Alfa Christopher Adonis Theo Bariloche
Sürü evine betam Derek ile döndüğümde kükremek için kendimi zor tuttum. Jenna, gene yapacağını yapmıştı. Sürü evinin içinde parti vermişti. Bu kız ne zaman büyüyecekti.
Kocaman bir sürünün işleri yetmezmiş gibi bir de asla büyümeyen bir kız kardeşe sahiptim. ‘Jenna’ diye seslendim.
Hala uyumakta olan sürüden geç kurtlar sesimi duyduğunda uyandılar. Onlara hemen burayı temizleyip evlerine dönmelerini söyledim.
Madem burayı kirletmişlerdi o zaman onlar temizleyeceklerdi.
Üst kata doğru çıkarken tekrar kardeşimin ismini bağırdım. Beni asla duymuyordu. Odasının kapısını birkaç defa çaldım. Sonunda açtı.
Jenna, kuş yuvası olmuş saçlarıyla tamamen akşamdan kalma gözüküyordu. ‘sana ben yokken bir daha bu evde parti yapmayacaksın demiştim’ diyerek resmen kükrerken Jenna sanki karşısında bir alfa yokmuş gibi umursamazlık esnedi.
Bu kızla gerçekten başım dertteydi. Kocaman bir sürü yönetiyordum. Neredeyse Amerika kıtasının yarısı kadardı. Ama sadece kardeşimi yönetemiyordum. Ele avuca sığmıyordu.
Jenna ‘ bana bağırıp durma. Seni duyabiliyorum. Ayrıca burası sadece senin değil benim de evim ve tüm sürünün de evi o yüzden istediğim gibi parti yapabilirim. Sen bundan hoşlanmadığın için sen olmadığın zamanlar yapıyorum. Kıskandıysan bir dahakine seni de çağırırım’ dedi.
Ahh, bu kızla kesinlikle baş edemiyordum. Onu sevdiğimi bildiği için beni parmağında oynatıyordu. Kız kardeşin insana yaptıramayacağı hiçbir şey yoktu.
Umarım en kısa sürede kader eşini bulur ve biraz da ona bela olurdu. Yoksa beni erken yaşta yaşlandıracaktı.
Ona kızdıktan sonra odama doğru çıktım. Daha önce fark etmediğim bir koku burnuma geldi. İçimde kurdum Poseidon öne çıktı.
Zihnimde ona ne olduğunu sordum. Bana bir koku aldığını söyledi. Poseidon ‘sanırım eşimizin kokusunu aldım’ dedi.
Zihnimde heyecanlanırken odamın kapısını açtım. Burada koku biraz daha yoğunlaşıyordu. Eşim burada mıydı?
Giyinme odasından bir ses duydum. Heyecanlanarak oraya gittim. Eşimi bulacaktım. Yıllardır bu anı bekliyordum. Ne kadar zorlandığımı kimse tahmin edemezdi.
Aşırı güçlü bir kurda sahiptim. Eşim olmadan onu dizginlemek çok zordu. Neredeyse beni mahvediyordu.
Özellikle ilk zamanlar çok zordu. Kurda ilk görüştüğümde ve kurdumu ilk tanıdığım da her şeyin bu kadar zor olacağını tahmin etmemiştim. Ama kurdum her zaman kontrolü elinde tutmak istiyordu. Onunla her gün her dakika savaş veriyordum.
Dünyadaki en güçlü kurda sahip olmak ve onu zapt etmek çok zordu.
Şimdi zihnimin tam önüne gelmiş merakla eşimizin kokusunu takip ediyordu.
Onu geri itmeye çalıştım. Eşimizi korkutup kaçırmasın istemiyordum.
Eşimizi burada mıydı? Kokusu odamdan geliyor olsada sanki bir saat önce buradaymış gibiydi. Yani şu anda burada değildi.
Yatağa doğru kokusu yoğunlaşıyordu. Yatağıma gittim. Yastıklarımı alıp kokladım. Yasemin, misk, şakayık, vanilya, amber kokusu burnuma doldu.
Daha önce böyle bir şeyin kokusunu asla duymamıştım. Bu beni ve kurdumu delirtmeye yetmişti.
Bir an önce onu bulmalıydım. Kurdum ileri atılırken onunla birlikte bende eşimi istiyordum.
Tanrım! Çok uzun zamandır bekliyordum.
Buraya kadar geldiğine inanamıyordum. Burnumun dibindeydi ve ben onu fark etmemiştim.
Kafamın içinde tek ses ‘Eşim’ diyordu. Bir an önce benim olmalıydı. Tek istediğim oydu.
Yatağımda yattığına inanamıyordum. Bir saat önce burada olsaydım onunla tanışmış olacaktım. Geç kaldığım için kendime lanet okudum.
Zihnimde Jenna’ya bağlandım. Jenna’ya hemen odama gelmesini söyledim.
O burada yatan eşimi biliyor olmalıydı. Umarım o kadar insan içinden tanıdığı biridir diye içimden geçirdim.
Eğer tanımıyorsa ne yapacaktım? Bir plan düşünmeliydim. Onu bulmak için yarı kıtayı aramam gerekiyorsa bunu yapacaktım.
Jenna odama girdi. ‘Ne oldu Chris?’ diye sordu.
‘Bu odada kim yattı?’ diye ona bakmadan sordum. Poseidon hala öndeydi. Kontrol etmesi zor oluyordu.
‘Bana hırlayamazsın Chris. Burada bir parti verdim. Kim bilir kim vardı. Sırf bu yüzden bana kızamazsın’
diye konuştu.
O burada yattı diye ona kızacağımı sanmıştı. Aksine onu ödüllendirebilirdim.
