Madde 5.0

343 Kelimeler
Havaalanında olanlardan sonra onları bir daha görmeyeceğime çok emindim. Türkiye kocamandı, seksen bir il vardı ve karşılaştığımız şehirde bile değildik. Bambaşka bir yerde, belki de yaz boyunca bir daha asla bulunmayacağım bir konumundaydım ve denk mi gelmiştik? Bu nasıl bir şanstı, yoksa kader miydi? Onları rezil etmeye kalktığım için peşime mi takılmışlardı? Belki de göründükleri kadar temiz tipler değillerdi, bana nefret beslemişlerdi ve şimdi de öldürmek istiyorlardı. Ah! Paranoyaklaştım! Egemen, yüzümdeki dondurmayı parmaklamaya devam ettiğinde onun eline vurarak yüzümden uzaklaştırdım. Onların burada olduğuna inanmakta zorluk çekiyordum.  "Ah." diye sahte bir tavırla inledi. "Elinde sertmiş. Alt tarafı dondurma yiyoruz." Yüzümü bir kez daha parmakladı. "Cimri misin sen?" Kaşlarımı o kadar çok çattım ki alnımın gerildiğini hissettim. Dibimde kıkırdayan Muhittin'den elimi çekerek yerdeki çantama uzandım ve omzuma astım. Onlardan olabildiğince hızlı uzaklaşacaktım, kaçacaktım. Her an beni rezil etmeye oynayabilirlerdi, bunu göze alamazdım. Hızlıca sunucunun yanına gittim, paramı almadan buradan ayrılmak gibi bir niyetim yoktu. Sunucu bir süre tebriklerini sundu, seyircilere karşı boş boş konuştu. Hemen ardından beş yüz doları nakit bir şekilde elime saydı. Şu durumda tek sevinebileceğim şey elimdeki kağıt parçalarıydı. Diğer bütün her şey berbat ilerliyordu.  Keyfe gelip dudaklarımı yaladığımda dondurmanın tadını aldım. Yüzümdeki dondurmayı o an hatırladım, daha fazla bu suratla dolaşamazdım. Çantamdan ıslak mendil ve ayna çıkartarak yüzümdeki dondurmayı silmeye koyuldum. İşin sonunda bütün pakete veda etmiştim ve cildim kaskatı kesilmişti. Yüzümü temizledikten sonra telefonumu bıraktığım kızın yanına gittim, onun dışında kimseyle göz teması kurmamaya çalışıyordum. Kıza teşekkürlerimi ileterek telefonu aldım ve fotoğraflara kısaca bakmak istedim. Galerime girdiğim anda önüme birinin geçtiğini fark ettim. Bu yakınlık beni gerdiği için fotoğraflara bakamadan kafamı kaldırdım. Karşımda benimle birlikte yarışmaya katılan erkek topluluğu vardı. Nedenini anlayamadığım bir şekilde öfkeli görünüyorlardı.  En önde duran, iri yarı tip, "Planımızı bozdun." diye hırlar gibi konuştuğunda kaşlarımı öfkeyle çattım. Yarışmak dışında hiçbir şey yapmadığıma emindim ve pek de boyun eğen bir tip sayılmazdım.  "Ee?" dedim, göz ucuyla hepsini süzdüm. "Ne yapabilirsiniz ki?" Dışarıdan bakan biri belki yürek yediğimi söyleyebilirdi ama yanılmış sayılmazlardı. Karşıma geçen herkesin yüreklerini yiyip cesaretimi poh pohladığım netti. Şimdi bunu karşıma arsızca dikilen adamlar düşünebilirdi.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE