Kabus Kovucu

1207 Kelimeler
CELINA Jenna’ya verdiğim söz sonucunda bu evde kalacaktım. Misafir odalarından birinde yatmayı kabul etmiştim. Jenna ayağa kalktı ve ‘Bu gün çok şey yaşadın. Odanı abim Chris göstersin’ dedi. Kafamı salladım. Sonra odadan çıktı. Annesi benim eşleşmeye karşı olduğumu öğrendiğinde sinirlenip önceden çıkmıştı. Christian ile baş başa kalmıştık. Ben hemen ‘Bana odamı gösterir misin?’ dedim. ‘Tabi’ dedi daha insana benzeyen sesle konuşmuştu. Ayağa kalktım. O arkamdan geliyordu. Sonra yanıma gelerek bana yolu gösterdi. Olduğumuz salondan çıktık. Bir alt katta hemen girişte sağda bir odanın kapısını açtı. ‘Burası’ dedi. İçeriye girdim. Oldukça büyük bir odaydı. Arkamı döndüğümde Christian’nın hala orada durduğunu fark ettim. ‘Teşekkür ederim Bay Bariloche’ dedim. ‘Lütfen bana ikinci ismim Adonis diyerek seslen’ dedi. Burnumdan güldüm. ‘Her kıza buna mı söylüyorsun. Mesela nişanlın Samantha’ya’ dedim. Nişanlısının acaba burada benimle olduğundan haberi var mıydı? Yada bana eşim dediğinden yada şu anda ona ikinci ismiyle seslenmemi istediğinden haberi var mıydı? Kapıya iki elini yasladı. ‘Bu sadece sana özel. Başka kimse kullanamaz’ dedi. Samantha’nın onun nişanlısı olduğunu inkar etmemişti. Pek hoş bi durum değildi. Kimsenin erkeğini çalmak bana göre bir haraket değildi. Kapımı tuttum. ‘Pekala. İyi geceler’ dedim. Hala kapımda öylece dikiliyordu. Gitmeyecek misin? der gibi baktım. ‘Poseidon gitmeme izin vermiyor. Burada kapında dikilmeme izin ver. Hiç ses çıkartmayacaktım. Seni rahatsız etmeyeceğim’ dedi. ‘Pekala. Sen bilirsin’ dedim. Sonuçta koridorda duruyordu. Her yer onun olduğuna göre sorun yoktu. Kapıyı kapattım. Sonra derin bir nefes aldım. Ne gündü ama? Odama daha detaylı bakmaya başladım. Sağ tarafta duvarda güzel bir prenses yatağı vardı. Daha önce hiç böyle bir yatakta yatmamıştım. İlginç olacaktı. Karşı duvarda büyük beyaz bir dolap vardı. Dolabın hemen sol tarafında ise bir kapı vardı. Kapıyı açtığımda güzel bir banyo beni kaşıladı. İçeride kenarda jakuzi bile vardı. Hayatımda ilk defa böyle lüks bir odada kalacaktım. Jakuzi küvetini gördüğümde dayanmadım. Hemen suyu açtım. Ardından saçlarımı toplamaya başladım. Sonra Jenna’nın bana hediye ettiği elbise mi çıkartıp içine girdim. Bu harika hissettirmişti. Omuzlarım uzun süredir ağrıyordu. Kaç gündür çalışmaktan ayaklarımın arkası su toplamıştı. Su bana iyi gelmişti. Rahatlayarak kafamı jakuzinin kenarına koydum. Küvetten çıktıktan sonra üzerimi kurulanmak için askıda ki havluyu kullandım. Yanımda yeni kıyafetim yoktu. Jennadan da istemek için geç kalmıştım. Odaya geri döndüğümde yatağın üzerinde bir kaç kıyafet ve not vardı. ‘Chris kıyafete ihtiyacın olduğunu söyledi. Teşekkürü ona edebilirsin. Jenna’ yazılıydı. Muhtemelen Jenna’ya ait olan kıyafetlerden sarı tweety’li pijama bulup giydim. Pijamaların boyu bana büyük geldiği için Jenna’nın olduğuna kesin kanaat