısırmaya çalıştı.
Ona hırlamaya devam ettim. Sonra yan tarafıma arka ayağıyla tekme attı. Ani acıyla birlikte Derek bir yerden kalktı ve üzerime atladı.
Omuzundan tutup ısırdım. Acı içinde hırladı. Sonra sırtımda bir iğne hissettim. Gözlerim kapanırken hemen yere düştüm.
Sisin içindeydim. Hiçbir yerde göremiyordum siz gittikçe fazlalaşıyordu. Sonra biri omzuma dokundu. Arkamı döndüğüm sırada kimsenin olmadığını gördüm.
Etrafa bakmaya başladım. ‘Celina’ diye bağırdım.
Onu bir türlü bulamıyordum. Koştum koştum. Sonunda uyandığımda kalbim göğüs kafesinden çıkacak gibi atıyordu. ‘Celina’ diye fısıldadım.
Poseidon derin bir uykudaydı. Şu anda uyuyor olması iyiydi ama buna neyin sebep olduğunu bilmiyordum.
Odamda tamamen uyanıp ayağa kalktım. Cama baktım. Hava kararmıştı. Yaşadıklarım gerçek miydi?
Kalbime bir acı saplandı. Celina.. onu bulaman kaybetmiştim.
Odamın kapısı açıldı. İçeriye yemek tepsisiyle Derek girdi. Bana baktı ve ‘Doktor bi kaç saat daha uyur demişti ama uyanmışsın’ dedi.
Sonra ‘Alfa olmanın yararları sanırım’ dedi. Ona kızgın bir şekilde baktım. Bana neler olduğunu açıklasa iyi olurdu.
Derek yemek tepsisini camın önünde ki masaya bıraktı. ‘Tamam. Bana öyle bakma. Sana kurt boğan vermek zorunda kaldık’ dedi.
Öfkeyle kollarımı göğsümde birleştirdim. ‘Ne zamandan beri kararları sen veriyorsun Beta’ diye gürledim.
‘Seni gördüm Chris. Ne kadar acı çektiğini gördüm. Bunu yapmasak herkesi öldürecektin. Gözün kan bürümüştü. Bende hemen sürü dokturuna haber verdim. O da kurt boğan vermenin kurdunu yatıştıracağını söyledi. Mecburen kabul ettim. O kısa sürede geldi. Biz kavga ederken sana enjekte etti’ dedi.
‘Gözümü hala kan bürümüş haldeyim’ dedim.
‘Eşim nerede? Bunu ona yapanları hemen bulmama lazım’ dedim.
‘Öncelikle biraz oturur musun? Sakin olmaya çalış’ dedi.
Ona doğru hiddetle yaklaştım. ‘Eşinle daha tanışmadan parçalanmış halde bulsaydın sen sakin kalır mıydın?’ diye sordum.
‘Haklısın’ dedi.
‘Söyle hemen bunu kimler yapmış? Hangi sürüden? Sınırları nasıl geçmişler? Kimse kokularını almamış mı?’ diye gürledim.
‘Seni bayıldıktan sonra doktor ile arabaya taşıdık. Bu sırada Eşinin bedenini almışlar. Doktor seni sürüye götürürken bende peşlerine düştüm. Ama yakalayamadım. Kokuları bir anda yok oldu’ dedi.
‘Ne?’ diye gürledim. Bu sırada kapının pervazı titredi.
‘Bunu bu şekilde söylemek istemezdim. Sanırım cadılarla çalışıyorlar. Kokularını gizlemişlerdi. Onları bulmaları için bir grup savaşçı çoktan gönderdim. Merak etme eşinin bedenini bulacağız’ dedi.
Sinirle duvarı yumrukladım. Derek’e zarar verecek değildim.
‘Onun parçalanmış bedenini bile benden aldılar’ dedim. Kalbimde ki acı yoğunlaşmıştı. Poseidon uyanmadan acı içinde inledi.
İkimizde büyük bir yas tutuyorduk.