Yanina kosdum telasla, bacagini kirmis ...
Sol bacagini tutup iki büklüm halde beni ariyor gözleri hala.
Kadir'in çarptigi adam basinda nasil oldugunu soruyor, etrafini bir kalabalik sardi bile.
"Kadir, iyimisin?" Telas, kirginlik, sok derken sesimi ben bile taniyamadim.
Beni fark edince, gözündeki aciyi gördüm, fiziksel aci degildi ama.
Dislerinin arasindan "sanirim bacagimi kirdim" diyebildi.
Etrafimizdaki kalabalik her an artiyor, çevremiz daralmaya basladi.
En yakinimdaki kisiye ambulansi arama emri verdim.
Diger yanimdakine çevremizi bosaltma görevi verdim.
Ben kalkim içerden sabitlemek için ne bulabilirim diye bakmak istedim, biri kolumdan tuttu.
Döndügümde kolumdan tutan kisinin Kadir oldugunu gördüm.
"Gitme yanimdan" yalvardi bana.
"Hemen geliyorum, söz." teminini verip, içeri kosdum.
Ilk buldugum sert uzun objeyi alip, birazda kumas buldum bir yerden.
Kadir'in açik yarasi yok ama çok acidigi her halinden belli.
Dikkat ederek bacagini elimden geldigi kadar sabitledim, ve ambulansi beklemeye basladik.
Birileri yukariya haber göndermis, müdür yanimizda indi korkuyla.
"Kadir bey size ne oldu?"
Ben cevap verdim onun yerine " merdivenlerden düstü, sanirim bacagi kirik."
"Ambulansa haber verildimi?" sorusu bittiginde kulagimiza ambulans sesleri çalindi.
Böylece sorusunun cevabini almis oldu.
Göreliler Kadir'i sedyeye yerlestirdikten sonra müdür onlara gitmeleri gereken hastanenin ismini verdi.
Ambulansa Kadir'le birlikte bende bindim ve yol boyu aci içinde olan Kadir'in elini tuttum.
Acilin girisinde ekip hazir bekliyor, hemen aldilar Kadir'i ve gerekli islemler için götürdüler.
Yanima bir hemsire geldi ve beklemem için beni yukardaki odalardan birine götürdü.
Hastanede böyle büyük ve lüks odalar oldugunu bilmezdim.
Yaklasik 45 dakika sonra odanin kapisin önünde sesler duymaya basladim.
Benim telasla bekledigim odanin kapisi açildi, içeri ilk giren kisi dedesi oldu Kadir'in.
Beni görünce tatmin olmus bir hale büründü.
Dedesi disinda 7 kisi daha girdi odaya.
Dikkatimi çeken 3 kisi oldu görür görmez, biri 50 yaslarinda diger ikisi en fazla 20'lerinde olan 3 kadin.
Ortak noktalari gözleri, hepsinde ayni yesil göz var.
Kadir'in gözü.
Kapidan giren besinci kisi benim yaslarimda, beni gördüne sevinmedigini belli eden ilk kisi, konusanda ilk kisi oldu.
"Kim bu?"
Sorusuna cevap veren kimse olmadi, yanina benle ayni yaslarda oldugunu düsündügüm baska bir kiz geldi durdu.
En son olarak 50'nin basinda oldugunu düsündügüm baska bir kadin daha girdi ve kapi kapandi.
Konusan kiz kapi kapandiktan sonra, bana yöneltti sorusunu bu sefer "Kimsin sen?"
Ben cevabimi veremeden dedesi sert sesi ile "nisanlisi" dedi.
Bugün bundan daha fazla soka girebilecegimi düsünmezken dedesinin cevabi beynime bir darbe daha vurdu.
Aldigi cevaba sevinmeye tek kiside ben degildim.
Ben sokla dedesine bakarken Kadir'in kapisi tekrar açildi ve ayagi alçida Kadir girdi içeri.
Vakit verilmiyor bugün bana duygularimi hissetmek için.
Hepsi ard arda oluyor beynim algilayamiyor etrafimda olanlari.
Daha birini hazmetmeden bir öteki basliyor.
Basima agrilar girdi, midem bulanmaya devam ediyor, agzimda aci bir tat var, bogazim dügümlendi.
Tek yapmak istedigim bu odadan kaçip avazim çiktigi kadar bagirmak.
Kadir agri kesicilerin etkisi ile uyuyor.
Yerine koydular Kadir'i, hemsire doktorun gelip detali bilgi verecegini söyleyip çikti odadan.
Dedesi kanapelerden birinde tepki vermeden oturmaya devam etti.
Konusan kiz yanindaki kizla fisir fisir konusuyor, arada bakislarini bana çeviriyorlar.
Iyi bari Kadir'le nisanli oldugumu bilmeyen tek ben degilmisim.
