Eda İnsanlar ne garip... Hiçbir şey olmamış gibi samimiyetleri midemi bulandırıyor. Ya dudak kenarlarını süsleyen sahte gülüşler... Tıpkı kristal bardakların parıltısı gibi; soğuk, cılız, ruhsuz. Bu evde herkes rolünü benim de dahil ezbere biliniyor. Kimin ne zaman güleceği, ne zaman susacağı, neyi görmezden geleceği herşey sistamatik belirlidir, bu evde. Masaya bakıyorum. Beyaz örtü o kadar gergin ki üzerine dokunsam orta yerinden çıtırdayacak Tek bir kırışıklık yok. Tabaklar tam ortalanmış, milim kaymamış. Bardaklar muntazam derecede hizalı; camın içinden ışık geçiyor ama içlerinde sıcaklık yok. Peçeteler ütülü, üçgen katlanmış; gösterişli, şık. Masa düzeni, benim iç dünyamın aksine fazlasıyla kusursuz. Tıpkı Hakan gibi. Ama bir eksik var. Benim tabağımın yanında çatalım yok. Eyva

