Hala parmağımdaki yüzüğe alışamamıştım bazen elimi kaldırıp bakıyordum akşamları ise yüzüğe baka baka uyuyordum şaka gibiydi ama gerçekti onunla nişanlanalı tam bir ay olmuştu evet zaman o kadar hızlı geçiyordu ki nasıl bir ay önce nişanlandığımıza inanamıyordum düğün ise iki ay sonraydı Ali işleri için üç aylığına gitmişti ve bir ayı tam dün dolmuştu ona alışmış mıydım hayır yada evet belki de yüzüğe alıştığım için ona da alışmıştım ona yusuf değil ali demek bile alıştığımın bir anlamlıydı iki ismini söylemek değişik geliyordu neden iki ismi vardı ki ya yusuf yada ali olsaydı ikisini birleştirmek kimin fikriydi acaba her neyse dedim içimden
Sefere gitmeden önce onunla buluşmuştuk yani iki medeni insan gibi oturmuş biraz konuşmuştuk işlerden bahsetmişti evlendiğimizde de böyle aylarca gelmeyeceğini söylemişti biraz zor olacaktı çünkü evlendikten sonra onunla her gün aynı yatakta yatmaycaktım sabah ayrı akşam ayrı olacaktım yanımda kimse olmayacaktı ama mecburdum onun işleri öyleydi ve ben buna bir şey diyemezdim parasını bu işten çıkarıyordu kendisi de bunu belirtmişti bir mesleği de vardı lojistik mühendisiydi ama tırcılık yapıyordu üstelik kendi lojistik şirketleri vardı maddi durumları çok iyiydi neden hala tırcılık yaptığına anlam veremiyordum bazen
O gün yani nişanlandığımız gün atıştıgımız an aklıma geldi dudaklarımdan hafif bir tebessüm geçti o zaman ne kadar sinirlenmiştim haklıydım beni resmen yaşımdan vurmuştu bana çocuk muamelesi yapmıştı tamam aramızda çok ciddi bir yaş farkı vardı ama yapacak bir şey yoktu
Bana da bu düşmüştü değiştirme şansım falan da yoktu yakışıklı mıydı fazlasıyla ee kendisi de fena değildi tek kusuru yaşı ve şimdiye kadar takıldığı kızlardı geçen gün nurhan dan duymuştum çok fazla sevgilisi olmuştu tabi beyefendi belki de şu an başka bir kadının kollarında bile olabilirdi tırcılar çapkın olur derlerdi de inanmazdım haklılardı kim demişse gidip alnından öpecektim
Saçmalama gülay dedim içimden adamın işi gücü var çalışıyor gidip başka kadınların yatağında mı olacaktı üstelik o artık nişanlı bir adamdı eğer öyle bir hata varsa ağzını burnunu dağıtır direk nişanı falan atardı kim bilir şimdi ne yapıyordu şerefsiz
Çamurlu yolda yürürken aklıma olur olmayacak şeyler geliyordu gerçekten artık delirmiştim neler düşünüyordum kafam iyi değildi bu adamla nişan yaptıktan sonra delirmiştim heralde üşüyen ellerimi hemen ceketimin içine koydum ve yürümeye devam ettim yokuşlu yoldan gidip gelmek beni yoruyordu ama yapacak bir şey yoktu çeyizlik almak için merkeze inmem şartı bugün yine pazar vardı suna beni pazarda bekliyordu çok güzel çeyizlik eşyalar gelmişti her pazar gidip azar azar alıyordum düğüne iki ay kalmıştı ve benim çok eksiklerim vardı oya battaniye yelek patikleri yapmayı öğrendiğim için artık almıyordum ip alıp evde şiş ve tığ ile örüyordum bu yirmi günde tam 2 yelek 7 patik 20 tane lif örmüştüm elim hızlı olduğu için yapmam çok zamanı mı almamıştı hatta sipariş veren bile oluyoru bende yapıyordum dün bir kadın gelmişti iki bin liralık örgü getirmişti yanında ip de getirmişti iki gün sonra tamamlardım geçen günde bir kadın getirmişti bende keyifle yapıyordum paramı kazanıp kendime çeyizlik eşyalar alıyordum
"Gülay."
Adımı duymamla olduğum yerde çivilenmiştim gözlerim şaşkınlıkla açılmış kaşlarım çatılmıştı hayır hayır şimdi sırası değildi şimdi hiç vakti değildi evimin yanında ne arıyordu bu ne işi vardı eğer biri görürse beni rezil rüsva ederdi üstelik yusuf ali o beni delik deşik ederdi eski sevgilim yolumu kesiyordu ve yakınlaşıyordu hayır hayır hemen burdan koşarak gitmem gerekiyordu bir çift göz bizi yan yana bu dağın başında üstelik ben nişanlı bir kızken görürse işte o zaman olacakları tahmin bile edemiyordu üstelik bu köy küçük bir yerdi eğer bir kez daha adı çıkarsa onu kimse istemeye gelmezdi birde nişan atarlardı
"Def ol siktir git yanımdan."dediğinde utanmaz hiç utanmadan sıkılmadan gelip tam karşısına geçmiş dibinde durmuştu gözlerini onu uyarırcasına dikmişti git diyordu adımız çıkar diyordu ama adam hiç korkmadan kızın kolundan tutuğu gibi kendine çekmiş belinden tutup kendisine yapıştırmıştı
"Sen benimsin kızım sadece benimsin."diyip saç diplerinden sertçe tutup başını aşağıya indirip boynundan öpmeye çalıştı ama bacağına yediği tekme ile inledi daha sert bir şekilde saçını çekince bu sefer kız inledi sinsi gülüşü ile boynundan öptüğünde gülayın çığlıkları boş sesiz yolda yankılandı tırnaklarını adamın yüzüne geçirdiğinde adam sinirle kızın yanağına sert sarsıcı bir tokat geçirdiğinde gülay dengesini kaybedip yere düşmüş dizleri ve dirsekleri taşlara batmıştı eli yanağında iken acıyla inledi sağ gözünden akan yaş ile tüm gücü ile bir çığlık atmıştı başını yan çevirdi
"Allah belanı versin şerefsiz."diyip yerdeki taşı almaya kalkıştı ama elinin üzerine gelen ayakkabı ile acıyla çığlık attı bu adam bir narsist bir şerefsizdi bu adam insan değildi
"Lan ben seni seviyordum lan sen nasıl başka bir adamla nişanlanıyorsun orusbu."diyip kadının yanına çöktü elini kızın yüzüne götürdü yavaş yavaş okşamaya başlığında kızın yüzündeki tiksinti ve korku ile gülümsedi dudaklarını onun dudaklarına yaklaşrdı kız çırpınıyor çırpındıkça canını yakmaya devam ediyordu
"Benim olacaks-
"AH."diye acıyla inledi adam koluna baktığında oluk oluk kan aktığını gördü daha kafasını kaldırmadan yüzüne yediği tekme ile yan tarafa devrilmişti
Gülay şok ile onu yerden kaldıran adama bakıyordu korku ile göz yaşları dökerken kollarını adamın boynuna sarıp sıkıca sarıldı gözlerinden akan yaşlar durmuyor hıçkırıkları adamın boynunda dinleniyordu adam ise kadının korkusunu anlıyor anladıkça sinirleniyordu elleri yumruk şeklini almıştı yerde gözünü tutan şerefsize haddini bildirmek onun boynunun borcuydu kızın yüzünü ellerinin arasına alıp yüzüne baktığında dudağından akan kanı ve boynunda ki morluklara baktığında gözü dönmeye başlıyordu dudağını kadını korkutmadan alnına küçük bir öpücük kondurup kadını kenara çekti
"Arkanı dön ve arabanın yanına git ben geliyorum."dediğinde kadının yüzünü avuç içlerine almış akan göz yaşlarını parmaklarıyla naif bir şekilde siliyordu onu korkutmak istediği en son şeydi burdan gitmesi onun için çok iyi olacaktı yoksa bu adamın boğazını burda kesecekti
"Sende gel gidelim ne olur."dedi kısık çatalı çıkan ses tonuyla eğer giderse olacakları tahmin edemiyordu Yusuf Ali kim bilir bu şerefsize ne yapardı elini kana bulayacaktı izin vermezdi eğer yusuf aliye bir şey olursa bunun bütün suçu onun suçuydu
"Gülay arabanın yanına git ve beni bekle."diyip sert çıkan sesine engel olamadı hemen burdan gitmesi gerekiyordu arkasını dönen kadına baktı üstü başı mahvolmuştu ve yürürken acı çekiyordu gözleri sinir ile kapandı iki büyük adımla acı ile bağıran adama yaklaştı
"Sen benim olana nasıl acı çekiyordun böyle mi."diyip belinden çıkardığı silahın kabzasını yaranın üzerine bastırırken adamın ağzını eliyle kapatmıştı gülay daha buradaydı bu şerefsizin sesinin duyup korkmasını istemiyordu başını çevirdiğinde kızın yavaş yavaş uzaklaşmaya başladığını gördüğünde sinirle ayağa kalktı ve adamın üstüne çıkıp yumruklarını savurma ya başladı
"Senin ben ecdadını ulunu soyunu sopunu sikiyim lan şerefsiz oğlu şerefsiz amıma koduğumun iti."diyip bir yandan küfür ediyor bir yandan ise parçalan yumruğunu adamın yüzüne vurmaya devam ediyordu bu adamı burda öldürmeden hiç bir yere gitmeyecekti
"O benim ona sahip oldum o benim kadınım."dedi baygınlıktan sarhoş ama utanmadan konuşan sinan üzerindeki adamın yüzüne daha sert vurduğunda dudaklarında şeytani bir gülümseme vardı artık gülayı istemezdi gülay onun kadını diyerek bu adamı korkutmuştu şimdi bu adam yüzüğü atacaktı
"Doğru konuş lan orusbu çocuğu."diyip ayağa kalkıp yüzüne karnına ayağıyla tekmeler savurduğunda adamın başı yana dönmüş dudaklarından kan akıyordu umrumda değildi
"Yusuf ali."dedi gülay çığlık atarak tam tepeye yetişmişti ama sesleri duyunca korkmuş hemen aşağıya inmişti ve gördüğü manzara ise korkunçtu arabada eğer biraz daha beklerse Yusuf'un o şerefsizi öldüreceğini biliyordu acıyla koşarak adamın yanına gelmiş tam karşına geçmişti ama yusuf Ali kendini kaybetmiş gibiydi önüne geçti kollarını boynuna sardı sıkıp sarıldı tek çare buydu yoksa hiç bir şekilde ona engel olmazdı boynuna sarıldı göz yaşları yanağında akıp duruyordu başı dönüyordu daha fazla burda durmak istemiyordu
"Ne olur gidelim burdan ali korkuyorum gidelim."dedi kulağına fısıldadı adamın elleri sırtına gittiğinde derin bir nefes verdi sonunda kendine gelmişti
"Korkma ben yanındayım."dedi yusuf ali kadının yanaklarını tutu göz göze gelmelerini sağladı artık korkmayacaktı onun bir nişanlısı vardı artık korkmasına gerek yoktu
"Gidelim."dedi elini adamın yanağına koydu onu anlamasını istiyordu burda daha fazla durmak istemiyordu adam onu anlamış gibiydi bir kolunu omuzuna koyduğunda gülay ne yapıyorsun bakışı atmıştı diğer kolunu bacaklarından geçirdiği gibi kadını kucağına almıştı gülay ise adama şaşkınlıkla bakıyordu nasıl hemen onu kucağına almıştı
"Ben yürürüm gerek yok."diyip kucağından inmeye kalktı ama adam bırakmadı yüzleri birbirine çok yakınken
"Gerek var yürüyemiyorsun."diyip başını çevirdiğinde kızın diğer kolu boynuna sarmıştı yutkundu ve yoldan yukarıya çıkmaya başladı kollarındaki kız başını boynuna sardığında dudaklarında bir tebessüm belirdi
Arabanın yanına geldiklerinde kızı yavaşça koltuğa oturtmuş kemerini bağlamıştı geri çekildiğinde kızın çenesinden tutup ona bakmasını sağladı yüzüne baktı pansuman yapması gerekiyordu burnu ve dudakları kanıyor elleri ve boynu ise çizikler içinde kanıyordu dizleri ve dirsekleri ise berbat bir haldeydi ona bakarken yüzü acı ile kasıldı
Kim bilir canı nasıl yanıyordu dudaklarını alnına bastırdı elini saçına koyup bir bebek gibi okşamaya başladığında kızın ağlayan sesini duymuştu ne olmuştu yoksa canını mı yakmıştı hemen geri çekildi
"Canını mı yaktım bir yerin mi acıdı."dedi ali endişeli ses tonuyla gerçekten pişmandı çok mu acıtmıştı elinden tutu
"Neren acıyor hastaneye gidelim mi."
"Kalbim ağrıyor."