Yesil gözlü kadin konusaya basladi ve artik canimi acitan sessizlik bozuldu.
"Merhaba Gülsüm, ben Meral Kadir'in annesiyim."
Tahmin etmem lazimdi, çok güzel ve nazik bir kadin.
Ismimi biliyor!!!
"Bana ne oldugunu anlata bilirmisin?" bugünün en zor sorusu oldu bu.
"Sey, ... STAR binasini dis merdivenlerinde biri ile çarpisti, merdivenden düstü."
Daha fazla detay sorarsa cevapliya bilecegimi sanmiyorum.
Kadir'in yanina gidip elini tuttu, sonra dedesi terak konustu.
"Kendinizi tanitin kiza, yeni aile üyesi böyle karsilanmaz."
Kollarim diken diken oluyor bu adam konustukca.
Meral hanim onaylayarak basladi tanistirmaya.
"Bu Kumru, ve burdakide Kübra benim kizlarim." Kumru, Kübra'dan büyük görünüyor.
Gözlerinin renginden anlamistim zaten.
"Yanimda duran benim kardesim Sibel, kizi Su ve arkadasi Yale" böylece herkesin ismini ve aile bagini ögrendim.
Benim kim oldugumu ögrenen Yale, pis bakislar atiyor bana.
Herkese topluca "merhaba" dedikden sonra Kadir'e döndüm.
Aklimdan benim yüzümden bu halde oldugu çikmiyor bir türlü.
Nisanlisi olarak tanitilmam canimi sikiyor elbette ama suanda bunu düzeltmenin ne yeri nede zamani.
Sonraya biraktigim, henüz hissetmeye izin vermedigim konulardan biri.
Doktor odanin kapisini açinca toplu bir sekilde ona baktik.
Gülümseyerek içeri giren doktor, bakislarini dedeye çevirdi.
"Celal bey hosgeldiniz, torununuzun durumu iyi.
Sol bacaginda çatlak var, ilk bir hafta çok önemli çatlagin iyi iyilemesi için.
Mümkün oldugunca az hareket ettirip, yürümemesi gerekiyor."
Iste burda kiyamet koptu, Kadir bir hafta yürüyemez deyince sakin olan odada her kafadan bir ses çikmaya basladi.
Annesi telaslandi, simdiden paniklemeye basladi.
Kardesleri onu mesgül etmek için planlar hazirlamaya basladi, teyzesi sirkete bu süre içinde bizimki bakar dedi.
Su annesini destekledi, Yale sürekli yaninda olacagina sözler vermeye basladi.
En son ve kesin ses dededen çikti "Yürüye bilecek duruma getir doktor, isler beklemez" dedi.
Ben kimin ne dedigini takip etmekte zorlanirken Kadir kendine gelmeye basladi.
Bunu fark eden Meral hanim soru yagmuruna tutmaya basladi Kadir'i.
Kardesleri su ve meyva ikram etmeye çalisti.
Yale tiz bir çiglik atarak beni siçratti, tek sasiran ben oldum sese, digerleri alismis galiba bu duruma.
Hemen Kadir'in basina geçip elini tutmaya ve ne kadar endiselendigini saymaya basladi.
Teyzesi tahminimce 'bizimki' dedigi kisiyi aramaya gitti.
Doktor dedesine saglik durumundan ötürü istegini yapamayacagini anlatti.
Bunu kabul edemeyen dede, isi hastaneye getirmeye karar verdi.
Ben ise ne oldugunu takip etmeye çalistim, zavalli Kadir bir gözü bende sorulan sorulari cevaplamayi denedi.
Dedesi isi abartip hemen 1 saat sonraya toplanti ayarlamaya kalkinca benim devreler yandi.
"AAAAAAAAAA, yeter! Hepiniz bir susun!
Kusura bakmayin yeni tanisiyoruz farkindayim ama, sizin akliniz basinizdami ya?
Daha ilaçlarin etkisinden çikamamis adama ne yüklenmekti böyle."
Hayretler içinde bana bakmaya basladilar, özledigim sessizlik yeniden saglandi bu sayede.
Derin bir nefesin ardindan konusmaya devam ettim.
"Celal bey, is için olan endisenizi anliyorum. Haklisiniz is beklemez, ama saglikda beklemez.
Sibel hanimdi galiba, siz birini ayarladiniz anladigim kadari ile yerini alabilecek?
Kadir suanda çalismaya musait degil, ayarladiginiz kisi bir hafta dayanir bence."
Kaslari çatildi Celal beyin, umrumda degil.
Bunlar hep birlikte öldürecekler ben el atmazsam.
"Meral hanim endisenizde haklisiniz, bencede dinlenmesi gerekiyor. Benim aklimda daha sakin bir yer var kalabilecegi.
Siz istediginiz zaman gelebilirsiniz içinizi rahatlata bilirsiniz, ama benim içim rahat etmez Kadir'i yanliz birakmaya."
Kafa karisma sirasi onlardaydi. Tabikide maydanoz olan Yale oldu
"Nereymis bu aklindaki sakin yer?" diye sordu sert bir ima ile.
"Benim evim, ben ilgilenecegim bir hafta boyunca," kararlilikla söyledim aklimdakini.
Kafakarisikligi yerini saskinliga birakti.
Kadir bile inanamadi söyledigime.
Bu durumdan memnun olan tek kisi Celal bey.
"Sen kim oluyorsunda evine götürüyorsun Kadir'imi.
Yapamazsin!" Yale karsi cikmaya devam etti.
Yale'ye dogru bir adim attim, sirtim dik gögsüm kabarik, çekinmiyorum bu odadaki kimseden.
"Daha demin Celal beyin beni nasil tanittigini duymadin heralde?
Nisanlisiyim tekrar edeyim. Hayir Yale hanim nefesinizi bosa harcamayin.
Ben Kadir'i benim evime götürüyorum ve iyilesene kadarda bende kalacak, engel olabiliyorsan ol.
Ha bu arada davetli degilsin!"
Son noktayida koydum, Yalenin agzini kapattim.
Kadir'in agzindaki siritisi gözümden kaçmadi.
"Simdi kusura bakmazsaniz, hasta ziyareti kisa olur. Müsaade ederseniz biraz dinlensin, bende yapmam gereken bakim detaylarini dotorundan ögrendikten sonra eve gitmemiz gerekiyor.
Meral hanim size sikinti olmayacaksa en az bir haftalik bir valiz hazirlaya bilirmisiniz?"
Son sorumuda sorduktan sonra Yale'nin çigligindan sonra yere düsürdügü çantayi alip yanina gittim.
Çantayi eline tutusturdukdan sonra önünden çekilip kapiyi gösterdim.
Agzini açti bir sey diyecek oldu, "Deneme bile" deyip engelledim.
Su yanimiza gelip Yale'nin kolundan tuttu ve annesinide alip odadan çiktilar, son bir vedalastikdan sonra.
Dedesi beklemedigim bir sekilde onaylayan bakislarla yanimiza geldi, "Iyi bak torunuma" deyip çikti.
Kardesleri annesinin istegi üzere eve gittiler valiz hazirlamak için.
Annesi ve bende doktordan detaylari ögrenmek için doktora yöneldik.
Evrak islerini hallederken Kadir biraz daha uyudu, yaklasik 3 saat sonra her sey hazirdi.
Ben bu süre içinde Irem'den arabami hastaniyeye getirmesini istedim, "Sadece bu konuma getir arabayi, lütfen sorma ne oldugunu.
Çok uzun bir hikaye ve hiç anlatabilecek bir durumda degilim, sonra, lütfen."
Zorda olsa ikna olup getirdi arabayi ve kendi isine geri döndü.
Taburcu olduktan sonra Kadir "Benim arabayi getirmelerini isteseydik, aklima gelmedi" dedi.
"Lazim degil ben araci ayarladim."
Henüz aramizda gergin bir ortam var, konusmamiz gereken çok konu var.
Tekerlekli sandalyede asaya indirdik Kadir'i, arabayi görünce bana saskin bir bakis atti.
Ön koltuga yerlestirip Kadir'i valizini bagaja koydum.
Söför koltuguna geçip ilerlemeye basladik.
Dayanamadi daha fazla "Kimin bu araba?".
"Benim"
Daha fazla söylemek istedigim bir sey yoktu.
Meraki artti ama soramadi daha fazla.
Kadir'in bu halinden zevk almiyorum desem yalan olur.
Nasilmis Kadir bey ne oldugunu bilmemek?
Düsün dur simdi.
On dakika sonra tekrar sorabilecegini düsündügü bir soru buldu "Annemi nasil ikna ettin, beni birakmaz o kolaylikla."
"Adresimi vede telefon numarami verdim, birde istedigi her an gelebilir deyince tamam dedi.
Ha tabi birde senin NISANLIN oldugum için bir sakinca görmedi."
Nisanli kelimesini kafasina vurarcasina söyledim.
Yutkundugunu duyabiliyorum Kadir'in.
"Ben sana ...."
"Simdi degil, önce sag saglim eve bir girelim, simdi degil."
Bitirmesine izin vermedim cümlesini, tekrar hissedemem o ihaneti, araba kullanmam lazim.
Yolculugun devaminda sessiz devam ettik.
Evin önüne arabayi park ettim, Kadir'e yardim etmek için yolcu tarafina geçtim.
Kadir gözlerini evden ayiramadi, bekledigi bu degilmis anlasilan.
Irem'in kaldigi odaya yerlestirdikten sonra Kadir bana bakti "Birliktemi kalacagiz?" tereddüt ederek sordu soruyu.
