Madde 16.2

1309 Kelimeler
Arda, Buse, Kuzey, Egemen, Nisan, Murat, ben ve asla davetli olmayan Uzay ile alanda sıramızı beklerken ellerimi karnıma sararak kendimi sakinleştirmeye çalıştım. Hayır, yükseklik korkum yoktu ama bu yirmi metre olayından sonra biraz korkmuştum. Ayrıca şimdi atlayacağım yer bir deniz değildi, ya yere çakılırsam diye düşünmekten kendimi alamıyordum. Bungee Jumping yapabilmek için Muğla'nın Saklıkent kanyonuna gelmiştik. İnternette okuduğuma göre buradaki yükseklik elli metreydi. Bunu öğrendiğimden beri kendime gelemiyordum. Tek iyi tarafı iki kişi atlayabiliyor oluşumuzdu. Görevlinin anlattığına göre bizi vinçle yukarı çıkartacaklardı ve oradan atlayacaktık. Bilmiyorum, bir halata ve demir parçasına güvenme fikri pek hoşuma gitmemişti. Tek güvendiğim hemen yanımda olan Kuzey'di. Onsuz bunu asla yapamazdım. Yani tek başıma yapamazdım... Nisan yediği tırnaklarını bırakarak bir hışımla bize döndü ve yukarı çıkan vinci ve kızı göstererek, "Ben oraya tek başıma çıkmam. Abi ben seninle çıkacağım." dediğinde abisi onu kolunun altına alarak kafasını salladı. "Korkma güzelim ben buradayım." Egemen gülerek, "Ben tek başıma atlarım, alt tarafı elli metre." dediğinde Buse onu onaylayarak, " Aynen, zaten güvenli. Kıyafetlerimiz ve kemerimiz falan olacak." dedi, nasıl bu kadar rahat olabiliyorlardı anlayamıyordum doğrusu! Onlara gözümü devirerek Arda'ya baktığımda gözlerini atlayan kızdan almadan, "Sanki tek başımıza atlamasak daha iyi olur. Asya sen benimle gel." dediğinde Kuzey'e baktım. Saçlarını karıştırarak gözlerini kaçırdığında tam başka çarem olmadığı için tamam diyecektim ki Uzay Arda'nın yanına geçti. "Olmaz! Ben tek başıma yapamam, benimle atlaman gerek." dediğinde Arda onu iterek Kuzey'i gösterdi. "Onunla atla o zaman, benden ne istiyorsun?" Uzay kafasını iki yana sallayarak, "Ona güvenmiyorum, korkuyor o. Sen daha cesursun, benimle atla bırak Asya onunla atlasın." dediğinde Arda yüzünü buruşturarak benim elimden tutup kendine doğru çekti. "Ben kadınlardan hoşlanıyorum Uzay." Gözlerim kocaman olurken kendimi gülmemek için kastım ama Murat ve Egemen kahkaha atınca tutamadım. Hepimiz Arda'ya gülerken Uzay gayet soğukkanlı bir şekilde, "Tipim değilsin zaten, ben daha çok onun gibilerden hoşlanıyorum." diyerek Kuzey'i gösterdiğinde hepimizin gülüşü durdu. Kuzey'in gözleri kocaman olurken bir anda kendimi kaşlarımı çatarken buldum. Uzay bana baktığında ona delici bakışlar attım. Bana dil çıkartarak gözlerini devirdi. "Şakaydı... hiçbirinizde gözüm yok. Korkma güzelim." diyerek bana göz kırptığında ben ona bir şey diyemeden görevli yanımıza geldi. "İlk hanginiz biniyor?" diye sorduğunda Uzay elini kaldırdı ve diğer eliyle Arda'nın kolundan tutarak çekiştirmeye başladı. "Biz biniyoruz." Arda ondan kurtulmaya çalışsa da izin vermedi ve onu vince kadar sürükledi. Bu hallerine hepimiz gülerken Buse yanıma yanaşarak, "Aslında zeki çocuk ve sanırım sizi shipliyor." dediğinde gülerek, "Sanırım öyle, pijama partimize katılabilecek bir erkek bulduk sanırım." dedim. O bana kafa salladığında Kuzey bana seslenince ona döndüm. "Arda bizi öğrenirse ne olur?" "Biz diye bir şey var mı?" "Henüz yok ama yarın için ümitliyim." dediğinde gülümsememi durduramadım.  "Arda abi taklidi yapar ama sana güvenirse sıkıntı yapmaz. Bu tavırları sadece tedbir, insanlara yanımızda olduğunu göstermek istiyor işte. Küçüklüğümüzden beri böyle, bizi korumayı kendine görev olarak üstlenmiş." Kafasını sallayarak hafif bir tebessümle, "O zaman bir engel değil." dediğinde kafamı salladım. O sırada Uzay'ın çığlıkları tüm alanda yankılanırken Arda'nın küfür ettiğini duyduğuma yemin edebilirim. Arda ve Uzay indiğinde sıra Murat ve Nisan'daydı. Tam bir sorun yok iyiler derken Uzay çimenlere doğru koşarak kustuğunda Arda gözlerini hafif aralayarak hızlı adımlarla yanımıza geldi. Buse ve beni iki kolunun altına alıp sıkıca sarıldığında biz de ona sıkıca sarıldık. "Bir an öleceğim sandım. Hayatım bir saniyeliğine gözümün önüne geldi ve ben sizi gördüm. Hayır bunları korktuğum için söylemiyorum, beni sakın bırakmayın geri zekalılar." Buse ve ben aynı an da, "Yaa!" diyerek onu yanaklarından öptüğümüzde içim sevgiyle dolup taşmıştı. Korku insanı ne hale getiriyordu. Kendimi tutamayarak ve bu anı bozarak, "Sensin geri zekalı." dediğimde ikisi de kafama vurdu. Nisan ve Murat atladığında ve yanımıza geldiklerinde ikisi de enerji patlaması yaşıyor gibiydi. Nisan tekrar atlamak istediği söyleyerek etrafımızda bir tur koştuğunda Buse ile birbirimize baktık. Buse ağzını oynatarak, "Geri zekalı." dediğinde onun kolunu cimcikledim.  Bunun üzerine saçımı çektiğinde tam onun saçını çekecektim ki kendini öne doğru atarak Egemen'e doğru koştu. Bana dil çıkartarak, "Ben de seninle atlayabilir miyim?" diye sorduğunda ona gözlerimi kısarak baktım. Benden kaçmak için Egemen ile atlayacaktı. Onlar birlikte giderken gözüm Nisan'a kaydı. İkisinin arkasından tüm enerjisi bir anda çekilmiş gibi somurtarak baktığında dudağımı dişledim. Umarım tahmin ettiğim şey olmaz.  Nisan'ın yanına giderek kulağına doğru, "Bir şey mi oldu?" diye sorduğumda omuzlarını silkerek, "Bilmem, sence bir şey olacak mı?" diye sorduğunda bunu beklemediğim için kaşlarım havaya kalktı. "Egemen'den bahsediyorsun değil mi?" Kafasını sallayarak, "Aramızda henüz net bir şey olmadı ama sen gördün değil mi Asya? İkimizin arasındaki o şeyi gördün değil mi?" diyerek bana sorarcasına baktığında omzumun tekini kaldırdım. "Ben öyle olduğunu düşündüm ama kim bilir, belki de konuşman gereklidir. Ona bir adım atmaya ne dersin?" Kafasını iki yana sallayarak, "Sanki olmayacakmış gibi..." dediğinde omzuna dokunarak, "Denemeden bilemezsin. Buse'nin aklını karıştırdığını düşünüyor olabilirsin ama sanmıyorum. Buse hiçbir şey bilmiyor, istemeden bir şeyler olursa onu suçlama." dedim. Bir erkek ve kadın bir araya geldiğinde ne olacağı belli olmazdı. "Ne diyebilirim ki... baksana, daha yeni tanıştılar ama çok iyi anlaşıyorlar." Buse ve Egemen'e baktığımda vincin onları yukarı çıkarmasını beklerken gülerek bir şeyler konuşuyorlardı. Sabah da aynısı olmuştu. Onları fazlasıyla samimi gördüğüm için farklı şeyler hissetmiştim ama çok da ciddiye almamıştım. Bir süredir Egemen'in Nisan'dan hoşlandığını düşünüyordum ama belki de öyle olmasını istediğim içindi. Onun fikirleri değişebilirdi ve ben hangi arkadaşımın yanında kalacağımı bilmiyordum. Aslında tabi ki Buse ama... neyse. "Onlar sadece arkadaş. İstersen senin için ikisiyle de ayrı ayrı konuşabilirim. En azından bir şeyleri anlamış oluruz." Kafasını olumlu anlamda sallayarak, "Geri geldiğimde bana iyi şeyler söyle lütfen." dediğinde kaşlarımı çattım. "Nereye gidiyorsun?" "Ailecek bir haftalığına İstanbul'a gideceğiz. Hem babam işlerini halledecek hem de biraz İstanbul havası alacağız." Dudaklarımı büzerek kollarımı boynuna sardım. "Tam tamamlandık derken bu olmadı." Nisan da bana sarılarak, "Buse yokluğumu aratmaz, buna adım kadar eminim. Beni özle biraz." dediğinde buna gülerken Buse'nin sesiyle elektrik çarpmışa döndüm. "Özlemek... Asya'nın pek huyu değildir." Kollarımı Nisan'dan çektiğimde Buse kollarını önünde kovuşturmuş dik dik bize bakıyordu. Belki de Nisan'ın gitmesi en iyisi olacaktı. En azından  bu süreçte Buse'yi sakinleştirebilirdim. "Sanırım sıra biz de." diyerek Kuzey'in kolundan tutarak ileri çektiğimde derin bir nefes aldım. Gerçekten sinirlerim bozulmaya başlıyordu.  "Başkalarına sinirlendiğini görmek, inan bana çok iyi geliyor. En azından seni sakinleştirmek için yanında olabilirim." Vincin yanına geldiğimizde Kuzey'in kolunu bıraktım. Ona baktığımda hafif tebessüm ederek bakıyordu. Bir insan nasıl bu kadar değişebilir... "Sakinim ben, sadece bir şeyler yanlış gidiyor." Görevli bize güvenli bir atlayış olması için kıyafetlerimize bir şeyler takarken vince bindik. Henüz birbirimize bağlanmadığımız için rahatça konuşabiliyorduk. "Nisan'la konuşmanı biraz duydum. Egemen mi mesele yani?" Kafamı olumlu anlamda sallayarak, "Yani sanırım öyle. Tam olarak emin değilim. Nisan'dan hoşlandığını sanıyordum ama bugün biraz farklıydı." dediğimde kafasını salladı. "Buse ile iyi anlaştılar." "Sence Egemen'in fikirleri ya da duyguları değişebilir mi?" Omuzlarını kaldırarak, "İkisi de çok yeni. Henüz birine karşı net bir şeyler düşündüğünü sanmıyorum. Ama şunu söyleyebilirim, Nisan'ın bir haftalık yokluğu bir şeyleri netleştirecek." dediğinde dudaklarımı birbirine bastırdım. Bu demek oluyordu ki Egemen hislerine karar verecekti. Nisan'ın yokluğunda özlerse onu, özlemezse ve Buse ile iyi anlaşırsa ona yönelebilirdi. Ah! İyi ki arada bir yerlerde değilim. Yukarı çıktığımızda kesinlikle aşağıya bakmıyordum. Üstümdeki kemer beni hiç güvende hissettirmiyordu. Görevli bizi yakınlaştırdı ve kafamı onun göğsüne yaslamamı söyledi. Ardından o da bana kafasını yasladığında gözümün önüne Arda ve Uzay geldi. Onlar bunu nasıl yapmışlardı? Ellerimi onun beline sardığımda o da ellerini bana sardı. Derin nefeslerime bir son veremiyordum ve yüksekliği düşündükçe midem bulanıyordu. Hadi kendine gel Asya, sen korkmazsın. "Belli ki artık bedenini mantığın değil duyguların yönetiyor Asya." "Ne demek bu?" "Şu demek... bir şeylerden korkuyorsun, konuşurken dalıp gidiyorsun, düşünüyorsun ve duygularına kulak vererek gülümseyebiliyorsun... bir sürü şey, sen de benim gibi değişiyorsun." "Bu iyi bir şey mi?" "Bilmiyorum, zamanla göreceğiz." dediğinde ayaklarım yerden kesildi. Baş aşağı sanki ölüme doğru düşerken çığlık atmadım. Vücudum boşlukta aşağı yukarı çıkıp sallanırken kulağımı diğer seslere kapatıp göğsüne yaslandığım Kuzey'in kalbinin sesini duymaya başladım. Heyecandan deliler gibi atan kalbini hissederken kollarımı ona daha sıkı sardım. Şimdi mesele elli metre değildi. Mesele aramda hiç mesafe olmayan Kuzey'di. Beraber geçireceğimiz kocaman bir gündü. Mesele artık ikimizdik.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE