Adonis

1259 Kelimeler
CELINA Giyindikten sonra Jenna ile kahvaltı salonuna indik. Salon diyorum çünkü çok büyüktü. Lüks bir restoranda kahvaltı yapmaya gelmiş gibi bir mekan olduğunu düşünün. Kocaman bir masanın üzerinde kendi istediğinizi aldığınız açık büfe tarzı bir yerdi. Lüks diyorum çünkü kahvaltılık çeşitleri olağanüstüydü. Katlı tabaklar üzerinde kurabiyeler ve kekler bile vardı. Karnım açlıktan guruldadı. Ayrıca insanların oturabileceği masa ve sandalyelerde vardı. Şu anda kahvaltı yapmakta olan yaklaşık 50 kişi vardı. Jenna, beni tuttu ve şu anda sırada olanların en arkasına geçtik. O önümdeydi. Birlikte kahvaltı çeşitleri seçmeye başladık. Sonra onu fark ettim. Adonis’te sıradaydı. Şu anda tabağını tepeleme doldurmuştu. Kahvaltısını yapacağı masaya doğru ilerliyordu. Ona baktığımı fark etmiş olmalı. Bana doğru hemen kafasını çevirip baktı. Gülümsedi. Bende ona gülümsedim. Bu yaptığım gayet doğalmış gibi geliyordu. Sonra bir anda bir kadın elinde çocuğuyla ona arkasından çarptı. Korkuyla gözlerimi açtım. Kesinlikle kızacaktı. Bağırıp çağıracaktı belki de dövecekti. Çünkü eski sürümdeki erkekler böyleydiler. Adonis arkasını döndü. Korkuyla kalbim çarpmaya başladı. Jenna, bir bana bir abisine baktı. Sonra bana ‘ neden korkuyorsun?’ Diye sordu. Kalbimin hızlı çarpmasını duymuş olmalıydı. Kimse olayın farkında değil miydi? Kimse onları izlemiyordu. Çıkacak rezaletten kimsenin haberi yoktu. ‘Abin şimdi kadına kızacak. Çocuğa vurmaz değil mi?’ diye sordum. Jenna kaşlarını çattı. ‘Neyden bahsediyorsun sen?’ diyerek sordu. Sonra hiç beklemediğim bir şey oldu. Adonis, arkasındaki kadına doğru döndüğünde kadın ondan özür diledi. Adonis’te ona kızmadı ya da vurmadı. Yanındaki çocuğun kafasını okşadı. Ardından ‘tabağını düşürmüşsün. Bunu al’ diyerek elindeki tabağını uzattı. Küçük çocuk ona gülümsedi. Adonis’in T shirtü mahvolmuştu. Üzerinde hep yemekler vardı. Ama bunu umursamamıştı. Kadın utana sıkıla ‘üzerinizi mahvettim’ dedi. Adonis ‘Şimdi değiştiririm’ dedi. Ardından salondan çıkmak için yürümeye başladı. Tam yanımda durdu. Gözlerime baktı. Sonra hiç bir şey söylemeden yürüdü. Jenna tabağını doldurmaya devam ederken ‘Sanırım kalbini kırdın’ dedi. ‘Anlamadım’ dedim. ‘Söylediğini duymuştur’ dedi. ‘Bu kadar kalabalıkta imkansız’ dedim. ‘O burada ki iğne sesini bile duyabilir’ dedi. ‘Doğup büyüdüğün yer güzel değilmiş onu anladık. ama bir daha burada ki kurt adamları oraya göre yargılama. Benim sürüm dünyanın en güzel sürüsüdür’ dedi. Haklıydı. Sanırım önyargılı davranarak onunda kalbini kırmıştım. Jenna’nın kalbini geri kazanırdım ama Adonis konusunda emin değildim. Düşünceli bir şekilde masaya oturup yemek yemeye başladık. Jenna ‘somurtma tamam affettim seni’ dedi. Ona şımarıkça baktım. Yanımıza bir kişi daha geldi. Yanıma oturdu. Uzun baylı esmer bir adam ‘Merhaba ben Derek, dün hayatımı kurtardığın için teşekkür ederim’ dedi. ‘Merhaba’ diyerek onunla tanıştım. Eğlenceli biriydi. Derek ‘Chris beni neredeyse öldürmek üzereydi. Onu durduğun için ikimiz de şanlıyız’ dedi. ‘Hiç de az kalsın dün gece ölecekmişsin gibi değilsin’ dedim. ‘Kurt geni ve yakışıklılığım sayesinde’ dedi gözlerimi devirdim. Sonra ‘ Ama hala karnımda yaralar var’ dedi. Birisi tepemizde hırladı. Arkama baktığımda Adonis’in geldiğini gördüm. Kızgın bakıyordu. Sanırım hala bana sinirliydi. Derek bir anda yanımdan kalkıp karşı tarafa geçti. Adonis yanıma oturdu. Üzerine yeşil bir t shirt giymişti. Gözlerini ortaya çıkartmıştı. Ona alıştıkça içimde tuhaf bir kıpırdanma olduğunu hissetmiştim. Açıkçası yakışıklı olduğu için bunu her kadının hissedebileceğini düşünüyordum. Çünkü o her kadının rüyasına girecek türden bir adamdı. Keşke kurt adam olmasaydı. O zaman onunla çıkmak isterdim. Ama maalesef ki kurt adamdı. O yüzden bu defteri hemen kapattım. Kendime onu düşünmek yasak dedim. Kahvaltımızı yapamaya devam ederken Jenna’ya ‘Tekrar o kitapçıda çalışabilir miyim?’ diye sordum. Sonuçta beni eski sürüme vermeyeceklerini garanti etmişlerdi. Bu yüzden hayatıma bir yerden devam etme gerekiyordu. Dondurduğum okuluma gidecektim. Hayatımı kazanmaya devam edecektim. Jenna ‘Emin değilim’ dedi. Adonis’e bakıyordu. Kesin zihinlerinden konuşuyorlardı. Derek ‘bir işe mi ihtiyacın var?’ diye sordu. Bende ‘Evet. Hayatımı bu şekilde idame ediyorum’ dedim. Aah harika bir fikrim var. Bizde bir çalışan arıyorduk. Öyle değil mi Chris?’ Diye sordu. Chris’e baktım. ‘Evet, öyle’ dedi. Derek ‘Madem kitapçıda çalışıyordun. Sana çok uygun bir işim var ’ dedi. ‘Pekala nedir bu iş?’ Diye sordum. Derek ‘ofis odasını düzenleme, evrakları sıralama ve asistanlık yapma’ dedi. ‘Haftada sadece iki gün çalışacağım geri kalanda derslerim var. Bu uygun olur mu?’ diye sordum. Adonis ‘Olur tabi ki de’ dedi. Ona baktım ve gülümsedim. Bu kadar kolay bir iş bulacağım aklıma gelmezdi. ‘O zaman kabul ediyorum’ dedim. Adonis ‘Harika’ dedi. Gözleri bu kadar güzel parlamak zorunda mı? Her şeyi benim için daha da zorlaştırıyordu. Derek ‘Bu gün başlayabilir misin?’ diye sordu. ‘Elbette. Zaten pazartesi okula gideceğim’ dedim. Bugün cumartesiydi. İki gün çalışabilirdim. ‘Peki kimin ofisinde çalışacağım?’ diye sordum. Adonis ‘Benim’ dedi. O an bi kaldım. Onunla çalışmak beni gerçekten zorlayacaktı. Bu adamlar mükemmel bir planla beni resmen tuzağa düşürmüşlerdi. Adonis ‘Kahvaltını bitirdiysen ofis odasına gidelim mi?’ diye sordu. Kahvaltımı bitirmiştim. ‘Olur’ dedim. Birlikte yemek salonundan çıktık. Benimle yan yana yürüyordu. Ona selam veren kurt adamlarda da selam veriyordu. Burada belli ki önemli biriydi. Merdivenlerden birlikte çıkarken uzun paçama takıldım. Tam yüz üstü düşecekken Adonis beni belimden yakaladı. Sıcak ellerini hissettim. Beni yakalamasa kesin yaralanacaktım. Doğrulduğumda ‘Teşekkür ederim Adonis’ dedim. Alt dudağını ısırdı ve sonra bana kocaman bir gülümse verdi. Kalbim tekledi. Sakin ol Celina ilk yakışıklı erkekte yelkenlerini suya indiremezsin diyerek kendimi uyardım. Bana tatlı tatlı bakarken ‘adımı böyle söylediğin sürece düşmene asla izin vermem’ dedi. Ah! Yakalanmıştım. Düşüncemde ona durmadan Adonis dediğim için şimdi beni yakalamıştı. Ama bunu o istemişti. O zaman sorun yoktu. ‘Bunu sen söylemiştin’ dedim. ‘Bana böyle hitap ettiğin için mutluyum’ dedi. Ardından birlikte onun ofisine girdik. Burada ofisi olduğunu bilmiyordum. Bu benim için kolaylık olacaktı, çünkü aynı katta yatak odam vardı. Ofisine girdiğimde her yerin dağınık olduğunu gördüm. Evraklar masanın üzerinde taşıyordu. Ağzım açık şekilde ‘Burada savaş mı çıktı’ dedim. Adonis kafasının arkasını kaşırken ‘uzun süredir ilgilenemedim’ dedi. Kafamı sallarken etrafı inceleme devam ettim. Uzun kitaplar dolu rafları vardı. Karşı da uzun camları olan penceresi vardı. Koyu ahşap mobilyalarla döşenmişti. Masası bir platformla yükseltilmişti. Masanın önünde iki tane sandalye arkasında da yüksek bir koltuğu vardı. Aynı odanın içinde kapıya yakın iki uzun deri koltuk karşılıklıydı. Başlarında tekli bir koltuk vardı. Adonis koltuğuna yerleştikten sonra bana ön tarafta ki sandalyeyi gösterdi. Bende oraya geçtim. Sonra bana hemen önümde ki evrakları tarih sırasına göre sıralayabileceğimi söyledi. Bende öyle yapmaya başladım. Masasın üzerinde ki tüm evrakları düzenledim. Dosyaya koyulacakları koydum. Adonis işini ciddiyetle yapıyordu. Arada sırada beni izlediğini ve gülümsediğini görüyordum. Bende ona bakıyordum. Çözemediği bir şey olduğunda elini çenesinin altına koyup kaşlarımı çatıyordu. İşimin bir kısmı bitmişken saatin nasıl geçtiğini anlamamıştım. Karnım guruldadığını Adonis bana bakıp önce güldü. Sonra tok sesiyle kahkaha attı. ‘Bana gülme. Kaç saattir çalışıyorum burada’ diyerek bende güldüm. Ayağa kalkıp yanıma geldi. ‘Bu aç kurdu doyuralım o zaman’ dedi. Elimden tutmak ister gibi baktı ama sonra geri çekildi. İleride ki koltuklara yürüyüp tekli koltuğa oturdu. Bir kaç dakika sonra elinde tepsiyle Derek içeriye girdi. Sonra koltukların arasında ki masaya tepsiyi bıraktı. ‘Afiyet olsun’ dedi. Adonis zihniyle demek ki Derek’e yemek getirmesini söylemişti. Yemek yerken karşıma geçti. ‘İlk gün nasıl gidiyor?’ Diye sordu. ‘Patron tam bir iş kolik. Canımı çıkarttı. Karnım guruldamasa durmayacaktı’ dedim. Derek, koltuğu yaslandı. ‘Nasıl acımasız olduğunu bilirim. Onun yüzünden her hafta maniküre gidiyorum’ dedi tırnaklarına bakarak. Söylediği komik olduğu için kıkırdadım. Onu maniküre giderken düşünemiyordum. Derek güldü. Adonis hırladı. Derek, düzleşip ‘Chris, işini aşırıya ciddiye alır ama seni ihmal edeceğini sanmıyorum’ dedi. Ne diyeceğimi bilemedim. Yemek yemeye devam ettim. Derek bize katıldıktan sonra akşam yemeğine kadar birlikte çalıştık. Derek bana işi gösteriyordu. Adonis bizi göz hapsinde tutuğu için Derek bana çok yaklaşmıyordu. Adonis’in Derek’ten beni kıskandığının farkındaydım. Normalde bu kıskançlık hoşuma gitmezdi ama Adonis’in gözleri beni takip ettiği için bu kıskançlık hoşuma gidiyordu. Sanırım kafayı yiyordum.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE