Madde 17.4

1572 Kelimeler
Elimdeki yastığa sıkıca sarıldım. Aslında arkama yaslanmak ve derin bir uykuya dalmak isterdim ama maalesef arkama yaslanamıyordum. Bana komplo kurmuşlardı. Sırtımı arkaya yaslayıp uyuyamayayım diye bahçenin ortasında minderleri sermiştik ve bir çember oluşturacak şekilde oturmuştuk. Bu fikirden her ne kadar nefret etsem de itirazımı kulak ardı etmişlerdi. Resmen beni kale almıyorlardı. Neymiş uyumamalıymışım, neymiş ölüm kalım meselesiymiş. "Ne oynasak..." dedi Egemen, yastığına otururken ona göz ucuyla ama pis pis baktım. Bütün bunlar onun başının altından çıkıyordu. Eğer bu ceza, oyun fikrini vermeseydi ben şimdi uyuyor olabilirdim. Ama herkes ayaktaydı, Uzay bile. Her beş dakika da bir ona neden burada olduğunu sorsam bile bir cevap alamıyordum. Bana çirkef bakışlar atarak yanında getirdiği içkisini yudumluyordu. Ben de içmek istemiştim ama izin vermemişlerdi. Egemen içiyordu, Arda ve Buse bile! Sadece Kuzey içmiyordu benimle birlikte.  "Doğruluk cesaretlik." dedi Buse, elini sanki izin alır gibi havada salladı. "Bunu oynayalım ne olur." "Bilmediğimiz bir şey mi var?" diyerek Buse'nin elini tutup indirdi Arda. "Elbiselerini yakmamı istiyorsun sen?" "Aman be." diyerek eline vurdu Buse, Arda'nın. "Sen karışma." Buse bana döndü, ona bayık gözlerle bakmam dışında bir sıkıntı yoktu. "Asya ne olur doğruluk cesaretlik oynayalım." "Olur." diyerek omuz silktiğim anda gözlerim yavaşça açıldı. Önce Kuzey ile sonra sinsice bana bakan Arda ile göz göze geldim. Hayır, doğruluk ve cesaretlik oynayamazdık. Oynarsak yanardım, bu gece katliam çıkardı. "Ya da olmaz." Çenemi yastıktan ayırırken iyice doğruldum. "Tabuu falan oynayalım, ne o öyle doğruluk cesaretlik. O eskide kaldı artık." "Aslında..." Arda gözlerini kısarak Buse'ye döndü. "Doğruluk ve cesaretlik iyi fikir." "Değil." diye çığırdım ama buna benden başka kimsenin itirazı yok gibiydi. Hemen çaprazımda oturan Kuzey'e baktım, o da bundan memnun görünüyordu. Bu niye bundan memnun görünüyordu! Eğer Arda doğru soruları soracak olursa biterdik, bu tatil down olurdu. Bunun hiç farkında değil miydi bu adam? "Doğruluk ve cesaretlik oynamak isteyenler el kaldırsın." dedi Arda, şakasız benim dışımda herkes el kaldırdı. Şimdi birilerini parçalayacaktım. Ya da uyuyabilirdim, böylece bundan kaçardım. Gözlerimi kapattım ve kendimi arkaya doğru bıraktım. Çimenlerin üzerine doğru yığıldım ve uyuyor gibi sesler çıkarmaya başladım.  Sadece saniyeler sürdü. Önce tepemdeki gölgeleri hissettim ve hemen ardından Arda beni sanki bir poşetmişim gibi belimden kavrayıp kaldırdı. O da yetmedi, beni bahşede dolandırmaya başladı.  "Geri zekalı!" diye bağırdığımda esaslı bir kahkaha patlatmıştı. Arda'nın kaslarını ve kol gücünü görmezden gelmemek lazımdı. Ciddi anlamda beni bir poşet gibi taşıyabilecek kadar güçlüydü. Şimdi bahçede poşet gibi taşıyor derken asla abartmıyordum yani. "Kilo almışsın." dedi ve beni taşımakta zorlanır gibi yaptı. "Ne yedin biz yokken bu kadar." "Yemeğimi çalacak bir hayvan olmayınca böyle oluyor." diye bağırdığımda sinsice sırıttığını görebildim. Onun koluna vurmaya başladığımda beni salıncağın önüne getirmişti. Yavaşça indirdi ve omzumdan ittirerek salıncağa bindirdi. "Hadi sallayayım seni." Hemen ayağa kalktım ama beni yeniden itti. "Sallama istemiyorum." "Otur şuraya." diyerek arkama geçti ve sallamaya başladı. Homurdanıyordum ama en azından doğruluk ve cesaretlik oynamayı unutmuş gibilerdi. Uzay müzik açmıştı, Buse dans ediyordu ve Egemen de ona eşlik ediyordu. İkisi çok samimi görünüyordu, buradan ve bulanık görüşümün ardından bile bunu anlayabiliyordum. Ah Egemen, biriyle samimi olsan ne olurdu. Tamam, onu suçlayamazdım ama Nisan buna çok üzülecekti. Buse hiç üzülmezdi ve hatta ben bunu bilerek yaptığını  bile düşünmeye başlamıştım. Nisan'a olan nefreti ona bunu yaptırırdı.  "Neden doğruluk ve cesaretlik oynamak istemediğini biliyorum Asyoloji." dedi Arda, salıncakta olmasam yerimden sıçrayabilirdim. Bu iş nasıl bu hale gelmişti bilmiyordum doğrusu. Aslında normal bir şekilde konuşup anlatsam belki de sıkıntı olmayacaktı ama Arda şu an kafasında kurmuş gibiydi. Hele ki son olanlardan sonra Kuzey'e olan gözle görülür nefreti yok mu... "Bir sebebi yok." diye mırıldandığımda salıncağı sertçe itmişti ve ben neredeyse gökyüzü ile bütünleşmiştim. Tamam, beyefendi sinirleniyordu. Birazdan beni gökyüzüne fırlatırsa şaşırmazdım. Geriye doğru düşerken Kuzey ile göz göze geldim. Bana merakla bakıyordu ve ben bu merakının Arda'dan dolayı kaynaklandığını biliyordum.  "Tabii, benden sakladıklarınla ilgili değildir değil mi?" diyerek beni bir kez daha sertçe ittiğinde ana bacı sövmeme ramak kalmıştı. O anda önümde Kuzey belirdi, salıncak havalanırken buna engel oldu ve ona çarparak durdum. Beni kollarının arasına alarak salıncaktan indirdi. Kahramanım? "Bu ne sikim?" diyerek yanımızda belirdi Arda, kolumdan tutup beni kendine doğru çekmişti. Öfkeli bakışlarının öfkesi tabii ki ben değildim, Kuzey'di. Ne olmuştu, bunlar ben yokken ne yaşamışlardı bu kadar? Bütün bunların sebebi sadece hastanede olanlar olamazdı değil mi? Ya da Kuzey ile benim aramda olabilme ihtimali olan şeyler? "Daha yeni kaza geçirdi." diye çıkıştı Kuzey de, onun da öfke dolu bakışlarının hedefi Arda'ydı. "Bir de salıncaktan düşmesini mi istiyorsun?" "Sana ne lan!" diye bağırdı Arda ve Kuzey'in omzundan sertçe itti. Bir dakika, bu bir kavganın başlangıcıydı! Kuzey, Arda'ya karşılık vermeye hazırlandığı anda onun göğsüne elimi bastırdım ve kafamı iki yana salladım. Bunu gördüğü anda burnundan soludu, yumruk yaptığı eli yavaşça aşağıya indi. Onun derdinin kavga olmadığını biliyordum, Arda'nın derdinin kavga olduğunu bildiğim kadar.  Arda'nın neyi olduğunu öğrenmeliydim. Hastanede olanlar bir sebepti ama bu kadarı da fazlaydı. Kuzey bu kadarını hak etmemişti. Egemen ve Buse koşturarak yanımıza geldiler. Resmen sarhoşlardı ve savsaklanıyorlardı. Buse yanlışlıkla Kuzey'in tarafına, bunu gören Egemen de yanlışlıkla Arda'nın tarafına geçmişlerdi. Birbirlerine attıkları anlamsız bakışları gördüm. Sonra idrak ettiler ve aynı anda yer değiştirdiler.  Şaka gibilerdi. "Ah ah..." diye hayıflandı Uzay, geride duruyordu ve bir elinde içkiyle savsaklanıyordu. "Bu ilgiyi ve alakayı Asya değil ben hak ediyorum. Benim için kavga edin yiğitlerim." Herkesin bakışları bu kez ona doğru dönmüştü. Herkes farkındaydı, Uzay'ın yönelimi kesinlikle kadınlara değildi. Bu yüzden beni kıskanıyordu, benim yerimde olmak istiyordu. Hatta şimdi onunla saç baş kavga edip buradaki kavgayı herkese unutturabilirdim. Uzay'a doğru ilerleyeceğim sırada bir omzumdan Arda, diğerinden Kuzey yakalamış ve beni durdurmuşlardı. Kesinlikle bu ikisi, aralarında ben olmasam çok iyi anlaşırlardı. "Bırakın yolayım şunu." diye carladığımda Uzay yüzünü buruşturdu, bana burun kıvırdı ve kısa saçlarını sanki uzunlarmış gibi savurdu. "Kız yolarım seni." "Uzay!" diye haykırdığımda omuzlarını silkti. "Hadi gel, hadi." "Ne oluyor lan?" dedi Buse, biraz öne çıktı ve kısık gözlerini üzerimizde gezdirdi. "Kız kavgası mı var? Benim beynim neden basmıyor?" "Tek değilsin." dedi Egemen, öne çıktı o da. Resmen sallanıyorlardı, ne ara bu kadar içtikleri konusunda ise en ufak fikrim yoktu. Ya ağır bir şey içmişlerdi ya da bünyeleri haddinden fazla zayıftı. "Hani oyun oynuyorduk." "Oynayalım." dedi Arda, beni tamamen kendine doğru çekti ve yastıklara doğru yürütmeye başladı. "Hadi geçin, bu gece bütün yumurtalar ortaya dökülecek." "Hah." dedim ve ellerimi birbirine çaktım. O sırada Arda beni yastığa oturtmuştu. "Cesaretlik diye bir seçenek de var paşam." "Hah." dedi aynı benim gibi, bu sırada herkes yerlerine yerleşmeye başlamıştı. Kuzey bu kez karşımdaydı, yerini Arda almıştı. Buse diğer yanımda, onun yanında Egemen ve Arda'nın diğer yanında ise Uzay vardı. İyi ki Nisan ve Murat yoktu. Eğer olsalardı sadece Arda ile değil, bu kez Buse ile de uğraşmak zorunda kalacaktım. Zaten Egemen'le ikisi felaket görünüyorlardı. Sallanıyorlardı, birbirlerine gülüyorlardı ve içmeye devam ediyorlardı. Birbirlerine espri yapıyorlardı ama işte, onların dışında şu durumda kimsenin gülmeyeceği espriler. Uzay bile onların bu hallerine burun kıvırabiliyordu, o kadar felaket bir durumdaydık. "Alın şişe." dedi Uzay, elindeki bira şişesinin dibini içip ortaya bıraktı. "Hatta ben başlayayım."  Şişeyi çevirdiğinde Egemen ve Buse buna bakarak gülmüşlerdi. Bu gülüşleri o kadar şiddetli bir hal almıştı ki işin sonunda birbirlerine çarpıp yere bile devrilmişlerdi.  Gerçekten, ben şu anda ne yaşıyordum. Hayır ben hastaydım, kafamda sargı vardı ve uyukluyordum ama sanki akıl hastanesine düşmüş gibi hissediyordum. Gerçekten bunlar mı beni yirmi dört saat uyanık tutacaklardı? Şişenin ucu Kuzey de durduğunda gözlerini devirdiğini gördüm. Uzay ise ellerini birbirine çarptı ve ardından yeni açtığı bira şişesinden birkaç yudum alarak sinsi gözlerini üzerimde gezdirdi. Ah, bir bu eksikti. "Sana burada herkesin sormak istediği ama muhtemelen Asya'nın soran kişiyi öldüreceği o soruyu soracağım." dediğinde Kuzey'in dudağının kenarı sinsice kıvrıldı. "Cesaretlik diyorum." "Öyle mi?" dedi Uzay, derin bir iç çekerken bana döndü. "O halde daha acımasız olacağım Muhittin." Buna Egemen ve Buse yarılırcasına kahkahalar atmışlardı. "Oyunda bir sınır yok değil mi?" Direkt Arda'ya bakarak sormuştu. Egemen ve Buse zaten iptaldi, ben onu dövmek istiyordum ve Kuzey'e zaten soruyordu. Aslında belki de sadece nabız yokluyordu. "Yok." dedi Arda, yine de gerildiğini gizleyemedi. Of, şuraya bir yere kıvrılıp uyusam ne olurdu? "İyi o zaman..." Uzay'ın bakışları Kuzey'e döndü ve parmağını şıklattı. "Bu gruptan birini öpmeni istiyorum. Kız erkek fark etmez." Buna önce benim ağzım yarım açık kaldı, ardından Kuzey'in. Arda sesli küfür etti, Buse ve Egemen ise sanki bizden dayak istiyorlarmış gibi gülmeyi sürdürdüler. Bu tam bir şerefsizlikti, Uzay'dan bile bu kadarını beklemezdim. Tamam, öpüşmeyi o kadar kafaya takan insanlar değildik ama Uzay'ın amacı bu değildi ve buradaki herkes bunu çoktan anlamıştı. Egemen ve Buse bile bu sarhoş kafalarıyla bunu anladıkları için gülüyorlardı. "Eğer yapmazsam ne olur?" diye sordu Kuzey, Uzay kaşlarını kaldırdı. "Bu kadar korkuyorsan doğruluk deseydin. Ah, gerçi sen aslında doğru olandan korkuyordun değil mi?" "Bir boktan korktuğum yok." dedi Kuzey, yerinde doğruldu. "Ben yaparım ama karşı taraf ister mi bilemiyorum." "Kimi öpeceğine bağlı." dedi Arda, dişlerini sıkarak konuşuyordu. "İstersen ben de dene, bakalım sonuçları ne oluyor." "Hah ha." dedi Kuzey ve gözleri benim üzerime döndü. Bunu yapmak zorunda olduğunu biliyordu. Aslında bir zorunluluk olmasa bile yapardı. Şu durumda tek mantıklı seçenek bendim, bu inkar edilemezdi. Bu öpücük değil, bundan sonra neler olacağıydı önemli olan. Zaten Arda şu durumda beni de öpse, Buse'yi de öpse aynı tepkiyi verirdi muhtemelen. "Bunu siz istediniz." dedi Kuzey, ayağa kalktı ve bana doğru yürüdü. Önümde durdu, dizlerinin üzerinde eğildi ve göz göze geldik. O anda bütün bakışlar üzerimizdeydi. Bu hep gizli kalmıştı, aramızda olanlar. Onların gözü önünde hiçbir şey yapmamıştık ve şimdi buna bir oyunun sebep olacak olması korkunçtu. Nefesler tutuldu, herkes merakla o anı bekledi. Herkesin merakla beklediği o anda ise benim aklımda dönen tek şey buna nasıl engel olabileceğimdi...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE