Elimdeki dosyaları tekrar tekrar okumaktan gına gelmişti uykulu gözlerle koltuktan kalkmıştım saçlarımın arasındaki kalemi masaya indirdim artık gitme vakti gelmişti çünkü saat 10 geliyordu çantamı koluma taktığımda telefonumdan gelen bildirime baktım dershaneden arkadaşlar mesaj atmıştı görüldü atmamak için girmemişti yengesinden gelen mesaja baktığında kaşları çatılmıştı sedef yengesi ondan hamilelik testi istemişti hafta sonu köye gitmeyi planlıyordu
Sedef hamile miydi yani şimdi ne demek oluyordu bu telefonunu çantasına attığında dudaklarında tebessüm belirmişti hala olacaktı ama sedefin bazı sıkıntıları olduğu için hamile kalması imkansız gibiydi eğer gerçekten hamileyse abisi çok sevinecekti bir yıl iki yıldır çocukları olmuyordu şimdi eğer sedef hamileyse annesi de çok sevinirdi
Ofisten çıktığında loş ışıkların vurduğu koridorları geçmeye başladı saat geç olmuştu havalar soğuktu dışarısı tehlikeliydi ama dikkat edecekti çünkü bugün full olarak çalışmıştı yorgundu bir an önce evine gidip uyumak istiyordu abisi ona bir ev tutmuştu tutmamış hata satın almıştı tatlı güzel bir evdi eşyalarına kadar her şeyi almıştı asansörün yanına geldiğinde düğmeye bastığında asansörün gelmesini beklerken karnının acıktığını gördü sabahtan beridir sadece kahvaltı yapmıştı elleri saçlarında iken yanında hissettiği süret ile başını çevirdiğinde takım elbisesi uzun bir adam ile karşılaşmıştı
Kanbolat Hanoğlu
Bu şirketin sahibi olmalıydı yakışıklı yüzüne baktı masmavi deniz gibi gözleri vardı kumral bir adamdı adını duymuştu ama bu kadar yakışıklı olduğunu duymamıştı sert birine benziyordu çünkü yüzü beton gibi serti
"Siz staj için mi gelmiştiniz."dedi adam kıza hafifçe dönüp yüzüne bakarken ne kadar kısa olduğunu fark etti yanında çok kısa duruyordu
"Evet ayçiçek ben bu arada."diyip elini uzattığında adam kaşlarını çatmıştı neden elini uzattığı için mi kaşlarını çatmıştı çekinerek tam elini geri çekecekken eliyle buluşan büyük el ile yutkundu bu adam dev gibiydi kendisini onun yanında cüce gibi hissetmesi normal değildi
"Kanbolat Hanoğlu."dedi adam kızın elini nazik bir şekilde sıkarken
"Memnun oldum."dedi ayçiçek elini geri çekerek hemen önüne döndü bu adamdan biraz korkuyordu çünkü gözleri daha önce görmediği bir maviydi yengesinin gözleri bile bu kadar değildi bu adamın gözleri cin mavisiydi resmen
Adam önüne döndüğünde asansörün kapının açıldığını fark etmişti kız girdiğinde oda arkasından asansöre girmiş çıkış katına basmıştı telefonunu çıkarıp gelen bir kaç mesaja baktığında evin hizmetlisinden mesaj ve arama gelmişti kaşları çatıldı bu kadar arama normal değildi bir şey olmuştu asansör durup açıldığında kızın yüzüne bakmadan aceleci adımlara dışırıya çıktığında hemen telefon etmişti
"Aslan iyi mi."dediğinde endişli sesini gizleyememişti oğlunun iyi olması onun için her şeye bedeldi
"Efendim çok ateşi var doktoru çağırdım ilaç verdi iğne yaptı ama hala çok ateşi var ne olur çabuk gelin."dedi endişli ve korku dolu bir kadın sesi
"Hemen geliyorum."dediğinde korku ile yutkundu bu hayata en sevdiği kişi oğluydu onun saçlarının teline zarar gelse onun canından can giderdi bu hayatta bir tek oğlu için yaşıyordu oğlu onun için bütün her şeyden önemliydi
Ayçiçek hafif bir çekingenlik ile adama yaklaştı çok endişeli görünüyordu bir şey mi olmuştu acaba asansörde iken telefona bakarken bu hale gelmişti acaba sevgilisi yada karısına bir şey mi olmuştu yada ailesinin bir üyesine
"İyi misiniz efendim."dediğinde adam ona dönmüştü yüzü endişeli görünüyordu kesin bir şey olmuştu
"İyiyim sende bir an önce evine git geceleri burası tehlikeli olur."dediğinde kız kafasını sallamıştı arkasını döndüp kendi yoluna gitmişti
Üzerindeki ceketin fermuarını boğazına kadar çekti havalar felaket derece soğuktu yazın gelmesine çok yoktu ama normalde bu aylarda bu kadar soğukluk normal değildi sarı uzun saçları rüzgarın etkisiyle uçuşurken durakta beklemeye başladı ama bu saate dolmuşun gelmesi biraz imkânsızdı o yüzden duraktan uzaklaştı evi buralardan bir saatlik uzaklıktaydı eğer birazcık hızlı yürürse çabucak evine gidip yatağına girip güzel bir uyku çekebilirdi kaldırımda yürürken yanaklarının donduğunu hissediyordu etrafta kimseler yoktu ama az sonra yanında lüks bir araba durup camı açıldığında onu gördü şirketin sahibi
Kanbolat bey bu oydu şaşkınlıkla ona bakarken kapı açılmıştı eliyle gelmesini işaret ederken ayağındaki hafif topuklu botlar ile iki adımla onun arabasına binmişti kapıyı kapatınca adam ona dönmüştü
"Yardımına ihtiyacım var."
"Anlamadım."dedi ayçiçek saf bir şekilde bu zengin yakışıklı adam ondan ne isteyecekti ki
"Oğlumun bir süreliğine dadısı olur musun." dediğinde kadının ona kaşlarını çatıp öylece baktığını ve dudaklarındaki hafif sinirli bir gülüş belirdiğini gördü kötü bir şey söylemişti
"Siz benimle dalga mı geçiyorsunuz benim dadıya benzer bir halim mi var."dedi bu adamın gerçekten kafası güzeldi iş için geldiği şirkete şirketin sahibinin oğluna dadılık mı yapacaktı üstelik birde oğlu vardı ha birde karısı vardı o ayrı bir trajikomikti
"Eğer kabul edersen şirkete çalışmana gerek yok stajını iki dakikada hallederim kabul mü."dediğinde elini uzatmıştı şu anda onun yardımına ihtiyacı vardı evdeki hizmetli kadın başkasının adamı çıkmıştı onun icabına sonra bakacaktı bu kızı araştırmıştı iyi bir ailenin kızına benziyordu sadece oğluna bakacaktı zaten çocuk gelişimi okumuştu bir ara
"Neden ben daha beni tanımıyorsun bile nasıl güvenip oğlunu bana emanet edeceksin." dediğinde adamın ona bu kadar çabuk güvenmesine inanamıyordu belki de katildi belki de sapık biriydi
"Ayçiçek çelik 18 yaşındasın hukuk okuyorsun iki abin var ikiside evli evin en küçüğü sensin ailenin lojistik şirketi var ve abin orda tırcılık yapıyor daha önce hiç bir vukuatın olmadı bence yeterli bu kadarı."dedi bolat şirketine araştırmadan hiç bir işçiyi almazdı her birini araştırmıştı ve bu sarı kafa dikkatini çekmişti
"Şaka mısın."dedi ağzı açık bir şekilde adamı dinlerken ayçiçek bu adam ebesine kadar her şeyi araştırmıştı resmen bütün hayatını iki dakikada anlatmıştı
"Olamayacak kadar gerçekçiyim."dediğinde hala uzattığı elini tutmayan kadına göz işareti ile kadına işaret ettiğinde kadın asık yüz ifadesi ile elini sıkmıştı dudaklarından memnuniyet dolu bir gülümseme geçmişti
"Aileme ne diyeceğim."dedi sıkıntılı sesiyle genç kız birde başına bu iş çıkmıştı
"Orasını bana bırak."diyip arabayı çalıştırmıştı lastiğinin tiz sesi boş sokakta yankılanmıştı elleri direksiyonda iken evine giden yola girmişti en hızlı şekilde arabasını sürürken yan tarafta başını cama yaslamış öylece duran kıza baktı yaşı biraz küçüktü ama oğluna bakacak maharetli birine benziyordu inşallah tahmin ettiği gibi biriydi
Eve vardıklarında saat on bire geliyordu koltukta uykuya dalan kıza baktı sarı saçları yüzüne gelmişti arabadan inip kapıyı kapatıp diğer kapıya gidip kapıyı açtığında kızın gözleri aniden açılmış ona şaşkın şaşkın baktığını gördü
"Geldik."
"Kusura bakma uykuya dalmışım."dedi uykulu sesiyle yüzüne gelen saçlarını arkaya attığında adamın arkasını döndüğünü gördü kendisi de arabadan indiğinde kapıyı kapatmıştı karşısındaki büyük eve baktı villa tarzı büyük bir evdi çok güzeldi adam önde hızlı bir şekilde yürümeye başladığında kendisi de onun hızıyla birazcık hızlı yürümeye başlamıştı ona yetiştiğinde adamın sert davudi sesini duymuştu
"6 yaşında ismi aslan."dediğinde yutkundu yirmi yaşında baba olmuştu o anki duyguları çok değişikti küçük yaşta baba olmak güzel bir duyguydu ama bunun bir bedeli de vardı kendisi de bunu ödemişti
"Annesi yok mu neden oğluna bakmıyor."
dediğinde adam bir saniye duraksamıştı kaşlarını çattı kadın acaba yanlış bir şey mi söylemişti
"Annesi yok aslanın yanında da annesinden bahsetme."dediğinde sesi hafif sinirli çıkmıştı evin bahçesine girmişti kapıyı çaldığında iki dakika sonra açılmıştı
Bir daha bir şey söylemedi ayçiçek gerek yoktu belki de adamın karısı ya onu terk etmişti belki de hayatını kaybetmişti en iyisi ağzını kapatmaktı zaten daha sonra her şeyi öğrenirdi en iyisi şimdilik çenesini kapalı tutmaktı eğer yine ağzını açarsa zaten birinci günden adam stajını iptal ederdi ve kovardı merdivenleri çıkarken evin ne kadar güzel olduğunu fark etti beyaz ve siyah ağırlıklı dekore edilmişti şık koltuklar perdeler beyaz duvarlarlar gözleri etrafta gezinirken bir odaya girmişlerdi burası aslanın odası olmalıydı kapıyı açıp bir odanın daha içerisine girdiklerinde yatakta oturmuş
Sarı saçlı mavi gözlü bir çocuk ile bakıştı bu çocuk resmen bebekler gibiydi çok tatliş bir şeye benziyordu dudakları bükülmüş kafası yan bir şekilde çocuğa bakarken adam çocuğunun yanına gitmiş sarılmıştı hayran bir şekilde onlara bakmıştı
Çok tatlı görünüyorlardı ben onlara hayran hayran bakışlar atarken kanbolat bey bana dönmüştü elini uzatıp
"Aslanım bak bu ayçiçek."dediğinde küçük tatlı çocuk ona dönmüş maviş gözleri ile ona bakmaya başlamıştı
"Ayy bu çocuk çok tatlı ya yerim ben bunu."diyip hemen kanbolat'ın yanına geçmiş yatağa oturmuştu elini yanağına götürüp okşamaya başlamıştı çocuk yanağını çektiğinde yüzü düşmüştü
"Merhaba ayçiçek ben."dediğinde küçük çocuğa elini uzatmıştı yüzü düşsede hemen toparlamıştı daha onu tanımıyordu böyle yapması çok normaldi
"Aslan bende."dedi çocuk karşısındaki sarı saçlı kıza baktı onun gibi sarı saçları vardı ama gözleri mavi değildi kahverengiye kaçıyordu güzel bir kadındı acaba babasıyla arasında nasıl bir ilişki vardı babası bu eve asla bir kadın sokmazdı evin hizmetlisi bu evde çok uzun bir süre çalışmıştı o hariç ondan sonraki bu kız ise babasının evine giren ikinci kadındı
"Memnun oldum aslancım."dedi gülümseyerek
"Sana odanı gösteriyim ayçiçek."dedi kanbolat ayağa kalktığında kızda ayağa kalkmıştı oğluna göz kırptıktan sonra arkasını döndüğünde önde ayçiçek arkasında o giderken oğlunun sesi ile şaşkına dönmüştü
"O senin sevgilin mi baba."demişti küçük çocuk