Arkamı döndüm. Gözlerim simsiyahtı. Jenna’ya doğru ilerlerken hafifçe korktuğunu hissettim. Ama geri adım atmıyordu. Ona zarar vermeyeceğimi biliyordu.
Ama alfasıyla nasıl konuşması gerektiğini bilmiyordu. Bunu kısa sürede öğrense iyi olurdu.
Yoksa Poseidon’nun gazabına uğrayabilirdi. Ona zarar vermese bile..
‘Jenna burada kim uyudu? Hemen bana söyleyeceksin’ diyerek hırlayarak sordum. Kurdumla birlikte konuşuyorduk.
Ona yastığı uzattım. ‘Bu neden önemli? Bana bu kadar kızmazdın normalde’ dedi.
‘Sana kızmıyorum. Sadece Eşimin kokusunu aldım’ dedim.
Jenna ‘ne?’ diye şaşkınlıkla sordu.
‘İnanamıyorum Abi onu buldun mu?’ diye sordu. Sonra elinde ki yastığı kokladı.
Bana bakarken gülümsüyordu. ‘İnanamıyorum. O olduğuna emin misin?’ diye sordu.
‘Eminim. Bana kim olduğunu söyle hemen’ dedim.
Jenna mutlulukla gülümsüyordu. ‘Benim en yakın arkadaşım Celina’ dedi.
‘Celina’ diye adını söyledim. Adını söylemek ona olan ihtiyacımı arttırmıştı.
Jenna mutlulukla zıplıyordu. ‘Burada bir yerde olmalı’ diyerek odadan çıktı. Kokusunu takip etmeye başladık. Ama kokusu evden çıkıp gittiğini gösteriyordu.
Onunla tanışacağım için kalbim hızla atıyordu. Bunca zamandır burnumun dibindeydi ve ben onu asla fark etmemiştim. Bunun farkındalığı canımı sıksada gene de şimdi ona kavuşacağımı düşünerek heyecanlanıyordum.
Jenna, telefonunu çıkartıp aradı. Ama telefon açılmadı.
‘Nereye kayboldu? Acaba işe mi gitti?’ diye söyleniyordu.
Sonra diğer arkadaşın aradı. ‘Mia, Celina’ya ulaşamıyorum’ dedi. Diğer taraftan kız ‘Bilmiyorum. Şimdi odama geldim. Dünden kalmayım. Muhtemelen oda da odanıza gitmiştir’ dedi.
Jenna ‘tamam teşekkürler’ diyerek telefonu kapattı. Ardından hemen birlikte benim jipime bindik. Hızlıca Jenna ve Celina’nın odasına gittik.
Jenna odanın kapısını açtığında sabırsızlanıyordum. Burda kokusu yoğundu. Çıldırmak üzereydim. Daha önce neden odasına hiç çıkmamıştım ki? Böylece onunla daha erken tanışabilirdim.
Poseidon zihnimde ‘kapıyı kıralım’ diyordu. Onu geri ittim. Eşimizi bir şekilde korkutacaktı.
Jenna, kapıyı açtıktan sonra bana döndü ve ‘Sana bir şey demeyi unuttum. Celina bir insan o yüzden onu korkutmamalısın. Poseidon’u geri çek’ dedi.
İnsan mı? Bu benim için sorun değildi. Sadece kurt adamları bilmediğim için alışma süreci zorlu geçecekti. En azından benim için beklemek zor olacaktı. Çünkü sabırsız biriydim.
Poseidonu geri çekilmesi için ikna ederken gözlerim normal rengine döndü.
Jenna içeriye girdi ve ‘Celina’ diye bağırdı. Kimse ortalıkta yoktu.
Jennayı geçip odanın içine baktım. Jenna tuvalete baktı. Yoktu. Başımı ellerimin arasına aldım. Bu kadın neredeydi?
Jenna ‘Belki bir şey almaya çıkmıştır. Birazdan gelir’ dedi. Tekrar telefonu eline alıp Celina’yı aradı. Bu sefer telefon meşgul çaldı. Sonra tekrar aradı. Bu sefer ise telefon kapalıydı.
Bir terslik vardı. Bunu hissediyordum.
Kapağı açık dolaba baktım. Yaklaşıp içine baktığımda boş olduğunu gördüm. ‘Jenna bu taraf senin mi?’ diye sordum.
Jenna ‘Hayır’ dediğinde şüphelerim kesinleşti. Celina gitmişti. Üstelik daha birbirimizi tanımaya bile fırsatım olmamıştı.
Neyden kaçmıştı? Benden mi kaçmıştı. Bunu düşündüğümde kürküm vücudumda filizlenmeye başladı.
Jenna kolumdan tuttu. ‘Sakin olmalısın Abi. Seni böyle görmesini istemezsin’ dedi.
Haklıydı. Sakinleşmeliydim.
Ama kaçmış olması fikri içimi kemiriyordu. Beni tanımadığına göre benden kaçmış olmazdı. Peki ya kimden kaçmıştı?
Tutuğum dolabın kapağı elimin arasında kırıldı.
Jenna’ya döndüm ve ‘Burada kal. Gelirse hemen haber ver’ dedim.
Jenna bana ‘kaçtıysa eğer otobüs terminaline gitmiş olmalı. O bir insan o yüzden koşarak kaçamaz’ dedi. Bu fikre başımı salladım.
Odadan çıkarken Betam ile konuşmaya başladım. ‘Derek, hemen otobüs terminaline gel’ dedim. Zihnimden konuşuyordum. O yüzden anında bana cevap verdi.
Bana ne olduğunu sordu. Bende ona ‘eşimi bulacağız’ dedim.