"Hayir benim odam karsi taraf."
Yüzünde hem hayal kirikligi hemde anlayis var.
"Ben arabadaki essalari almaya gidiyorum, sen dinlen." dedikten sonra çiktim odadan.
.
"Valizinin içindekileri bu dolaba yerlestiriyorum, olurda ben yokken bir sey lazim olursa haberin olsun.
Surdaki kapi senin banyon, içinde temiz havlu vesaire var."
Yavasca valizini bosaltmaya basladim, kisisel essalarini banyoya dizdim, kiyafetlerini dolaba yerlestirdim.
Ben bunlarla ugrasirken Kadir artik sabredemedi.
"Gülsüm, lütfen konusabilirmiyiz artik?" sesi yalvariyor resmen bana.
"Hayir, benim yanliz kalip düsünmem lazim. Bugün olmaz, hazir degilim.
Bir günde sindiremeyecegim kadar çok olay yasadim.
Yarin."
Kendini nasil hissettigini tahmin edebiliyorum, ama gerçekten suanda yapabilecegimi sanmiyorum.
Hiç olmazsa üstüme gelip 'simdi konusalim' demiyor,
artik bununla yetinecegim.
"Ben yemek yapmak için mutfaktayim, seslenirsen duyarim."
Arkami dönüp çiktim odadan.
Basit sebze yemegi, pilav ve çorba yaptikdan sonra, bir tepsi ile yanina gittim.
Yatakda uzanmis dinleniyordu.
Biraz terlemis oldugunu fark ettim.
"Agrin basladi galiba tekrar?"
"Evet hissetmeye basladim biraz" belliydi birazdan fazla oldugu.
"Yemek getirdim yedikten sonra içersin artik" yanindaki komodinin üstüne tepsiyi koydum.
"Bekle yataga uygun masam var unutmusum onu getireyim" getirdikten sonra tepsiyi önüne koydum.
"Tesekkür ederim" deyip tandina bakti. Kaslari havaya kalkti, bir kasik daha aldi "çok güzel olmus, ellerine saglik yemek yapabildigini bilmiyordum" saskinligi yüzünden okunuyor, yemege devam etti.
"Birbirimiz hakkinda ne biliyoruzki?"
Iç çekip kasigi birakti "Gülsüm bu gerginlik bacagimdan daha fazla canimi acitiyor.
Gel konusalim, lütfen"
Korkuyorum duyacaklarimdan, konusmadanda hallede bilecegimiz bir konu degil.
Bir haftada yanimda.
"Peki, anlat bakalim."
Uzun cümleler kuramiyorum her an aglamaya basliya bilirim.
"Depoda karsilasmamiz tesadüftü."
"Onu biliyorum, peki senin kim oldugunu bilmedigimi anladiginda neden söylemedin?"
"Firsat olmadi ..."
"Kadir beni sinirlendireceksen ben gidiyorum, nasil vakit olmadi ya?
Kampin ilk günü 'ise yeni girmedim uzun süre sonra tekrar geldim' derken ekliyemedinmi?"
Sesim yükselmeye basladi bile.
"Söyleyemedim tamammi? Orda söy..."
"Sana sordum defalarca müdürle derdin ne diye, kavgamiz bile senin bana anlatmadiklarin yüzünden oldu.
Pismanligin neydi Kadir, bahsettigin batak neydi?"
Artik bana söyleyemem derse annesini ararim alsin oglunu.
Derin nefesler aldi dudaklari kivrilmaya basladi, ilacini unuttum.
"Kadir önce biraz yemek ye, banada nasil anlatacagina karar ver ilacini iç, sonra konusalim." odadan çikmak için kapiya yöneldim.
"Yanimda dursan olmazmi?" tereddütle konustu.
"Sansini zorlama." çiktim odadan.
Bende kendime bir tabak alip yemeye çalistim.
Masada kendimi yemege zorlarken arkamda ses duydum, dönüp baktigimda Kadir yataktan kalkmis yanima geliyor.
"Ne yapiyorsun sen burda, doktoru duymadinmi? Ayaga kalkmaman lazim."
"Dayanamiyorum ben bu duruma, konusalim lütfen."
"Tamam konusalim, ama önce yataga."
Kolunun altina girip yardim ettim, yataga yerlestirip tepsiye baktim, yememis.
"Yedinmi sen birseyler?"
"Istahim yok" "Ama içmen gereken ilacin var. çorbayi bitir ilacini iç bari."
"Bos ver simdi ilaci, otur konusalim"
"Konusmakmi istiyorsun," kafa kekti. " Ozaman zorluk çikarmadan yemegini yede konusabilelim. Sen o ilaci içmeden ben konusmayacagim."
Bakti ciddiyim hizlica içti çorbasini, ilacinida içerek bana yöneldi.
....