"Bölmek istemezdim ama arkada düşman var! Asya senin tüm arkadaşların aşk düşmanı benden söylemesi."
Uzay'ın uyarı niteliğindeki ses tonunu duyduğumda gözlerimi arkaya çevirdim. Murat ve Egemen'i bana doğru gelirken gördüğümde bir hışımla Kuzey'in arkasına geçtim. Şimdi bitmiştim ben, beni mahvedeceklerdi. Normalde oradan oraya kaçışmam, Buse ile bir kaçış planı yapmam gerekiyordu ama Kuzey benim dikkatimi çok fena dağıtmıştı.
"Kuzey koru beni!" Resmen çığlık çığlığaydım. "Lütfen, lütfen, lütfen bunlar beni öldürürler."
Kuzey'in gülüşü kulaklarımı doldururken aradan Egemen ve Murat'a bakıyordum. Egemen üstünü değiştirmişti ama Murat hala ıslaktı. Bir de yanlarında Arda olsa ne yapardım ben!
"Nerede senin yandaşların?" diye sordu Murat, ona burun kıvırmamak için kendimi çok zor tutuyordum. "Üçünüzü yan yana dizip bowling oynayacağız." Murat imalı imalı konuşurken Egemen koluma uzandığında Kuzey'in beline sarıldım. "Kuzey!" diye resmen çığlık attığımda ellerimi sıkıca tuttu. "Ben onu hallederim siz diğer ikisine bakın."
Gözlerim irileşirken ellerimi çekmeye çalıştım ama sıkıca tuttu. Son çare..."Uzay yardım et uzay! Elma ağacına istediğin kadar çıkmana izin veririm yeter ki kurtar beni."
Kuzey, Egemen ve Murat gülerken arkamı dönemediğim için Uzay'a bakamıyordum.
"Zaten sen izin vermesen de çıkıyorum ki. Ama başka tekliflere açığım." Kollarımı tekrar çekmeye çalışırken, "Beni kurtarmazsan senin o saçlarını yolarım. İnan bana bunu yaparım." dediğimde ayak sesleri duydum. Sonra Egemen, "Senin Süpermen kaçtı ya." dediğinde çığlık atmamak için kendimi zor tuttum. Gerçekten onun o saçlarını yolup götüne sokacaktım.
"Buse! Yardım et bana!" diye son çare ortağıma bağırdığımda Egemen yüzünü buruşturdu. "Murat kardeşim, hangisinin icabına sen bakmak istersin? Buse mi yoksa Nisan mı?"
Ona imalı imalı bakarak, "Neden önce sen istediğini söylemiyorsun? Eminim bu Murat'ın çok hoşuna gidecektir." dediğimde Egemen'in gözleri kocaman oldu. Kaşlarını kaldırarak aynı benim gibi imalı imalı, "Ne fark eder canım, hepimiz kardeşiz sonuçta." dediğinde Kuzey elini kaldırdı. "Hepimiz değil. Ben belimdeki koala yavrusunu kardeşim olarak görmüyorum."
Bunu beklemediğim için kocaman gözlerle ona baktım. Sırıtarak kafasını bana çevirdiğinde, "Bunu bir de Arda'ya söyle bakalım. Arda!" diye bağırdığımda yüzündeki sırıtış dağıldı ve yerini korkuya bıraktı. Al işte, hepiniz birbirinizden korkuyorsunuz. Egemen, Nisan'ın abisi Murat'tan, Kuzey de benim abim gibi görünen Arda'dan. Hah ha!
"İlk önce kızla konuşsaydım ya ne diye abisi kılıklı kankasını karıştırıyorsun güzelim."
Benden üçüncü bir kişiymiş gibi bahsettiğinde bu sefer ben sırıttım. Bu hali çok hoşuma gitmişti. Telaşlı ama aynı zamanda cesur. Onu genelde düz bir ifadeyle ve her an patlayacakmış gibi gördüğümden bu halleri bana alışılmadık bir şekilde tatlı geliyordu. Sanki son zamanlarda kendine gülümsemek için bir sebep bulmuştu.
Murat düz bir tonda, "Siz ikiniz birbirinizden mi hoşlanıyorsunuz?" diye sorduğunda onun beline sarılı olan ellerim kaskatı kesildi. Onun eli de bu soruyla biraz gevşediğinde kendimi geri çektim ve ondan kurtuldum.
"Saçmalık." diyerek gülmeye çalıştığımda Murat kaşlarını kaldırarak Kuzey'e baktı.
"O zaman sadece Kuzey bir şeyler hissediyor?" diyerek ona baktığında ben gözlerimi onlardan kaçırdım. Eve doğru bakarak dikkati üzerime çekmemeye çalıştığım sırada bir ses hepimizin dikkatini kendine çekti.
Uzay, "Çekilin yoldan çünkü prens prensesini kurtarmaya geldi. Yaşlı cadılara birer elma..." diyerek Murat ve Egemen'in kafasına elma attığında Uzay'a gerçek bir prensmiş gibi kollarımı açtım.
"Ah, sonunda geldin prensim!" diyerek ona doğru birkaç adım attığımda belimden tutulup geriye doğru çekildim. Kuzey beni sıkı sıkı tutarken ellerimi öne doğru uzatarak Uzay'a, "Beni bu ejderhadan kurtaracak prens sensin!" dediğimde Uzay bir an duraksadı ve elindeki oyuncak kılıcı aşağıya doğru sallandırarak, "O Rapunzel değil mi ya, sen Pamuk prensessin kendine gel." dedi.
Ona ciddi olamazsın bakışımı atarak, "Ne fark eder kurtarsana beni!" dediğimde Kuzey beni arkasına doğru çekti. Arkadan kısık tonda küfür sesleri duyduğumda göz ucuyla oraya baktım. Murat küfür ederek kafasını okşarken Egemen yere düşen elmayı alarak onu ısırdı.
Egemen gayet sakin bir tavırla, "Onu döveceğim." dediğinde sağ tarafta bir hareketlilik oldu. Oraya baktığımda Arda, Buse ve Nisan'ı enselerinden tutmuş bize doğru geliyordu.
Kuzey, Arda'nın geldiğinden habersiz, "Bu kızı alacak tek prens benim, önce o konuda bir anlaşalım." dediğinde Arda bunu duydu ve olduğu yerde kaldı. Bu fırsattan istifade kızlar ondan kurtulup bana doğru koştuklarında derin bir nefes aldım. Şimdi yalan bulmam gerekecekti, hissediyorum.
Uzay oyuncak kılıcını arkasına alarak bir Arda'ya bir Kuzey'e bakarak sırıttı. "Arıza geldi. Bakalım prens ve çirkin prenses kavuşabilecek mi?"
Kuzey anlamış gibi beni bırakarak yavaşça Arda'ya döndüğünde kendimi savaşa hazırladım ve gardımı alarak Kuzey'in önüne geçtim. Arda kaşlarını çatmış gözlerini kısmış sadece Kuzey'e bakıyordu. Bu bakışı biliyordum. Şu an onun gerçek bir tehlike olup olmadığını anlamaya çalışıyordu.
"Prensi anladım da prensesin kim olduğunu çözemedim." diyerek biz kızları tek tek gösterdiğinde Buse ve beni fişek hızıyla geçip Nisan'ın üzerinde durdu. Herkes sessizliğini korurken arkadan bir kıkırdama sesi duyduğumda göz ucuyla baktım. Uzay elma ağacının altındaki salıncağa oturmuş, sallanırken gülerek bizi izliyordu. Aynı zamanda ne zaman elimden bıraktığımı hatırlamadığım tavşanım da elindeydi. Gözlerimi devirerek Arda'ya döndüm.
"Dalga geçiyorlar. Ortada ne bir prens ne de prenses var. Su balonu faciasının intikamı üzerine tartışıyorlardı. Sen bizi affettin ama değil mi canım?"
Arda bir anda rahatlayarak gülümsedi ve elini savurarak, "Esmer güzelim için değer." diyerek elini cebine attı. Bu rahatlığı beni de rahatlatırken Buse beni kolumdan tutarak geriye çekti. Erkeklerden uzaklaşarak bahçenin bir köşesine çekildiğimizde Nisan'da dibimizde bitmişti.
"Arda kendi bir şey yapmayacak ama çocuklar yapsın diye bizi tutup buraya getirdi. Hemen topuk yapmamız gerek."
Kafamı sallayarak, "Buse hemen ortaya yeni ekşını atıyorsun. Dikkatleri dağıtıp bu işin içinden çıkmamız gerek. Ben Egemen ve Kuzey'i tehdit edeceğim, Nisan sen de abini hallet." dediğimde üçümüz de aynı anda ortada yumruklarımızı tokuşturduk. Erkekler meraklı gözlerle bizi izlerken Nisan abisini kenara çekince ben de Egemen'in yanında bittim. Onun kulağına doğru yükseldiğimde sırıtıyordu.
"Eğer intikam yeminine bir son vermezsen Nisan'ı Arda'ya ayarlarım. He eğer bana ne falan dersen diye diyorum, Nisan da senden hoşlanıyor bence."
Onun yüzündeki sırıtış önce yok olup sonra tekrar belirdiğinde kulağından uzaklaşarak ona göz kırptım. O da bana kafasını salladığında sinsiliğimi de yanıma alıp yavaşça Kuzey'in yanına gittim. Bu sırada Buse kendine görev edinmiş olacak ki telefondan Arda'ya bir şeyler gösterip dikkatini dağıtıyordu.
Kuzey bir bana bir Egemen'e bakarken çenesinden tutup dikkatini tamamen kendime çektim. "Ne söyledin ona?" dediğinde gülerek onunda kulağına doğru yükseldim. Bu sefer ses tonum daha nazik ve biraz da cilveliydi.
"Senin intikam almak gibi bir derdin olmadığını biliyorum ama sen yine de seni tehdit ediyormuşum gibi davran."
Kuzey gülerek kafasını salladığında ondan biraz uzaklaşarak Buse'ye baktım. Hissetmiş gibi elini kaldırarak, "Şimdi ekşın zamanı. Bu kadar kişi bir aradayken bir şeyler yapmasak olmaz." dediğinde Arda, "Ama daha sizi çatıya çıkarıp baş aşağı sallandıracaklardı, ben de sadece video çekecektim." diyerek dudaklarını büzdüğünde ona gözlerimi kısarak baktım.
"Esmer güzeli unut yavaştan." Arda bunun üzerine ağzına fermuarı çektiğinde gülerek telefonumu elime aldım. "Nerede kalmıştık?"
Buse bana maddeyi attığında dudaklarımı büzerek ona korku dolu gözlerle baktım. Telefonu cebime koyarak ellerimi birleştirdim ve çenemin altına koyarak, "Yirmi metre faciasından sonra buna katlanamam." dediğimde sinsice sırıtarak elini beline koydu. "İşte bu yüzden çok eğleneceğiz."
Arda'ya gözlerimi kırpıştırarak yalvarırcasına baktığımda at ağzıyla gülerek, "İntikam!" dediğinde ellerimi çözüp arkamı döndüm. Kuzey bana anlamayan gözlerle bakarken, "Beraber atlayalım mı?" diyerek ona kocaman yaptığım gözlerimle baktım. Bu halime gülerek kafasını salladı ve, "Nereden ve nasıl atlayacağımızı anlamadım ama olur. Seninle her yere olur..." dedi.
Yüzümde kocaman bir gülümseme oluşurken Arda'nın şüphe dolu sesini duydum. "Ne söyledin sen? Seninle her yere ne? Niye sessiz konuşuyorsun oğlum?"
Dudaklarımı birbirine bastırarak Arda'ya doğru döndüğümde bana gözlerini kısarak bakıyordu. Tam ona dinozorlu bir laf sokacaktım ki Egemen sessizliğini bozdu. "Biri bize de ne olduğunu açıklayabilir mi? Vallahi beynim yandı ya, bu ne bilinmezlik bu ne sırlar dünyası modu."
Ona doğru baktığımda yere oturan Nisan ve Murat'ı gördüm. Sırtlarını birbirlerine yaslamışlar telefonlarıyla uğraşıyorlardı. Artık nasıl bilinmezliğe büründü isek kendilerini ortamdan soyutlamışlardı.
Ellerimi birbirine vurarak tüm dikkati üzerime çektim ve, "Herkes hazırlansın, hedef ölüm!" dediğimde Arda gelip kafama vurdu ve lafımı düzelterek, "Ölüm yok sadece adrenalin!" dedi. Ona dirseğimi geçirerek eve doğru koştuğumda arkamdan bağırıyordu. Tabii ben buna sadece kahkaha attım orası ayrı.
Şimdi karar verdim de bu madde benim son maddem olacağı için bu listeyi ölmeden önce yapılacaklar listesi yapıyorum. Son maddesin de öldü. Şok şok şok, trajik son. Kendi kendime saçmalarken Buse ve Nisan odama arkamdan giriş yaptıklarında iç sesimi kestim ve ölüm-pardon- adrenalin patlaması için hazırlanmaya koyuldum.