"Bu kız yürek yemiş." dedi aralarından biri. Oldukça kalabalıklardı, karşımda neredeyse bir düzine adam vardı ve irili ufaklılardı. Pek kas gücüm olduğu söylenemezdi, ya da dövüş yeteneğim. Ben daha çok online oyunlarda birilerini pataklar, günlerini gösterirdim. Gerçek hayatta benim yerime Arda yapardı ama o da şu an benden kilometrelerce uzaktaydı. Aslında tek mesajıma o kilometreleri bir Superman gibi aşardı ama bu sefer işi başka şekilde halletmem gerekecekti.
"Eğer beş saniye içinde dağılmazsanız suratlarınızı dağıtacağım."
Kendi söylediğimi duyduğumda, idrak ettiğimde onlara fark ettirmeden sertçe yutkundum. Bir anlığına kendimi Arda'nın yerine koymuştum ve bu beni resmen ölüme sürüklemek üzereydi. Hadi Arda'nın kasları vardı, tek yumrukla önüne gelen her adamı indirebiliyordu ama ya ben? Ben bütün servetimi Arda'nın üstüne yatırıyordum!
En öndeki iri adam bana doğru bir adım attığında yerimden kıpırdamadım ama nefeslerimin kesildiği doğruydu. Polisi aramam kaç saniyemi alırdı? Peki polisin buraya gelmesi kaç dakika alırdı?
"Eğer zarar görmek istemiyorsan yarıştan çekildiğini söylersin küçük hanım."
"Küçük hanım?" diye tekrar ettim. "Bu küçük hanım sizin tehditlerinize boyun eğmez yalnız, hadi başka kapıya."
Onlara sırtımı dönüp mekandan topuk yapacağım sırada biri omzuma dokundu. Bu beni öfkelendirmeye yetmişti. Kimsenin özel alanıma girmeye haddi yoktu ve bana arsız gibi dokunuyor muydu?
Arkaya döndüğümde en öndeki adamın omzumu tuttuğunu gördüm. O an deli gücü gelmiş olacak ki ayakkabımın ucunu sertçe diz kapağına geçirdim. Adamın gözleri büyüdü, iki büklüm kesildi ve elini o anda geri çekti. Herkes olana bitene şok olmuş bir halde bakarken adamın dudakları arasından öfke dolu bir haykırış koptu.
O an anladım ki ben sıçmıştım.
Beni öldüreceklerini düşündüğüm o kısa anda üzerlerine doğru bir şelale gibi akan dondurmaları gördüm. Önümdeki bir düzine adam, iki taraftan gelen erimiş dondurmalara bulandıklarında şok olmuş bir vaziyette olanları izliyordum. Çünkü bunu her kim yaptıysa beni büyük bir dertten kurtarmış olsa da kendisi ölümünün altına imzasını atmış gibi görünüyordu. Çünkü adamlar öfkeyle soluyorlardı, saldırmak için an kolluyorlardı ve bu anda beyni olmayan zombileri andırıyorlardı. Elimde bir silah olsaydı ve gerçek dünyada olmasaydık hepsinin beynini patlatmam sadece saniyelerimi alırdı.
Biri kolumdan yakaladığında başta bunu anlayamadım. Sonra biri daha kolumdan yakaladı ve beni çıkışa doğru çekiştirmeye başladılar. İki yanıma sorgularcasına baktığımda Muhittin'i ve Egemen'i gördüm. Onlara beni bırakmaları için haykırıp, küfürleri ardı ardına sıralayacağım sırada arkamızdan yükselen haykırışlarla tabana kuvvet dedim. Onların kollarından sıyrılıp aramıza resmen metreler attım. Üçümüz kumsalda düşe kalka, ardımızda bir düzine adamla koşuyorduk.. Bu an her ne kadar imkansızmış gibi görünse bile kendimi bir yaz dizisinden fırlamış gibi düşünmekten alamadım.