getirmiştim. Ardından yatağa geçtim. Kısa süre içinde uyumuştum. Rüyamda mavi ay sürüsünde zindanda geçirdiğim zamanları gördüm. Kabustu. Sonra bir anda o kabuslar uzaklaştı. O tanıdık mükemmel kokuyu gene duydum. Bende tatlı derin bir uykuya çekildim. Uyandığımda yüz üstü yatıyordum ama bir tuhaflık vardı. Karnımın altında bir şey beni rahatsız ediyordu. Elimi uzatıp ne olduğunu kontrol etmeye çalıştım. Garip bir şeye dokundum. Sonra bu şeyin nefes aldığını fark ettim. Sanırım dudaklarına dokunmuştum. Hızla dizlerimin üzerinde doğruldum. Adonis’in kafası yatağımdayken bir sandalyenin üzerinde oturuyordu. Üstelik elimi tutuyordu. Bir anlık şokla çığlık atıp onu omuzlarından ittim. Sandalyeden yere düştü. Bu kadar iri birini nasıl düşürdüm bilmiyordum. Sanırım uyuduğu için kolay olmuştu. Adonis ne olduğunu anlamadan dan diye düştü. Şaşkın halde olmasam o haline gülebilirdim. Anında arkasını dönüp saldırıya uğramış gibi pozisyon aldı. Etrafta kimsenin olmadığını gördüğünde bana döndü. Yatakta dizlerimin üzerinde oturmuş ona bakarken gözlerini gördüm. O an sanki dünya durdu. Nefesimin ciğerlerimden boşaldığını hissettim. Hayatımda daha önce böyle gözler görmemiştim. Yosun yeşiliydi. Öyle canlı bir renkti ki sanki içeride hareket ediyordu. Bana baktığında gözlerinin daha da canlandığını gördüm. Demek gerçek gözleri bu renkti. Onların içinde kaybolabilirdim. Bana doğru yaklaştı. Yüzü yüzüme çok yakındı. O anda daha önce aldığım koku burnuma çarptı. Bu nefis bir kokuydu. O anda bu kokuyu nereden bildiğimi hatırladım. Buraya ilk geldiğimde bir odaya girmiştim. Hafif çikolata, sandal ağacı ve amber ve turunçgillerin birleşimi bir kokuydu. Bu yoğun ve cezbedici koku karşısında bir an afalladım. Sonra dün Adonis’in götürdüğü odada kaldığımı anladım. Bu kokuyu ilk orada almıştım. Şimdi de sahibini bulmuştum. Dün neden bunları fark etmediğimi bilmiyordum. Doğru korkmuş, şok içince kalmıştım. Yaşadıklarım aniydi. Sanırım bu yüzden o an anlamamıştım. ‘Beni sen mi ittin, küçük hanım?’ dedi. Bana kızgın baktı. Nefes al diye kendime hatırlattım. Yutkundum ve konuya dönmek için kendimi zorladım. Daha önce hiç bir erkek beni böylesine afallatmamıştı. Gözlerimi kaçırdım ve konsantre oldum. ‘Odam da ne işin var? Beni rahatsız etmeyeceğine söz vermiştin’ dedim. Sandalyesini çekip karşıma oturdu. ‘Gece korktuğunu ve acı için inlediğini duydum. Birisinin sana zarar verdiğini düşündüm. İçeri grip kontrol etmeden önce kapını çaldım. Senin korkun arttığında içeriye girdim. Uyuyordun ve zindan hakkında sayıklıyordun. Sonra seni uyandırmak istedim ama sen uyanmadın. Elimi çekerken sen tuttun. Elimi çekip yüzünün altına koydun. Sakinleşip uyudun’ dedi. Gereksiz yere gene olay çıkartmıştım. Kollarını göğüsünde bağladı. Bu adam ne kadar da kaslıydı böyle. ‘Anladım. Ama burada neden uyuyakaldın?’ diye sordum. Konsantre olamam lazım. ‘Haftalardır ilk defa uyuyabildiğim için beni suçluyorsan yapabilecek bir şeyim yoktu. Poseidon sakindi. Eşimin yanındaydım. Haftalardır ilk defa huzurluydum. Açıkçası elimi tuttuğun ve bırakmadığın için mutlu oldum’ dedi. Bana gülümserken yanaklarında hafif gamzeler olduğunu fark ettim. Bu adam oldukça yakışıklıydı. Çok uzun boyluydu. İki metre vardı. Ben onun göğsüne ancak gelebilirdim. Göğüsleri, kolları gerçekten bir insanı ikiye bölecek kadar kaslıydı. Gözlerinden daha önce bahsetmiştim. Ama baktıkça insan derin bir kuyu gibi içine düşüyordu. Derin bir nefesle iç geçirdim. Uyuyamadığından bahsetmişti. Neden ki? ‘Neden uyuyamadın?’ diye sordum. Birden kendimi onun için endişelenirken bulmuştum. Neler oluyordu bana? ‘Eşimi kaybettiğimi sandığım o günlerde Poseidon ile baş edemiyordum. Kontrolü devralıyordu. Tamamen mahvolmuştum. Sakinleşmek için sürü doktoru kurt boğan enjekte ediyordu. Bir süre sonra etkisi azaldı. Eşimi kaybetmenin acısıyla bende uyuyamıyordum’ dedim. Vay canına! Çok acı çekmiş olmalıydı. Onun adına kendimi üzülürken buldum. Eşinin ben olduğumu düşünürsek bu biraz tuhaftı. ‘Şimdi nasılsın? İyi misin?’ diye sordum. Ona sarılıp öpmek, yaralarını sarmak istiyordum. Bu düşüncede nereden çıktı? Neden hala onunla konuşmaya çalışıyordum. İyice garipleşmeye başlamıştım. Normalde kimseyle sevgili olma gibi bir hayalim yoktu. Geçen dönem okulda bile tüm çıkma teklifimi red etmişken burada nişanlısı olan bir adamla odamda pijamalıyken onun iyiliğini düşünüyordum. Kesinlikle kafayı yemiştim. Adonis’in yüzü aydınlandı. Onunla ilgilenmem hoşuna gitmişti. ‘İyiyim. Seninle yattığım için hatta harikayım’ dedi. Bu sırada içeriye Jenna girdi. ‘Ne? Biri yatmak mı dedi?’ diye çığlık attı. Kızarmaya başladım. ‘Hayır o öyle değildi’ diye açıklama yaparken Adonis keyifli şekilde sırıtıyordu. Kesinlikle öpmek yok! Onu parçalamak istiyordum. Ben o an yerin dibine girmek için zeminde yer arıyordum. Yüzüm kıpkırmızı olmuştu. Jenna kaşlarını kaldırıp benden açıklama bekler gibi bakmaya devam ediyordu. Adonis kalktı ve oturduğu sandalyenin kenarına ellerini koydu. ‘Siz kızlar konuşmaya devam edin. Kahvaltıda görüşürüz’ dedi. Sonra odamdan çıktı. Jenna yatağa yanıma geldi. ‘Bana hiç öyle bakma. Abin şurada sandalyenin üzerinde uyudu’ dedim. ‘Pekala. En azından bir adım atılmış’ dedi. Sonra ‘ona bir şans verecek misin, Celina’ diye sordu. Ellerime baktım. Bunu sanırım istiyordum ama pek çok engel vardı. ‘Biraz daha düşünmeye ihtiyacım var’ dedim. ‘En azından bu bir hayır değil’ diyerek gülümsedi. Ardından ‘Karnın acıkmış. Hadi kahvaltıya inelim’ dedi. Kalkıp hazırlanmaya başladım. Onun kıyafetlerini giydiğimde boyu uzun geldi. Pantolonun paçasını katladım. Jenna ‘Bir ara sana güzel bir şeyler alalım’ dedi. ‘Eşyalarımı kaldığım pansiyondan alabilirim’ dedim. ‘Onun için birilerini gönderdim. Akşama kadar getirirler’ dedi. Kafamı salladım.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE