Eda “Neredeyse geldik, şu suratını bir düzeltsen mi, acaba?” Cevap veremeyecek kadar sinirliydim; kafam çok doluydu. Söylediklerini duymamış gibi yaptım. İçim içimi yiyordu. Gerginliğim had safhadaydı. Tanımadığım bir adamla ne konuşacaktım ben? Resmen kolumdan tutup zorla doktora götürüyordu. Şoför bizi büyük bir binanın önüne getirdi. Beyaz, üç katlı, dışarıdan bakıldığında bir oteli andırıyordu. Hakan’a bakmadan sordum: “Burası mı?” “İn hadi. Yol boyunca surat asıp durdun, canımı sıktın. Bak uyarıyorum Eda, aynı şeyi içeride doktorun yanında da yaparsan bozuşuruz. Yeter artık, kaprislerin sıkmaya başladı.” Avuç içim deli gibi kaşınmaya başladı. Öfkeyle Hakan’a döndüm. Şöyle okkalı bir tokat patlatsam, belki içim biraz rahatlar, kapris nasıl yapılıyormuş görür. Sanki aklımdan geçen

