Arabaya binerken Ediz yanımdaydı. Konuşuruz dedik ama Hiç konuşmadık. Sadece gözümün ucuyla baktım, bana destek olduğunu biliyordum. Ama şimdi zihnimi toparlamam gerekiyordu. Polis telsizinden gelen bilgiler eksikti, sadece “çocuk cesedi” kelimeleri birkaç kez tekrarlandı. İçim daraldı. Çocuk… Bu kelime, diğer tüm kurbanlardan daha ağır gelir bana. Siren seslerini kapattım. Sessizlik daha acıydı ama daha gerçekti. Ediz yol üstünde indi, ben devam ettim. Olay yeri Çekmeköy’ün biraz dışında, iki katlı eski bir evdi. Bahçe kapısı açık, içerisi karışık. Evin önünde polis bantları çekilmiş, komşular dışarı fırlamış, bir kalabalık toplanmıştı bile. Ama asıl kalabalık… gazetecilerdi. Elif beni görünce hemen yanımıza geldi. Yüzü bembeyazdı. “Komiserim… Bu kez durum biraz farklı,” dedi kısık ses

