Seçilmiş Eş

1085 Kelimeler
Alfa Christopher Adonis Theo Bariloche Odamda durmuş takım elbisenin içindeydim. Biraz sonra tören olacaktı. Bu lanet takım elbiseyi giymek zorunda mıydım? Kendimi kapana kısılmış hissediyordum. Derek beni kontrol etmek için son günlerde hep yanımdaydı. Poseidon, bu birleşmeyi istemediği için benden tüm kontrolü almaya çalıştı. Bu beni çok zorladı. Bu yüzden bu gün tekrardan Kurt boğan almıştım. Eşleşme bitince sakinleşeceğini düşünüyordum. Bende Samantha ile eşleşmek istemiyordum ama konsey kurulu bana çok baskı yapmıştı. Maalesef ki birde kurul seçilimiş eş olarak Samantha’yı seçmişti. Douglas’ın herkesi nasıl tehdit ettiğimni sadece tahmin edebiliyordum. Kendimi fazlasıyla çıkmazda hissediyordum. Hala kader eşime kavuşamamanın acısını taşıyordum. Biz onu istiyorduk. Keşke burada olsa diye bininci defa içimden geçirdim. Bu saçma sapan şeyi yaşamak zorunda kalmazdım. Derek ‘iyi misin?’ diye sordu. Normalde şakacı biriydi. Bu gün hiç olmadığı kadar ciddi ve gergin görünüyordu. Derek’e bakmadan gömleğimin kollarını düzelttim. Sinirle ‘İstemediğim biriyle zorla eşleştiriliyorum. Çok iyiyim’ diyerek kinayede bulundum. Derek ‘Bu geceyi aştıktan sonra her şey yoluna girecek. Yapman gereken tek şey o sivri dişlerini Samantha’nın boynuna geçirmek. Ondan sonra özgür olacaksın’ dedi. Umarım öyle olurdu yoksa her şeye boşuna katlanmış olurdum. O statü ve para düşkünü kadınla boşunla eşleşmiş olacaktım. Kendime tekrar bunu sürüm için yaptığımı hatırlattım. Tüm hislerimle ‘Bunu yapmaktan tiksineceğim’ dedim. Bunu düşünmek bile Poseidon’u benim kadar tiksinir halde bulmamı sağladı. Poseidon kurt boğan yüzünden sakindi ama bu sefer de benim içimde fırtına kopuyordu. Haftalardır eşimden ve onu öldürenlerden tek bir iz bile bulunmamıştı. Bunun nasıl mümkün olduğunu Derek hala bulamamıştı. Bu durum beni fazlasıyla geriyordu. İntikam almak için sabırsızlanıyordum. Onları bulduğumda ölmek için yalvaracaklardı. Benim her gün ölüp ölüp dirildiğim gibi aynısını da onlara yaşayacaktım. Zaten beni de bu intikam alma heyecanı ayaktı tutuyordu. Konsey üyesi Albert kapımı çaldığında Derek açtı. Kokusunu o gelmeden önce zaten almıştım. Dün duyularım kurt boğana rağmen gene de çalışıyordu. Umarım tekrar bir doz almadan önce bu eşleşme saçmalığını bitirirdim. Samantha’yı o saatten sonra görmeyecektim. Samantha bu işe her şeyi bilerek girmek istiyordu. Kader eşini kendisi bilerek isteyerek beklememeyi seçmişti. Albert içeri girdiğinde ‘bu saçmalığa neden katlandığımı tekrar bana söyler misin?’ dedim. Albert ‘Sürün, ailen ve geleceğin için’ dedi. Sessizce küfür ettim. Albert ‘Artık aşağıya inmeliyiz. Tören başlayacak’ dedi. ‘Bundan kaçmamın bir yolu yok mu?’ diye sordum. ‘Kurdunu eşleşmeden daha ne kadar zapt edebilirsin?’ diye sordu. ‘Poseidon ile gayet iyi ilerliyordum’ dedim. ‘Kontrolü devralmadan önce’ diyerek Derek gözleri üzerine çevirdi. Ona hafifçe hırladım. Bu sırada içeriye annem ve Jenna girdiler. Annem bana yaklaştı ve sarıldı. ‘ sana hepimiz inanıyoruz’ dedi. Benden uzaklaşırken gözyaşlarını sildi. Jenna gene harika gözüküyordu. O hüzünle bana baktı. Bakışlarımı kaçırdım. Artık ertelemenin bir faydası yoktu. Derin bir nefes aldım ve odadan dışarıya doğru çıkmak için adım attım.Diğerleri arkamdan geldiler. Tören girişte sağda ki büyük salonda yapılacaktı. Tören alanına doğru yaklaştıkça sinirim artıyordu. Şu anda kader eşimin durması gereken yerde bana takıntılı biri duruyordu. Onu gördüğümde poseidon aşırı sinirlendi. Onu tutmak için geri itmek zorunda kaldım. Samantha’ya bakmadan ilerledim. Sürümden çok fazla kişi gelmişti. Herkes Alfanın eşleştiğini görmek istiyordu. Bu sayede güvende olduğunu hissedecekti. Sonuçta birkaç haftadır neredeyse yoktum. Samantha’nın durduğu alana geldim. Kokusu burnuma geldiğinde midem bulandı. Bunu yapabileceğimi kendime tekrar hatırlattım. Ama kimi kandırıyordum ki Poseidon öne atlamak için tekrar beni zorladı. İlaç etkisini yitiriyordu. Onu geriye itme daha da zorlaşıyordu. Herkes Samanta ile birleşince kurdumu kontrol etmenin daha kolay olacağını düşünüyordu. Ama ben Poseidon’u ya tamamen kaybedecektim ya da o beni kaybedecekti. Gözlerimi kapattım. Poseidon ile konuşmaya çalıştım ama o bana cevap vermedi. Haklıydı. Sanki eşime haksızlık ediyormuşum gibi hissediyordum. Onun bedenini bulmam gerekirken burada durmuş eşleşme töreni yapıyordum. Ona ihanet ediyordum. Törenin başladığını duyurmak için Douglas öne çıktı. Bu töreni o idare edecekti. Herkese hoşgeldiniz dedikten sonra ‘Samantha Hill, Alfa Christopher Adonis Theo Bariloche’ı eşin olarak kabul ediyor musun?’ diye sordu. Samantha yüzü gülerken ‘Evet’ diye bağırdı. Poseidon öyle öfkelendi ki tutmakta zorlanıyordum. Onu sakinleştirmeye çalıştım. İlaç tamamen etkisini kaybetmiş gibiydi. Başım dertteydi. Bu töreni bitirebilecek miydim? ‘Alfa Christopher Adonis Theo Bariloche, Samantha Hill’i eşin olarak kabul ediyor musun?’ diye sordu. Göğsüm hızla kalkıp iniyordu. Derek yanıma geldi kolumdan tuttu. ‘İyi misin?’ diye sordu. ‘Poseidon’ dedim. Sonra gömleğim yırtılırken irileştim. Tamamen Poseidon’a dönüşmemiştim. Sanırım kurt boğan hala tesir ediyordu. Tamamen dönüşmemiştim. Pençelerim dışarı çıkarken Derek beni tutmaya çalıştı. Kontrol artık bende değildi. Poseidon bizi eşleşmeye zorlamalarına çok kızmıştı. Samantha’yı, Douglas’ı ve tüm kurul üyelerini öldürmek istiyordu. Derek’ı kaldırıp fırlattığımda herkes bağırmaya başladı. Tüm sürü kaçışıyordu. Douglas ve Samantha’ya doğru döndüm. Bu sefer üzerime Derek’in kurdu atladı. Samantha ve Douglas benden uzaklaştılar. Tüm hıncımı Derek’ten çıkarmaya başladım. Kurdu güçlüydü. Ama ben kurduma düşünmesem bile daha güçlüydüm. Kaçıp gitmesini istiyordum. Bunu durdurmak istiyordum. Ama Poseidon izin vermiyordu. Tüm sürü odadan çıkartılırken etrafım savaşçılarımla çevrildi. Derek’in kafasına yumruk attım. Bana saldırdı ve çenesini açıp omzumdan yakaladı. Göğsüne vurdum. Beni fırlattığında tekrar ayağa kalkıp üzerine atladım. 2 metrelik dev kurdunu yere güçlü bir yumrukla indirdim. Üzerinde tekrar yumruk attım. Tekrar ve tekrar. Durmam gerekiyordu. Bu sırada Douglas doktora bana ilaç vermesi için bağırıyordu. ‘İlaçlar onu öldürse bile umrumda değil. Kurt boğan ver ona’ dedi. Savaş alanına dönen o kısacık zamanda biri ‘Poseidon’ dedi. Poseidon durdu. CELINA Tören alanına geldiğimde biraz geç kalmıştım. Umarım kimse beni fark etmeden kolyemi alırım ve buradan uzaklaşırım diye düşündüm. Elbisemin eteklerini düzelttim. Buraya girmek için güzel giyinmiştim. Çünkü kot pantolon ve bluzla dikkat çekerdim. Törene yetişecek değildim ama bu kalabalıktan yararlanmam gerekiyordu. Ben içeri girerken bir anda herkes dışarı çıkmaya başladı. Neler oluyordu? Tören sona mı ermişti? Sonra herkesin panikle kaçtığını fark ettim. Ne olduğunu anlamak için kocaman gözüken salona doğru ilerledim. Normalde insanlar kaçarken benimde kaçmam gerekirdi ama nedense ayaklarım beni oraya sürüklüyordu. Herkesi geçerken yağlı saçlı çirkin bir adamın ‘İlaçlar onu öldürse bile umrumda değil. Kurt boğan ver ona’ dediğini duydum. Karşısında ki kişi de ‘Artık bir fayda etmiyor’ dedi. Kurt boğan fayda etmiyor muydu? Bu nasıl biriydi böyle? Sonra ileride kahverengi tüylü kocaman kurdun üzerinde bir adamın çıplak sırtını gördüm. Daha da ilerledim. Adam kurda vuruyordu. Ona yumruk atıyordu. Kurt elinden kaçmak için çırpınıyordu. Adam onu neredeyse öldürecekti. Bunu daha fazla izlemek istemiyordum. Biri bunu durdurmalıydı. Etrafta ki insanları geçtim. Ağzımdan şu kelime çıktı. ‘Poseidon’ dedim. Neden dediğimi bilmiyordum. Sanki onu tanıyormuşum gibi söylemiştim. Tanımadığıma emindim. Bunun nereden çıktığını bilmiyordum. Adam o anda durdu. Sırtına bakmaya devam ettim. Ona bakarken kendimi garip hissettim. Sanki olmam gereken yeri bulmuşum gibi bir histi. Tüm gözlerin üzerime çevirildiğini o anda fark ettim. Ne yapmıştım ben? Adam anında bana doğru döndü. Simsiyah gözlerini gördüğümde bir adım geriye gittim.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE