Alfa Christopher Adonis Theo Bariloche
Durum gittikçe kötüleşmeye başlamıştı. Artık Poseidon’un kontrolünü yitirmek üzereydim.
Haftalardır neredeyse kendimde değildim. Doktor bana durmadan kurt boğan vermeye devam ediyordu. Ama artık o da etkisini yitirmeye başlamıştı.
Poseidon çok kızgındı. Haklıydı. Ben de kızgındım. Tek düşüncesi intikamdı. İntikam almak istiyorduk,
Günlerdir odamdan dışarı çıkamamıştım. Tek düşünebildiğim Celina’ydı. Onu kurtaramamıştım. Onun başına gelenler yüzünden kendimi suçluyordum. Tüm olanları evirip çevirip tekrar düşünüyordum.
Uzun süredir uyuyamıyordum. Derek’ onun bedenine ve ona bunu yapanları bulmak için çalışmaya devam ediyordu ama hiçbir iz yoktu.
Derek ile konuşurken tekrar kontrolümü kaybetme noktasına gelmiştim. Derek doktoru çağırmak zorunda kalmıştı. İğne olmamak için gene direnmiştim.
Doktor iğne mi vururken ‘kurt boğana bağışıklık kazandığına inanamıyorum. Bu iğneler seni çoktan öldürmeliydi’ dedi.
Poseidon’un aşırı güçlü olduğunu söylerken ciddiydim. Dünyadaki en güçlü kurttu. Bu da bizi yenilmez yapıyordu. Tabi eşim tarafından yenilene kadar bu böyleydi.
Kurt boğan yavaşça beni sakinleştirirken daha doğrusu uyuştururken onu düşünmeye devam ettim. Derek ‘Bu ona zarar verir mi? Doz arttı’ diye sordu.
Doktor ‘Sistemi tüm zehri atıyor’ dedi. Atmasaydım muhtemelen bu kadar çabuk iyileşemezdim.
Annem, arkasında Jenna ile odama girdi. Doktoru gördüğünde kaşlarını çattı. ‘Gene kurt boğan mı?’ diye sordu. Cevap vermedim.
Doktor başını salladıktan sonra dışarı çıktı.
Kalbim hala ilk günkü gibi acı içerisinde iken yatağıma kıvrılılıp yatmaya devam ettim. Tek başıma kalmak istiyordum. Bu acıyı doyasıya yaşamak istiyordum
İlk günden beri annem ve Jenna yanımdaydı. Benim acı çekmemi izliyorlardı. Acımı mümkün mertebe sürüye kapatmıştım. Sadece bir miktar hissediyor olmamalılardı.
Jenna, Celina’nın başına gelenleri duyduğunda o da yıkılmıştı. Hala çok üzüldüğünü görebiliyordum tabii kimse benim kadar mahvolmamıştı.
Artık bu durumumu herkes biliyordu. Annem bana doğru yaklaştı. ‘ Kurul saat birde toplanıyor’ dedi.
Büyük uzun yıllar önce büyük dedem bir kurul kurmuştu. Bir sebepten ötürü yönetmesi ya da yanlış yönetirse bu konuda devreye girecekti.
Haftalardır görevimi yerine getiremiyordum. Ya çok kızgın bir şekilde kontrolsüzce Poseidon ile yıkıp yıkıyorduk ya da iğne yüzünden sersem bir şekilde yatıyordum.
Ben umursamazca yatmaya devam ederken yanıma geldi. ‘Chris, artık kendini toplamalısın. Sürünün sana ihtiyacı var’ dedi.
Haklıyıdı artık kendimi toparlamalıydım. Poseindon ile anlaşmalı ve sakin kalmalıydım. Bu şekilde sadece kendimi düşünmem bencillikten başka bir şey değildi ama kalbimde olan o kocaman acı beni bu noktaya sürüklüyordu.
Annem ‘bugün bir karar verecekler. Umarım senin zararın olmaz. Bir an önce kendini kapmalısın yoksa yönetebileceği bir sürü de kalmayacak’ dedi.
Bende ‘biraz daha zamana ihtiyacım var’ dedim. Jenna, yanıma geldi ve arkamdan sarıldı. Bu noktada beni anlayan tek kişi oydu herkes hemen görevimi yapmamı bekliyorlardı.
Jenna ‘hazır olduğunda onun hakkında konuşabiliriz’ dedi. Bunu çok istiyordum ama cesaret edemiyordum. Sanki yarama tuz basmak gibiydi.
İç geçirdim. Gözlerimi kapattım. Eskiden kurt boğa’nun etkisiyle uyuyabiliyor ama şimdi sadece beni hareketsiz bırakacak kadar etki ediyordu. Uyumak istesem de uyuyamıyordum.
Beni rahat bırakmalarını istiyordum.
Annem hala kendime gelmem konusunda konuşurken onu dinlemiyordum. Aslında haklıydı. Bir an önce Poseidon ile konuşmam lazımdı.
Kendimi buna ikna olduğuma göre Poseidon’u da bir şekilde ikna edebilirdim. Bunu sürümüz için yapmamız gerekiyordu.
Odamdan herkes gittiğinde Poseidon ile sakince konuşmaya başladım. Ona sürümüzün bize ihtiyacı olduğunu söyledim. Bir süre konuştuk. Sonunda sakin kalmayı kabul etti.
Ardından hazırlanıp kuru toplantısına gitmeye karar verdim. Toplantı ofisimin yanındaki büyük toplantı salonundaydı.
Derek beni gördüğünde sevindi. ‘Bununla baş edebilecek misin?’ diye sordu. ‘Poseidon ile sürümüzün bize ihtiyacı olduğu konusunda hem fikiriz. Ayrıca eşime zarar veren sürüyü bize bulacağına söz verdin’ dedim.
Derek ‘Onları bulmadan ölmeyeceğim Alfa’ diyerek bana yemin etti.
Ardından Derek kapıyı açtı. İçeriye girdim.
Bi yarım saat geç kalmıştım. Bu yüzden ben içeri girdiğimde kurul konuşuyordu. Sonra sesleri kesildi. Baştaki boş sandalyeye geçip oturdum.
Beş kurul üyesi, annem ve ben vardık. Yerime yerleştikten sonra arkama yaslandım. Her kurul üyesinin gözlerine baktım. Hepsi benden büyüktü. Babam yaşındaydılar.
Hatta bir tanesi babamın en yakın dostu ve gaması Albert’idi. Babamı uzun süre önce kaybetmiştik. Ardından bu pozisyona ben geçmiştim.
Yanımda oturan Albert’e dönerek ‘neler oluyor anlatın sizi dinliyorum’ dedim.
Albert her zaman benden yanaydı. Bu odada en azından benim tarafımda birinin olduğu bilmek her zaman beni rahatlıyordu.
Albert derin bir nefes aldı. Mahçup bir şekilde bana bakıp ‘kurul alfa’nın yönetimi biraz düzgün yapamadığını düşünüyor’ dedi. Muhtemelen kelimeleri yumuşatmıştı.
Douglas, ona söz vermeme rağmen öne atladı. Bu babamın zamanından beri hırslı bir adam olarak bilinirdi. Adı gibi Karanlık bir tarafı vardı.
‘Doğrusu, Kurul Alfanın kendi bencilliği yüzünden sürüyü ihmal ettiğini düşünüyor. Ayrıca eşin öldüğü için seçilmiş bir Luna ile eşleşmeni istiyor. Bu sayede kurdunu kontrol edebilir ve yönetimi düzgün şekilde yapabilirsin’ dedi.
Bu kadarı biraz fazla değil miydi? Daha yeni eşimi kaybetmişken benden seçilmiş bir Luna ile eşleşmemi mi bekliyorlardı? Harika! Tamda Poseidon’u kontrol etmişken bunların olması saçmalıktı.
‘Seçilmiş bir Luna istemiyorum. Kurdumu kontrol ediyorum’ dedim. Sinirlenmemek için koltuğun kenarını sıkıca kavradım. Çıtırdamaya başladı.
Douglas gürleyerek ‘Bu konu da söz hakkın yok’ dedi. Bu adam ölmek istiyordu.
‘Ben Alfayım. Bu benim hayatım’ dedim.
‘Sen Alfasın ve sürü de senin hayatın’ dedi. Doğru noktaya parmak basmadı canımı acıttı.
Alberte baktım. ‘Sen ne düşünüyorsun?’ diye ona sordum.
‘Eşini kaybettin ama sürü seninle ve sana ihtiyacımız var. Kendini toparlanman gerek. Ayrıca Luna konusuna gelecek olursak bu bellide senin için iyi olur. Yönetimde sana yardımcı biri olması işlerini kolaylaştırır’ dedi.
Poseidon içimde ‘Başka Luna istemiyorum. Eşimi istiyorum’ dedi. Bende aynı şekilde hissediyordum.
Douglas ve Earl adında ki diğer kurul üyesi göz geldi. ‘Kabul ediyor musun? Etmiyor musun?’ diye Earl sordu.
Onlara hırladım. Bana bunu yapmaya hakları yoktu.
‘Bunun için zamana ihtiyacım var’ dedim.
Douglas ‘Bu hafta sonuna kadar tören için zamanın var’ dedi.
Pençelerimin çıkmasını önlemek için her şeyi yapıyordum. Ama onlar benimle bu şekilde konuştuğu için sinirime hakim olmak gittikçe güçleşiyordu.
Douglas ‘Kızım Samantha seçilmiş Luna için olmak için aday olacak. Bugün seçimi tamamlayacağız’ dedi.
Samantha’yı Luna yapmak istediği şimdi anlamıştı. O kızı tanıyordum. Bir kez sadece yakınlaşmıştık. Uzun boylu, esmer, vücudu güzel bir kız diye düşünmüştüm.
Ama aklında bir sorun vardı. Onunla yatmamıştım bile. Sadece anlarsınız işte ağzıyla güzel iş çıkartmıştı.
O günden sonra da kendisini sevgilim gibi göstermeye başlamıştı. Ardından bende onu sürü evinden kovmuştum.
O zamandan beri beni takıntı haline getirmişti. Harika! Onunla asla eşleşmek istemiyordum. İstediğim tek kişi Kader eşimdi. Şimdi o da yoktu.
Douglas’a gürledim. Kızını zorla bana vereceğini düşünüyorsa yanılıyordu.
Douglas ‘Sen buna kendine hakim olmak mı diyorsun’ diyerek ayağa kalktı. Korktuğu belliydi. Tüylerim vücudumdan çıkmak üzereydi.
Pençelerim uzamıştı. Douglas’ı öldürmek istiyordum. Kurdum ve ben Alfaya böyle konuşulmaması gerektiğini ona öğretecektik.
Douglas’ın üzerine yürüyüp yakasından tuttum ve duvara yapıştırdım.
Kurt sesimle onunla konuşmaya başladım. ‘Ben senin alfanım. Benimle düzgün konuşacaksın’ dedim.
Albert kolumdan tuttu. ‘Bırak onu. Kendini çıkmaza sürüklüyorsun. Konsey seni görevinden alacak. Bunu yapma. Kabullen’ dedi.
Douglas’ı bıraktım. Konsey üyeleri hepsi birden çıktılar. Sadece annem ve Albert kalmıştı.
Annem yanıma gelip ‘Artık eşleşmeme gibi bir şansın yok. Kurdunu kontrol edemedin’ dedi.
‘Bunu yapan sadece kurdum değildi’ dedim. Douglas’a haddini bildirmek için geç bile kalmıştım.