CELINA
Poseidon dediğim anda adam bana dönüp baktı. Orada acı gördüm. İnanamıyormuş gibi bana bakıyordu.
Poseidon dediğim adam o kadar hızlı haraket etti ki bir anda önümde durdu. Beni bir bez bebek kaldırıp sarıldı. Burnu boynumdaydı.
Kurt sesiyle ‘Eşim’ dedi. Saçlarıma dokunuyordu. Beni kokluyordu. Derin derin nefes alıyordu. Bana sımsıkı sarılmıştı.
Bu adam bana neden sarılıyordu ki? Şok olmuştum. Ne olduğunu anlamıyordum. Sonra hızla haraket etmeye başladı.
Korkmaya başlamıştım. Bana ne yapacaktı? Neler oluyordu böyle?
‘Bırak beni’ dedim. Kollarından kurtulmaya çalıştım.
Sonra boynumda hafif dişler hissettiğimde anladım. Bu kurt adam beni işaretleyecekti. Hemen elimi omuzlarına koyup itmeye çalıştım.
‘Bırak beni. Ne yapıyorsun sen? Canımı acıtıyorsun’ diye bağırmaya başladım.
Onu itsemde asla kıpırdamıyordu.
Beni işaretleyeceğini düşünerek daha fazla onu itmeye ve vurmaya başladım. ‘Yemin ederim seni öldürürüm. O dişlerini çek’ diye bağırdım.
Beni yere indirdi. Omuzlarımdan tutarak benden uzaklaştı. Hızla nefes alıyordum. O da aynı şekilde hızla nefes alıyordu. Sonra göğsünün çıplak olduğunu fark ettim.
Yanaklarım kızarırken gözlerimi kaçırdım. Sonra onun siyah gözlerine baktım. Hala kurdu hakimdi. Bunu anlıyordum.
Onu tekrar ittim.
‘Ne yaptığını sanıyorsun?’ diye ona bağırdım. Bu kocaman adama bağırmak biraz yürek isterdi ama bana zarar vermeyeceğini hissediyordum.
‘Eşim’ dedi tekrar.
‘Ben senin eşin felan değilim’ dedim. Kollarından kurtulmak için hamle yaptım. Ama beni ısrarla tutmaya devam etti. Elinden kurtulamamıştım.
Etrafa baktığımda başka bir odada olduğumu anladım.
Kapıya doğru ilerleyip buradan gitmek istiyordum. Başka bir beni eşi sanan kurt adamla uğraşmak istemiyordum.
O anda kapı açıldı. İçeriye Jenna girdi. Jenna’yı gördüğüm anda rahatladım.
Jenna hızla yanımıza geldi. ‘Bırak onu korkutuyorsun’ dedi.
Beni adamın ellerinden kurtardı. Sonra beni tutup sarıldı. Bende ona sarıldım. Arkamda ki adam hırladı. Sonra ellerini belime koyduğunu hissettim. O bana her dokunduğunda irkiliyordum.
Jenna geri çekilirken ‘Celina bu sen misin? Senin öldüğünü sanıyorduk. Bu nasıl gerçek olabilir? Sen buradasın’ dedi. Orada olduğuma inanamıyordu. Gözlerinden hafifçe yaşlar akarken sildi.
‘Benim. Anlamadım. Neden öldüğümü sandın’ dedim. Ellerimden tuttu. ‘Konuşacağız. Seni çok özledim Celina. Neredeydin? Neden kayboldun?’ diye sordu.
Bunu nasıl açıklayabilirdim ki?
‘Bende seni çok özledim Jenna’ dedim. Arkamda ki adamın belimde ki ellerini hafifçe sıkıp bıraktı. Yana çekilip ellerinden kurtulmayı hedefledim.
Jenna kıkırdayıp ‘Oturup konuşalım mı?’ diye sordu. Kafamı salladım. Bir kapıdan geçip mutfak ve salonun birleştiği bir odaya girdik. Burayı sanki önceden görmüştüm.
Jenna ile bir koltuğa oturduğumuzda adam gelip yanıma oturdu. Ona baktım. Neden hala buradaydı?
Sonra gözlerine baktım. Kurdu kontrolü bırakmıyordu. Jenna ‘Bu tüm olayları anlamıyorsun sanırım’ dedi.
Jenna’ya döndüm. ‘Anlıyorum’ dedim. Jenna ‘Gerçekten mi?’ dedi.
‘Babam bir kurt adam annem insandı. Bir sürüde büyüdüm. Tek insan bendim. Beni ninem büyütmüştü hatırlıyor musun. Bunu anlatmıştım’ dedim.
Jenna ‘Evet’ dedi.
‘Onunda bir kurdu vardı’ dedim.
‘Ah buna sevindim. Sana bunu nasıl anlatabiliriz diye düşünüp duruyordum’ dedi.
‘Seninde kurdun var mı?’ diye sordum. Jenna ‘evet var’ dedi. Kafamı salladım.
Sonra durdu ve ‘Poseidon’u dizginlediğine inanamıyorum’ dedi. Sonra kıkırdadı. Arkamda ki adamın gerildiğini hissettim.
Sonra ciddileşerek bana ‘Neler oldu Celina. Senin öldüğünü sanıyorduk’ dedi.
‘Neden öldüğümü sandığınızı bilmiyorum’ dedim.
Jenna ‘Christian seni bulmak için peşindeydi. Sonra parçalanmış bir beden buldular’ dedi.
Anlamıyordum.
‘Ben olduğumu neden düşündünüz?’ diye sordum.
Arkamda ki adam yani Christian ‘kokun’ dedi. ‘Derek bana montunu verdi. Bedenini görmedim’ dedi.
Varlığını unutmadığım adama döndüm. Sesi daha normal geliyordu. Ona bakmak midemde ki kelebekleri uçuşa geçirmişti.
Odaklandım ve Bunu kim yapmış olabilir ki? ‘Montumu otogar da biri çalmıştı’ dedim.
Jenna ‘Neden gittin?’ diye sordu. Bunu nasıl cevaplayacaktım ki?
‘Ben’ diyip yutkundum. Jenna bana zarar gelmesine izin vermezdi. Ona anlatırsam anlardı değil mi?
‘Jenna beni öldüreceklerdi. Onlara beni geri veremezsiniz’ endişeyle dedim. Arkamda ki adam hırladı. Elini belime koydu. Sankinleştiğimi hissettim. Bu nasıl mümkün olabilirdi.
Jenna kaşlarını çattı. ‘Baştan anlat’ dedi. Derin bir nefes aldım.
‘Beni onlara vermeyeceğinize söz verirseniz anlatırım. Alfanıza bir şey söylemeyeceksiniz’ dedim. Jenna ve adam birbiriyle bakıştılar. Sanırım zihnlerinden konuşuyorlardı.
Jenna ‘Bunu bu odada yapacak kimse yok. Özellikle arkanda ki adam buna asla izin vermez’ dedi.
Kurdunun sesiyle ‘Seni her zaman koruyacağım. Bundan şüphen olmasın’ dedi.
Ardından başımdan geçenleri anlattım. Alfanın adını vermeden bana yaptıklarından bahsettim. Tacize uğradığımı anlatırken herkesin gerildiğini hissettim. Sonra beni idam edeceklerinden bahsettiğimde arkamda ki adam çok sinirledi.
Resmen kükredi. Sonra ayağa kalktı. Odadan çıktı. Diğer odada bir şeylerin kırılma sesini duyduk.
Sonra içeride ki odadan bir kadının sesini duydum. ‘Christian’ diye bağırdı. Sonra onunla konuştuğunu duydum.
Jenna ‘Annem geldi. Şimdi abime haddini bildirir. Başına gelenlerden dolayı sinirlenmiş olmalı’ dedi ve kıkırdadı.
‘O abin mi?’ diye sordum. ‘Evet, Christian’ dedi.
Demek adı buydu.
‘Poseidon olduğunu sanmıştım’ dedim.
Jenna ‘Kurdunun adı Poseidon. Bunu nerden biliyorsun’ dedi.
Omzumu silktim. ‘Açıkçası bir fikrim yok. Ağzımdan öylece çıkıverdi’ dedim.
Sonra biraz utanarak ‘Abin beni eşi sanıyor. Diğer Alfa gibi’ dedim.
Jenna ‘Seni eşi sanmıyor. Sen gerçekten onun eşisin’ dedi.
‘Daha demin anlattıklarımı duymadın mı? Eşi olan Alfa beni eşi sandı. Etrafımda ki kurt adamları etkiliyorum’ dedim. Jenna beni anlamıyordu.
‘Neden böyle olduğunu bilmiyoruz ama çözeceğiz. Hem bak chris’in gözleri kırmızı değil. O Alfa ile aynı değil yani’ dedi.
Ardından kapı açıldı. İçeriye bir kadın girdi. Jenna’ya çok benziyordu. Kollarını açıp bana doğru yürüdü. ‘İnanamıyorum. Hayatta olman mucize’ dedi.
Yanıma geldi ve oturup sarıldı. Sonra kendini tanıttı. ‘Ben Jenna ve Christian’ın annesi Helen ’ dedi.
‘Ben Celina’ dedim. Kendimi tanıttım.
Helen ‘Beklediğimden daha güzelsin’ dediğinde bende ‘Sizde çok güzel ve oldukça gençsiniz. Jenna’nın annesi olduğunuza inanmak çok zor’ dedi.
‘Çok tatlısın’ diye kıkırdadı.
Chris üzerine giydiği bir Tshirt ile içeriye tekrar girdi. Gözleri hala siyahtı. Acaba gözleri hangi renk diye düşünürken kendimi buldum.
Neden merak ediyordum ki? Sonuçta buradan gidecektim. Onun eşi olmamın imkanı yoktu.
Ama gene de gözlerimi ondan alamıyordum. Akıcı haraketlerle yanımıza doğru geldi ve bu sefer tam karşımda ki koltuğa oturdu.
Siyah saçlarını parmaklarıyla taradı ve bana doğru bakmaya devam etti.
Helen ‘Ona açıkladınız mı?’ diye Jenna’ya sordu.
Jenna ‘Biliyor. Bir sürüde doğmuş. Babası kurt adammış ’ dedi.
Helen ‘ah Harika’ diyerek el çırpıp ayağa kalktı. ‘Poseidon’u nasıl dizginlediğini herkes gördü. Eşleşme törenini artık hızla yapabiliriz’ dedi.
Ne?
Hızla ayağa kalktım. ‘Kimseyle eşleşme gibi bir niyetim yok. Buraya bunun için gelmedim’ dedim.
Jenna’nın annesi ani bir şokla ağzı açık kaldı.
Christian’a döndüm ve ‘O dişlerini benden uzak tutacaksın’ dedim. Christian’nın kurdunun acı içinde inlediğini duydum.
Ne sanıyorlardı ki?
Kurt sürüsünden yeni kurtulmuşken başka bir kurt sürüsünde esir olacak değildim.
Üstelik Christian daha ilk dakikadan beni tutup bu odaya getirmişti. Hiç söz hakkım olmadan işaretlemeye çalışmıştı. Bu hoş bir ilk karşılaşma değildi.
Jenna ellerimden tuttu. ‘Bunu konuşmak için çok erken. Şimdilik biraz zamana ihtiyacın var. Kesin bir karar vermeden önce Chris’e şans vermeni senden rica ediyorum. Bize şans vermeni istiyorum Celina’ dedi.
Jenna benim için değerliydi. Bunun olmayacağını bilsemde ‘Şans vermeyi düşüneceğim’ dedim. Hemen kestirip atamadım. Söz konusu en yakın arkadaşım olunca onu kıramadım.
Üstelik bana şu anda çizmeli kedi gibi bakıyordu. Onun o tatlı gözlerine karşı hayır demek benim için imkansızdı.
Jenna ‘Bunun benim için değerini bilemezsin’ diyerek bana gülümsedi.
Bende ona gülümsedim.
Alfa Christopher Adonis Theo Bariloche
Poseidon ile birlikte hala gözlerimize inanamıyorduk. O buradaydı. Kokusunu almıştım. Ona sarılmıştım. Kokusunu içime çekmiştim ama hala inanamıyordum.
Sonra Poseidon onu işaretlemek istediğinde Celina sert çıkmıştı. Bunu hak ettiğimizi biliyordum. Poseidon’a bende kızmıştım. Sonunda onu korkutup kaçıracaktı.
Poseidona bininci defa onu korkuttuğunu söylediğimde beni dinlemedi bile ama Celina onu dizginlememe varlığıyla yardımcı oluyordu.
Celina..
Adını söylemek sanki ağzımda bal tadı bırakıyordu. Beklediğimden çok daha güzeldi. Dokunuşlarıma farkında olmadan tepki veriyordu.
Saçlarının rengi ay ışığıydı. Gözleri mavinin en soğuk tonu olsada onların parladığını Jenna ile birlikteyken gördüm. Bana karşı da böyle bakmasını istiyordum.
Celina alfalardan korkuyordu. Bu yüzden Jenna’ya ve diğerlerine Alfa olduğumu onun yanında belki etmemelerini zihnimden söyledim.
Celina, Eşleşmek istemediğini söylediğinde sızlandık. Ama pes etmemiştim. Onu benim yapacaktım. Kendime aşık etmem gerekiyorsa bunu yapacaktım.
Sonuçta düşünmek için bir şans vermişti.